En‘âm Suresi 18. Ayette “O, Kullarının Üzerinde Mutlak Hâkimiyet Sahibidir; O, Hüküm ve Hikmet Sahibidir, Her Şeyden Haberdardır” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 18. ayet, bir önceki ayetteki:“En‘âm Suresi 18. ayet, Allah’ın kudretini yalnızca güç olarak değil, hikmet ve bilgiyle birlikte anlatır. Mutlak hâkimiyet, kör bir üstünlük değil; her şeyi bilen ve yerli yerince hükmeden bir otoritedir.”
Ersan Karavelioğlu
“Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan başka giderecek yoktur; sana bir hayır dokundurursa O her şeye gücü yetendir.”
ifadesini tamamlar.
En‘âm 17’de Allah’ın kudreti vurgulanmıştı.
Şimdi bu kudretin iki önemli niteliği daha açıklanır:
Hikmet.
Bilgi.
Ayet şöyle bir bütün kurar:
Allah kullarının üzerinde mutlak hâkimiyet sahibidir.
Ama bu hâkimiyet hikmetsiz değildir.
Ve bu hüküm bilgisiz değildir.
Çünkü O:
Hakîm’dir.
Habîr’dir.
Yani hükmü hikmetlidir ve bütün ayrıntılardan haberdardır.
“Kullarının Üzerinde Mutlak Hâkimiyet Sahibidir” Ne Anlama Gelir
Bu ifade Allah’ın bütün yaratılmışlar üzerindeki üstün kudretini anlatır.İnsan güçlü olabilir.
Bir devlet güçlü olabilir.
Bir toplum çok büyük imkânlara sahip olabilir.
Ama bunların hiçbirinin gücü mutlak değildir.
Allah’ın hâkimiyeti ise yaratılmış gücün üzerinde ve ondan bağımsızdır.
Buradaki “Üzerinde” İfadesi Mekânsal Bir Anlam mı Taşır
Bu ifadeyi yalnız fiziksel konum olarak anlamak doğru değildir.Buradaki temel anlam üstünlük ve hâkimiyettir.
Yani Allah kulları üzerinde;
kudret,
hüküm,
bilgi
ve egemenlik
bakımından mutlak otorite sahibidir.
Kur’an’ın amacı Allah’ı yaratılmış bir cisim gibi mekânsal bir konumda tarif etmek değildir.
“Kullar” Kimleri Kapsar
İnsanları kapsar.Cinleri kapsar.
Ve genel anlamda Allah’ın yarattığı bütün varlıkların O’nun hükmü altında olduğunu düşündürür.
Yani kimse Allah’ın egemenliğinin dışına çıkamaz.
İster güçlü olsun.
İster zayıf.
İster inansın.
İster inkâr etsin.
Varlığın kendisi zaten ilahî kudretin içinde gerçekleşir.
Allah’ın Hâkimiyeti İnsan Özgürlüğünü Ortadan Kaldırır mı
Hayır.Kur’an insanın seçimlerini ve sorumluluğunu sürekli vurgular.
Allah’ın mutlak hâkimiyeti, insanın hiçbir iradesi olmadığı anlamına gelmez.
Daha çok şunu gösterir:
İnsan özgürdür ama mutlak bağımsız değildir.
Seçim yapar.
Ama yaratılmıştır.
Karar verir.
Ama hayatın bütün şartlarını kendisi belirlemez.
Mutlak Güç Neden Tek Başına Yeterli Bir Tanım Değildir
Çünkü güç tek başına düşünüldüğünde korkutucu olabilir.Bir varlık çok güçlü ama bilgisiz olsaydı tehlikeli olurdu.
Çok güçlü ama hikmetsiz olsaydı keyfî davranabilirdi.
Ayet bu yüzden kudretin yanına hemen:
Hakîm
ve
Habîr
isimlerini koyar.
Yani Allah’ın gücü hikmet ve bilgiyle birlikte işler.
“Hakîm” Ne Demektir
Hakîm, hüküm ve hikmet sahibi demektir.Allah’ın yaptığı hiçbir şey anlamsız, gelişigüzel veya bilgisizce değildir.
İnsan bir olayın hikmetini göremeyebilir.
Ama Kur’an’ın perspektifinde ilahî hüküm anlamsız değildir.
Bu, insanın her olayı hemen çözebileceği anlamına gelmez.
Sadece Allah’ın hükmünün rastgele olmadığı anlamına gelir.
“Habîr” Ne Demektir
Habîr, her şeyden ayrıntısıyla haberdar olan anlamına gelir.Allah sadece büyük olayları bilmez.
İnsanın;
niyetini,
koşullarını,
gizli korkularını,
yaptıklarının arka planını
ve sonuçlarını
bilir.
Bu nedenle ilahî hüküm eksik bilgiye dayanmaz.
Allah’ın Her Şeyden Haberdar Olması Adaletle Nasıl İlişkilidir
Çok güçlü biçimde ilişkilidir.İnsan bir başkasını yargılarken çoğu zaman bütün bilgiyi bilmez.
Olayın bir kısmını görür.
Bir tarafı dinler.
Niyeti bilemez.
Ama Allah’ın bilgisi eksik değildir.
Bu yüzden Kur’an açısından nihai hüküm, tam bilgiye dayalıdır.
İnsan Neden Başkaları Hakkında Kesin Hüküm Vermekte Dikkatli Olmalıdır
Çünkü insanın bilgisi sınırlıdır.Bir davranış görürsün ama sebebini bilmezsin.
Bir söz duyarsın ama bağlamını bilmezsin.
Bir hatayı görürsün ama kişinin tövbesini bilmezsin.
Bu nedenle insanın hükmü ihtiyatlı olmalıdır.
Allah ise Habîr olduğu için görünmeyeni de bilir.
Güçlü Olmak ile Haklı Olmak Aynı Şey midir
Hayır.İnsan dünyasında güçlü olan kişi haksız olabilir.
Bir devlet güçlü olabilir ama zalim davranabilir.
Bir kişi otorite sahibi olabilir ama yanlış yapabilir.
Bu nedenle Kur’an Allah’ın hâkimiyetini sadece güçle açıklamaz.
Hakîm ve Habîr sıfatlarıyla birlikte anlatır.
Yani ilahî hâkimiyet:
güç + hikmet + bilgi
bütünüdür.

Bu Ayet Zalim İnsanların Gücünü Nasıl Değerlendirir
Onların gücü geçicidir.İnsan çok güçlü olabilir.
Ama Allah’ın mutlak hâkimiyeti dışında değildir.
Bu, mazlum için önemli bir teselli olabilir.
Çünkü dünyada hesap sorulamayan biri olabilir.
Ama Kur’an’ın perspektifinde kimse nihai hesaptan kaçamaz.

Allah’ın Hâkimiyetini Bilmek İnsanda Korku mu, Güven mi Oluşturmalıdır
Her ikisini de dengeli biçimde oluşturabilir.Yanlış yapan için:
sorumluluk duygusu.
Haksızlığa uğrayan için:
güven.
Çünkü mutlak hâkimiyet sahibi aynı zamanda Hakîm ve Habîrdir.
Yani güç bilgisiz değildir, hüküm de adaletsiz olmak zorunda değildir.

İnsan Neden Kendi Kontrolünü Abartır
Çünkü günlük hayatta birçok şeyi gerçekten kontrol eder.Plan yapar.
Karar verir.
Para kazanır.
İnsanları etkiler.
Bu durum zamanla:
“Her şeyi ben yönetiyorum.”
yanılsamasına dönüşebilir.
En‘âm 18 bu yanılsamayı kırar:
Sen etkilersin; ama mutlak hâkimiyet sana ait değildir.

Bu Ayet Liderlere Ne Öğretir
Şunu:Hiçbir insanın otoritesi mutlak değildir.
Bir yönetici,
işveren,
ebeveyn,
öğretmen
veya lider
güç sahibi olabilir.
Ama gücü sınırlıdır ve ahlaki sorumluluk taşır.
İnsan otoritesi hesap verebilir olmalıdır.
Mutlak hâkimiyet yalnız Allah’a aittir.

Allah’ın Hâkimiyeti İnsan Onurunu Azaltır mı
Hayır.Kur’an insanı değersiz bir nesne olarak görmez.
Tam tersine insana;
irade,
akıl,
ahlaki sorumluluk
ve seçim
verir.
İnsanın Allah’ın kulu olması, onun değersizliği değil yaratıcı karşısındaki gerçek konumudur.
Bu konum aynı zamanda insanın başka insanlara kul olmaması için de güçlü bir temel oluşturur.

En‘âm 17 ve 18 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
En‘âm 17:Zarar ve hayır üzerinde nihai kudret Allah’a aittir.
En‘âm 18:
Allah kulları üzerinde mutlak hâkimiyet sahibidir ve O Hakîm, Habîr’dir.
Böylece önce kudret açıklanır.
Sonra kudretin niteliği:
Hikmetli ve bilgili kudret.
Bu çok önemli bir dengedir.

Bu Ayet Tevekkülü Nasıl Derinleştirir
Tevekkül sadece:“Allah güçlüdür.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
“Allah bilir.”
ve
“Allah hikmetle hükmeder.”
demektir.
İnsan bazen sonucu kontrol edemediği için kaygılanır.
Tevekkül ise şunu hatırlatır:
Ben her şeyi bilmiyorum; Allah biliyor.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Gücün varsa bilgi ve hikmetle kullan.
İnsan Allah gibi mutlak değildir.
Ama ilahî sıfatların ahlaki çağrısından ders çıkarabilir.
Yetkin varsa düşün.
Karar vereceksen bilgi edin.
Gücün varsa keyfî davranma.
Çünkü güç, hikmetsiz olduğunda zulme dönüşebilir.

En‘âm Suresi 18. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 18. ayet, insanın en çok korktuğu şeylerden birini yeniden düşünmemizi sağlar:Güç.
İnsan güçlü olandan korkar.
Çünkü güçlü kişinin ne yapacağını bilemez.
Ama ayette Allah’ın kudreti yalnız bırakılmaz.
Hemen iki isim gelir:
Hakîm.
Habîr.
Yani Allah sadece güçlü değildir.
Ne yaptığını bilir.
Kullarının durumunu bilir.
Olayların görünen kısmını da görünmeyen kısmını da bilir.
Ve hükmü hikmetsiz değildir.
Bu yüzden ayet, ilahî hâkimiyeti kör bir güç olarak sunmaz.
Tam tersine:
Bilgiyle kuşatılmış hikmetli kudret
olarak sunar.
Bu, insanın kendi gücünü değerlendirmesi için de çok güçlü bir aynadır.
Sen bir işyerinde yönetici olabilirsin.
Bir ailede söz sahibi olabilirsin.
Bir kurum yönetebilirsin.
Bir insanın hayatını etkileyebilecek kararlar verebilirsin.
Ama soru şudur:
Gücün kadar bilgin var mı?
Bilgin kadar hikmetin var mı?
Çünkü güç arttıkça yanlış kararın etkisi de büyür.
Bir insanın küçük hatası kendisini etkiler.
Bir yöneticinin hatası binlerce kişiyi etkileyebilir.
Bu nedenle Kur’an’ın Allah’ı anlatırken kudreti hikmet ve bilgiyle birlikte zikretmesi, insan için de büyük bir ahlak ölçüsü üretir.
Gücün varsa keyfî olma.
Karar vereceksen bilmeden hükmetme.
İnsanları etkiliyorsan sonuçlarını düşün.
Ve unutma:
Senin hâkimiyetin sınırlı.
Allah’ınki mutlak.
Senin bilgin eksik.
Allah’ınki kuşatıcı.
Senin hükmün yanılabilir.
Allah ise Hakîm ve Habîr’dir.
Belki de En‘âm 18’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:
Gerçek kudret yalnız üstün gelmek değildir; bilgiyi, hikmeti ve adaleti birlikte taşıyabilmektir. Kur’an’ın mutlak hâkimiyet sahibi olarak tanıttığı Allah, aynı zamanda her şeyden haberdar olan ve hikmetle hükmedendir.
“En‘âm Suresi 18. ayet, kudreti tek başına yüceltmez; onu hikmet ve bilgiyle tamamlar. Allah’ın hâkimiyeti mutlak, bilgisi kuşatıcı ve hükmü hikmetlidir. İnsana düşen ise sahip olduğu sınırlı gücü keyfîlik için değil, sorumlulukla kullanmaktır.”
Ersan Karavelioğlu