📖 İnsan Suresi 3. Ayette “Biz Ona Yolu Gösterdik; İster Şükredici Olur İster Nankör” İfadesi Özgür İrade Hakkında Ne Anlatır ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,004
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnsan Suresi 3. Ayette “Biz Ona Yolu Gösterdik; İster Şükredici Olur İster Nankör” İfadesi Özgür İrade Hakkında Ne Anlatır ❓


“Allah yolu gösterir; fakat insanın yerine yürümeyi seçmez. Çünkü imtihanın anlamı, hakikatin gösterilmesiyle insanın o hakikat karşısında verdiği cevabın birbirinden ayrıldığı yerde başlar.”
Ersan Karavelioğlu

İnsan Suresi’nin ilk iki ayetinde insanın varoluş hikâyesinin iki büyük aşaması anlatılmıştı.


İlk ayette insanın bir zamanlar “anılan bir şey olmadığı” hatırlatıldı.


İkinci ayette onun karışık bir nutfeden yaratıldığı, imtihan edilmek üzere işiten ve gören bir varlık hâline getirildiği bildirildi.


Üçüncü ayette ise artık insanın önündeki yol ortaya konulur:


“Şüphesiz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olur, ister nankör.”


İnsan Suresi, 3. Ayet



Burada Kur’an’ın insan anlayışının en önemli meselelerinden biriyle karşılaşırız:


Allah insana yolu gösterir; fakat insanın tercihini insanın yerine yapmaz.


Öyleyse insan gerçekten özgür müdür?


Allah yolu nasıl göstermektedir?


“Şükredici” olmak yalnızca “Elhamdülillah” demek midir?


“Nankörlük” neden imanın karşısında kullanılan bu kadar güçlü bir kavramdır?


Ve Allah insanın neyi seçeceğini biliyorsa insanın seçimi gerçekten kendisine mi aittir?




1️⃣ İnsan Suresi 3. Ayet Ne Söylüyor ❓


Ayet şöyledir:


إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا


Yaklaşık anlamıyla:


“Şüphesiz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olur, ister nankör.”


Bu kısa ayette üç büyük hakikat vardır:


Yol vardır.


Yol insana gösterilmiştir.


İnsan bu yol karşısında bir tercih yapmaktadır.



Kur’an insanı ne tamamen başıboş bırakılmış bir varlık olarak anlatır ne de hiçbir seçimi bulunmayan bir makine gibi tasvir eder.


İnsan:


Yönlendirilir fakat zorlanmaz.


Uyarılır fakat seçimi elinden alınmaz.



İşte imtihanın anlamı tam burada ortaya çıkar.




2️⃣ “Biz Ona Yolu Gösterdik” Ne Demektir ❓


Ayette geçen:


“Hedeynâhü’s-sebîl”


ifadesi:


“Biz ona yolu gösterdik.”


anlamına gelir.


Buradaki “sebîl”, yol demektir.


Fakat söz konusu olan yalnızca fiziksel bir yol değildir.


Bu, insanın hayat boyunca karşı karşıya bulunduğu hakikat ve ahlak yoludur.


İnsan tamamen karanlıkta bırakılmamıştır.


Allah ona:


Akıl vermiştir.


Vicdan vermiştir.


İşitme ve görme kabiliyeti vermiştir.


Peygamberler göndermiştir.


Vahiy bildirmiştir.


Doğru ile yanlış arasındaki farkı anlayabilecek bir kapasite vermiştir.


Dolayısıyla insanın:


“Bana hiçbir yol gösterilmedi.”


diyebileceği mutlak bir başıboşluk tasvir edilmez.




3️⃣ Hidayet Sadece Bir Yolu Göstermek midir ❓


Kur’an’daki hidayet kavramı oldukça zengindir.


En temel anlamıyla:


Yol göstermek, rehberlik etmek ve doğru istikamete yöneltmek demektir.


Fakat burada önemli bir ayrım vardır.


Birine yolu göstermek ile onu zorla o yolda yürütmek aynı şey değildir.


Bir yol ayrımında duran insana:


“Doğru istikamet burasıdır.”


denilebilir.


Ama insan yine de diğer tarafa gidebilir.


İnsan Suresi 3. ayetin vurguladığı noktalardan biri tam olarak budur:


Hakikatin gösterilmesi, insanın seçimini ortadan kaldırmaz.




4️⃣ Allah İnsanı Neden Zorla Doğru Yola Sokmuyor ❓


Çünkü zorunlu iyilik, ahlaki anlamda gerçek bir tercih olmazdı.


İnsan hiçbir şekilde kötülük yapamıyor olsaydı, iyiliği seçmesinin ahlaki değeri de farklı olurdu.


Bir robot:


Yalan söylemeyecek şekilde programlanabilir.


Hırsızlık yapmayacak şekilde programlanabilir.


Merhamet davranışını taklit edecek şekilde programlanabilir.


Fakat insanın ahlaki değeri yalnızca davranışında değildir.


O davranışı seçebilmesindedir.


İnsan kötülük yapma imkânına rağmen iyiliği seçtiğinde ahlaki sorumluluk ortaya çıkar.


Bu nedenle özgür tercih, imtihanın merkezindedir.




5️⃣ “İster Şükredici Olur” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette şükreden insan için:


“Şâkir”


kelimesi kullanılır.


Şükür yalnızca dil ile:


“Allah’ım sana şükürler olsun.”


demek değildir.


Bu, şükrün bir parçasıdır.


Fakat Kur’an’ın şükür anlayışı çok daha geniştir.


Şükür:


Nimeti tanımaktır.


Nimetin kaynağını bilmektir.


Nimeti doğru yerde kullanmaktır.


Nimetin sahibine karşı sorumluluk duymaktır.


Örneğin akıl verilmişse:


Aklı hakikati aramakta kullanmak şükürdür.


Servet verilmişse:


Onu iyilikte kullanmak şükürdür.


Güç verilmişse:


Gücü zulüm yerine adalet için kullanmak şükürdür.


Dolayısıyla şükür yalnızca bir söz değil, bir hayat biçimidir.




6️⃣ Şükür Neden İmanın Özeti Gibi Kullanılıyor ❓


Ayetin çok dikkat çekici bir tarafı vardır.


İnsanın iki yönelişi anlatılırken:


Mümin veya kâfir


denilmek yerine,


şükreden veya nankör


ifadeleri kullanılmıştır.


Bu son derece derin bir tercihtir.


Çünkü iman, aslında varlığın kaynağını tanımakla başlar.


İnsan:


“Bu hayatı kendi kendime vermedim.”


dediğinde yaratıcıya yönelir.


Ardından:


“Öyleyse bana verilen bu hayatın bir karşılığı ve sorumluluğu olmalıdır.”


düşüncesi gelir.


Bu nedenle şükür, Allah ile insan arasındaki ilişkinin özlerinden biridir.


İman, varlığın bir nimet olduğunu fark etmektir.




7️⃣ “Kefûr” Yani Nankör Ne Demektir ❓


Ayette:


“Kefûr”


kelimesi kullanılır.


Bu kelime yalnızca gündelik anlamdaki küçük bir teşekkür eksikliğini anlatmaz.


Oldukça güçlü bir nankörlük ve inkâr anlamı taşır.


Kök itibarıyla “küfr” kelimesi örtmek anlamıyla ilişkilidir.


Bu açıdan düşünüldüğünde nankörlük:


Nimeti görmek fakat kaynağını örtmek,


hakikati fark etmek fakat yüz çevirmek



gibi anlam katmanları taşır.


İnsan hayatı kendisine verilmiş olmasına rağmen sanki tamamen kendisininmiş gibi yaşayabilir.


Kur’an’ın eleştirdiği temel tutumlardan biri budur.




8️⃣ İnsan Gerçekten Özgür mü ❓


Bu ayet insanın tercih sahibi olduğunu açık şekilde ortaya koyar.


Fakat Kur’an’ın anlattığı özgürlük sınırsız bir özgürlük değildir.


İnsan:


Nerede doğacağını seçmez.


Hangi çağda yaşayacağını seçmez.


Anne babasını seçmez.


Genetik yapısının tamamını seçmez.


Başına gelecek her olayı belirleyemez.


Fakat kendisine verilen alan içerisinde:


Nasıl davranacağına ilişkin gerçek tercihler yapar.


Bu nedenle insanın özgürlüğü:


Mutlak özgürlük değil, sorumluluk doğuran sınırlı iradedir.


İnsan bütün şartları seçmez.


Ama şartlar içerisindeki birçok cevabını seçer.




9️⃣ Kader ile Özgür İrade Birbirine Zıt mıdır ❓


İslam düşüncesinin en derin meselelerinden biri budur.


Bir tarafta Allah’ın bilgisi ve kudreti vardır.


Diğer tarafta insanın sorumluluğu vardır.


Kur’an iki hakikati de korur:


Allah her şeyi bilir.


Ve aynı zamanda:


İnsan yaptıklarından sorumludur.


Allah’ın insanın neyi seçeceğini bilmesi, insanın o seçimi zorla yaptığı anlamına gelmez.


Bilmek ile zorlamak aynı şey değildir.


İnsan kendi iradesiyle karar verir.


Allah ise bu kararın kendisi için bilinmez olmasından münezzehtir.


Bu nedenle ilahî bilgi ile insanın ahlaki sorumluluğu aynı şey değildir.




🔟 Allah Sonucu Biliyorsa İmtihanın Anlamı Nedir ❓


İmtihan Allah’ın bilmediği bir sonucu öğrenmesi için değildir.


İmtihan, insanın içinde bulunan tercih potansiyelinin fiilen ortaya çıkmasıdır.


Bir insan:


“Ben adaletli biriyim.”


diyebilir.


Fakat gerçek bir çıkar çatışması ortaya çıktığında ne yapacaktır?


Bir insan:


“Ben sabırlıyım.”


diyebilir.


Fakat sıkıntı geldiğinde nasıl davranacaktır?


Bir insan:


“Ben merhametliyim.”


diyebilir.


Fakat gücü eline geçtiğinde zayıfa nasıl davranacaktır?


İşte dünya hayatı insanın iddialarının eylemlere dönüştüğü alandır.




1️⃣1️⃣ Yol Gösterilmişse İnsan Neden Yanlış Yolu Seçiyor ❓


Çünkü yolu bilmek ile o yolda yürümek aynı şey değildir.


İnsan çoğu zaman yanlışın yanlış olduğunu bilir.


Ama yine de onu tercih edebilir.


Neden?


Çünkü insanın içinde:


Arzular,


çıkarlar,


korkular,


kibir,


alışkanlıklar,


toplumsal baskılar


ve nefsin çeşitli yönelişleri vardır.


Bu nedenle hakikat yalnızca zihinsel bir bilgi değildir.


Hakikate bağlı kalmak aynı zamanda ahlaki bir mücadeledir.


İnsan bazen doğru yolu göremez.


Bazen ise görür ama yürümek istemez.


İkisi aynı şey değildir.




1️⃣2️⃣ Şükür ile Özgürlük Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


İlk bakışta bu iki kavram birbirinden uzak görünebilir.


Fakat ayet onları yan yana getirir.


İnsan özgür olduğu için şükür anlamlıdır.


Eğer insanın başka türlü davranma imkânı bulunmasaydı, şükrün de ahlaki değeri farklı olurdu.


Şükreden insan bilinçli biçimde şunu kabul eder:


“Bana verilenleri kendimin mutlak mülkü olarak görmüyorum.”


Bu düşünce insanı nimetlerin kölesi olmaktan da kurtarabilir.


Çünkü insan malın sahibi olduğunu düşünürken bir noktada mal onun sahibi hâline gelebilir.


Şükür:


Sahip olmak ile sahip olunanın esiri olmak arasındaki çizgiyi hatırlatır.




1️⃣3️⃣ Nankörlük Sadece Allah’ı İnkâr Etmek midir ❓


Ayetin bağlamında kelime güçlü biçimde iman ve inkâr yönelişine işaret eder.


Fakat nankörlüğün davranışsal bir boyutu da vardır.


Bir insan Allah’ın verdiği nimeti kabul ettiğini söyleyip o nimeti yanlış yerde kullanabilir.


Örneğin:


Bilgi bir nimettir.


Bilgiyi insanları kandırmak için kullanmak nankörlüğe dönüşebilir.


Güç bir nimettir.


Gücü zulüm için kullanmak nimetin amacını bozmaktır.


Dil bir nimettir.


Onu yalan ve iftira için kullanmak şükrün tersidir.


Bu nedenle gerçek şükür:


Nimeti yalnızca tanımak değil, onu doğru kullanmaktır.




1️⃣4️⃣ Ayette Neden Sadece İki Yol Varmış Gibi Anlatılıyor ❓


Hayatımızda binlerce karar vardır.


Fakat Kur’an bu karmaşık kararların altında temel bir yöneliş bulunduğunu gösterir:


Hakikate yönelmek veya hakikatten yüz çevirmek.


Bu iki temel yöneliş birçok farklı davranışta kendisini gösterebilir.


Bir insanın bütün hayatı tek bir karardan ibaret değildir.


Fakat verdiği kararlar zamanla bir yön oluşturur.


Tıpkı küçük adımların sonunda bir yol meydana getirmesi gibi.


Bu nedenle ayetteki iki yön:


Hayatın temel ahlaki istikametlerini temsil eder.




1️⃣5️⃣ Bu Ayet İnsan Sorumluluğunu Nasıl Temellendiriyor ❓


Bir insanın sorumlu tutulabilmesi için en azından belirli ölçülerde:


Bilmesi,


anlayabilmesi,


seçebilmesi


ve davranabilmesi gerekir.


İnsan Suresi’nin önceki ayeti:


“Onu işiten ve gören yaptık.”


demişti.


Ardından:


“Ona yolu gösterdik.”


buyruluyor.


Sonra insanın:


şükredici veya nankör


olabileceği belirtiliyor.


Bu sıralama olağanüstü derecede anlamlıdır:


Algı → bilgi → rehberlik → tercih → sorumluluk.


Kur’an’ın ahlak anlayışının temel yapılarından biri burada birkaç kelime içerisinde görülmektedir.




1️⃣6️⃣ Ayet “Herkes Kendi Doğrusunu Seçsin” mi Diyor ❓


Hayır.


Ayette:


“İnsan kendi yolunu üretir.”


denilmiyor.


Tam tersine:


“Biz ona yolu gösterdik.”


buyruluyor.


Demek ki hakikat yalnızca insanın istediği biçimde oluşturduğu öznel bir şey değildir.


Bir gösterilen yol vardır.


İnsanın özgürlüğü hakikati yaratmakta değil, hakikat karşısındaki tavrını seçmektedir.


Bu ayrım çok önemlidir.


Kur’an:


“Seçim yapabilirsin.”


der.


Ama:


“Seçtiğin her şey aynı derecede doğrudur.”


demez.




1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günlük Hayatta Nasıl Yaşanabilir ❓


Her gün aslında küçük yol ayrımlarıyla karşılaşırız.


Doğruyu söylemek veya yalan söylemek.


Affetmek veya intikamın peşinden gitmek.


Paylaşmak veya yalnızca kendimize saklamak.


Adaletli davranmak veya çıkarımızı tercih etmek.


Bir yanlışı gördüğümüzde ses çıkarmak veya görmezden gelmek.


İşte büyük hayat yolculuğu bu küçük tercihlerden oluşur.


İnsan bir sabah kalkıp bir anda bütünüyle şükreden veya bütünüyle nankör bir karaktere dönüşmez.


Karakter, tekrar edilen tercihlerin birikimidir.


Ve insanın yönü çoğu zaman küçük kararlarında belli olur.




1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


Belki de ayetin en derin mesajlarından biri şudur:


Allah insana değer verdiği için ona seçim alanı vermiştir.


İnsan yalnızca emir alan mekanik bir varlık değildir.


Dinleyebilir.


Düşünebilir.


Sorgulayabilir.


Karar verebilir.


Yanlış yapabilir.


Pişman olabilir.


Dönebilir.


Şükredebilir.


İşte insanın büyüklüğü ile tehlikesi aynı noktada birleşir:


Seçebilmesinde.


İrade büyük bir nimettir.


Ama aynı zamanda ağır bir emanettir.




1️⃣9️⃣ Son Söz ❓


İnsan Suresi’nin ilk üç ayeti birlikte okunduğunda insan hayatının olağanüstü kısa bir özeti ortaya çıkar:


Bir zamanlar anılan bir şey değildin.


Sonra:


Yaratıldın.


Sana:


İşitme ve görme verildi.


Ardından:


Yol gösterildi.


Ve şimdi sıra insandadır.


Şükür mü?


Nankörlük mü?



Kur’an insanı değersiz bir kukla olarak görmez.


Fakat onu başıboş bir tanrı gibi de görmez.


İnsan:


Yaratılmıştır ama irade sahibidir.


Yolu gösterilmiştir ama tercih sahibidir.


Nimet verilmiştir ama sorumluluk sahibidir.



Bu yüzden hayatın büyük sorusu yalnızca:


“Bana ne verildi?”


değildir.


Asıl soru şudur:


“Bana verilenlerle ben ne yaptım?”


“İnsanın kaderi önüne hiç yol konulmaması değildir; önüne yol konulduktan sonra hangi istikamete yöneleceğinin kendi ahlaki cevabına dönüşmesidir. Şükür, verilen hayatı sahibini unutmadan yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt