🕰️ Martin Heidegger’e Göre Varlık Ve Zaman Nedir ❓ Dasein, Kaygı, Ölüm Ve Otantik Yaşam Nasıl Açıklanır ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,197
2,711,502
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🕰️ Martin Heidegger’e Göre Varlık Ve Zaman Nedir ❓ Dasein, Kaygı, Ölüm Ve Otantik Yaşam Nasıl Açıklanır ❓


“Zaman, insanın dışında akan bir nehir değil; insanın kendi varlığını ölüm, imkân ve seçim içinde duyduğu en derin iç ufuktur.”
– Ersan Karavelioğlu

Martin Heidegger’e göre Varlık Ve Zaman, yalnızca bir felsefe kitabının adı değildir. Bu ifade, insanın dünyadaki varoluşunu anlamak için açılmış büyük bir düşünce kapısıdır. Heidegger, bu eserinde felsefenin en eski ama en çok unutulmuş sorusunu yeniden sorar: Varlık nedir ❓


Ona göre insanlar her gün birçok şeyin var olduğunu kabul eder: evler, yollar, bedenler, insanlar, düşünceler, duygular, ölüm, zaman, dünya... Fakat çoğu zaman şunu sormazlar: Bir şeyin var olması ne demektir ❓ Daha da önemlisi: Kendi varlığını anlayabilen insan nasıl bir varlıktır ❓


Heidegger’in cevabı, insanı yalnızca akıl sahibi canlı, biyolojik organizma, toplumsal birey ya da psikolojik özne olarak görmez. İnsan, onun dilinde Daseindır; yani kendi varlığını mesele edebilen, dünyada bulunan, zamana açılan, ölüme doğru yaşayan, kaygıyla sarsılan ve kendi hayatını otantik ya da sıradan biçimde sürdürebilen varlıktır.




1️⃣ Varlık Ve Zaman Nedir ❓


Varlık Ve Zaman, Heidegger’in 1927’de yayımlanan başyapıtıdır. Bu eser, 20. yüzyıl felsefesinin en etkili, en zor ve en dönüştürücü metinlerinden biridir. Kitabın temel amacı, varlığın anlamını yeniden sormaktır.


Heidegger’e göre Batı felsefesi uzun süre tek tek var olan şeylerle ilgilenmiştir. İnsan nedir, ruh nedir, madde nedir, Tanrı nedir, bilgi nedir, doğa nedir gibi sorular sorulmuştur. Fakat bütün bu sorulardan önce gelen temel soru unutulmuştur: Varlık ne demektir ❓


🕰️ Heidegger’in büyük hamlesi şudur: Varlık sorusu, zaman sorusundan ayrı düşünülemez. Çünkü insan kendi varlığını daima zaman içinde yaşar.


İnsan geçmişten gelir.
Şimdide bulunur.
Geleceğe doğru kendini tasarlar.
Ve bütün imkânlarının en uç sınırında ölümle karşılaşır.


Bu yüzden Varlık Ve Zaman, yalnızca teorik bir ontoloji kitabı değildir. Aynı zamanda insanın kaygı, ölüm, gündelik hayat, başkaları, seçim, otantiklik ve zamansallık içindeki varoluşunu açıklayan büyük bir varlık çözümlemesidir.




2️⃣ Heidegger Neden Varlık Sorusunu Yeniden Sorar ❓


Heidegger’e göre felsefenin en temel sorusu varlık sorusudur, fakat bu soru tarih boyunca unutulmuştur. İnsanlar “var olanları” incelemiş, ama “var olmanın anlamını” yeterince düşünmemiştir.


Mesela bir masa vardır. Bir ağaç vardır. Bir insan vardır. Bir düşünce vardır. Bir duygu vardır. Fakat bunların her biri farklı biçimde vardır. Taşın varlığı ile insanın varlığı aynı değildir. Bir çekicin varlığı ile bir şiirin varlığı aynı değildir. Bir ölünün varlığı ile yaşayan insanın varlığı aynı değildir.


🌌 Heidegger’in sorduğu soru tam burada derinleşir: Var olanlar farklı biçimlerde var oluyorsa, varlık ne anlama gelir ❓


Sıradan SoruHeidegger’in Derinleştirdiği Soru
İnsan nedir ❓İnsan nasıl vardır ❓
Dünya nedir ❓Dünya insan için nasıl açılır ❓
Zaman nedir ❓İnsan varoluşu neden zamansaldır ❓
Ölüm nedir ❓Ölüm insanın varlığını nasıl açığa çıkarır ❓
Hakikat nedir ❓Varlık nasıl açığa çıkar ❓

Heidegger için felsefe, hazır tanımlarla yetinemez. Felsefe, insanın en alışılmış görünen şeyleri bile yeniden şaşkınlıkla sorabilmesidir.




3️⃣ Dasein Nedir ❓


Dasein, Heidegger’in insan varlığını anlatmak için kullandığı en önemli kavramdır. Almanca’da “orada-varlık” anlamına gelir. Fakat Heidegger bu kelimeyle sıradan anlamda insanı değil, kendi varlığıyla ilişki kurabilen varlığı anlatır.


Dasein, kendisini yalnızca yaşayan bir canlı olarak bulmaz. O, kendi varlığını anlar, yorumlar, sorar, kaygılanır, seçer, kaçar, sahiplenir, unutur ve hatırlar.


📖 Dasein, varlığı sorabilen varlıktır.


Bir taş vardır; ama kendi varlığını sormaz.
Bir ağaç büyür; ama ölümünü varoluşsal bir imkân olarak düşünmez.
Bir hayvan çevresiyle ilişki kurar; fakat “ben nasıl varım ❓” diye sormaz.
İnsan ise kendi varlığına dönebilir ve onu mesele edebilir.


Varlık TürüHeidegger Açısından Durum
TaşSadece mevcuttur
BitkiYaşar, fakat varlığını sorgulamaz
HayvanÇevresi içinde yaşar
DaseinKendi varlığını anlayan ve sorabilen varlıktır

Dasein, dünyada yalnız başına duran bir nesne değildir. O, dünya içinde, başkalarıyla birlikte, geçmişten gelerek, geleceğe açılarak ve ölüme doğru yaşayarak var olur.




4️⃣ Dünya-İçinde-Varlık Ne Demektir ❓


Heidegger’e göre insan önce zihninin içinde kapalı duran bir özne, sonra dış dünyaya bakan bir göz değildir. İnsan her zaman zaten bir dünyanın içindedir. Bu yüzden Heidegger, Dasein’ı dünya-içinde-varlık olarak tanımlar.


Bu kavram modern felsefedeki özne-nesne ayrımına büyük bir eleştiridir. İnsan dünyaya dışarıdan bakmaz; dünyada yaşar. Evde oturur, yolda yürür, bir aleti kullanır, biriyle konuşur, bekler, korkar, sevinir, karar verir.


🌍 Dünya, Heidegger’de yalnızca nesnelerin toplamı değildir. Dünya, anlamların dokusudur.


Bir çekiç, fiziksel olarak tahta ve metalden oluşabilir. Fakat usta için çekiç, “çekiç” olarak, yani iş görme, tamir etme, kurma, üretme ilişkileri içinde anlam kazanır.


Bir ev sadece duvar değildir.
Bir yol sadece taş değildir.
Bir masa sadece ahşap değildir.
Bir kapı sadece nesne değildir.
Bunların hepsi insanın dünyası içinde anlam taşır.


Heidegger’in dünyası, hesaplanmış nesnelerden önce yaşanan anlam alanıdır.




5️⃣ Atılmışlık Nedir ❓


Atılmışlık, insanın kendisini seçmediği bir dünyanın içinde bulmasıdır. İnsan kendi doğumunu, zamanını, ailesini, dilini, bedenini, kültürünü, tarihini ve başlangıç koşullarını seçmez. Fakat bu seçmediği koşullar içinde yaşamaya ve seçim yapmaya başlar.


Heidegger’e göre Dasein, dünyaya kendi iradesiyle gelmez. İnsan kendisini zaten başlamış bir hayatın içinde bulur.


🌑 Atılmışlık, insanın “ben buradayım, ama buraya kendim karar vererek gelmedim” deneyimidir.


İnsan şunları seçmez:


Doğduğu çağı.
Doğduğu aileyi.
İlk dilini.
İlk kültürel anlamlarını.
Ölümlü bir bedenle var olmayı.



Fakat insan yalnızca atılmış değildir. Aynı zamanda imkânlara açılır. Yani başlangıcını seçmez; ama bu başlangıçtan hareketle hayatını nasıl yorumlayacağını seçebilir.


Atılmışlıkİmkân
Seçilmemiş başlangıçSeçilebilir yön
Verilmiş dünyaYorumlanabilir hayat
Miras alınmış dilYeni anlam kurma
Ölümlü bedenOtantik yaşam çağrısı
Tarihsel durumKendi varoluşunu sahiplenme

Bu yüzden Heidegger’de atılmışlık kadercilik değildir. İnsan dünyaya atılmıştır; ama kendi imkânlarına da açıktır.




6️⃣ Tasarı Ve İmkân Ne Anlama Gelir ❓


Heidegger’e göre insan yalnızca geçmişinden ibaret değildir. Dasein daima geleceğe doğru açılır. İnsan henüz olmadığı şeylere doğru yaşar. Bu yüzden Dasein, imkân varlığıdır.


İnsan sadece “şu anda ne ise” o değildir. İnsan aynı zamanda olabileceği şeylerle ilişki içindedir. Bir meslek seçer, bir ilişki kurar, bir hayat biçimi tasarlar, bir korkudan kaçar, bir hedefe yönelir, bir anlamı sahiplenir.


🌿 İnsan, var olan bir nesne gibi tamamlanmış değildir; kendi imkânlarına doğru açılan bir varlıktır.


Bir taş sadece olduğu şeydir.
İnsan ise olabileceği şeylerle birlikte yaşar.


Bu nedenle Heidegger’de insanın varlığı sabit bir tanım değil, açık bir yöneliştir. İnsan kendini daima geleceğe doğru taşır.


Fakat bütün imkânların en son sınırı vardır: ölüm. İnsan ne kadar imkâna açılırsa açılsın, en kesin imkânı kendi ölümüdür. Bu yüzden Heidegger’de gelecek, ölüm bilinciyle derinleşir.




7️⃣ Kaygı Nedir ❓


Heidegger’de kaygı, sıradan korkudan farklıdır. Korku belirli bir şeye yönelir. İnsan köpekten, hastalıktan, işini kaybetmekten veya karanlık bir sokaktan korkabilir. Fakat kaygı daha belirsiz, daha derin ve daha varoluşsaldır.


Kaygıda insan belirli bir nesneden değil, bütün varoluşunun temelsizliğinden sarsılır. Dünya bir an için tanıdık güvenini kaybeder. Gündelik anlamlar gevşer. İnsan kendi varlığının çıplaklığıyla karşılaşır.


🕯️ Kaygı, Dasein’ı kendi varoluşunun derinliğine çağırır.


Kaygı anında insan şunu hissedebilir:


Gündelik hayat eskisi kadar sağlam değildir.
Herkesin yaptığı şeyler birden anlamsızlaşır.
İnsan kendi yalnız varlığını fark eder.
Ölüm, zaman ve hiçlik düşüncesi yaklaşır.
Kendi hayatını gerçekten yaşayıp yaşamadığını sorgular.



Heidegger için kaygı sadece psikolojik bir rahatsızlık değildir. Kaygı, insanı “onlar”ın uyuşuk dünyasından çekip kendi varoluşuna döndürebilir.


🌌 Bu yüzden kaygı, insanı hem sarsar hem de uyandırır.




8️⃣ Ölüm Heidegger’de Neden Merkezîdir ❓


Heidegger’e göre Dasein, ölüme-doğru-varlıktır. İnsan yalnızca bir gün ölecek olan canlı değildir; öleceğini bilen ve bu bilgiyle yaşayan varlıktır.


Ölüm, insanın en kişisel ve en devredilemez imkânıdır. Kimse bizim yerimize ölemez. Başkaları bizimle birlikte yaşayabilir, bizimle acı çekebilir, bizi sevebilir; fakat ölümümüzü bizim yerimize yaşayamaz.


🕯️ Ölüm, insanın kendi varlığını en kişisel biçimde fark ettiği sınırdır.


Gündelik hayatta ölüm çoğu zaman uzaklaştırılır. “İnsanlar ölür” denir. Ölüm haber olur, sayı olur, başkalarının başına gelen olay olur. Fakat Heidegger, insanı bu kaçıştan çıkarır: Ben öleceğim. Bu hayat sınırlı. Bu imkân bana ait.


Gündelik Ölüm AnlayışıHeidegger’in Ölüm Bilinci
Ölüm başkalarının başına gelirÖlüm benim en kişisel imkânımdır
Ölüm ertelenirÖlüm hayatı şimdi belirler
Ölüm unutulurÖlüm otantikliği açar
Ölüm sıradanlaştırılırÖlüm varoluşu ciddileştirir

Heidegger için ölüm bilinci, insanı karamsarlığa hapsetmek zorunda değildir. Tam tersine, insanı kendi hayatını daha sahici biçimde sahiplenmeye çağırır.




9️⃣ Otantik Yaşam Nedir ❓


Otantik yaşam, insanın kendi varoluşunu başkalarının ortalama beklentilerine, kalabalığın alışkanlıklarına ve gündelik kaçışlara bırakmadan sahiplenmesidir.


Heidegger’e göre insan çoğu zaman otantik yaşamaz. Gündelik hayatın içinde “herkes gibi” olur. Herkes nasıl düşünüyorsa öyle düşünür. Herkes neye önem veriyorsa ona önem verir. Herkes nasıl yaşıyorsa öyle yaşar.


Fakat ölüm bilinci ve kaygı, insanı bu ortalama yaşantıdan uyandırabilir.


🌿 Otantik insan, kendi hayatının sınırlı olduğunu bilerek kendi imkânlarını sahiplenen insandır.


Otantik yaşam şudur:


Kendi ölümünü ciddiye almak.
Kendi imkânlarını fark etmek.
Hayatı başkalarının beklentilerine bütünüyle teslim etmemek.
Gündelik kalabalığın içinde kaybolmamak.
Kendi varoluşunu sorumlulukla üstlenmek.



Otantiklik, toplumdan kaçmak değildir. İnsan yine başkalarıyla yaşar. Fakat artık kendisini bütünüyle anonim kalabalığın akışına bırakmaz.




1️⃣0️⃣ Otantik Olmayan Yaşam Nedir ❓


Otantik olmayan yaşam, insanın kendi varoluşunu fark etmeden, gündelik kalabalığın akışı içinde kaybolmasıdır. Heidegger bunu ahlaki anlamda basit bir suçlama olarak kullanmaz. Otantik olmamak, insanın gündelik varoluşunun doğal eğilimidir.


İnsan çoğu zaman kendi hayatını sorgulamak istemez. Çünkü sorgulamak rahatsız eder. Ölümü düşünmek sarsar. Kaygıyla yüzleşmek zordur. Bu yüzden insan gündelik meşguliyetlere, dedikoduya, meraka, oyalanmaya ve “herkes böyle yapıyor” rahatlığına sığınır.


🪞 Otantik olmayan yaşamda insan yaşar; ama çoğu zaman kendi varlığını gerçekten sahiplenmeden yaşar.


Otantik olmayan yaşamda:


İnsan kendi ölümünü unutmaya çalışır.
Hayatı başkalarının ölçüsüyle değerlendirir.
Kendi imkânlarını kalabalığın beklentisine bırakır.
Derin sorulardan kaçar.
Sürekli meşgul olur, ama kendine dönmez.



Heidegger için bu durum insanın tamamen kötü olması anlamına gelmez. Fakat insan burada kendi varlığının derinliğini kaybeder. Otantiklik, bu kaybın fark edilmesiyle başlar.




1️⃣1️⃣ “Onlar” Kimdir ❓


Heidegger’in “onlar” kavramı, gündelik hayatın anonim kalabalığını anlatır. “Onlar” belirli bir kişi değildir. Herkestir ve hiç kimsedir. İnsan, “onlar”ın dünyasında kendisini ortalama beklentilere göre ayarlar.


“Onlar böyle der.”
“İnsanlar böyle yaşar.”
“Herkes böyle düşünür.”
“Böyle yapmak gerekir.”
“Böyle hissetmek normaldir.”


🔥 “Onlar”, insanın kendi varoluşunu kalabalığın görünmez ölçüsüne teslim etmesidir.


“Onlar” dünyasında insan çoğu zaman sorumluluğu da dağıtır. Çünkü kararın sahibi belirsizdir. Herkes konuşur ama kimse tam olarak sahiplenmez. Herkes yargılar ama kimse derin düşünmez. Herkes yaşar ama pek az kişi kendi varlığını sorar.


“Onlar” DünyasıOtantik Uyanış
Herkes gibi yaşamakKendi imkânını fark etmek
Ölümü uzaklaştırmakÖlümü kişisel imkân olarak görmek
Dedikodu ve oyalanmaSessiz düşünme
Ortalama beklentiSahici seçim
Sorumluluğu dağıtmakKendi varlığını üstlenmek

Heidegger’in uyarısı açıktır: İnsan toplumsal hayat içinde yaşar; fakat kendi varlığını bütünüyle “onlar”a bırakırsa kendini kaybeder.




1️⃣2️⃣ Zaman Heidegger’de Ne Anlama Gelir ❓


Heidegger’e göre zaman, yalnızca saatle ölçülen dışsal bir akış değildir. Zaman, Dasein’ın varoluş yapısıdır. İnsan geçmişten gelir, şimdide bulunur ve geleceğe yönelir.


İnsan geçmişini taşır.
Geleceğe imkân olarak açılır.
Şimdide dünya ile meşgul olur.


🕰️ Dasein, zamansal olduğu için kendi varlığını anlayabilir.


Heidegger’de zamanın üç boyutu yalnızca kronolojik sıra değildir. Bunlar insanın varoluşsal yapısını anlatır:


Zaman BoyutuVaroluşsal Anlam
GeçmişAtılmışlık, miras, olmuşluk
ŞimdiMeşguliyet, dünya içinde bulunma
Gelecekİmkân, tasarı, ölüm bilinci

Heidegger için gelecek çok önemlidir. Çünkü insan kendisini imkânlara doğru tasarlar. Fakat geleceğin en kesin ufku ölümdür. Ölüm, insanın bütün imkânlarını sınırlayan son imkândır.


Bu yüzden Varlık Ve Zamanda zaman, varlığı anlamanın temel ufku haline gelir.




1️⃣3️⃣ Geçmiş, Şimdi Ve Gelecek Dasein’da Nasıl Birleşir ❓


İnsan zamanı parça parça yaşamaz. Geçmiş, şimdi ve gelecek birbirinden tamamen kopuk değildir. İnsan geçmişinden gelir, geleceğe doğru yaşar ve şimdiki davranışlarını bu iki yön içinde kurar.


Bir insanın geçmişi sadece geride kalmış olaylar değildir. Geçmiş, insanın içine atıldığı mirastır. Dil, aile, kültür, travmalar, sevinçler, alışkanlıklar ve öğrenilmiş anlamlar insanın şimdisinde yaşamaya devam eder.


Gelecek de sadece henüz gelmemiş zaman değildir. Gelecek, insanın kendisini doğru tasarladığı imkân alanıdır.


🌌 İnsan, geçmişin yükü ve geleceğin imkânı arasında şimdide var olur.


Bu yüzden Heidegger’de insanın şimdisi basit bir “an” değildir. Şimdi, geçmişin taşındığı ve geleceğin açıldığı varoluşsal düğümdür.


Otantik insan, geçmişini inkâr etmez; ama ona tamamen esir de olmaz. Geleceğe açılır; ama geleceği boş bir hayal olarak değil, ölüm bilinciyle sınırlanmış ciddi bir imkân olarak kavrar.




1️⃣4️⃣ El-Altında-Olan Ve Mevcut-Olan Nedir ❓


Heidegger, dünyadaki şeylerle ilişkimizi açıklarken iki önemli ayrım yapar: el-altında-olan ve mevcut-olan.


El-altında-olan, bir şeyi gündelik kullanım içinde, işleviyle ve anlam ağıyla deneyimlememizdir. Mesela çekiç, ustanın elinde sadece fiziksel bir nesne değildir; çivi çakmaya yarayan araçtır. İnsan onu teorik olarak incelemeden kullanır.


Mevcut-olan ise bir şeyi karşımızda duran nesne olarak teorik biçimde ele almamızdır. Çekiç kırıldığında ya da kullanılamaz hale geldiğinde, onu bir nesne olarak fark ederiz.


🔨 Heidegger bu ayrımla şunu gösterir: İnsan dünyayı önce teorik olarak bilmez; önce pratik olarak yaşar.


KavramAnlamı
El-altında-olanKullanım içinde anlam kazanan şey
Mevcut-olanKarşımızda nesne olarak duran şey
Gündelik dünyaAraçlar ve ilişkiler ağı
Teorik bakışNesneyi gözlemleme hali

Bu ayrım, Heidegger’in dünyayı yalnızca nesneler toplamı olarak görmediğini gösterir. Dünya, insanın içinde yaşadığı, kullandığı, ilişki kurduğu ve anlamlandırdığı bir yapıdır.




1️⃣5️⃣ Hakikat Varlık Ve Zaman’da Nasıl Anlaşılır ❓


Heidegger’e göre hakikat yalnızca bir cümlenin doğru olması değildir. Klasik anlayışta hakikat çoğu zaman düşüncenin nesneye uygunluğu olarak görülür. Heidegger ise daha köklü bir hakikat anlayışı önerir: açığa çıkma.


Hakikat, gizli olanın açığa çıkmasıdır. Varlık, insanın dünyasında belirli biçimlerde kendini gösterir. Fakat her açığa çıkış aynı zamanda bir gizlenme de taşır. Çünkü bir şeyi belli bir açıdan görmek, başka yönlerin örtülü kalması anlamına gelebilir.


🌌 Hakikat, Heidegger’de varlığın açıklığıdır.


İnsan hakikate yalnızca soyut akılla ulaşmaz. Bazen kaygıda, bazen ölüm bilincinde, bazen sanat eserinde, bazen dilde, bazen gündelik bir aracın kullanımında hakikat açığa çıkar.


Hakikat şurada belirir:


Dünyanın anlamlı açılışında.
Dasein’ın kendi varlığını fark etmesinde.
Otantik karar anında.
Ölüm bilincinin açıklığında.
Varlığın gizlenip açılma hareketinde.



Bu nedenle Heidegger’in hakikat anlayışı, bilgi teorisinden daha derin bir varlık meselesidir.




1️⃣6️⃣ Vicdanın Çağrısı Ne Demektir ❓


Heidegger’de vicdanın çağrısı, insanı “onlar”ın dünyasından çıkarıp kendi varoluşuna çağıran sessiz bir uyarıdır. Bu çağrı ahlaki emirler listesi değildir. Vicdan burada “şunu yap, bunu yapma” diyen sıradan bir ahlak sesi değil; Dasein’ı kendi sahici imkânına çağıran varoluşsal sestir.


Vicdanın çağrısı gürültülü değildir. Sessizdir. İnsanı dış kalabalıktan içsel açıklığa çeker.


🕯️ Vicdan, insana şunu fısıldar: Kendi hayatını başkalarının içinde unutma.


Bu çağrı insana şunları hatırlatır:


Sen kendi ölümüne doğru yaşıyorsun.
Bu hayat senin.
İmkânlarını sen üstlenmelisin.
Kalabalığın içinde kaybolma.
Kendi varoluşunu sahiplen.



Heidegger’de vicdan, suçluluk duygusundan daha derindir. İnsan, kendi varoluşunu tam olarak üstlenmediği için eksik kalır. Vicdan bu eksikliği duyurur ve insanı otantik yaşama çağırır.




1️⃣7️⃣ Kararlılık Nedir ❓


Kararlılık, Dasein’ın kendi varoluşunu otantik biçimde üstlenmesidir. İnsan, kaygı ve ölüm bilinciyle sarsıldıktan sonra kendi imkânlarına doğru daha sahici bir şekilde yönelir.


Kararlılık, rastgele inat etmek değildir. Kararlılık, insanın kendi faniliğini, atılmışlığını ve imkânlarını fark ederek yaşamını sahiplenmesidir.


🌿 Kararlı insan, “onlar”ın içinde kaybolmadan kendi varlığını üstlenir.


Kararlılık şunları içerir:


Ölüm bilincinden kaçmamak.
Kendi imkânlarını seçmek.
Sorumluluğu kalabalığa dağıtmamak.
Geçmişini sahiplenmek.
Geleceğe açık ama fanilik bilinciyle yaşamak.



Heidegger’de kararlılık, insanı soyut bir kahramana dönüştürmez. İnsan hâlâ dünyadadır, başkalarıyladır, gündelik işler içindedir. Fakat artık bu dünyanın içinde daha uyanık, daha sahiplenmiş ve daha sahici biçimde bulunur.




1️⃣8️⃣ Varlık Ve Zaman Bugünün İnsanına Ne Söyler ❓


Bugünün insanı hız, teknoloji, tüketim, sosyal medya, iş temposu, beklenti, performans ve sürekli meşguliyet içinde yaşıyor. Her şey akıyor, her şey ölçülüyor, her şey paylaşılıyor; fakat insan bazen kendi varlığını sormayı unutuyor.


Heidegger bugün bize şunu sorardı:


Gerçekten yaşıyor musun, yoksa sadece meşgul müsün ❓
Kendi hayatını mı sürdürüyorsun, yoksa “onlar”ın hayatını mı tekrar ediyorsun ❓
Ölümünü hatırlıyor musun, yoksa onu haberlerin içine mi gömüyorsun ❓
Dünyayı anlam alanı olarak mı görüyorsun, yoksa sadece kullanılacak kaynak olarak mı ❓



🌑 Modern insanın en büyük tehlikesi, kendi varoluşunu unutacak kadar meşgul olmasıdır.


Varlık Ve Zaman, bugünün insanına yavaşlamayı, düşünmeyi, ölüm bilinciyle yaşamayı, kaygıdan kaçmamayı, kendi imkânlarını sahiplenmeyi ve kalabalığın ortalama beklentileri içinde erimemeyi hatırlatır.


Bu yüzden Heidegger’in kitabı hâlâ canlıdır. Çünkü modern insan hâlâ aynı soruyla karşı karşıyadır: Ben burada nasıl varım ❓




1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ İnsan Zamanın İçinde Kendi Varlığını Nasıl Sahiplenir ❓


Martin Heidegger’e göre Varlık Ve Zaman, insanın kendisini yeniden en derin yerinden sormasıdır. İnsan yalnızca yaşayan bir beden, düşünen bir zihin, çalışan bir varlık veya toplumsal bir rol değildir. İnsan, kendi varlığını anlayabilen, ölümünü bilen, zamana açılan, kaygıyla sarsılan, dünyada bulunan ve kendi hayatını otantik biçimde sahiplenme imkânı taşıyan varlıktır.


Heidegger bize şunu hatırlatır: İnsan dünyaya dışarıdan bakan bir seyirci değildir. İnsan zaten dünyanın içindedir. Dilin, bedenin, tarihin, başkalarının, araçların, hatıraların, korkuların, beklentilerin ve ölümün içinde var olur. Bu yüzden insanın hakikati, soyut tanımlardan önce yaşadığı dünyanın içinde belirir.


🕰️ Zaman, Heidegger’de yalnızca geçen dakikalar değildir. Zaman, insanın geçmişten gelip geleceğe açılarak şimdide kendini kurmasıdır. İnsan geçmişini taşır, geleceğe yönelir ve ölümün kesin ufku içinde kendi imkânlarını seçer. Bu nedenle zaman, insanın dışında akan mekanik bir çizgi değil; insan varoluşunun içsel mimarisidir.


Kaygı insanı sarsar. Ölüm insanı çağırır. Vicdan insanı uyandırır. Otantiklik insanı kendi hayatına geri döndürür. “Onlar” insanı kalabalıkta eritmek ister; fakat Dasein, kendi varlığını sahiplenerek bu erimeye karşı uyanabilir.


Heidegger’in düşüncesi bize kolay bir mutluluk vaadi sunmaz. Fakat derin bir uyanış çağrısı bırakır: Kendi varlığını unutma. Ölümünü unutma. Zamanını unutma. Kalabalığın içinde kendini kaybetme. Dünya içinde yaşadığını fark et. Hayatını başkalarının ortalama cümlelerine teslim etme.


Çünkü insan, ancak kendi faniliğini ciddiye aldığında hayatını gerçekten sahiplenmeye başlayabilir.


“İnsan zamanı tüketmez; zamanın içinde kendi varlığını ya unutur ya da ölümün açıklığında yeniden bulur.”
– Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt