📖 Mâide Suresi 104. Ayette “Onlara ‘Allah’ın İndirdiğine ve Peygamber’e Gelin’ Denildiğinde ‘Atalarımızı Üzerinde Bulduğumuz Yol Bize Yeter’ Derler;

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,442
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 104. Ayette “Onlara ‘Allah’ın İndirdiğine ve Peygamber’e Gelin’ Denildiğinde ‘Atalarımızı Üzerinde Bulduğumuz Yol Bize Yeter’ Derler; Ya Ataları Hiçbir Şey Bilmiyor ve Doğru Yolu Bulamamış İseler de mi?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 104. ayet, geçmişe saygı ile geçmişi sorgulanamaz hâle getirmek arasındaki farkı gösterir. Bir düşüncenin bize atalarımızdan miras kalmış olması onu otomatik olarak yanlış yapmaz; fakat yalnızca miras kalmış olması da onu hakikat hâline getirmez.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 104. ayet, bir önceki ayette anlatılan insan yapımı dini gelenekler konusunu doğrudan insanın zihinsel tutumuna taşır.


Mâide 103’te bazı cahiliye uygulamalarının Allah’a nispet edildiği anlatılmıştı.


Şimdi şu soru sorulur:


Bu insanlar neden böyle geleneklere tutunuyordu?


Cevap çok tanıdıktır:


“Atalarımızı böyle yaparken bulduk.”


Kur’an ise bu düşünceyi kökünden sorgular.


Ataların değerini reddetmez.


Geçmişi bütünüyle küçümsemez.


Ama çok güçlü bir ölçü getirir:


Ataların doğru olduğunu nereden biliyorsun?


1️⃣ “Allah’ın İndirdiğine Gelin” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki çağrı insanın düşünce ve davranışlarının vahiy ile yeniden değerlendirilmesi anlamına gelir.


Yani ölçü yalnızca:


gelenek,


alışkanlık,


toplum


veya aile


değildir.


İnsan:


“Allah bu konuda ne bildirdi?”


diye sormalıdır.


Bu, vahyin insan kültürünü değerlendiren daha yüksek bir ölçü olarak sunulmasıdır.


2️⃣ “Peygamber’e Gelin” İfadesi Neden Ayrıca Söylenmiştir ❓


Çünkü vahiy yalnızca metin olarak iletilmez.


Peygamber onu;


açıklar,


uygular,


öğretir


ve hayatında örneklendirir.


Bu nedenle Kur’an:


Allah’ın indirdiğine


ve:


Peygamber’e


yönelmeyi birlikte zikreder.


Mesaj ile onu insanlara taşıyan peygamberlik pratiği birbirinden tamamen kopuk değildir.


3️⃣ “Atalarımızı Üzerinde Bulduğumuz Yol Bize Yeter” Ne Demektir ❓


Bu ifade düşüncenin kapanmasını temsil eder.


İnsan artık:


“Doğru olan ne?”


diye sormaz.


Şöyle düşünür:


“Biz hep böyle yaptık.”


Bu cümle bazen araştırmanın sonu hâline gelir.


Gelenek, delilin yerine geçer.


Alışkanlık, hakikatin ölçüsü olur.


Kur’an işte bu zihinsel rahatlığı sorgular.


4️⃣ Ataların Yolunu İzlemek Her Zaman Yanlış mıdır ❓


Hayır.


Bu ayetin mesajı:


“Atalarınızdan gelen her şeyi reddedin.”


değildir.


Atalardan;


ahlak,


bilgelik,


zanaat,


aile kültürü,


dil


ve güzel gelenekler


miras alınabilir.


Sorun geçmişten gelmesi değil, sorgulanamaz kabul edilmesidir.


Doğru olan gelenek korunabilir.


Yanlış olan ise düzeltilmelidir.


5️⃣ Kur’an Neden Körü Körüne Taklidi Eleştiriyor ❓


Çünkü taklit insanın düşünme sorumluluğunu başkasına devredebilir.


İnsan şöyle diyebilir:


“Ben düşünmedim; büyüklerim öyle söyledi.”


Ama Kur’an bireyi ahlaki ve dini sorumluluğun öznesi olarak görür.


İnsan başkasının aklıyla tamamen yaşayamaz.


Kendisinin de:


düşünmesi,


anlaması



ve seçmesi


gerekir.


6️⃣ “Atalarımız Böyle Yapıyordu” Neden Tek Başına Delil Değildir ❓


Çünkü geçmiş insanlar da yanılabilir.


İnsan olmak yanılabilir olmak demektir.


Bir davranış;


yüz yıl,


beş yüz yıl


veya bin yıl


tekrar edilmiş olabilir.


Ama tekrar süresi onu otomatik olarak doğru yapmaz.


Bir yanlış çok eski olabilir.


Eskilik doğruluk garantisi değildir.


7️⃣ Peki Eski Olanın Hiç mi Değeri Yoktur ❓


Elbette vardır.


Uzun süre yaşamış gelenekler bazen büyük tecrübe birikimi taşır.


Bu nedenle yeni olan her şeyin doğru, eski olan her şeyin yanlış olduğunu söylemek de başka bir hatadır.


Kur’an’ın istediği şey:


eskiye tapmamak,


ama:


eskiyi düşünmeden çöpe de atmamak.


Ölçü yine hakikat ve faydadır.


8️⃣ “Ya Ataları Hiçbir Şey Bilmiyor İseler?” Sorusu Neden Bu Kadar Serttir ❓


Bu retorik soru, geleneği mutlaklaştırmanın mantıksal sorununu ortaya çıkarır.


Bir insan:


“Atam yaptı, demek ki doğrudur.”


diyorsa şu ihtimali hiç düşünmemektedir:


Ya atası yanıldıysa?


Kur’an insanı tam burada düşünmeye zorlar.


Saygı duyduğun kişi de hata yapabilir.


Sevdiğin kişi de yanlış öğrenmiş olabilir.


9️⃣ Ataları Eleştirmek Saygısızlık mıdır ❓


Hayır.


Bir insan atalarını sevip onların bazı düşüncelerini yanlış bulabilir.


Saygı ile eleştiri birbirini dışlamaz.


Olgun yaklaşım:


“Onlar kendi şartlarında böyle düşündüler; fakat bugün elimizdeki deliller bize başka bir şey gösteriyor.”


diyebilmektir.


Geçmişi sorgulamak, geçmişe hakaret etmek değildir.


🔟 Aileden Öğrenilen Din Hiç Sorgulanmamalı mı ❓


Sorgulanabilir.


Hatta bilinçli inanç açısından sorgulama önemli olabilir.


İnsan çocukken dini çoğunlukla ailesinden öğrenir.


Fakat yetişkin olduğunda:


“Ben neden buna inanıyorum?”


“Dayanağı nedir?”


“Kur’an gerçekten ne söylüyor?”



gibi sorular sorabilir.


Böylece miras alınan inanç, bilinçli tercihe dönüşebilir.


1️⃣1️⃣ Gelenek Nasıl Dinin Yerine Geçebilir ❓


Bu süreç genellikle yavaş gerçekleşir.


Önce bir alışkanlık oluşur.


Sonra herkes yapmaya başlar.


Sonra insanlar:


“Böyle yapmak gerekir.”


der.


Bir sonraki nesilde:


“Bu dinin emridir.”


denmeye başlanabilir.


Sonunda kimse ilk kaynağı araştırmaz.


Mâide 104 işte bu dönüşümü sorgular.


1️⃣2️⃣ Toplum Baskısı İnsanların Gelenekleri Sorgulamasını Neden Zorlaştırır ❓


Çünkü gelenek sadece fikir değildir.


Kimlikle bağlantılıdır.


Bir insan aile geleneğini sorguladığında:


“Bizi mi beğenmiyorsun?”


tepkisiyle karşılaşabilir.


Toplumdan dışlanma korkusu doğabilir.


Bu nedenle bazen insan yanlış olduğunu düşündüğü şeyi bile sürdürür.


Çünkü bedeli fikir değiştirmek değil, gruptan ayrılmak gibi hissedilir.


1️⃣3️⃣ Hakikati Kabul Etmek Neden Bazen Aileden Farklı Düşünmeyi Gerektirebilir ❓


Çünkü hakikat ile aidiyet her zaman aynı yerde olmayabilir.


İnsan ailesini sevebilir.


Toplumuna bağlı olabilir.


Ama doğru olduğuna inandığı konuda farklı düşünebilir.


Kur’an, hakikat karşısında soy ve gelenek bağlarını mutlaklaştırmaz.


Çünkü insanın nihai sorumluluğu:


“Ailem ne yaptı?”


değil,


“Ben bildiğim hakikat karşısında ne yaptım?”


sorusuyla ilgilidir.


1️⃣4️⃣ Bu Ayet Gelenekçi Olmayı mı Eleştiriyor ❓


Belirli bir kültürel veya siyasi kimlik anlamındaki “gelenekçilik”ten söz etmiyor.


Eleştirdiği şey daha temel bir tavırdır:


Delilsiz kör taklit.


Bir insan gelenekleri önemseyebilir.


Ama gerektiğinde onları eleştirebilir.


Başka biri modern fikirleri savunabilir ama onları da sorgulamadan taklit edebilir.


Dolayısıyla kör taklit sadece geçmişe bağlı insanlarda olmaz.


Modern olan da körü körüne taklit edilebilir.


1️⃣5️⃣ “Yeni Olan Doğrudur” Demek de Aynı Hatanın Tersi midir ❓


Evet.


Nasıl:


“Eski olduğu için doğrudur.”


demek yanlışsa,


“Yeni olduğu için doğrudur.”


demek de yanlıştır.


Bir düşüncenin yaşı onun doğruluğunu belirlemez.


Asıl sorular şunlardır:


Dayanağı ne?


Tutarlı mı?


Adil mi?


Gerçeklikle uyuşuyor mu?


Vahiy açısından nasıl değerlendiriliyor?


1️⃣6️⃣ Akıl ile Vahiy Bu Ayette Nasıl Birlikte Çalışıyor ❓


Ayet insanı vahye çağırırken aynı zamanda aklını kullanmaya zorlar.


Çünkü:


“Ya ataları hiçbir şey bilmiyor idiyse?”


sorusu doğrudan muhakemeye hitap eder.


Kur’an:


“Sadece inan.”


demekle yetinmez.


İnsana:


“Bu düşüncenin mantığını sorgula.”


der.


Böylece vahiy ile akıl birbirinin düşmanı değil, birbirini tamamlayan iki rehberlik alanı hâline gelir.


1️⃣7️⃣ Mâide 103 ve 104 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Mâide 103 bize sonucu göstermişti:


İnsanlar Allah’ın koymadığı bazı dini uygulamalar üretmişti.


Mâide 104 ise bu durumun zihinsel kökünü gösterir:


“Atalarımızı böyle bulduk.”


Yani süreç şöyledir:


Gelenek oluşur → nesiller tekrar eder → kaynak unutulur → gelenek kutsallaşır → Allah’a nispet edilir.


Kur’an bu zinciri:


“Gerçekten Allah böyle mi söyledi?”


sorusuyla kırar.


1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şudur:


Sana miras kalan her fikri, miras kaldığı için doğru kabul etme.


Bu sadece din için değil hayatın birçok alanı için geçerlidir.


Aileden;


önyargılar,


korkular,


düşmanlıklar,


yanlış bilgiler


ve toplumsal kalıplar


da miras kalabilir.


İnsan büyüdüğünde bunları yeniden değerlendirebilir.


Gerçek olgunluk sadece miras almak değil, mirası ayıklayabilmektir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 104. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 104. ayet insanın en güçlü psikolojik bağlarından birine dokunur:


Atalarının dünyasına.


İnsan dünyaya boş bir zihinle gelmez.


Bir aile içinde doğar.


Bir dil öğrenir.


Bir kültür edinir.


Doğru ve yanlış hakkındaki ilk fikirlerini kendisi seçmeden önce başkalarından alır.


Bu kaçınılmazdır.


Sorun burada değildir.


Asıl soru şudur:


Büyüdüğünde sana verilenleri yeniden düşünmeye cesaret edecek misin?


Çünkü bazı miraslar altındır.


Bazıları ise zincir olabilir.


Ailenden merhamet öğrendiysen onu koru.


Dürüstlük öğrendiysen büyüt.


Misafirperverlik öğrendiysen yaşat.


Ama sana bir insan grubundan nefret etmen öğretildiyse sorgula.


Allah’ın yasaklamadığı bir şeye:


“Günahtır.”


denildiyse kaynağını araştır.


Bir uygulamanın neden yapıldığını kimse bilmiyor ve tek açıklama:


“Bizde hep böyle.”


ise bir kez daha düşün.


Kur’an ataları aşağılamaz.


Ama onları yanılmazlaştırmaz.


Belki insanın atalarına gösterebileceği en büyük saygılardan biri de onların hatalarını sonsuza kadar tekrar etmemektir.


Çünkü atalarımız da insandı.


Öğrendiler.


Yanıldılar.


Doğru yaptılar.


Yanlış yaptılar.


Biz de aynı şekilde yanılabiliriz.


Bu nedenle Mâide 104 sadece geçmiş nesilleri sorgulamaz.


Aslında geleceğe doğru da bize bir soru yöneltir:


Bir gün çocukların da “Babamız böyle yapıyordu” diyecek. Sen onlara sorgulanmadan tekrar edilmesi gereken alışkanlıklar mı bırakacaksın, yoksa hakikati araştırma cesareti mi?


İşte ayetin derinliği burada ortaya çıkar.


İnsan yalnızca geçmişin mirasçısı değildir.


Aynı zamanda geleceğin atasıdır.


Bugün sorgulamadan devam ettirdiğin yanlış, yarın bir başkasının:


“Atalarımız böyle yapardı.”


dediği geleneğe dönüşebilir.


Bu yüzden Mâide 104’ün bugün için en güçlü mesajı şudur:


Atalarına saygı duy; fakat hakikati onların yerine koyma. Çünkü gerçek sadakat, geçmişi körü körüne tekrar etmek değil, doğru olanı koruyup yanlış olanı gelecek nesillere taşımamaktır.


“Mâide Suresi 104. ayet, insanı köksüzlüğe değil bilinçli mirasa çağırır. Geçmişten gelen iyiliği koru, fakat geçmişten gelen yanlışı yalnızca eski olduğu için kutsallaştırma; çünkü hakikat mirasla değil, delille ve bilinçli tercihle yaşatılır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt