Tekvîr Suresi 28. Ayette “İçinizden Dosdoğru Olmak İsteyenler İçin” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Kur’an Doğru Yola Ulaşmada İnsanın İradesini Neden Özellikle Vurgular
“Yolun gösterilmesi başka, o yolda yürümeyi istemek başkadır. Tekvîr, insanın önüne hakikati koyarken onun iradesini de ciddiye alır: İstikamet yalnızca bilmekle değil, yönelmeyi gerçekten istemekle başlar.”
Ersan Karavelioğlu
Tekvîr Suresi 28. Ayette Ne Buyrulur
Tekvîr Suresinin 28. ayetinde anlam olarak:
“İçinizden dosdoğru olmak isteyenler için…”
buyrulur.
Bir önceki ayette Kur’an’ın:
“âlemler için bir öğüt”
olduğu belirtilmişti.
Şimdi ise bu öğüdün insanda nasıl karşılık bulacağı açıklanır.
Kur’an herkese hitap eder.
Fakat bu hitaptan yararlanmak isteyen insanın da:
doğru yöne yönelmeyi istemesi
gerekir.
Böylece vahiy ile insan iradesi aynı sahnede buluşur.
“Yesteqîm” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen temel fiil:
“yestakîm”
ifadesidir.
Bu kelime:
dosdoğru olmak,
istikamet üzere yürümek,
eğrilikten uzak durmak,
doğru çizgiyi korumak
anlam alanları taşır.
Dolayısıyla ayet yalnızca:
“inanmak isteyen”
dememektedir.
Daha geniş bir kavram kullanır:
dosdoğru bir yön tutmak isteyen.
Bu da düşünce, ahlak ve davranışı birlikte kapsayan güçlü bir istikamet fikridir.
“Dosdoğru Olmak” Sadece İnanç Meselesi midir
Hayır.
Kur’an’da istikamet yalnızca zihinsel kabul değildir.
İnsanın:
doğru düşünmesi,
adil davranması,
dürüst olması,
haksızlıktan kaçınması,
sorumluluğunu bilmesi
ve hayatını belirli bir ahlaki yön üzerinde tutmasıyla ilişkilidir.
Bu nedenle “dosdoğru olmak”:
hayatın tamamına yayılan bir yöneliştir.
Kur’an Neden “İsteyenler İçin” Der
Çünkü insan iradesi ciddiye alınmaktadır.
Bir insana yol gösterilebilir.
Fakat o insan:
bakmak istemeyebilir.
Dinlemek istemeyebilir.
Araştırmak istemeyebilir.
Doğru olduğunu fark ettiği hâlde yönelmek istemeyebilir.
Bu nedenle öğüdün varlığı ile onu kabul etmeye yönelen irade birbirinden farklıdır.
Tekvîr 28 bunu açık biçimde gösterir:
Hakikat çağırır; insan da yönelmeyi seçer.
İnsan İradesi Kur’an’ın Ahlak Anlayışında Neden Önemlidir
Çünkü sorumluluk, seçimle anlam kazanır.
Bir insan hiçbir alternatif olmadan zorla bir davranışı yapıyorsa onun ahlaki niteliği farklıdır.
Fakat insan:
iyilik veya kötülük,
adalet veya zulüm,
dürüstlük veya yalan
arasında seçim yapabiliyorsa:
sorumluluk doğar.
Tekvîr’in kıyamet ve hesap anlatısının anlamlı olabilmesi için insanın seçimlerinin de gerçek bir ağırlığı bulunmalıdır.
Yol Gösterilmiş Olması Yürümek İçin Yeterli midir
Hayır.
Bir yol tabelasının bulunması insanı otomatik olarak hedefe götürmez.
Tabelayı görmek gerekir.
Anlamak gerekir.
Doğru olduğunu kabul etmek gerekir.
Ve ardından:
o yola girmek gerekir.
Kur’an’ın “öğüt” oluşuyla insanın “dosdoğru olmak istemesi” arasındaki ilişki de buna benzer.
Vahiy:
yönü gösterir.
İnsan:
yönelmeyi seçer.
İnsan Doğruyu Bildiği Hâlde Neden Onu İstemeyebilir
Çünkü insan yalnızca akılla hareket etmez.
Çıkarları vardır.
Alışkanlıkları vardır.
Korkuları vardır.
Kibri olabilir.
Toplumsal baskı yaşayabilir.
Bazen insan neyin doğru olduğunu bilir fakat doğru olan:
bedel gerektirdiği için
ondan uzak durabilir.
Bu nedenle Kur’an yalnızca:
“Doğruyu bilenler”
demek yerine:
“Dosdoğru olmak isteyenler”
ifadesini kullanır.
İstemek burada ahlaki bir kırılma noktasıdır.
“Doğru Olmayı Gerçekten İstemek” Nasıl Anlaşılır
İnsan:
“Ben doğruyu istiyorum.”
diyebilir.
Fakat gerçek istek davranışta sınanır.
Doğru kendi çıkarımıza ters düştüğünde ne yapıyoruz?
Haksız olduğumuzu fark ettiğimizde kabul ediyor muyuz?
Bir gerçeğin eski düşüncemizi değiştirmesine izin veriyor muyuz?
Gerçek istikamet isteği:
yalnızca hoşumuza giden doğruları kabul etmek değildir.
Bazen insanın kendisine karşı da doğruyu savunabilmesidir.
“İstikamet” Neden Yol Metaforuyla Çok Uyumlu Bir Kavramdır
Bir yolculukta tek bir doğru adım yetmez.
Yönün devam etmesi gerekir.
Bugün doğru yolda olup yarın tamamen başka yöne sapılabilir.
Bu nedenle istikamet:
süreklilik
fikri taşır.
Doğru olmak yalnızca bir defalık büyük bir karar değil, küçük kararların tekrar tekrar aynı ahlaki çizgide verilmesidir.
İstikamet:
doğru yönü koruma sanatı gibidir.
İnsan Sonradan Yönünü Değiştirebilir mi
Evet.
İrade kavramının umut veren taraflarından biri budur.
İnsan geçmişte yanlış seçimler yapmış olabilir.
Fakat hayat devam ettiği sürece:
yeniden düşünebilir,
pişman olabilir,
yanlıştan dönebilir,
yeni bir yön seçebilir.
Tekvîr 28’in:
“isteyenler için”
ifadesi, insanın yönelme imkânının açık olduğunu da düşündürür.
İnsan geçmişinin mahkûmu olmak zorunda değildir.

Kur’an Herkese Hitap Ediyorsa Neden Herkes Aynı Sonuca Ulaşmıyor
Çünkü aynı mesaj farklı iradelerle karşılaşır.
Bir insan:
araştırır.
Bir başkası peşinen reddeder.
Biri eleştirir ama anlamaya çalışır.
Diğeri hiç düşünmeden uzaklaşır.
Aynı güneş farklı yüzeylere vurduğunda farklı etkiler oluşturabilir.
Tekvîr’in vurgusu da benzer bir noktadadır:
Öğüt evrenseldir; insanın ona karşı tavrı bireyseldir.

İrade Tek Başına Doğru Yolu Bulmaya Yeter mi
Tekvîr’in hemen bir sonraki ayeti bu soruya çok önemli bir denge getirecektir.
- ayette:
insanın istemesi
vurgulanır.
- ayette ise insanın dilemesinin:
Allah’ın dilemesiyle ilişkisi
gündeme gelir.
Yani Kur’an insan iradesini mutlak bağımsız bir güç gibi sunmaz.
İnsan ister.
Fakat insanın varlığı, gücü ve irade kapasitesi de daha büyük bir ilahî düzen içinde bulunmaktadır.
Bu nedenle 28 ve 29. ayetleri birlikte okumak gerekir.

İnsan İradesi İle Allah’ın İradesi Çelişiyor mu
Bu, İslam düşüncesinin en derin tartışmalarından biridir.
Kur’an bir taraftan insana:
“isteyen”
bir varlık olarak hitap eder.
Diğer taraftan her şeyin Allah’ın yaratması ve iradesi içinde bulunduğunu ifade eder.
Bu iki yön farklı kelâm ekollerinde çeşitli biçimlerde açıklanmıştır.
Fakat Tekvîr’in burada kurduğu temel denge açıktır:
İnsan seçimsiz bir kukla gibi sunulmaz; fakat mutlak bağımsız bir varlık olarak da sunulmaz.

İnsan Tamamen Özgür Olmasaydı Hesap Kavramı Anlamlı Olur muydu
Ahlaki sorumluluk açısından insanın gerçek anlamda tercih kapasitesinin bulunması gerekir.
Tekvîr Suresi başından beri:
amel defterlerinden,
hesaptan,
cennet ve cehennemden
söz eder.
Bütün bunların insan açısından anlamlı olmasının temelinde:
tercihlerin önemi
vardır.
- ayet bu sorumluluğu doğrudan insan iradesine bağlayan en açık ifadelerden biridir:
“Dosdoğru olmak isteyenler…”

İstemek İle Yapmak Arasında Neden Mesafe Vardır
İnsan birçok iyi şeyi isteyebilir.
Daha sabırlı olmak ister.
Daha dürüst olmak ister.
Daha adil davranmak ister.
Fakat istek davranışa dönüşmediğinde sonuç sınırlı kalır.
Bu nedenle gerçek istikamet:
niyet + çaba + süreklilik
gerektirir.
Kur’an’ın “istemek” vurgusu başlangıç kapısını gösterir.
Fakat yolculuk o kapıdan geçtikten sonra başlar.

İstikamet Mükemmel Olmak mı Demektir
Hayır.
Dosdoğru olmayı istemek, insanın hiç hata yapmaması anlamına gelmez.
İnsan hata yapabilir.
Zayıflık gösterebilir.
Yanlış karar verebilir.
Fakat istikamet:
yanlış yaptığında geri dönebilecek bir ana yönünün bulunmasıdır.
Bir pusulanın zaman zaman sapması gibi insan da sapabilir.
Önemli olan:
istikameti yeniden bulabilmesidir.

İnsanın En Büyük Özgürlüklerinden Biri “Neye Dönüşeceğini Seçmesi” midir
İnsan her şartını seçemez.
Hangi ailede doğacağını seçmez.
Bedeninin birçok özelliğini seçmez.
Hayatındaki bütün olayları kontrol edemez.
Fakat belirli ölçülerde:
bu şartlara nasıl cevap vereceğini
seçebilir.
İşte ahlaki özgürlüğün büyük bölümü burada ortaya çıkar.
Tekvîr 28’in “dosdoğru olmak istemek” ifadesi, insanın hayatın bütün koşullarına rağmen yön seçebilme sorumluluğunu öne çıkarır.

26, 27 Ve 28. Ayetler Birlikte Nasıl Bir Akış Oluşturur
Bu üç ayeti arka arkaya düşünelim:
“Nereye gidiyorsunuz?”
Ardından:
“O, âlemler için bir öğüttür.”
Sonra:
“İçinizden dosdoğru olmak isteyenler için.”
Bu olağanüstü bir akıştır.
Önce:
yön sorgulanır.
Sonra:
pusula gösterilir.
Ardından:
yürümek isteyen insan
gündeme gelir.
Yani Kur’an’ın son bölümü insanı edilgen bırakmaz.
Mesaj verilmiştir.
Artık:
yönelme sorumluluğu
insanın karşısındadır.

Tekvîr Suresi 28. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Tekvîr Suresinin 28. ayeti insan özgürlüğü konusunda son derece kısa fakat derin bir cümle kurar:
“İçinizden dosdoğru olmak isteyenler için…”
Burada çok önemli bir kelime vardır:
İsteyen.
Kur’an’ın öğüdü vardır.
Doğru yön gösterilir.
Kıyamet hatırlatılır.
Hesap anlatılır.
Cebrâil’in güvenilirliği açıklanır.
Peygamberin vahyi doğru aktardığı savunulur.
Fakat bütün bunlardan sonra insanın iradesi ortadan kaldırılmaz.
İnsana:
“Sen ne istiyorsun?”
sorusu kalır.
Bu soru son derece büyüktür.
Çünkü insan bazen hakikati bilmek istediğini söyler ama yalnızca kendisini doğrulayacak cevapları arar.
Doğru yolda olmak istediğini söyler fakat doğru yol çıkarıyla çatıştığında geri çekilir.
Tekvîr’in istikamet anlayışı bundan daha derindir:
Gerçekten doğruyu istemek, doğrunun gerektiğinde bizi de değiştirmesine izin vermektir.
Belki de 28. ayetin insanın içine bıraktığı en önemli soru şudur:
Ben gerçekten doğru olanı mı istiyorum, yoksa yalnızca benim istediğim şeyin doğru çıkmasını mı istiyorum?
Bu iki tutum birbirinden tamamen farklıdır.
Birincisinde insan hakikatin önünde değişmeye hazırdır.
İkincisinde hakikatin kendisine uymasını ister.
Tekvîr ise insanı:
istikamet istemeye
çağırır.
Çünkü yol gösterilebilir.
Pusula verilebilir.
Hakikat açıklanabilir.
Fakat sonunda insanın içinde bir karar doğmalıdır:
Ben hangi yöne yürümek istiyorum?
“İstikamet, insanın hiç yanılmaması değildir; yanıldığında bile hakikate geri dönmeyi istemesidir. Tekvîr’in ‘dosdoğru olmak isteyenler’ sözü, doğru yolun önce insanın içinde bir istek olarak başlaması gerektiğini hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu