📖 En‘âm Suresi 26. Ayette “Onlar Hem İnsanları Ondan Uzaklaştırırlar Hem de Kendileri Ondan Uzak Dururlar; Oysa Farkında Olmadan Yalnızca Kendilerini

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,484
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 26. Ayette “Onlar Hem İnsanları Ondan Uzaklaştırırlar Hem de Kendileri Ondan Uzak Dururlar; Oysa Farkında Olmadan Yalnızca Kendilerini Helâke Sürüklüyorlar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 26. ayet, hakikatten uzak durmanın bir aşamada kişisel tercih olmaktan çıkıp başkalarını da hakikatten uzaklaştırma çabasına dönüşebileceğini gösterir. İnsan başkasının yolunu kapatırken aslında en büyük zararı kendi iç dünyasına verebilir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 26. ayet, bir önceki ayette anlatılan dinleyip anlamama, ayetleri küçümseme ve ‘eskilerin masalları’ deme tavrının daha ileri bir sonucunu gösterir.

Bu kez insanlar sadece kendileri uzak durmamaktadır.

Başkalarını da uzaklaştırmaktadırlar.

Ayet iki yönlü bir davranış tarif eder:

Kendileri hakikatten uzak dururlar.

Başkalarının da ona yaklaşmasını engellemeye çalışırlar.


Ardından çok çarpıcı bir değerlendirme gelir:

“Oysa onlar yalnızca kendilerini helâke sürüklüyorlar; fakat bunun farkında değiller.”

Yani başkasının yolunu kapattığını düşünen kişi, aslında kendi ahlaki ve manevi kaybını büyütüyor olabilir.

1️⃣ “Onlar İnsanları Ondan Uzaklaştırırlar” Ne Anlama Gelir ❓

Buradaki “ondan” ifadesi bağlama göre Kur’an’a, vahye veya Hz. Muhammed’in tebliğine işaret eder.

Yani bazı insanlar yalnızca:

“Ben inanmıyorum.”

demekle yetinmez.

Başkalarının da dinlememesini ister.

Onları etkiler.

Korkutur.

Küçümser.

İtibarını sarsmaya çalışır.

Böylece kişisel inkâr, aktif engellemeye dönüşür.

2️⃣ Kişisel İnanmama ile Başkasını Engelleme Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓

Çok büyük bir fark vardır.

Bir kişi:

“Ben ikna olmadım.”

diyebilir.

Bu kendi tercihiyle ilgilidir.

Ama:

“Sen de dinleme, araştırma, okuma.”

demeye başladığında artık başkasının düşünme özgürlüğüne müdahale etmektedir.

Bu nedenle ayet sadece inkârı değil, hakikate erişimi engelleme tavrını da eleştirir.

3️⃣ İnsan Neden Başkalarının da Aynı Şeyi Reddetmesini İster ❓

Çünkü yalnız kalmak istemeyebilir.

Kendi kararını doğrulatmak isteyebilir.

Çevresinin değişmesinden korkabilir.

Sosyal düzenin bozulacağını düşünebilir.

Veya kendi otoritesini kaybetmek istemeyebilir.

Bazen insan şu şekilde düşünür:

“Benim reddettiğim şeyi başkaları kabul ederse, benim kararım sorgulanır.”

Bu yüzden kendi seçimini korumak için başkalarını da etkileyebilir.

4️⃣ “Kendileri de Ondan Uzak Dururlar” Ne Demektir ❓

Ayetin ikinci yönü budur.

Başkalarını uzaklaştırırken kendileri de vahye yaklaşmazlar.

Okumazlar.

Dinlemezler.

Düşünmezler.

Yani hem kendi yollarını kapatırlar hem başkasının yolunu.

Bu, zihinsel kapanmanın toplumsal hâle gelmesi demektir.

5️⃣ İnsan Bir Şeyi Anlamadan Ondan Uzak Durabilir mi ❓

Evet.

Önyargı tam olarak bunu yapabilir.

İnsan bir kitap okumadan onun kötü olduğuna karar verebilir.

Bir kişiyi dinlemeden onu yanlış ilan edebilir.

Bir düşünceyi incelemeden reddedebilir.

Bu durumda ret, bilgiye değil ön kabule dayanır.

En‘âm 26 bu tavrın sosyal etkisini de gösterir.

6️⃣ Başkasının Bilgiye Ulaşmasını Engellemek Neden Ciddi Bir Sorundur ❓

Çünkü insan başkasının karar verme hakkına müdahale etmiş olur.

Bir kişiye:

“Bunu okuma.”

“Bunu dinleme.”

“Bununla konuşma.”


demek, onu doğrudan düşünsel olarak yönlendirmeye çalışmaktır.

Elbette zararlı içerikler konusunda uyarı yapılabilir.

Ama bir görüşü sırf hoşumuza gitmediği için ulaşılamaz kılmaya çalışmak başka bir şeydir.

7️⃣ Ayet İfade Özgürlüğü Hakkında Doğrudan Bir Hüküm mü Veriyor ❓

Ayet modern hukuk terminolojisiyle ifade özgürlüğü düzenlemesi yapmaz.

Ama ahlaki açıdan güçlü bir ilke taşır:

Hakikate erişimi keyfî biçimde engelleme.

İnsanların dinlemesine, düşünmesine ve değerlendirmesine izin vermek düşünsel dürüstlüğün parçasıdır.

Bu, ayetin günümüze taşınabilecek önemli yönlerinden biridir.

8️⃣ İnsan Neden Kendi Görüşünden Eminse Başkasının Dinlemesinden Korkar ❓

Bu çok önemli bir sorudur.

Eğer bir fikir gerçekten güçlü ve doğruysa, karşı görüşün dinlenmesi neden korkutsun?

Bazen engelleme arzusu şu korkudan doğar:

“Ya karşı taraf ikna olursa?”

Bu da kişinin kendi görüşüne ne kadar güvendiğini sorgulatabilir.

Hakikatten emin olmak ile bilgiyi kontrol etmek aynı şey değildir.

9️⃣ “Onlar Yalnızca Kendilerini Helâke Sürüklüyorlar” Ne Anlama Gelir ❓

Ayet çok çarpıcı biçimde yön değiştirir.

Onlar başkalarına zarar verdiklerini sanabilirler.

Ama en büyük zarar kendi hesaplarına yazılır.

Çünkü hem kendileri uzak duruyorlar hem başkalarını engelliyorlar.

Böylece sorumlulukları büyüyor.

Bu nedenle gerçek kayıp dışarıda değil, kişinin kendi ahlaki durumunda oluşuyor.

🔟 “Helâk” Kelimesi Burada Nasıl Anlaşılmalıdır ❓

“Helâk” çok ağır bir kayıp ve yıkımı ifade eder.

Burada hem dünyevi hem ahiret boyutlu sonuçlar düşünülebilir.

Temel vurgu şudur:

İnsan hakikati reddedip bir de başkasının yolunu kapattığında kendi zararını büyütür.

Bu, sıradan bir fikir ayrılığından daha ağır bir tavırdır.

1️⃣1️⃣ “Farkında Değiller” İfadesi Neden Önemlidir ❓

Çünkü insan bazen kendisine zarar verdiğini anlamaz.

Hatta kendisini doğru işi yapıyor sanabilir.

Birini sustururken:

“Ben toplumu koruyorum.”

diyebilir.

Bir düşünceyi yasaklarken:

“Ben iyilik yapıyorum.”

sanabilir.

Ama sonuçta hakikate erişimi engelliyorsa yaptığı şeyin gerçek sonucunu göremiyor olabilir.

Ayet işte bu öz farkındalık eksikliğine dikkat çeker.

1️⃣2️⃣ İnsan Kendi Zararını Neden Göremeyebilir ❓

Çünkü kısa vadeli çıkar, uzun vadeli zararı gizleyebilir.

Bir yönetici muhalif sesi susturur ve rahatlar.

Ama zamanla gerçeklerden habersiz kalabilir.

Bir aile çocuğuna soru sormayı yasaklar ve kontrol sağladığını sanır.

Ama çocuk düşünsel olarak kapanabilir veya daha sonra büyük bir kopuş yaşayabilir.

Yani baskı kısa vadede düzen gibi, uzun vadede ise çürüme üretebilir.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Dinî Baskı Hakkında Ne Düşündürür ❓

Çok önemli bir soru ortaya koyar:

İnsanları gerçekten hakikate mi çağırıyoruz, yoksa kontrol etmeye mi çalışıyoruz?

Bir kişiye zorla inanç dayatmak farklıdır.

Onun araştırmasına imkân vermek farklı.

Gerçek iman, sadece dış baskıyla oluşmuş davranış değildir.

Anlama, kabul ve irade boyutu taşır.

Bu nedenle dinî otoritenin baskıya dönüşmesi ciddi bir problemdir.

1️⃣4️⃣ Başkasını Hakikatten Uzaklaştırmak Sadece Yasaklamakla mı Olur ❓

Hayır.

Alay ederek de olabilir.

Yanlış bilgi yayarak da olabilir.

Birini korkutarak da olabilir.

Bilgiyi çarpıtarak da olabilir.

Bir kaynağı okumadan itibarsızlaştırarak da olabilir.

Yani engelleme yalnız fiziksel değil, psikolojik ve bilgi temelli de olabilir.

1️⃣5️⃣ Yanlış Bilgi İnsanları Hakikatten Nasıl Uzaklaştırır ❓

Bir kişiye bir konu hakkında sürekli yanlış bilgi verirseniz, onun doğru değerlendirme yapma imkânını azaltırsınız.

Örneğin bir dini, bir düşünceyi veya bir topluluğu gerçekte olmadığı şekilde anlatırsanız kişi onu gerçek hâliyle hiç tanımadan reddedebilir.

Bu nedenle dürüst temsil büyük bir ahlaki sorumluluktur.

Bir görüşü eleştir ama önce onu doğru anlat.

1️⃣6️⃣ En‘âm 25 ve 26 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

En‘âm 25’te:

Dinliyorlar ama anlamıyorlar.

Ayetleri görüyorlar ama reddediyorlar.

“Eskilerin masalları” diyorlar.


En‘âm 26’da ise:

Kendileri uzak duruyor ve başkalarını da uzaklaştırıyorlar.

Yani süreç şudur:

Anlamaya kapanmak → Küçümsemek → Uzaklaşmak → Başkasını da uzaklaştırmak.

İçte başlayan kapanma, sonunda toplumsal davranışa dönüşür.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Dini Anlatan İnsanlara Ne Öğretir ❓

Şunu:

İnsanları bilgiye yaklaştır, kendine bağımlı hâle getirme.

Onlara kaynak göster.

Okumalarını teşvik et.

Soru sormalarından korkma.

Çünkü hakikatin amacı insanın özgür iradesiyle bilinçli bir tavır geliştirmesidir.

Bir öğretici kendisini bilgi ile insan arasına duvar yapmamalıdır.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Bir şeyi reddedebilirsin; ama başkasının onu inceleme hakkını elinden alma.

Sen ikna olmayabilirsin.

Başkası olabilir.

Sen yanlış bulabilirsin.

Başkası farklı değerlendirebilir.

Düşünsel olgunluk, sadece kendi fikrini savunmak değil, karşındakinin gerçeği kendi aklıyla araştırmasına izin vermektir.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 26. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 26. ayet, insanın inkârının nasıl toplumsal bir davranışa dönüşebileceğini gösterir.

İlk aşamada kişi sadece kendisi uzak durur.

Sonra başkalarının da yaklaşmasını istemez.

Bu çok önemli bir eşiktir.

Çünkü artık mesele sadece:

“Ben inanmıyorum.”

değildir.

Mesele:

“Senin de inanmanı istemiyorum.”

noktasına gelmiştir.

İşte burada kişisel tercih, kontrol arzusuna dönüşebilir.

Bugün bu tavır sadece din alanında görülmez.

Bir insan bir kitap okumaz ama başkasına da:

“Okuma.”

der.

Bir fikri araştırmaz ama:

“Bunu dinleyen cahildir.”

diye damgalar.

Bir kişiyi tanımaz ama başkasının da onunla konuşmasını istemez.

Böylece bilgi yerine kapı kapatma kültürü oluşur.

Oysa gerçekten hakikate güveniyorsan insanların araştırmasından korkmaman gerekir.

Oku.

Karşılaştır.

Sor.

Dinle.

Sonra karar ver.

Ayetin en sarsıcı kısmı ise şudur:

“Onlar yalnızca kendilerini helâke sürüklüyorlar.”

Yani başkasını kontrol ettiğini sanırken kendi ahlaki hesabını ağırlaştırıyor olabilirsin.

Çünkü sen yalnızca yanlış seçimi yapmadın.

Bir başkasının seçim alanına da müdahale ettin.

Bu nedenle insan kendisine şu soruyu sormalıdır:

“Ben insanları hakikate mi yaklaştırıyorum, yoksa onların ne düşüneceğini kontrol etmeye mi çalışıyorum?”

Bu soru din adamı için de önemlidir.

Anne baba için de.

Öğretmen için de.

Yönetici için de.

Medya için de.

Sosyal medya kullanıcısı için de.

Çünkü bilgiye erişimi şekillendiren herkes bir sorumluluk taşır.

Ve belki En‘âm 26’nın bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Hakikate kendin yaklaşmamak bir kayıptır; başkasının da yaklaşmasını engellemek ise o kaybı büyütür. Çünkü düşünceyi susturmak, gerçeği yok etmez; yalnızca susturanın sorumluluğunu artırır.

“En‘âm Suresi 26. ayet, inkârın sadece kişisel bir uzaklaşma olarak kalmayıp başkalarını da hakikatten uzaklaştırma çabasına dönüşebileceğini gösterir. İnsan başka insanların önüne duvar örerken aslında kendi yolunu daraltabilir; gerçek özgüven, hakikatin araştırılmasından korkmamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt