İnfitâr Suresi 8. Ayette “Seni Dilediği Bir Şekilde Terkip Etti” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Her İnsanın Kendine Özgü Fiziksel Yapısı İlahi Yaratılış Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan yüzüne, bedenine ve kendine özgü özelliklerine alıştığı için bunların ne kadar eşsiz bir birleşim olduğunu çoğu zaman fark etmez. İnfitâr, insanın biçimini rastgele değil, belirli bir yaratılış düzeni içinde düşünmeye çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
İnfitâr Suresi 8. Ayette Ne Buyrulur
İnfitâr Suresinin sekizinci ayetinde anlam olarak:
“Seni dilediği bir şekilde terkip etti.”
buyrulur.
Bir önceki ayette insanın:
yaratıldığı,
düzgün biçimlendirildiği,
ölçülü hâle getirildiği
belirtilmişti.
Sekizinci ayet ise bu yaratılışın bir başka yönüne dikkat çeker:
İnsanın kendine özgü biçimi.
Yani insan yalnızca “insan türünün bir örneği” değildir.
Aynı zamanda:
kendine has özellikleri olan tekil bir varlıktır.
“Rekkebeke” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen temel ifade:
“rekkebeke”
kelimesidir.
Bu kelime:
bir araya getirmek,
terkip etmek,
unsurları bir bütün hâlinde düzenlemek
anlamlarına gelir.
Dolayısıyla ayet insanın yaratılışını:
parçaların anlamlı bir bütünlük içinde bir araya getirilmesi
şeklinde sunar.
Bu yalnızca görünüş değil, yapısal bütünlük vurgusudur.
“Dilediği Bir Şekilde” İfadesi Ne Anlatır
Bu ifade, insanın kendi fiziksel biçimini seçmediğini hatırlatır.
Kimse:
boyunu,
göz rengini,
yüz şeklini,
genetik mirasını
ve doğuştan gelen birçok özelliğini
kendisi belirlemez.
İnsan dünyaya geldiğinde bu özellikleri hazır bulur.
Kur’an’ın bakış açısından bu:
yaratıcı iradenin insan üzerindeki tecellilerinden biridir.
Her İnsanın Farklı Görünmesi Bu Ayetle Nasıl İlişkilendirilebilir
İnsanlar ortak bir tür yapısına sahip olmalarına rağmen birbirlerinden farklıdır.
Yüzler farklıdır.
Sesler farklıdır.
Boylar farklıdır.
Ten tonları farklıdır.
Saç yapıları farklıdır.
Beden oranları farklıdır.
Bu çeşitlilik insanlığın ortak yapısı içinde:
bireyselliğin ortaya çıkmasını
sağlar.
İnfitâr 8 bu farklılığı yaratılışın bir parçası olarak düşündürür.
Genetik Çeşitlilik Bu Ayetin Anlamını Nasıl Derinleştirebilir
Modern genetik, insanların birbirlerine büyük ölçüde benzediğini ama küçük genetik farklılıkların bireysel özelliklerde önemli çeşitlilik oluşturabildiğini gösterir.
Bu bilimsel bilgi ayetin tefsiri değildir.
Fakat insan bedeninin oluşumunda:
çok katmanlı bir biyolojik düzenin bulunduğunu
görmemizi sağlar.
Kur’an ise bu düzenin anlamını:
yaratılış
kavramıyla ilişkilendirir.
İnsan Kendi Yüzünü Neden Sıradan Görür
Çünkü her gün görür.
Aynaya bakar.
Fotoğrafını görür.
Kendi yüzüne alışır.
Fakat yüz, insan kimliğinin en ayırt edici unsurlarından biridir.
İki göz,
bir burun,
bir ağız
gibi ortak parçalar milyonlarca insanda bulunur.
Ama bu parçaların birleşimi:
çok farklı yüzler
oluşturur.
Bu basit görünen gerçek bile “terkip” fikrini düşündürür.
Yüz Kimlik Açısından Neden Bu Kadar Önemlidir
İnsanlar birbirlerini çoğu zaman yüzlerinden tanır.
Yüz:
kimliği,
duyguyu,
ifadeyi
ve iletişimi
taşır.
Bir gülümseme,
bir bakış,
bir mimik
çok şey anlatabilir.
Bu nedenle insan yüzü yalnızca fiziksel bir yapı değildir.
Aynı zamanda:
kişisel varoluşun dış dünyaya açılan pencerelerinden biridir.
Fiziksel Farklılıklar İnsan Değerini Belirler mi
Hayır.
Bir insanın:
güzelliği,
boyu,
beden yapısı,
ten rengi
veya fiziksel özellikleri
onun ahlaki değerini belirlemez.
Kur’an’ın genel ahlak anlayışında insanın değeri:
ahlakı ve sorumluluğuyla
ilişkilidir.
Bu nedenle yaratılıştaki farklılıkları üstünlük yarışına dönüştürmek, ayetin ruhunu tersine çevirebilir.
İnsan Çeşitliliği Bir Eksiklik mi Yoksa Zenginlik midir
Çeşitlilik bir eksiklik değildir.
Tam tersine insanlığın doğasında bulunan temel özelliklerden biridir.
Eğer bütün insanlar:
aynı yüzle,
aynı sesle,
aynı fiziksel özelliklerle
yaratılmış olsaydı, insan dünyası çok farklı olurdu.
Farklılık:
kimlik ve tanınabilirlik
üretir.
Bu da sosyal hayatın temel unsurlarından biridir.
Güzellik Kavramı Bu Ayet Açısından Nasıl Düşünülmelidir
İnsan kültürleri güzellik için farklı ölçüler üretir.
Bir dönemde beğenilen özellik başka bir dönemde değişebilir.
Bir toplumun güzel kabul ettiği şey başka bir toplumda aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Bu nedenle fiziksel güzellik:
mutlak ve değişmez bir insan değeri ölçüsü değildir.
İnfitâr 8 insanı görünüş yarışına değil:
yaratılmışlığını fark etmeye
çağırır.

“Allah Dilediği Şekilde Yarattı” İfadesi Fiziksel Farklılıklarla Alay Etmeyi Nasıl Etkiler
Eğer insanların fiziksel çeşitliliği yaratılışın parçasıysa:
birinin boyuyla,
yüzüyle,
engeliyle,
ten rengiyle
veya doğuştan gelen özellikleriyle
alay etmek ahlaken ciddi bir problem hâline gelir.
Çünkü kişi kendi seçmediği bir özellikle küçümsenmektedir.
Bu nedenle yaratılış bilinci:
saygı üretmelidir.

Doğuştan Hastalıklar Ve Farklılıklar Bu Ayetle Nasıl Birlikte Düşünülmelidir
Burada hassas bir ayrım gerekir.
İnsanların tümü aynı sağlık şartlarında doğmaz.
Genetik hastalıklar olabilir.
Gelişimsel farklılıklar bulunabilir.
Engeller olabilir.
Bu gerçekleri:
“Sen yeterince düzgün yaratılmadın.”
gibi aşağılayıcı bir anlayışla yorumlamak doğru değildir.
Kur’an’ın insan onuru yaklaşımı açısından her insan:
değerli bir varlıktır.
Fiziksel farklılık insanın insanlık değerini azaltmaz.

İnsan Bedeni Ne Kadar Çok Katmanlı Bir “Terkip”tir
İnsan yalnızca organlardan oluşmaz.
Organlar dokulardan,
dokular hücrelerden,
hücreler moleküler yapılardan
oluşur.
Bütün bu seviyeler birlikte çalışır.
Bir insanın:
yürümesi,
düşünmesi,
görmesi,
konuşması
çok sayıda sistemin eş zamanlı çalışmasına bağlıdır.
“Terkip” kelimesi bu bütünlük açısından oldukça güçlüdür.

Kişiliğimiz De Yaratılışımızın Parçası mıdır
İnsan kişiliği yalnızca genetik değildir.
Genetik yatkınlıklar,
çevre,
eğitim,
deneyimler,
kültür
ve kişinin kendi tercihleri
birlikte etkili olur.
Bu nedenle İnfitâr 8’in doğrudan konusu fiziksel yaratılış olsa da insanın bireyselliği bundan çok daha geniştir.
Her insan:
beden, deneyim ve seçimlerin özgün birleşimi
hâline gelir.

Kendimizi Başkalarıyla Sürekli Karşılaştırmak Neden Sorunlu Olabilir
Çünkü karşılaştırma bazen insanın elindeki nimetleri görmesini engeller.
Bir insan sürekli:
daha güzel,
daha uzun,
daha güçlü,
daha genç
birini ararsa kendisini eksik hissedebilir.
İnfitâr’ın yaratılış perspektifi ise başka bir soru sorar:
“Sen sana verilen yapıyı nasıl kullanıyorsun?”
Bu soru görünüşten sorumluluğa geçiş sağlar.

Bedenimizi Kabul Etmek İle Kendimize Bakmak Çelişir mi
Hayır.
Bedenin yaratılışını kabul etmek:
sağlığı önemsememek,
bakımı bırakmak
veya gelişimi reddetmek
anlamına gelmez.
İnsan:
spor yapabilir,
tedavi olabilir,
sağlıklı beslenebilir,
kendisine özen gösterebilir.
Fakat bunu kendinden nefret ederek değil:
kendisine verilmiş bedene iyi bakma bilinciyle
yapabilir.

7. Ve 8. Ayetler Birlikte Nasıl Bir İnsan Tasviri Oluşturur
- ayet:
“Seni yarattı, düzenledi ve ölçülü kıldı.”
der.
- ayet:
“Seni dilediği biçimde terkip etti.”
der.
Birinci ayet:
insanın yapısal düzenini
vurgular.
İkinci ayet:
o düzen içindeki bireysel biçimi
öne çıkarır.
Yani insan hem:
insanlığın ortak yapısına
sahiptir,
hem de:
kendine özgü bir bireydir.

İnfitâr 8 Bugünün İnsanına Hangi Soruyu Sorabilir
Belki şu soruyu:
Kendimi yalnızca nasıl göründüğüm üzerinden mi değerlendiriyorum?
Modern kültürde görünüş büyük baskı oluşturabilir.
Sosyal medya,
filtreler,
ideal beden imgeleri
ve sürekli karşılaştırma
insanın kendisiyle ilişkisini bozabilir.
İnfitâr’ın perspektifi ise görünüşü başka bir yere taşır:
Beden, yarışma nesnesinden önce bir yaratılış ve emanet gerçeğidir.

İnfitâr Suresi 8. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
İnfitâr Suresinin sekizinci ayeti son derece sade bir gerçekle insanı kendi kimliğine döndürür:
“Seni dilediği bir şekilde terkip etti.”
İnsan dünyaya gelirken kendi taslağını hazırlamaz.
Yüzünü seçmez.
Sesini seçmez.
Genetik mirasını seçmez.
Doğduğu bedeni seçmez.
Kendisini bir gün:
belirli bir biçim içinde var olmuş
olarak bulur.
Fakat ayetin asıl mesajı insanın görünüşünü kutsallaştırmak değildir.
Tam tersine:
görünüş üzerinden kibir ve aşağılanma üretmenin anlamsızlığını
düşündürür.
Çünkü güzelliğini kendisi tasarlamayan insan onunla neden kibirlensin?
Fiziksel bir özelliğini kendisi seçmeyen başka bir insan neden bunun üzerinden aşağılanabilsin?
İşte yaratılış bilinci burada ahlaka dönüşür.
Bir yanda:
şükür.
Diğer yanda:
tevazu.
Bir yanda:
kendini kabul.
Diğer yanda:
başkasına saygı.
Ve belki de en önemlisi:
İnsan bedeninin değeri yalnızca nasıl göründüğünde değildir.
O bedenle:
ne yaptığı,
kimi koruduğu,
hangi iyiliği gerçekleştirdiği,
hangi sözü söylediği
ve dünyada nasıl bir iz bıraktığı
çok daha önemlidir.
İnfitâr 8 böylece insanı aynanın karşısından alıp daha büyük bir sorunun önüne getirir:
Sana verilen bu eşsiz terkiple nasıl bir hayat kuruyorsun?
“İnsan yüzünü seçmediği gibi başkasının yüzünü de seçmedi. Bu yüzden yaratılıştaki farklılık üstünlük sebebi değil, tevazu sebebidir. İnfitâr, insana biçiminin değerini gösterirken asıl değerin o biçimle nasıl bir hayat yaşandığında ortaya çıktığını hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu