📖 İnsan Suresi 2. Ayette İnsanın “Karışık Bir Nutfe”den Yaratılması ve İmtihan Edilmesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,004
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnsan Suresi 2. Ayette İnsanın “Karışık Bir Nutfe”den Yaratılması ve İmtihan Edilmesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan başlangıcını düşündüğünde gururu kırılır; kendisine verilen işitme, görme ve iradeyi düşündüğünde ise sorumluluğu başlar. Çünkü yaratılmış olmak bir başlangıç, imtihan edilmek ise bu başlangıcın anlamıdır.”
— Ersan Karavelioğlu

İnsan Suresi’nin ilk ayeti bize, insanın bir zamanlar “anılan bir şey bile olmadığını” hatırlatmıştı.


İkinci ayette ise artık insanın yaratılış sahnesine geçilir:


“Şüphesiz biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık; onu işiten ve gören yaptık.”


İnsan Suresi, 2. Ayet



Bu ayet son derece dikkat çekici bir sıralama kurar:


İnsan yaratılır.


İnsan imtihan edilir.


İnsana işitme ve görme yeteneği verilir.



Yani Kur’an insanın yaratılışını yalnızca biyolojik bir hadise olarak anlatmaz.


İnsanın yaratılmasıyla beraber amacını ve sorumluluğunu da açıklar.


İnsan nereden gelmiştir?


“Nutfetün emşâc” yani karışık nutfe ne demektir?


Allah neden insanın yaratılışını doğrudan imtihanla ilişkilendirmektedir?


İşitme ve görmenin özellikle zikredilmesinin hikmeti nedir?


Ve bütün bunların insanın özgür iradesiyle nasıl bir ilişkisi vardır?




1️⃣ İnsan Suresi 2. Ayet Ne Söylüyor ❓


Ayet şöyledir:


إِنَّا خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا


Yaklaşık anlamıyla:


“Şüphesiz biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık; onu işiten ve gören yaptık.”


Ayet içerisinde dört temel hakikat yan yana getirilmektedir:


Yaratılış.


İnsanın son derece küçük bir başlangıcı.


İmtihan.


Algılama yetenekleri.



Bu sıralama tesadüfi değildir.


Kur’an insana yalnızca:


“Nasıl yaratıldın?”


sorusunun cevabını vermez.


Hemen ardından:


“Niçin bu yeteneklerle yaratıldın?”


sorusunu da gündeme getirir.




2️⃣ “Nutfe” Ne Demektir ❓


Ayetin kullandığı temel kelimelerden biri “nutfe”dir.


Nutfe, klasik Arapçada az miktardaki sıvıyı ifade eder ve Kur’an’da insanın yaratılışının başlangıç safhalarından biri için kullanılır.


Burada insan için çok güçlü bir hatırlatma vardır.


Bugün insan:


Düşünebilir.


Konuşabilir.


Şehirler kurabilir.


Bilim üretebilir.


Sanat yapabilir.


Gökyüzünü inceleyebilir.


Kendisini dünyanın merkezinde görebilir.


Fakat bütün bunları yapabilen insanın bedenî başlangıcı son derece küçüktür.


Kur’an insana:


“Bugünkü büyüklüğüne bakıp başlangıcını unutma.”


der gibidir.


Çünkü başlangıcını unutan insanın kibirlenmesi kolaylaşır.




3️⃣ “Nutfetün Emşâc” Yani “Karışık Nutfe” Ne Demektir ❓


Ayette yalnızca “nutfe” denilmez.


“Nutfetün emşâc” ifadesi kullanılır.


“Emşâc” kelimesi karışımlar, birbirine karışmış unsurlar anlamını taşır.


Klasik tefsirlerde bu ifade özellikle erkek ve kadından gelen yaratılış unsurlarının birleşmesi şeklinde açıklanmıştır.


Dolayısıyla ayet insanın tek ve basit bir maddeden değil, Allah’ın takdir ettiği birleşik bir yaratılış sürecinden geçirildiğine dikkat çeker.


Fakat ayetin asıl mesajı biyolojik ayrıntının ötesindedir.


Karşımızda büyük bir tezat vardır:


Başlangıç küçücük.


Fakat ortaya çıkan varlık:


Düşünüyor.


Seviyor.


İnanıyor.


Karar veriyor.


Sorumluluk taşıyor.


İşte Kur’an insanın dikkatini bu olağanüstü dönüşüme çeker.




4️⃣ İnsan Neden Kendi Başlangıcını Hatırlamalıdır ❓


Çünkü insanın en büyük yanılgılarından biri, bugünkü hâlini başlangıç zannetmesidir.


Bir insan güç sahibi olduğunda:


“Ben güçlüyüm.”


diyebilir.


Bilgi sahibi olduğunda:


“Ben biliyorum.”


diyebilir.


Zenginleştiğinde:


“Bunları ben kazandım.”


diyebilir.


Fakat Kur’an insanı geriye götürür.


Bir zamanlar insanın:


Parası yoktu.


Bilgisi yoktu.


Gücü yoktu.


Hatta kendi bedenini yönetebilecek durumda bile değildi.


Bu hatırlatma insanı aşağılamak için değildir.


İnsana haddini ve nimetini birlikte öğretmek içindir.




5️⃣ Allah Neden “Biz İnsanı Yarattık” Buyuruyor ❓


Ayetin başındaki:


“İnnâ halaknel insâne…”


ifadesi:


“Şüphesiz biz insanı yarattık…”


anlamına gelir.


Kur’an böylece insanın varlığının kaynağını açık biçimde Allah’a bağlar.


İnsan kendi varlığının nedeni değildir.


Kendisini yaratmamıştır.


Yaratılış şartlarını belirlememiştir.


Dünyaya geleceği zamanı seçmemiştir.


Bedenini tasarlamamıştır.


İnsan açısından hayat, kazanılmış bir hak olarak başlamaz.


Verilmiş bir varlık olarak başlar.


Bu yüzden Kur’an’ın insan anlayışında yaratılış ile şükür arasında çok güçlü bir bağ vardır.




6️⃣ Ayetin Ortasındaki En Çarpıcı Kelime Nedir ❓


Belki de ayetin en çarpıcı kelimesi:


“Nebtelîhi”


kelimesidir.


Anlamı:


“Onu imtihan edelim diye.”


İşte burada ayet bir anda insanın biyolojik yaratılışından hayatın anlamına geçer.


İnsan yalnızca yaşamak için yaratılmış değildir.


İnsan:


Seçmek,


yönelmek,


doğru ile yanlış arasında karar vermek



ve bu seçimlerin sorumluluğunu taşımak üzere dünya hayatına gönderilmiştir.


Bu nedenle Kur’an açısından insan hayatı başıboş bir süreç değildir.


Hayat bir imtihan alanıdır.




7️⃣ Allah Her Şeyi Biliyorsa Neden İmtihan Ediyor ❓


Bu soru ayetin en önemli düşünce başlıklarından biridir.


Allah’ın insanı imtihan etmesi, bilmediği bir sonucu öğrenmesi anlamına gelmez.


Kur’an’ın Allah tasavvurunda Allah insanın gizlisini ve açığını bilir.


Öyleyse imtihanın amacı Allah’ın bilgi edinmesi değildir.


İmtihanın anlamı, insanın seçimlerinin fiilen ortaya çıkmasıdır.


Bir insanın iyi veya kötü tercihte bulunma potansiyeliyle, gerçekten o tercihi yapması aynı şey değildir.


Dünya hayatında insan:


Karar verir.


Tercih eder.


Davranır.


Sabreder veya vazgeçer.


Şükreder veya nankörlük eder.


Adaletli davranır veya zulmeder.


Böylece insan kendi seçimlerinin şahidi hâline gelir.




8️⃣ İmtihan Neden Özgür İradeyi Gerektirir ❓


Gerçek bir imtihan, seçim imkânı olmadan düşünülemez.


Eğer insanın hiçbir tercih yeteneği bulunmasaydı:


İyilik yapmasının ahlaki değeri olmazdı.


Kötülükten uzak durmasının anlamı olmazdı.


Sabretmenin değeri olmazdı.


Fedakârlığın anlamı olmazdı.


Çünkü bunların değer kazanması, insanın başka türlü davranabilecek olmasına rağmen doğruyu tercih etmesiyle mümkündür.


Bu yüzden İnsan Suresi’nin hemen sonraki ayetinde:


“Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olur, ister nankör.”


denilecektir.


Yani 2. ve 3. ayet birbirini tamamlamaktadır:


Yaratılış → bilinç → yolun gösterilmesi → tercih.




9️⃣ Neden Özellikle İşitme ve Görme Yetileri Zikrediliyor ❓


Ayetin sonunda Allah:


“Onu işiten ve gören yaptık.”


buyurur.


İlk bakışta insan şu soruyu sorabilir:


Neden akıl değil?


Neden kalp değil?


Neden konuşma değil?


Çünkü işitme ve görme, insanın dış dünyayla kurduğu en temel bilgi kapıları arasındadır.


İnsan:


Duyar.


Görür.


Bilgi toplar.


Bunları değerlendirir.


Sonra karar verir.


Dolayısıyla burada işitmek ve görmek yalnızca biyolojik özellikler değildir.


Sorumluluğun araçlarıdır.




🔟 Duymak ile Gerçekten İşitmek Aynı Şey midir ❓


Kur’an açısından her zaman değildir.


Bir insanın kulağı sesleri algılayabilir.


Fakat hakikati dinlemeyebilir.


Aynı şekilde gözleri görüntüleri algılayabilir.


Fakat gördüklerinden ibret almayabilir.


Bu nedenle Kur’an’da işitme ve görme çoğu zaman yalnızca fiziksel duyular olarak değil, hakikate açık olma kabiliyeti bağlamında karşımıza çıkar.


İnsan çok şey duyabilir fakat hiçbirinden ders çıkarmayabilir.


Çok şey görebilir fakat hiçbirinin anlamını düşünmeyebilir.


Demek ki nimet yalnızca kulağın bulunması değildir.


Asıl mesele:


Kulağın neyi dinlediği ve insanın duyduğuyla ne yaptığıdır.




1️⃣1️⃣ Görmek Neden Aynı Zamanda Bir Sorumluluktur ❓


Göz insanın en büyük nimetlerinden biridir.


Fakat her nimet gibi göz de beraberinde sorumluluk getirir.


İnsan gözleriyle:


Güzelliği görebilir.


Yardıma muhtaç birini görebilir.


Yaratılıştaki düzeni görebilir.


Zulmü görebilir.


Kendisinden ibret alınacak olayları görebilir.


Bu nedenle görmek yalnızca görüntü toplamak değildir.


Gördüğümüz şeylere karşı nasıl bir tavır aldığımız da imtihanın parçasıdır.


Bir haksızlığı görmek ile ona kayıtsız kalmak arasında ahlaki bir ilişki vardır.


İnsan gördüğünden de sorumluluk üretebilir.




1️⃣2️⃣ İnsan Sadece Bedenden mi İbarettir ❓


Ayet insanın bedensel başlangıcını anlatırken aynı zamanda onun yalnızca bedenden ibaret olmadığını da gösterir.


Çünkü küçücük bir yaratılış başlangıcından:


Bilinç sahibi,


algılayan,


tercih eden,


ahlaki sorumluluk taşıyan


bir varlık meydana gelir.


Kur’an insanı yalnızca biyolojik mekanizmaya indirgemez.


İnsan bedene sahiptir.


Fakat aynı zamanda:


İrade sahibidir.


Ahlaki sorumluluk sahibidir.


Hakikati arayabilecek bir bilinç sahibidir.



İşte insanı imtihanın muhatabı yapan da budur.




1️⃣3️⃣ İnsan Neden Güçsüz Bir Başlangıçtan Yaratılıyor ❓


İnsanın yaratılışının bu kadar küçük ve güçsüz bir başlangıçtan anlatılması çok düşündürücüdür.


Allah dileseydi insanın başlangıcını bambaşka biçimde yaratabilirdi.


Fakat insan hayatı aşamalar hâlinde gelişmektedir.


Bu süreç insana önemli bir ders verir:


Bugünkü gücün başlangıçtaki acizliğini ortadan kaldırmaz.


Bir zamanlar insan:


Kendi başına beslenemiyordu.


Yürüyemiyordu.


Konuşamıyordu.


Kendisini koruyamıyordu.


Sonra güç kazandı.


Bu nedenle güç, insanın özünde sahip olduğu bağımsız bir özellik değil; kendisine zaman içinde verilmiş bir nimettir.




1️⃣4️⃣ İmtihan Sadece Zorluklar mı Demektir ❓


Hayır.


İnsan çoğu zaman “imtihan” kelimesini duyduğunda aklına yalnızca hastalık, kayıp, fakirlik veya sıkıntı gelir.


Oysa Kur’an açısından nimetler de imtihanın parçasıdır.


Servet imtihandır.


Sağlık imtihandır.


Bilgi imtihandır.


Güzellik imtihandır.


Makam imtihandır.


Zekâ imtihandır.


İnsanın elindeki imkânlar şu soruyu doğurur:


Bunlarla ne yapacaksın?


Dolayısıyla imtihan:


“Başına kötü bir şey gelecek.”


demek değildir.


Daha geniş anlamıyla:


“Sana verilen hayatı nasıl kullanacaksın?”


sorusudur.




1️⃣5️⃣ Nimet ile Sorumluluk Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Ayetin yapısı bize son derece güçlü bir ilke öğretir:


Yeteneğin varsa sorumluluğun vardır.


İnsan işitebiliyorsa neyi dinlediği önemlidir.


Görebiliyorsa neye baktığı önemlidir.


Düşünebiliyorsa ne düşündüğü önemlidir.


Konuşabiliyorsa ne söylediği önemlidir.


Gücü varsa onu nasıl kullandığı önemlidir.


Serveti varsa nerede harcadığı önemlidir.


Kur’an’ın nimet anlayışı bu nedenle yalnızca rahatlık anlayışı değildir.


Her nimet aynı zamanda bir emanettir.


Emanet ise sorumluluk doğurur.




1️⃣6️⃣ Ayet İnsanın Değerini Nerede Gösteriyor ❓


İlginç olan şudur:


İnsan küçücük bir nutfeden yaratılır.


Ama sonra Allah onu imtihanın muhatabı yapar.


Bu aslında insanın ne kadar değerli bir varlık olduğunu da gösterir.


Çünkü insana:


Akıl verilmiştir.


İrade verilmiştir.


Doğruyu arama kabiliyeti verilmiştir.


Ahlaki seçim yapma yeteneği verilmiştir.


İnsan başlangıcı bakımından acizdir.


Fakat taşıdığı emanet bakımından büyüktür.


Kur’an’ın insan anlayışı tam da bu denge üzerine kuruludur:


Kökenini hatırla ki kibirlenme.


Sorumluluğunu hatırla ki kendini değersiz görme.





1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söylüyor ❓


Modern insan teknolojik açıdan tarihin en güçlü dönemlerinden birinde yaşıyor olabilir.


İnsan artık:


Okyanusların derinliklerini araştırıyor.


Uzayı gözlemliyor.


Genetik yapıyı inceliyor.


Milyarlarca insanı saniyeler içinde birbirine bağlayabiliyor.


Fakat İnsan Suresi 2. ayet bütün bu gelişmelerin ortasında çok temel bir soruyu hâlâ canlı tutar:


“Bu güçleri ne için kullanıyorsun?”


Teknoloji büyüdükçe insanın ahlaki sorumluluğu ortadan kalkmaz.


Tam tersine daha da büyüyebilir.


Çünkü imkân arttıkça insanın tercih alanı da genişler.




1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Mesajlarından Biri Nedir ❓


Ayetin belki de en derin mesajlarından biri şudur:


İnsan, yaratılışıyla beraber bir anlamın içine doğar.


Kur’an’ın anlattığı insan:


Tesadüfen ortaya çıkmış,


bir süre amaçsızca dolaşan,


sonra da tamamen anlamsız biçimde kaybolan


bir varlık değildir.


İnsanın başlangıcı Allah’ın yaratmasıyladır.


Hayatı imtihandır.


Yetenekleri emanettir.


Tercihleri anlam taşır.


Dolayısıyla hayat:


“Ne kadar yaşadın?”


sorusundan önce,


“Nasıl yaşadın?”


sorusuyla anlam kazanır.




1️⃣9️⃣ Son Söz ❓


İnsan Suresi’nin 1. ayeti bize:


“Bir zamanlar anılan bir şey değildin.”


demişti.


  1. ayet ise hikâyenin devamını anlatır:

Sonra yaratıldın.


Fakat yaratılmanla mesele bitmedi.


Sana:


İşitme verildi.


Görme verildi.


Bilinç verildi.


Tercih imkânı verildi.


Ve hayat bir imtihan hâline geldi.


İnsanın küçücük bir nutfeden başlayıp ahlaki sorumluluk taşıyan bilinçli bir varlığa dönüşmesi, Kur’an’ın üzerinde özellikle düşünmemizi istediği büyük işaretlerden biridir.


Bu yüzden ayet bize iki şeyi aynı anda öğretir:


Başlangıcını hatırla ve kibirlenme.


Sana verilenleri hatırla ve sorumsuz yaşama.



Çünkü insanın asıl büyüklüğü nereden başladığında değil, kendisine verilen hayatla nereye yöneldiğinde ortaya çıkar.


“İnsan yaratılışının küçüklüğünü hatırlarsa kibirden, imtihanının büyüklüğünü hatırlarsa gafletten korunur. Çünkü hayat, yalnızca bize verilen bir zaman değil; o zamanın içinde verdiğimiz cevapların toplamıdır.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt