📖 En‘âm Suresi 8. Ayette “Ona Bir Melek İndirilseydi Ya! Dediler. Eğer Bir Melek İndirseydik, İş Bitirilmiş Olur ve Artık Kendilerine Mühlet Verilmez

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,484
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 8. Ayette “Ona Bir Melek İndirilseydi Ya! Dediler. Eğer Bir Melek İndirseydik, İş Bitirilmiş Olur ve Artık Kendilerine Mühlet Verilmezdi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 8. ayet, insanın bazen hakikati anlamak için değil, kendi koyduğu şartlarla sınamak için olağanüstü deliller istediğini gösterir. Kur’an’ın uyarısı açıktır: Her büyük işaret yalnızca daha fazla kesinlik değil, daha ağır bir sorumluluk da getirir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 8. ayet, önceki ayette anlatılan “elle tutulur bir kitap inse bile yine büyü derlerdi” temasını devam ettirir.

Bu kez itiraz farklıdır:

“Ona bir melek indirilseydi ya!”

Yani Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmak istemeyen bazı kişiler, insan bir peygamber yerine veya onun yanında açıkça görülebilecek bir melek talep ederler.

Kur’an ise bu talebe beklenmedik bir cevap verir:

“Eğer bir melek indirseydik iş bitirilmiş olurdu; sonra kendilerine mühlet verilmezdi.”

Burada çok güçlü bir ilke ortaya çıkar:

İnsan istediği olağanüstü delilin sonuçlarını da taşımaya hazır olmalıdır.

Çünkü mucize yalnızca merakı gidermek için gelen bir gösteri değildir.

Delil kesinleştikçe sorumluluk da ağırlaşabilir.

1️⃣ “Ona Bir Melek İndirilseydi Ya” Demeleri Ne Anlama Gelir ❓

Bu söz, Hz. Muhammed’in peygamberliğine karşı ileri sürülen taleplerden biridir.

Bazı kişiler:

“Madem gerçekten Allah’ın elçisisin, neden yanında gözle görebileceğimiz bir melek yok?”

şeklinde bir beklenti ortaya koyarlar.

Onlara göre insan biçiminde bir peygamber yeterli değildir.

Daha olağanüstü, daha çarpıcı, daha tartışılmaz bir görüntü isterler.

2️⃣ Neden İnsan Bir Peygamber Yerine Melek Görmek İster ❓

Çünkü insan bazen olağanüstü olanı daha ikna edici bulur.

Bir insanın;

yemek yemesi,

çarşıda dolaşması,

yorulması,

uyuması

ve diğer insanlarla birlikte yaşaması,

bazılarının gözünde onun peygamberliğini sıradanlaştırabilir.

Oysa Kur’an’ın başka yerlerde de vurguladığı gibi insanlara gönderilen elçinin insan olması, onların onu anlayabilmesi ve örnek alabilmesi açısından anlamlıdır.

3️⃣ Melek Görmek İmanı Otomatik Olarak Sağlar mı ❓

Kur’an’ın genel anlatımına göre hayır.

İnsan olağanüstü bir işaret gördüğünde bile onu farklı biçimde yorumlayabilir.

Önceki ayette olduğu gibi:

“Bu büyüdür.”

diyebilir.

Dolayısıyla mesele yalnızca gözün ne gördüğü değildir.

İnsanın gördüğüne karşı hangi zihinsel ve ahlaki tavrı geliştirdiği de önemlidir.

4️⃣ Allah Neden Her İsteyene Açıkça Melek Göstermiyor ❓

Ayetin cevabı oldukça çarpıcıdır.

Çünkü böyle bir işaret, sıradan bir delil olmaktan çıkıp nihai ve çok ağır bir yüzleşme hâline gelebilir.

İnsan olağanüstü işareti doğrudan gördükten sonra artık önceki bilgi düzeyinde değildir.

Bu yüzden ayet, böyle bir durumda:

“İş bitirilmiş olurdu.”

der.

Yani imtihanın mahiyeti ciddi biçimde değişirdi.

5️⃣ “İş Bitirilmiş Olurdu” Ne Demektir ❓

Bu ifade klasik tefsirlerde genellikle ilahî hükmün artık kesin biçimde gelmesiyle ilişkilendirilir.

Yani talep edilen açık melekî işaret geldikten sonra hâlâ inkâr sürerse artık bekleme ve mühlet dönemi sona erebilir.

Bu, önceki suredeki gökten sofra anlatısıyla da benzer bir ilkeye sahiptir:

Olağanüstü delil arttıkça, reddedişin sorumluluğu ağırlaşır.

6️⃣ “Artık Kendilerine Mühlet Verilmezdi” Ne Anlama Gelir ❓

Mühlet, insanın;

düşünmesi,

geri dönmesi,

tövbe etmesi,

tutumunu değiştirmesi

için kendisine tanınan zamandır.

Ayet, istenen büyük mucize gerçekleşip buna rağmen bilinçli ret devam ederse bu sürenin sona erebileceğini bildirir.

Bu yüzden bazen mühletin kendisi de bir rahmettir.

7️⃣ Mühlet Neden Bir Rahmet Sayılabilir ❓

Çünkü insan hemen cezalandırılmıyorsa değişme ihtimali vardır.

Bugün yanlış yapan biri yarın pişman olabilir.

Bugün inkâr eden biri daha sonra inanabilir.

Bugün kibirli olan biri yaşadığı bir olayla değişebilir.

Eğer her hata anında nihai hükümle karşılık bulsaydı, dönüş için alan kalmazdı.

Bu nedenle zaman bazen insanın sahip olduğu en büyük nimetlerden biridir.

8️⃣ İnsan Neden Kendi Aleyhine Olabilecek Bir Mucize Talep Eder ❓

Çünkü sonucunu düşünmeden:

“Göster de görelim.”

diyebilir.

İnsan mucizeyi yalnızca etkileyici bir gösteri gibi görebilir.

Ama Kur’an mucizeyi böyle sunmaz.

Mucize, hakikat iddiasını güçlendiren ciddi bir işarettir.

Bu yüzden:

“Bana kesin kanıt göster.”

demek, aynı zamanda:

“Kesin kanıt geldiğinde bunun sorumluluğunu kabul ediyorum.”

anlamına da gelebilir.

9️⃣ Daha Büyük Delil Neden Daha Büyük Sorumluluk Getirir ❓

Çünkü insanın mazeret alanı daralır.

Bir şey hakkında hiç bilgisi olmayan kişiyle, açık biçimde bilgi verilmiş kişi aynı durumda değildir.

Bir uyarıyı hiç duymayanla, defalarca uyarıldığı hâlde bilinçli biçimde devam eden kişi de aynı değildir.

Bu ilke sadece din alanında değil, ahlakta da anlaşılabilir:

Bilgi arttıkça sorumluluk da artabilir.

🔟 Bu Ayet “Mucize İstemek Günah” mı Diyor ❓

Böyle mutlak bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.

Kur’an’da samimi biçimde kalbin tatminini isteyen örnekler de vardır.

Sorun, mucize istemenin kendisinden çok;

alaycı,

meydan okuyucu,

sürekli şart değiştiren

ve kabul etmeye zaten niyeti olmayan

bir tavırla istemektir.

Samimi arayış ile meydan okuma aynı şey değildir.

1️⃣1️⃣ “Melek İnerse İnanırım” Demek Neden Yeterli Değildir ❓

Çünkü insan bir sonraki adımda yine başka bir şart koyabilir.

“Melek indi ama…”

“Daha başka bir şey görmek istiyorum.”

“Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum.”

“Belki bu da başka bir şeydir.”

Bu yüzden Kur’an, sürekli ertelenen şartlara karşı insanı dürüst olmaya çağırır:

Gerçekten hangi delil seni ikna edecek?

1️⃣2️⃣ İman Neden Tamamen Zorlayıcı Bir Görünürlük Üzerine Kurulmuyor ❓

Çünkü iman, yalnızca gözün zorunlu olarak kabul ettiği fiziksel bir gerçeklikten ibaret değildir.

İman;

akıl,

irade,

vicdan,

güven

ve ahlaki tercih

boyutları taşır.

Eğer bütün gayb tamamen gözle görülür hâle gelseydi, sınavın niteliği de değişebilirdi.

Kur’an’ın imtihan anlayışında insan delilsiz bırakılmaz; fakat zorla iman ettirilecek şekilde de kuşatılmaz.

1️⃣3️⃣ Meleklerin Görünmemesi Onların Varlığına Dair Hiçbir Delil Olmadığı Anlamına mı Gelir ❓

Kur’an açısından hayır.

Meleklerin varlığı vahyin bildirdiği gayb alanının parçasıdır.

Gayb, doğrudan duyularla sürekli gözlemlenmeyen gerçeklikleri ifade eder.

İman burada insanın yalnız gözle gördüğüne değil, vahyin bildirdiği hakikate de güvenmesini gerektirir.

Bu nedenle:

“Görmüyorum, o hâlde yok.”

sonucu Kur’an’ın bilgi anlayışında yeterli değildir.

1️⃣4️⃣ İnsan Neden Görmediği Şeyi Kabul Etmekte Zorlanır ❓

Çünkü duyular çok güçlü bilgi araçlarıdır.

İnsan gördüğüne ve dokunduğuna daha kolay güvenir.

Ama insan hayatında zaten doğrudan görmediği pek çok şeyi dolaylı delillerle kabul eder.

Geçmiş olayları belgelerden öğrenir.

Atomları uzun süre doğrudan görmeden etkilerinden anlar.

Başka insanların niyetlerini doğrudan göremez ama davranışlardan çıkarım yapar.

Dolayısıyla bütün bilgi yalnızca çıplak gözle görmekten ibaret değildir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Allah’ın İnsanlara Hemen Ceza Vermediğini mi Gösteriyor ❓

Evet, ayetin önemli yönlerinden biri budur.

Talep edilen kesin işaret hemen verilmediğinde insanın dönüşü için alan kalmaktadır.

Bu durum;

sabır,

mühlet

ve rahmet

kavramlarıyla düşünülebilir.

İnsan bazen:

“Neden sonuç hemen gelmiyor?”

diye sorar.

Ama gecikme bazen cezasızlık değil, değişim için verilen süre olabilir.

1️⃣6️⃣ En‘âm 7 ve 8 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

En‘âm 7’de:

Elle dokunabilecekleri yazılı bir kitap inse bile “büyü” diyebilecekleri

anlatılmıştı.

En‘âm 8’de ise:

“Bir melek indirilsin.”

talebi gelir.

Yani şartlar giderek büyümektedir.

Bir delil yetmez.

Daha olağanüstüsü istenir.

Bu iki ayet birlikte şu soruyu sorar:

Mesele gerçekten delil mi, yoksa bitmeyen şartlar mı?

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Peygamberin İnsan Oluşu Hakkında Ne Öğretir ❓

Dolaylı olarak insan peygamberliğinin hikmetini düşündürür.

İnsan bir insanı örnek alabilir.

Onun;

sabırla nasıl davrandığını,

aile hayatını,

insanlarla ilişkisini,

zorluk karşısındaki tavrını

görebilir.

Eğer elçi tamamen farklı bir varlık türünden olsaydı insanlar:

“O melek, biz insanız; onun yaptığını yapamayız.”

diyebilirdi.

Bu konu bir sonraki ayette daha da açıklaşacaktır.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

İstediğin kanıtın bedelini düşünmeden sürekli daha fazlasını isteme.

İnsan bazen hayatında da:

“Bir işaret daha gelsin.”

“Bir kez daha emin olayım.”

“Bir kanıt daha bulayım.”

diyerek karar vermeyi erteler.

Oysa belli bir noktadan sonra mesele bilgi değil, sorumluluk almaktır.

Hakikati anlamak önemlidir.

Ama anladıktan sonra onun gereğini yapmak daha zordur.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 8. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 8. ayet insanın çok tanıdık bir tavrını ortaya çıkarır:

“Bana olağanüstü bir şey göster, o zaman inanırım.”

İlk bakışta bu çok mantıklı görünebilir.

Ama ayet daha derin bir soru sorar:

Peki gösterilirse ne olacak?

Gerçekten kabul edecek misin?

Yoksa yeni bir şart mı koyacaksın?

Ve daha önemlisi:

O delil geldikten sonra artık sahip olduğun sorumluluğu taşımaya hazır mısın?

İnsan çoğu zaman delilin kendisini ister ama delilden sonra değişmesi gerekeceğini düşünmez.

Bir gerçeği kesin biçimde öğrendiğinde artık eskisi gibi davranamazsın.

Bir yanlış yaptığını öğrendiğinde düzeltmen gerekir.

Bir insanın hakkını yediğini fark ettiğinde telafi gerekir.

Bir konuda gerçeği öğrendiğinde:

“Bilmiyordum.”

mazeretini aynı şekilde kullanamazsın.

İşte ayetin derin ahlaki yönü burada ortaya çıkar.

Daha fazla bilgi, daha fazla sorumluluk doğurabilir.

Bu yüzden Allah’ın insana hemen bütün gaybı açmaması yalnızca eksiklik gibi görülmemelidir.

Kur’an perspektifinde insan;

yeterli işaretlerle,

aklıyla,

vicdanıyla

ve vahyin rehberliğiyle

bir seçim alanında bırakılır.

Bu alanın içinde zaman vardır.

Düşünme vardır.

Yanılma vardır.

Tövbe vardır.

Dönüş vardır.

Ve mühlet vardır.

Ayetin:

“Sonra kendilerine mühlet verilmezdi.”

ifadesi bu yüzden çok çarpıcıdır.

Demek ki bazen hemen gelmeyen kesin hüküm bile insan lehine olabilir.

Çünkü henüz değişebilirsin.

Henüz özür dileyebilirsin.

Henüz düşünceni yeniden değerlendirebilirsin.

Henüz hayatının yönünü değiştirebilirsin.

Bu nedenle En‘âm 8’in bize bıraktığı en güçlü sorulardan biri şudur:

Gerçekten daha fazla delile mi ihtiyacın var, yoksa zaten bildiğin şeyin gereğini yapmaya mı?

Ve belki ayetin bugün için en güçlü cümlesi budur:

Olağanüstü delil istemek kolaydır; zor olan, delil geldiğinde artık eski insan gibi yaşamaya devam edemeyeceğini kabul etmektir. Çünkü daha büyük kesinlik, beraberinde daha büyük sorumluluk da getirir.

“En‘âm Suresi 8. ayet, mucizenin seyredilecek bir gösteri değil, sorumluluk doğuran bir işaret olduğunu hatırlatır. İnsan bazen daha fazla kanıt ister; fakat asıl soru, kanıt geldiğinde hakikatin kendisinden isteyeceği değişime hazır olup olmadığıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt