En‘âm Suresi 73. Ayette “Gökleri ve Yeri Hak ile Yaratan O’dur. ‘Ol’ Dediği Gün Hemen Olur. O’nun Sözü Gerçektir. Sûra Üfleneceği Gün Hükümranlık O’nundur. Görünmeyeni de Görüneni de Bilendir. O, Hikmet Sahibidir, Her Şeyden Haberdardır” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 73. ayet, bir önceki ayetteki namaz, takva ve Allah’ın huzurunda toplanma temasını çok daha büyük bir kozmik çerçeveye taşır.“En‘âm Suresi 73. ayet, yaratılıştan kıyamete kadar bütün varlığı tek bir ilahî hâkimiyet altında toplar. Allah yalnız evreni yaratan değil; sözü mutlak gerçek olan, görünmeyeni ve görüneni bilen, hükmü ve hikmeti eksiksiz olandır.”
Ersan Karavelioğlu
Şimdi insanın neden Allah’a yönelmesi gerektiği anlatılır.
Çünkü:
Gökleri ve yeri yaratan O’dur.
“Ol” dediğinde varlık gerçekleşir.
Sözü haktır.
Kıyamet günü mülk ve hüküm O’nundur.
Gaybı ve görüneni bilir.
Bu ayet, tevhidin sadece ibadet alanında değil, yaratılış, zaman, kıyamet, bilgi ve hüküm alanında da mutlak olduğunu gösterir.
“Gökleri ve Yeri Hak ile Yaratan O’dur” Ne Demektir
Buradaki “hak ile yaratmak”, yaratılışın boş, anlamsız veya başıboş olmadığını ifade eder.Kur’an açısından evren:
amaçsız,
rastgele,
ahlaki anlamdan tamamen kopuk
bir yapı olarak sunulmaz.
Yaratılışta düzen, ölçü ve hikmet vardır.
“Hak ile” İfadesi Neden Önemlidir
Çünkü “hak” kelimesi:gerçeklik,
doğruluk,
yerindelik,
amaçlılık
gibi anlamlar taşır.
Yani Allah’ın yaratması anlamsız bir oyun değildir.
İnsan hayatı da bu büyük anlam düzeninin içindedir.
Bu Ayet Bilimsel Yaratılış Süreçlerini Reddediyor mu
Hayır.Ayet yaratılışın nihai kaynağını ve anlamını anlatır.
Bilim ise yaratılışta gözlenen süreçleri inceler.
Bir yıldızın nasıl oluştuğu bilimsel bir sorudur.
Varlığın neden ve hangi nihai kudret içinde var olduğu ise daha metafizik bir sorudur.
Bu iki düzlem birbirine zorunlu olarak rakip değildir.
“‘Ol’ Dediği Gün Hemen Olur” Ne Anlama Gelir
Bu ifade Allah’ın yaratma kudretini anlatır.Allah bir şeyi gerçekleştirmek için insan gibi:
malzeme toplamak,
yorulmak,
uzun hazırlık yapmak
zorunda değildir.
İlahî irade açısından yaratma engellenemez.
Kur’an bunu çok güçlü bir ifadeyle özetler:
“Ol.”
“Ol” Sözü Gerçek Bir Sesleniş mi, Kudret İfadesi mi
İslam düşüncesinde bu ifade çoğunlukla Allah’ın iradesinin ve kudretinin kesinliğini anlatan bir Kur’ani ifade olarak anlaşılmıştır.Mesele Allah’ın insan gibi ses üretmesi değildir.
Ana fikir:
Allah’ın iradesine hiçbir şeyin engel olamamasıdır.
Diler ve gerçekleşir.
Allah’ın “Ol” Demesi Her Şeyin Anında Oluşması mı Demektir
İlahî kudret açısından sonuç kesindir.Fakat Allah dilerse varlığı süreçler içinde de yaratabilir.
Bir insanın oluşumu aylar sürer.
Bir ağacın büyümesi yıllar alabilir.
Bir yıldız sistemi çok uzun süreçlerde şekillenebilir.
Bu süreçler Allah’ın kudret eksikliği değil, yaratılış düzeninin parçasıdır.
“O’nun Sözü Gerçektir” Ne Demektir
Allah’ın sözü:yalan içermez,
boşa çıkmaz,
gerçekleşmeden kalmaz.
Bu yüzden vahiyde verilen ilahî sözler, Kur’an açısından güvenilir ve hak olarak sunulur.
İnsan sözü değişebilir.
Ama ilahî sözün doğruluğu insan sözüyle aynı kategoriye konmaz.
İnsan Sözü ile Allah’ın Sözü Arasındaki Temel Fark Nedir
İnsan:yanılabilir,
unutabilir,
bilmediği şeyi söyleyebilir,
verdiği sözü yerine getiremeyebilir.
Allah için ise Kur’an böyle bir eksiklik kabul etmez.
Bu yüzden:
“O’nun sözü haktır.”
ifadesi, ilahî güvenilirliği vurgular.
“Sûra Üfleneceği Gün” Ne Anlama Gelir
Sûr, İslam’ın kıyamet anlatısında merkezi bir kavramdır.Kur’an’da sûra üflenmesi, mevcut dünya düzeninin sona ermesi ve yeniden diriliş süreciyle ilişkilendirilir.
Ayet burada insanın günlük hayatından bir anda kozmik sona geçer.
Bu da insanın dünya hayatını mutlaklaştırmamasını sağlar.
Sûr Gerçek Bir Nesne midir
İslam geleneğinde sûra üflenmesi gerçek bir kıyamet olayı olarak kabul edilir.Bunun mahiyetinin tam olarak nasıl olduğu ise gayb alanına girer.
Bu yüzden ayrıntıları kesinleştirmek yerine Kur’an’ın verdiği sınırda kalmak daha sağlıklıdır.
Ana mesaj:
Mevcut düzen sonsuz değildir.

“O Gün Hükümranlık O’nundur” Neden Özellikle Söyleniyor
Aslında mülk her zaman Allah’ındır.Ama dünyada insanlar kendilerini güçlü görebilir.
Krallar.
Yöneticiler.
Zenginler.
Ordular.
Kıyamet günü ise bütün bu geçici iktidarlar tamamen ortadan kalkar.
Geriye yalnız Allah’ın mutlak hükümranlığı kalır.

Dünya İktidarları Neden Geçicidir
Çünkü insan ölümlüdür.Kurumlar değişir.
Devletler değişir.
Servetler el değiştirir.
Hiçbir siyasi veya ekonomik güç sonsuza kadar sürmez.
Ayet bu nedenle insanın güce tapmasını engeller:
Geçici olanı mutlaklaştırma.

“Görünmeyeni de Görüneni de Bilendir” Ne Anlama Gelir
Bu ifade Allah’ın bilgisinin iki alanı da kuşattığını gösterir.Görünen:
insanın gözlemleyebildiği dünya.
Gayb:
insanın doğrudan erişemediği gerçeklikler.
Allah için ikisi de bilgi alanının içindedir.
Hiçbir gerçeklik O’nun bilgisinin dışında değildir.

Allah’ın Gaybı Bilmesi İnsan İçin Ne İfade Eder
Şunu:Sen bilmeyebilirsin.
Ama gerçeklik başıboş değildir.
Geleceği bilmiyorsun.
Kalplerin içini bilmiyorsun.
Hayatın tüm sonucunu bilmiyorsun.
Bu bilinç, insanı hem tevazuya hem güvene çağırır.

“O, Hikmet Sahibidir” Ne Demektir
Hikmet, bir şeyi yerli yerince yapmak ve doğru hüküm vermek anlamı taşır.Yani Allah’ın kudreti kör güç değildir.
Bilgi ve hikmetle birlikte işler.
Bu çok önemlidir.
Çünkü ayet yalnız:
“Allah güçlüdür.”
demez.
Aynı zamanda:
“Hakîmdir.”
der.

“Her Şeyden Haberdardır” İfadesi Ne Ekliyor
Bu, ilahî bilginin ayrıntılara kadar uzandığını gösterir.Allah sadece büyük olayları bilmez.
İnsanın:
gizli niyetini,
davranışını,
durumunu
da bilir.
Bu, daha önce En‘âm 59’daki bir yaprağın bile bilgisi dışında düşmemesi temasını yeniden hatırlatır.

En‘âm 72 ve 73 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
En‘âm 72:Namazı kılın, takvalı olun, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
En‘âm 73 ise:
Neden?
sorusunun büyük cevabını verir:
Çünkü gökleri ve yeri yaratan O’dur.
Sözü haktır.
Kıyametin hükümranı O’dur.
Her şeyi bilir.
Yani kulluk, kozmik gerçekliğin merkezine bağlanır.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Kendini evrenin merkezine koyma.
İnsan çok şey yapabilir.
Bilim üretir.
Teknoloji geliştirir.
Şehirler kurar.
Ama varlığın sahibi değildir.
Zamanı yaratmamıştır.
Ölümü durduramaz.
Kıyametin hükmünü belirleyemez.
Bu farkındalık, insanı küçültmez; yerini doğru gösterir.

En‘âm Suresi 73. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 73. ayet, insanı bir anda günlük hayatın dar çerçevesinden çıkarıp varlığın tamamına baktırır.Gökler.
Yer.
Zaman.
Yaratılış.
Kıyamet.
Gayb.
Görünen dünya.
Ve bütün bunların merkezinde tek bir ilahî hakikat:
Allah.
İnsan bazen kendi sorununu dünyanın merkezi sanabilir.
Bugünkü tartışmasını.
Parasını.
Kariyerini.
Başarısını.
Kaybını.
Ama bu ayet insana gökyüzünü kaldırıp gösterir:
Sen büyük bir varlık düzeninin içindesin.
Bu düzen boşuna yaratılmadı.
Ve sen de boşuna yaşamıyorsun.
Ayetin:
“O’nun sözü haktır.”
ifadesi bu yüzden çok güçlüdür.
Çünkü insanın en büyük korkularından biri belirsizliktir.
Kim haklı?
Hayatın sonunda ne olacak?
Adalet gerçekten gerçekleşecek mi?
Kur’an’ın cevabı:
Allah’ın sözü gerçektir.
Ardından sûra üflenmesi gelir.
Dünya düzeninin bile kalıcı olmadığı hatırlatılır.
Bugün insanlar hangi gücü ne kadar büyük görürse görsün, bir gün bütün geçici mülk iddiaları sona erecektir.
Ve geriye:
“Hükümranlık O’nundur.”
hakikati kalacaktır.
Belki ayetin en derin yönü ise son iki isimde saklıdır:
Hakîm.
Habîr.
Yani Allah yalnız güçlü değildir.
Hikmet sahibidir.
Ve yalnız genel olarak bilmez.
Her ayrıntıdan haberdardır.
Bu yüzden ilahî kudret, kör kuvvet değildir.
Bilgi, hikmet ve hak ile birlikte olan kudrettir.
Ve belki En‘âm 73’ün bugün için en güçlü cümlesi şudur:
İnsan evrende güçlü olabilir ama mutlak değildir; yaratılışın başı da sonu da, görüneni de görünmeyeni de kuşatan hakikat Allah’a aittir. Gerçek tevazu, kendi değerini küçültmek değil, varlık içindeki yerini doğru bilmektir.
“En‘âm Suresi 73. ayet, yaratılıştan kıyamete kadar bütün varlığı Allah’ın kudreti, bilgisi ve hikmeti altında toplar. Gökleri ve yeri yaratan, sözü hak olan, görünmeyeni ve görüneni bilen Allah karşısında insanın görevi korkuyla küçülmek değil; yerini bilerek bilinçli, sorumlu ve anlamlı yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu