📖 Mâide Suresi 94. Ayette “Ey İman Edenler! Allah Sizi Ellerinizin ve Mızraklarınızın Erişebileceği Bir Avla Mutlaka Sınayacaktır ki Kendisine

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,442
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 94. Ayette “Ey İman Edenler! Allah Sizi Ellerinizin ve Mızraklarınızın Erişebileceği Bir Avla Mutlaka Sınayacaktır ki Kendisine Görmeden Saygı Duyanları Ortaya Çıkarsın; Bundan Sonra Kim Haddi Aşarsa Onun İçin Acı Bir Azap Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 94. ayet, insanın gerçek takvâsının yalnızca yasak uzaktayken değil, yasak kolayca ulaşılabilir hâle geldiğinde ortaya çıktığını gösterir. İmtihan bazen mahrumiyet değil, elinin hemen altında duran şeye dokunmamayı başarabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 94. ayet, önceki ayetlerde içki, kumar, helâl-haram sınırları ve takvâ üzerinde durulduktan sonra son derece somut bir imtihan örneğine geçer:


Av.


Özellikle ihram hâlindeki müminlerin avlanma yasağı bağlamında, av hayvanlarının insanlara son derece yaklaşabileceği bir sınavdan söz edilir.


Öyle ki hayvanlara;


elle


veya


mızrakla


ulaşmak mümkündür.


İşte tam burada imtihanın özü ortaya çıkar:


Yapabilecek durumdasın ama yapmıyorsun.


Çünkü seni insanlardan kimse görmese bile Allah’ın gördüğünü biliyorsun.


Bu nedenle Mâide 94 yalnızca avcılık hakkında değildir.


Aynı zamanda gizli takvâ, fırsat karşısında irade, kolay ulaşılabilen haram, sınavın anlamı ve insanın kimse görmezken kim olduğu hakkında çok derin bir ayettir.


1️⃣ “Ey İman Edenler” Hitabı Neden Yine Müminlere Yöneltiliyor ❓


Çünkü iman, imtihanın sona ermesi anlamına gelmez.


Tam tersine insan iman ettikten sonra:


“İnandığını hayatın içinde gösterecek misin?”


sorusuyla karşılaşır.


Kur’an mümini kusursuz biri olarak değil, sürekli sınanan biri olarak görür.


Dolayısıyla:


İman ettim.


demek yolculuğun sonu değil, çoğu zaman sorumluluğun başlangıcıdır.


2️⃣ “Allah Sizi Mutlaka Sınayacaktır” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet burada imtihan fikrini açık biçimde ortaya koyar.


İnsan hayatında bazı durumlarla karşılaşır ve bu durumlar onun;


sabır,


itaat,


dürüstlük,


takvâ


ve irade


seviyesini görünür hâle getirir.


Allah’ın bilmesi için yeni bilgi edinmesi söz konusu değildir.


İslam inancında Allah zaten her şeyi bilir.


İmtihan, insanın içindeki tercihin fiile dönüşerek ortaya çıkması anlamında anlaşılır.


3️⃣ Allah Zaten Her Şeyi Biliyorsa Neden İnsanları Sınar ❓


Bu çok önemli bir sorudur.


Kur’an’ın Tanrı anlayışında Allah geleceği öğrenmek için sınav yapmaz.


İmtihanın amacı insanın;


niyetini,


tercihini


ve karakterini


yaşanmış bir gerçekliğe dönüştürmesidir.


Bir insan:


“Ben asla yapmam.”


diyebilir.


Ama gerçek sınav, fırsat karşısına geldiğinde başlar.


İmtihan insanın ne olduğunu Allah’a öğretmez.


İnsanın neyi seçtiğini ortaya çıkarır.


4️⃣ Ayetteki Av Sınavı Nedir ❓


Bağlamda özellikle ihram hâlindeyken avlanma yasağı söz konusudur.


Müminler hac veya umre için kutsal hâle girdiklerinde kara avı konusunda belirli sınırlara tabi tutulurlar.


Ayet, av hayvanlarının onlara çok yaklaşabileceğini bildirir.


Yani yasak yalnızca teorik değildir.


Hayvan önündedir.


Yakındır.


Ulaşılabilir durumdadır.


Ama insan yine de sınırı korumalıdır.


5️⃣ “Ellerinizin Erişebileceği Av” Ne Demektir ❓


Bu ifade, küçük veya insana çok yaklaşmış hayvanları düşündürür.


Yani kişi neredeyse hiçbir araç kullanmadan bile avı yakalayabilir.


Buradaki mesaj çok güçlüdür:


İmtihan bazen ulaşılması zor bir şey değildir.


Tam tersine:


Elinin altındadır.


İnsan harama ulaşamadığı için değil, ulaşabildiği hâlde uzak duruyorsa iradesi daha açık biçimde görünür.


6️⃣ “Mızraklarınızın Erişebileceği Av” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade daha büyük veya biraz mesafedeki av hayvanlarını düşündürür.


Yani avlanmak gerçekten mümkün durumdadır.


Kişi yalnızca:


“Zaten yapamazdım.”


diyemez.


Yapabilmektedir.


Ama Allah’ın koyduğu sınır sebebiyle yapmamaktadır.


İşte ahlaki iradenin önemli bir boyutu budur:


Gücün yettiği hâlde kendini sınırlayabilmek.


7️⃣ Gerçek Takvâ Fırsat Olmadığında mı, Fırsat Varken mi Belli Olur ❓


Asıl sınav çoğu zaman fırsat varken ortaya çıkar.


Hırsızlık yapma imkânın yoksa çalmamak kolaydır.


Kimse sana rüşvet teklif etmiyorsa rüşvet almamak kolaydır.


Kimsenin sırrına ulaşamıyorsan onu yaymamak kolaydır.


Ama fırsat geldiğinde:


“Kimse görmüyor.”


diyebileceğin hâlde vazgeçebiliyorsan takvâ başka bir anlam kazanır.


Mâide 94 tam da bu noktaya dokunur.


8️⃣ “Allah Kendisine Görmeden Saygı Duyanları Ortaya Çıkarsın” Ne Demektir ❓


Buradaki vurgu gaybda Allah’tan sakınmak fikridir.


Yani insan Allah’ı gözleriyle görmez.


Ama O’nun kendisini gördüğüne inanır.


Bu inanç davranışı etkiler.


Kimse görmezken de:


yalan söylemez,


haksızlık yapmaz,


emanete ihanet etmez,


sınırı aşmaz.


İşte bu, takvânın en samimi biçimlerinden biridir.


9️⃣ İnsanların Görmediği Yerde Ahlak Neden Daha Gerçek Bir Ölçüdür ❓


Çünkü toplum önünde iyi görünmek bazen itibar kaygısıyla mümkün olabilir.


İnsan:


“Beni ayıplamasınlar.”


diye yanlış yapmayabilir.


Ama yalnız kaldığında onu durduran ne olacaktır?


Eğer yine doğruyu seçiyorsa davranış artık yalnızca sosyal baskıdan kaynaklanmıyordur.


Orada vicdan ve Allah bilinci devreye girmiştir.


🔟 “Kimse Görmüyor” Düşüncesi Neden Tehlikelidir ❓


Çünkü insan kendisini görünmez sandığında sınırlarını daha kolay aşabilir.


Gizli;


para,


mesaj,


hesap,


fırsat


veya ilişki


insanın karakterini sınayabilir.


Mâide 94 bu psikolojiyi çok eski bir av örneği üzerinden anlatır.


Fakat prensip bugün de aynıdır:


Gizlilik sorumluluğu ortadan kaldırmaz.


1️⃣1️⃣ Takvâ Sadece Korku mudur ❓


Hayır.


Takvâ yalnızca cezadan korkmak değildir.


Allah’ın huzurunda yaşadığının farkında olmaktır.


Bu bilinç;


sevgi,


saygı,


sorumluluk


ve sakınmayı


birlikte taşır.


İnsan:


“Yakalanır mıyım?”


diye değil,


“Bu doğru mu?”


diye düşünmeye başlar.


Bu, ahlakın daha olgun seviyesidir.


1️⃣2️⃣ Neden Yasak Olan Şey Bazen İnsana Daha Çekici Gelir ❓


Çünkü sınır konulduğunda insan arzusu bazen o sınıra daha fazla yönelir.


Psikolojik olarak:


“Yapma.”


denilen şey merak uyandırabilir.


İmtihan tam da burada ortaya çıkar.


İnsan her istediğini yapmak zorunda olmadığını öğrenir.


Olgunluk, arzunun var olmaması değil;


arzunun insanı yönetmemesidir.


1️⃣3️⃣ Avın Çok Yaklaşması İmtihanı Neden Ağırlaştırır ❓


Çünkü fırsat ile yasak arasındaki mesafe ortadan kalkmıştır.


İnsan:


“Ben zaten ulaşamıyordum.”


diyemez.


İşte burada irade gerçek biçimde sınanır.


Bir şeyi yapabilecek olmak ile onu yapmaya hakkın olması aynı şey değildir.


Mâide 94’ün modern dünyaya taşıdığı önemli derslerden biri budur:


İmkân, meşruiyet değildir.


1️⃣4️⃣ Bir Şeyi Yapabilmek Onu Yapmayı Haklı Kılar mı ❓


Hayır.


Teknoloji sana birinin özel bilgisine ulaşma imkânı verebilir.


Ama bu onu okuma hakkı vermez.


Gücün bir insanı ezmeye yetebilir.


Ama bu onu ezmeyi doğru yapmaz.


Paran istediğin şeyi almaya yetebilir.


Ama o şey haramsa paran onu helâlleştirmez.


Mâide 94’ün mantığıyla:


Gücün yetmesi, sınırın kalkması değildir.


1️⃣5️⃣ “Bundan Sonra Kim Haddi Aşarsa” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki “bundan sonra”, hükmün ve sınırın açıkça bildirilmesinden sonrasını ifade eder.


İnsan artık neyin yasak olduğunu bilmektedir.


Buna rağmen bilinçli biçimde sınırı aşarsa sorumluluğu ağırlaşır.


Bu, önceki ayetlerde gördüğümüz önemli ilkeyle uyumludur:


Bilgi geldikçe sorumluluk artar.


1️⃣6️⃣ “Acı Bir Azap” Uyarısı Neden Bu Kadar Serttir ❓


Çünkü burada mesele yalnızca bir hayvan avlamak değildir.


Asıl mesele:


Allah’ın koyduğu sınırı bile bile çiğnemek


ve bunu küçümsemektir.


İnsan yasağı önemsiz görmeye başladığında kendi arzusunu ilahî sınırın üzerine çıkarabilir.


Bu nedenle küçük görünen bir davranışın arkasında daha büyük bir problem bulunabilir:


İtaat mi, arzu mu belirleyici olacak?


1️⃣7️⃣ Mâide 93 ve 94 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Mâide 93 geçmişte, hüküm gelmeden önce yapılanlardan dolayı müminlerin sorumlu tutulmayacağını açıklamıştı.


Mâide 94 ise hüküm ve sınav açıklandıktan sonra insanın sorumluluğunu gösterir.


Bu çok güçlü bir geçiştir:


Dün bilmiyordun → sorumluluk farklıydı.


Bugün biliyorsun → şimdi seçim senin.



Kur’an böylece bilgi ile ahlaki sorumluluk arasında açık bir bağ kurar.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


Karakterin, kimse seni görmediğinde verdiğin kararlarda ortaya çıkar.


Bir kasada fazla para verildiğinde...


Birinin telefonu açık kaldığında...


Bir iş yerinde denetim olmadığında...


İnternette kimliğin gizliyken...


Bir yanlış yapabileceğini ve muhtemelen yakalanmayacağını düşündüğünde...


Ne yaparsın?


Mâide 94’ün av sahnesi, bugün bütün bu durumların ahlaki aynası olabilir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 94. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 94. ayet, imtihan hakkında çok derin bir gerçeği ortaya koyar:


İmtihan her zaman zor ulaşılır şeylerle olmaz.


Bazen tam tersine, yasak sana yaklaşır.


Elinin uzanacağı kadar.


Bir mızrak mesafesi kadar.


Bir tık kadar.


Bir imza kadar.


Bir yalan kadar.


Bir fırsat kadar.


Ve kimse seni görmüyor gibi gelir.


İşte o anda asıl soru başlar:


Sen kimsin?


İnsan toplum içinde ahlaklı görünmek isteyebilir.


Çünkü itibarı vardır.


Ailesi görür.


Arkadaşları görür.


Yöneticisi görür.


Ama bütün gözler ortadan kalktığında geriye ne kalır?


Mâide 94’ün cevabı:


Allah bilinci.


Gerçek takvâ, gözetim kameralarının olmadığı yerde de çalışır.


Gerçek dürüstlük, yakalanma ihtimali sıfıra yakınken de dürüst kalabilmektir.


Gerçek sadakat, sınırı aşmanın kolay olduğu anda ortaya çıkar.


Bu nedenle ayette avın kolayca ulaşılabilir hâle gelmesi tesadüf değildir.


İnsan yalnızca yoksunlukla değil, bollukla da sınanır.


Yalnızca yapamamakla değil, yapabilecek olmakla da sınanır.


Yalnızca kaybetmekle değil, elde etmekle de sınanır.


Ve belki de modern insan için bu ayetin en güçlü cümlesi şudur:


Bir şeyi yapabiliyor olman, onu yapman gerektiği anlamına gelmez.


Teknoloji imkân verir.


Para imkân verir.


Güç imkân verir.


Gizlilik imkân verir.


Ama ahlak, bütün bu imkânların önüne:


“Bunu yapmaya hakkım var mı?”


sorusunu koyar.


İşte takvâ burada başlar.


Kimse görmüyorken.


Kimse öğrenmeyecekken.


Fırsat önündeyken.


Ve insan yine de:


“Allah’ın sınırı var.”


diyebiliyorsa, imtihanın en derin anlamlarından birini yaşamış olur.


“Mâide Suresi 94. ayet, gerçek takvânın yasak uzaktayken değil, elinin altındayken ortaya çıktığını öğretir. İnsanın karakteri çoğu zaman yapamadığı şeylerle değil, yapabileceği hâlde Allah’ın sınırı için vazgeçebildiği şeylerle anlaşılır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt