📖 Mâide Suresi 115. Ayette “Allah ‘Ben Onu Size İndireceğim; Fakat Bundan Sonra Sizden Kim İnkâr Ederse, Âlemlerden Hiç Kimseye Etmediğim Bir Azapla

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,447
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 115. Ayette “Allah ‘Ben Onu Size İndireceğim; Fakat Bundan Sonra Sizden Kim İnkâr Ederse, Âlemlerden Hiç Kimseye Etmediğim Bir Azapla Ona Azap Ederim’ Buyurdu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 115. ayet, büyük bir işaretin büyük bir sorumluluk doğurduğunu öğretir. İnsan hakikati ne kadar açık biçimde görürse, onu bile bile reddetmesinin ahlaki ağırlığı da o kadar büyür.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 115. ayet, havârîlerin gökten sofra talebine verilen ilahî cevabı aktarır.


Önceki ayetlerde havârîler sofrayı istemiş, niyetlerini açıklamış ve Hz. İsa da Allah’a dua etmişti.


Şimdi cevap gelir:


“Ben onu size indireceğim.”


Fakat hemen ardından çok ağır bir uyarı yapılır:


“Bundan sonra sizden kim inkâr ederse…”


Yani mucize yalnızca bir lütuf değildir.


Aynı zamanda sorumluluğu büyüten bir delildir.


İnsan olağanüstü bir işaret talep ettiğinde ve o işaret kendisine verildiğinde artık önceki bilgi düzeyinde değildir.


Gördüğü hakikatin karşısında vereceği cevap daha ağır bir anlam taşır.


1️⃣ “Ben Onu Size İndireceğim” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Allah, Hz. İsa’nın duasına olumlu cevap verdiğini bildirir.


Gökten sofra talebi kabul edilmiştir.


Bu ifade, mucizenin kaynağını yine açık biçimde Allah’a bağlar.


Sofrayı Hz. İsa kendi bağımsız gücüyle indirmemektedir.


Allah:


“Ben indireceğim.”


buyurmaktadır.


Bu, önceki ayetlerdeki tevhid vurgusunu daha da güçlendirir.


2️⃣ Gökten Sofra Gerçekten İndirilmiş midir ❓


Ayetin zahirî anlatımı Allah’ın:


“Ben onu size indireceğim.”


dediğini gösterir.


Klasik tefsirlerin büyük bölümünde sofranın gerçekten indirildiği kabul edilmiştir.


Bununla birlikte ayrıntıları konusunda çeşitli rivayetler bulunur.


Sofrada hangi yiyeceklerin bulunduğu gibi ayrıntılar Kur’an’ın açık biçimde bildirdiği şeyler değildir.


Bu nedenle asıl mesajı, tartışmalı ayrıntıların önüne geçirmek gerekir.


3️⃣ Allah Neden Sofrayı İndirmeyi Kabul Etti ❓


Havârîler önceki ayette niyetlerini açıklamışlardı.


Yemek istiyorlardı.


Kalplerinin yatışmasını istiyorlardı.


Hz. İsa’nın kendilerine doğru söylediğini daha güçlü biçimde bilmek istiyorlardı.


Ve bu olaya şahitlik etmek istiyorlardı.


Hz. İsa da taleplerini Allah’a dua olarak sundu.


Allah bu duaya cevap verdi.


Fakat cevabın yanında çok ciddi bir şart ve uyarı geldi.


4️⃣ Neden Mucizeyle Birlikte Hemen Azap Uyarısı Yapıldı ❓


Çünkü delil büyüdükçe sorumluluk da büyür.


Bir insan hiç bilmediği bir şeyi reddettiğinde durum başkadır.


Hakikatin güçlü işaretlerini gördüğü hâlde bilinçli biçimde reddettiğinde durum başkadır.


Gökten sofra gibi olağanüstü bir mucizeyi doğrudan görmek, artık çok güçlü bir bilgi düzeyi anlamına gelir.


Bu nedenle ayet şu ilkeyi gösterir:


Büyük ayrıcalık, büyük sorumluluk getirir.


5️⃣ “Bundan Sonra Sizden Kim İnkâr Ederse” Ne Demektir ❓


Buradaki:


“bundan sonra”


ifadesi çok önemlidir.


Yani mucize görülmeden önceki durum ile mucize görüldükten sonraki durum aynı değildir.


İnsan istediği delili görmüştür.


Talep ettiği işaret gerçekleşmiştir.


Artık reddetmesi sadece bilgi eksikliğiyle açıklanamaz.


Bu nedenle inkârın ahlaki ağırlığı artar.


6️⃣ Buradaki “İnkâr” Basit Bir Şüphe mi Demektir ❓


Her şüphe inkâr değildir.


İnsan;


soru sorabilir,


anlamakta zorlanabilir,


kafası karışabilir.


İnkâr ise burada, olağanüstü delil geldikten sonra hakikati bilinçli biçimde reddetme anlamında daha ağır bir tavrı ifade eder.


Bu ayrım önemlidir:


Soru başka, bile bile reddetmek başkadır.


7️⃣ Bir Mucizeyi Gören İnsan Nasıl Hâlâ İnkâr Edebilir ❓


Çünkü insan yalnızca gözleriyle karar vermez.


Gördüğü şeyi;


yorumlar,


anlamlandırır


ve bazen çıkarlarına göre yeniden açıklamaya çalışır.


Kur’an’da birçok peygamber mucize göstermesine rağmen bazı insanların bunları:


“büyü”


diye reddettiği anlatılır.


Demek ki delil güçlü olabilir.


Ama insanın iradesi yine de reddetmeyi seçebilir.


8️⃣ Mucize İnsan İradesini Ortadan Kaldırır mı ❓


Hayır.


Eğer mucize insanı zorla iman ettirseydi, mucize gören herkes aynı sonuca ulaşırdı.


Oysa Kur’an anlatılarında böyle değildir.


İnsan mucizeyi görür.


Ama yine de kabul veya ret yönünde bir tutum geliştirir.


Bu nedenle mucize, iradeyi yok eden bir zorunluluk değil, çok güçlü bir delil olarak işlev görür.


9️⃣ “Âlemlerden Hiç Kimseye Etmediğim Bir Azap” İfadesi Neden Bu Kadar Ağırdır ❓


Çünkü burada çok özel bir durum vardır.


İnsanlar mucizeyi bizzat istemiştir.


Talep kabul edilmiştir.


Olağanüstü işaret kendilerine verilmiştir.


Bütün bunlardan sonra bilinçli inkâr, sıradan bir reddedişten daha ağır hâle gelir.


Bu nedenle ayetin dili de son derece serttir.


Mesaj açıktır:


Hakikati ne kadar açık görürsen, ondan yüz çevirmenin sorumluluğu o kadar büyür.


🔟 Bu Azabın Tam Olarak Nasıl Olduğu Biliniyor mu ❓


Kur’an bu ayette azabın ayrıntısını açıklamaz.


Bazı klasik rivayetlerde çeşitli açıklamalar yapılmıştır.


Ancak bunların hepsi aynı derecede kesin değildir.


Ayetin açık biçimde söylediği şey şudur:


Mucizeden sonra bilinçli inkâr son derece ağır bir sonuç doğuracaktır.


Kur’an’ın açıklamadığı ayrıntıları kesinmiş gibi sunmamak gerekir.


1️⃣1️⃣ Allah’ın Böyle Ağır Bir Uyarıda Bulunması Merhametiyle Çelişir mi ❓


Hayır.


Çünkü ayette önce talep edilen büyük nimet verilir.


Ama nimetin sorumluluğu da açıklanır.


Merhamet, insanın hiçbir seçiminin sonucunun olmaması anlamına gelmez.


Adalet de rahmetin karşıtı değildir.


Burada kişi zorlanarak inkâr ettirilmiyor.


Tam tersine güçlü bir delille karşılaştırılıyor ve seçiminin ciddiyeti bildiriliyor.


1️⃣2️⃣ Sofra Bir Nimet mi, Yoksa İmtihan mıydı ❓


Her ikisiydi.


Nimet olarak:


rızık ve ilahî ikramdı.


İşaret olarak:


mucizeydi.


İmtihan olarak ise:


Bu mucizeden sonra nasıl davranacaksınız?


sorusunu taşıyordu.


Bu, Kur’an’daki önemli ilkelerden biridir:


Her nimet yalnızca ödül değildir; bazen aynı zamanda sınavdır.


1️⃣3️⃣ Büyük Nimet Neden Büyük Sorumluluk Getirir ❓


Çünkü insan kendisine verilen imkânlarla da sınanır.


Daha fazla bilgi aldıysan bilginden sorumlusun.


Daha fazla servetin varsa onu nasıl kullandığından sorumlusun.


Daha fazla gücün varsa gücünle ne yaptığından sorumlusun.


Daha açık delil gördüysen hakikat karşısındaki tavrın daha ağır değerlendirilir.


Mâide 115’in temel mantığı budur:


Verilen arttıkça sorumluluk da artabilir.


1️⃣4️⃣ Bilgi İnsanı Neden Daha Sorumlu Hâle Getirir ❓


Çünkü bilgisizlik bazı durumlarda insanın değerlendirilmesinde etkili olabilir.


Ama doğruyu bilen kişinin:


“Bilmiyordum.”


deme imkânı azalır.


Örneğin bir insan yaptığı şeyin zararını bilmiyorsa durum başkadır.


Zararını öğrenip buna rağmen bilinçli biçimde devam ediyorsa durum değişir.


Bilgi, insanın özgürlüğünü büyütürken hesabını da büyütür.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Sürekli Mucize İstemeye Karşı Bir Uyarı mıdır ❓


Dolaylı olarak güçlü bir uyarı taşır.


İnsan:


“Bana olağanüstü bir işaret gösterilirse inanırım.”


diyebilir.


Fakat işaret istemeden önce şu soruyu da düşünmelidir:


“O işaret gerçekleşirse hayatımı buna göre değiştirmeye hazır mıyım?”


Çünkü mucizeyi görmek sadece merakı gidermek değildir.


İnsan artık gördüğü şeyin sorumluluğunu da taşır.


1️⃣6️⃣ Allah’a Şart Koyarak İnanmak Neden Sorunlu Olabilir ❓


İnsan şöyle diyebilir:


“Şu gerçekleşirse Allah’a inanacağım.”


“Bu duam kabul olursa güveneceğim.”


“Bana şu işaret verilirse teslim olacağım.”


Bu yaklaşımda insan farkında olmadan Allah’ı kendi şartlarına göre sınamaya başlayabilir.


İman ise yalnızca insanın bütün şartlarının yerine getirilmesine bağlı bir pazarlık değildir.


Mâide 115, talep edilen işaret geldiğinde bunun çok ciddi bir sorumluluğa dönüşebileceğini gösterir.


1️⃣7️⃣ Mâide 112, 113, 114 ve 115 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Bu dört ayet tek bir güçlü hikâye oluşturur.


Mâide 112:


Havârîler sofrayı ister.


Mâide 113:


Neden istediklerini açıklarlar.


Mâide 114:


Hz. İsa dua eder.


Mâide 115:


Allah talebi kabul eder fakat ağır sorumluluğu bildirir.


Akış şöyledir:


Talep → Niyet → Dua → Kabul → Sorumluluk.


Bu sıra çok önemlidir.


Çünkü insan çoğu zaman sadece:


“İstediğim gerçekleşsin.”


diye düşünür.


Kur’an ise:


“Gerçekleşirse ne yapacaksın?”


sorusunu da sorar.


1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şudur:


Daha fazla kanıt istemeden önce elindeki bilginin gereğini yap.


İnsan bazen sürekli yeni delil ister.


Ama zaten bildiği doğrularla yaşamaz.


Sağlığın için ne yapman gerektiğini biliyorsun ama yapmıyorsun.


Bir insana haksızlık ettiğini biliyorsun ama düzeltmiyorsun.


Bir davranışın yanlış olduğunu biliyorsun ama sürdürüyorsun.


Sonra:


“Biraz daha kesinleşeyim.”


diyorsun.


Bazen sorun delil eksikliği değil, irade eksikliğidir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 115. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 115. ayet çok güçlü bir ilkeye ulaşır:


İstediğin şey gerçekleştiğinde eski sorumluluk düzeyinde kalamazsın.


Havârîler gökten sofra istedi.


Kalpleri tatmin olsun istediler.


Şahitlerden olmak istediler.


Hz. İsa dua etti.


Ve Allah:


“Ben onu size indireceğim.”


buyurdu.


Buraya kadar büyük bir lütuf vardır.


Fakat hemen ardından ağır bir uyarı gelir.


Çünkü mucize artık görülmüştür.


İstenen delil verilmiştir.


Bu noktadan sonra insanın:


“Yine de kabul etmiyorum.”


demesi başka bir anlam kazanır.


Ayet bize yalnız mucize konusunda değil, hayatın tamamında önemli bir ölçü verir.


Bilmediğin zaman başka.


Öğrendiğin zaman başka.


Fırsatın yokken başka.


Fırsat verildiğinde başka.


Gücün yokken başka.


Gücün olduğunda başka.


İnsan her yeni imkânla birlikte yeni bir sorumluluk düzeyine geçebilir.


Çok bilmek sadece ayrıcalık değildir.


Çok bilmek, bazen daha fazla hesap demektir.


Çok kazanmak yalnızca rahatlık değildir.


Daha fazla paylaşma sorumluluğu olabilir.


Güç sahibi olmak yalnızca üstünlük değildir.


Daha ağır bir adalet yüküdür.


Hakikate daha fazla yaklaşmak da yalnızca huzur değildir.


O hakikate uygun yaşama sorumluluğudur.


İşte gökten inen sofra bu yüzden hem nimet hem sınavdır.


İnsan sofraya oturabilir.


Yiyebilir.


Mucizeye hayran kalabilir.


Ama esas soru sofradan sonra başlar:


Şimdi ne yapacaksın?


Belki de Mâide 115’in bugün için en güçlü mesajı budur:


Allah’tan daha fazla işaret istemeden önce, sana zaten verilmiş olan bilgi, nimet ve hakikat karşısında ne yaptığını sorgula; çünkü delil arttıkça mazeret azalır, sorumluluk büyür.


“Mâide Suresi 115. ayet, gökten inen sofrayı yalnızca bir mucize değil, ağır bir emanet hâline getirir. İnsan istediği delili gördükten sonra artık aynı yerde değildir; hakikat açıklık kazandıkça özgür seçimin değeri de, o seçimin sorumluluğu da büyür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt