📖 İnsan Suresi 29. Ayette “Şüphesiz Bu Bir Öğüttür; Artık Dileyen Rabbine Doğru Bir Yol Tutar” Buyrulması İnsan İradesi ve Allah’a Giden Yolu Seçmek

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,032
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnsan Suresi 29. Ayette “Şüphesiz Bu Bir Öğüttür; Artık Dileyen Rabbine Doğru Bir Yol Tutar” Buyrulması İnsan İradesi ve Allah’a Giden Yolu Seçmek Hakkında Ne Anlatır ❓


“Hidayet zorla verilmiş bir yön değil, insanın önüne açılmış bir yoldur. Kur’an yolu gösterir; fakat o yola adım atmak, insanın iradesini hakikate çevirmesini ister.”
Ersan Karavelioğlu

İnsan Suresi’nin 28. ayetinde insana çok temel bir gerçek hatırlatılmıştı:


“Onları biz yarattık ve yapılarını sağlamlaştırdık.”


İnsan kendi kendisini yaratmamıştı.


Gücünün kaynağı kendisi değildi.


Varlığı Allah’ın yaratmasıyla başlamıştı.


  1. ayette ise yaratılmış olan bu insana bir başka büyük gerçek söylenir:

İnsan yön seçebilen bir varlıktır.


Ayet şöyle buyurur:


“Şüphesiz bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine doğru bir yol tutar.”


İnsan Suresi, 29. Ayet



Bu cümle insanın sorumluluğunu son derece güçlü biçimde ortaya koyar.


Allah:


Yolu gösterir.


Uyarır.


Hatırlatır.


Hakikati bildirir.


Ama insanın önüne gerçek bir tercih alanı da koyar.


Peki “bu bir öğüttür” ne demektir?


Kur’an neden insanı zorlamak yerine hatırlatır?


“Dileyen” ifadesi insanın özgür iradesini mi gösterir?


Allah’a doğru yol tutmak ne anlama gelir?


Ve insanın iradesi gerçekten bağımsız mıdır, yoksa 30. ayetin göstereceği gibi Allah’ın iradesiyle daha büyük bir ilişki içinde midir?




1️⃣ İnsan Suresi 29. Ayet Ne Söylüyor ❓


Ayet şöyledir:


إِنَّ هَٰذِهِ تَذْكِرَةٌ فَمَن شَاءَ اتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ سَبِيلًا


Yaklaşık anlamıyla:


“Şüphesiz bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine doğru bir yol tutar.”


Ayet iki büyük hakikati bir araya getirir:


Hakikat insana bildirilmiştir.


Ve:


İnsan bu hakikat karşısında tercih sahibidir.


Bu nedenle insanın sorumluluğu bilgisizlikten değil:


Kendisine gösterilen yola nasıl karşılık verdiğinden doğar.




2️⃣ “Bu Bir Öğüttür” Ne Demektir ❓


Ayette geçen:


“Tezkirah”


kelimesi:


Hatırlatma,


öğüt,


uyarı,


insanı kendine getiren bir mesaj


anlamlarını taşır.


Burada çok önemli bir incelik vardır.


Kur’an insanı yalnızca yeni bilgilerle doldurmaz.


Bazen ona zaten yaratılışında taşıdığı hakikatleri:


Hatırlatır.


Allah’ı.


Ölümü.


Sorumluluğu.


İyiliği.


Kötülüğü.


Ahireti.


İnsan çoğu zaman bunları tamamen bilmediği için değil:


Unuttuğu için yanlış yola gider.




3️⃣ Neden “Bilgi” Değil de “Hatırlatma” Deniliyor ❓


Çünkü insanın problemi her zaman cehalet değildir.


Bazen insan doğruyu bilir.


Ama çıkarı ağır basar.


Ölümü bilir.


Ama hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar.


Allah’ın varlığına inanır.


Ama kararlarını Allah yokmuş gibi verir.


Haksızlığın yanlış olduğunu bilir.


Ama menfaati uğruna yapabilir.


İşte burada insanın ihtiyacı yalnızca yeni bilgi değildir.


Uyanıştır.


Tezkirah tam da budur:


Kalbin unutmuş olduğu şeyi yeniden önüne koymak.




4️⃣ Kur’an Neden İnsanı Zorla Değiştirmez ❓


Çünkü ahlaki değerin ortaya çıkabilmesi için tercih gerekir.


Eğer insan:


İyiliğe zorunlu olarak yönelseydi,


kötülüğü seçme ihtimali hiç bulunmasaydı,


ahlaki sorumluluk anlamını büyük ölçüde kaybederdi.


İyiliğin değeri şurada ortaya çıkar:


İnsan başka bir şeyi yapabilecek durumdayken doğruyu seçtiğinde.


Bu nedenle Kur’an:


Gösterir.


Uyarır.


Açıklar.


Ama insanın iradesini tamamen ortadan kaldırmaz.




5️⃣ “Dileyen” İfadesi İnsan İradesini mi Gösterir ❓


Evet.


Ayette:


“Fe men şâe…”


yani:


“Artık dileyen…”


buyrulur.


Bu ifade insanın tercih ve yöneliş sahibi olduğunu açık biçimde gösterir.


İnsan:


İman edebilir.


Yüz çevirebilir.


Şükredebilir.


Nankörlük edebilir.


Doğruya yönelebilir.


Yanlışı seçebilir.


Surenin başındaki:


“İster şükredici olur, ister nankör.”


ifadesiyle de bu tema güçlü biçimde örtüşür.




6️⃣ İrade Olmadan Sorumluluk Olabilir miydi ❓


Gerçek anlamda ahlaki sorumluluk için irade temel bir şarttır.


Bir insan zorla bir davranış yaptığında değerlendirme farklıdır.


Ama bilinçli biçimde seçtiğinde:


Seçimin ahlaki değeri ortaya çıkar.


Bu nedenle Allah insana:


Akıl,


irade,


vicdan


ve vahiy


vermiştir.


Sonra insanın bu nimetleri nasıl kullandığını değerlendirir.


İnsanın imtihanı tam burada başlar:


Yolu görmek ile o yola girmek aynı şey değildir.




7️⃣ “Rabbine Doğru Bir Yol Tutmak” Ne Demektir ❓


Ayette:


“İlâ rabbihî sebîlâ”


ifadesi geçer.


Yani:


“Rabbine doğru bir yol.”


Burada Allah’a fiziksel bir mekâna yolculuk anlamı yoktur.


Kastedilen:


İman,


kulluk,


itaat,


ahlak,


tevbe,


zikir


ve Allah’ın rızasına yöneliştir.


İnsan her doğru tercihle:


Rabbine doğru manevi bir adım atar.




8️⃣ Allah’a Giden Yol Tek Bir İbadetten mi İbarettir ❓


Hayır.


Allah’a yöneliş çok geniştir.


Namaz.


Dua.


Sadaka.


Doğruluk.


Merhamet.


Adalet.


Helal kazanç.


Sabır.


Affetmek.


Kul hakkından kaçınmak.


Bunların hepsi aynı büyük yönelişin parçalarıdır.


Bu nedenle Allah’a giden yol:


Sadece seccadede yürünmez.


İnsanın bütün hayatı bu yolun parçasıdır.




9️⃣ İnsan Her Gün Bir Yön mü Seçiyor ❓


Evet.


Büyük hayat kararlarından önce küçük tercihler vardır.


Bugün doğru mu söyleyeceğim?


Bugün bir haksızlığa ortak olacak mıyım?


Bugün öfkemi kontrol edecek miyim?


Bugün birine yardım edecek miyim?


Bugün Allah’ı hatırlayacak mıyım?


İnsan hayatı bu küçük seçimlerin toplamıdır.


Bir yön bir günde oluşmaz.


Tekrarlanan tercihler zamanla karaktere dönüşür.




🔟 Hidayet Bir Yolsa İnsan Neden Bazen Başlamakta Zorlanır ❓


Çünkü doğru yol her zaman en kolay yol değildir.


Nefis:


Hemen haz ister.


Toplum:


Bazen başka yöne çağırır.


Alışkanlıklar:


İnsanı eski davranışlarına çeker.


Şeytan:


Yanlışı süsleyebilir.


Bu nedenle Allah’a yönelmek yalnızca:


Doğruyu bilmek değil, doğruyu seçmeyi tekrar tekrar öğrenmektir.


Hidayet bu anlamda yaşayan bir süreçtir.




1️⃣1️⃣ Bir İnsan Çok Hata Yaptıysa Hâlâ Rabbine Yol Tutabilir mi ❓


Evet.


İslam’ın en büyük umut kapılarından biri budur.


Geçmişte yanlış yol seçmiş olmak:


Doğru yola dönme imkânını ortadan kaldırmaz.


Tevbe zaten bunun içindir.


İnsan yıllarca yanlış yaşamış olabilir.


Ama bir anda:


“Ben yönümü değiştirmek istiyorum.”


diyebilir.


Allah’a giden yolun güzelliği şudur:


Dönüş kapısı insan hayatta olduğu sürece açıktır.




1️⃣2️⃣ Tevbe Aslında Bir Yön Değiştirme midir ❓


Evet.


Tevbe yalnızca:


“Özür dilerim.”


demek değildir.


Kelimenin temelinde:


Dönmek


vardır.


İnsan bir yöne gidiyordur.


Sonra fark eder:


“Bu yol beni Allah’tan uzaklaştırıyor.”


Ve yönünü değiştirir.


İşte gerçek tevbe:


Pişmanlık,


bırakma


ve yeniden Allah’a yönelme


iradesini içerir.


Bu yüzden 29. ayetin “yol” dili tevbe ile son derece uyumludur.




1️⃣3️⃣ Allah’a Giden Yol Neden “Rab” Kelimesiyle İfade Ediliyor ❓


Ayet:


“Allah’a doğru yol”


demek yerine:


“Rabbine doğru yol”


ifadesini kullanır.


“Rab”:


Seni yaratan,


besleyen,


koruyan,


yetiştiren,


yol gösteren


demektir.


Bu çok sıcak ve anlamlı bir ilişkidir.


Kul bilinmeyen bir varlığa doğru yürümüyor.


Kendisini yaratan Rabbine dönüyor.


Bu nedenle Allah’a yönelmek:


Yabancı bir yere gitmek değil,


asıl sahibine dönmek gibidir.




1️⃣4️⃣ İnsan Allah’tan Uzaklaşınca Gerçekten Özgürleşir mi ❓


Her zaman değil.


İnsan Allah’tan uzaklaşırken:


“Artık özgürüm.”


diye düşünebilir.


Ama başka bağımlılıklara bağlanabilir.


Paraya.


Şöhrete.


Hazza.


İnsanların onayına.


Arzularına.


Korkularına.


Bu nedenle Kur’an açısından gerçek özgürlük:


Hiçbir şeye bağlı olmamak değil, yalnızca doğru merkeze bağlanmaktır.


Allah’a kul olan insan:


Başkalarının kölesi olmaktan kurtulmaya başlar.




1️⃣5️⃣ “Dileyen Yol Tutar” Demek Herkes Kendi Doğrusunu Seçebilir mi Demektir ❓


Hayır.


Ayet:


“Dileyen istediği yolu doğru kabul etsin.”


demiyor.


Önce:


“Bu bir öğüttür.”


deniliyor.


Yani hakikat gösterilmiştir.


Ardından:


“Dileyen Rabbine doğru bir yol tutsun.”


buyruluyor.


Demek ki özgürlük:


Hakikati yeniden icat etmek değil,


hakikat karşısında tavır seçebilmektir.


İnsan seçebilir.


Ama seçtiği her şey doğru hâle gelmez.




1️⃣6️⃣ Bu Ayet Günümüz “Benim Hayatım, Benim Kararım” Anlayışına Ne Söyler ❓


İnsanın seçim yapma hakkı önemlidir.


Ama Kur’an şu ek soruyu sorar:


“Seçimin seni nereye götürüyor?”


Sadece:


“Ben istiyorum.”


demek ahlaki doğruluğu garanti etmez.


İnsan bazen kendisine zarar verecek şeyi de isteyebilir.


Bağımlılıklar bunun açık örneğidir.


Dolayısıyla irade çok büyük bir nimet olsa da:


İrade rehberliğe ihtiyaç duyar.


Kur’an bu rehberliği sağlar.




1️⃣7️⃣ Allah’a Giden Yolun En Büyük İşareti Nedir ❓


Belki de en güçlü işaret:


İnsanın giderek daha iyi bir kul ve daha iyi bir insan hâline gelmesidir.


Allah’a yaklaştığını söyleyen bir insan:


Daha kibirli,


daha zalim,


daha merhametsiz,


daha haksız


hâle geliyorsa ciddi bir çelişki vardır.


Gerçek manevi ilerleme:


İbadeti artırırken ahlakı da güzelleştirmelidir.


Çünkü Allah’a giden yol:


Sadece sözleri değil, karakteri de değiştiren bir yoldur.




1️⃣8️⃣ İnsan İradesi Tamamen Bağımsız mıdır ❓


İşte burada 29. ayetin hemen arkasından gelecek 30. ayet büyük önem kazanır.


  1. ayet:

“Dileyen Rabbine yol tutar.”


diyerek insan iradesini açıkça ortaya koyar.


Ama 30. ayet:


İnsanın dilemesinin Allah’ın dilemesinden bağımsız olmadığını hatırlatacaktır.


Bu iki ayet birlikte okunmalıdır.


Bir tarafta:


İnsan gerçekten seçer.


Diğer tarafta:


İnsan Allah’tan bağımsız mutlak bir varlık değildir.


Kur’an böylece ne insanı iradesiz bir makineye indirger ne de onu Allah’tan bağımsız bir güç hâline getirir.


İnsanın iradesi:


Gerçek ama yaratılmış ve sınırlı bir iradedir.




1️⃣9️⃣ Son Söz ❓


İnsan Suresi’nin 29. ayeti insanın önüne açık bir yol koyar:


“Bu bir öğüttür.”


Yani:


Hakikat gizlenmemiştir.


Uyarı yapılmıştır.


İnsan nereden geldiğini öğrenmiştir.


Dünyanın geçiciliği anlatılmıştır.


Ahiret gösterilmiştir.


Cennet ve hesap hatırlatılmıştır.


Sonra insanın önüne şu cümle konulur:


“Dileyen Rabbine doğru bir yol tutar.”


İşte insanın onuru da sorumluluğu da burada ortaya çıkar.


Allah insanı:


Düşünebilen,


seçebilen,


yön değiştirebilen


bir varlık olarak yaratmıştır.


Fakat her yol aynı yere çıkmaz.


Her tercih aynı sonucu doğurmaz.


Ve insanın gerçek meselesi yalnızca:


“Ne istiyorum?”


değildir.


Daha büyük soru şudur:


“İstediğim şey beni nereye götürüyor?”


Allah’a mı?


Nefse mi?


Hakikate mi?


Geçici hazlara mı?


İnsan hayatı boyunca sürekli yol seçer.


Bazen büyük kararlarda.


Bazen kimsenin fark etmediği küçük anlarda.


Ve belki ayetin en derin çağrısı şudur:


Allah’a giden yol sana gösterilmişse, yönünü belirlemeyi yarına bırakma.


Çünkü yol açık olabilir.


Fakat yürümek:


İnsanın iradesini hakikate çevirmesini ister.


“Allah yolu gösterir, insan ise o yol karşısında bir yön seçer. İrade, istediğini yapmak değil; seni Rabbine götüren şeyi isteyebilecek kadar özgürleşmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt