Emekli Olduğunda Kendini Nerede Yaşarken Görüyorsun
“Zamanın içinden geçtikten sonra, insan yalnızca huzurun sesini duymak ister.”
– Ersan Karaveloğlu
GİRİŞ: BİR HAYAL SORUSU GİBİ, AMA GERÇEK KADAR AĞIR
Hayat…
Sabah ezanıyla başlayan mesailer, yıllarca sürdürülen sorumluluklar, çocuklara adanan zamanlar,
kurulan ve yıkılan hayaller...
Sonra bir gün, takvim artık “çalışmak zorundasın” demediğinde,
kendinle baş başa kalırsın.
Ve işte o an sorarsın:
“Emekli olduğumda... kendimi nerede yaşarken görüyorum
”
Bu soru basit bir yer değil,
bir “hal” seçmektir.
Bir rüzgârın yönünü, bir gökyüzünün rengini, bir evin kokusunu...
SEÇENEKLER DEĞİL, RUH HALİLERİ
| Köyde bir ev | Doğayla barış, toprağın diliyle konuşmak |
| Deniz kenarında bir sahil kasabası | Dalgaların meditasyonu, yavaş zaman |
| Şehirden uzak bir dağ evi | Sessizlikle bütünleşmek, kendini yeniden duymak |
| Yurt dışında küçük bir kasaba | Yabancı kalmakta özgürlük, yeniden başlamak |
| Torunların neşesiyle dolu bir ev | Aileyle bütünleşmek, geçmişi geleceğe aktarmak |
Bu hayal bir ev değil,
bir aidiyetin resmidir.
NEDEN ÖNEMLİ BİR SORU
Çünkü insan, görevleri bittiğinde kendine döner.
Ve o dönüş, en sessiz ama en derin yolculuktur.
“Nereye gitmek istiyorsun
” değil,
“Nerede durduğunda huzur buluyorsun”
Emeklilikte yaşamak istediğin yer:
Senin en çok kendine benzediğin mekândır.
SONUÇ: ZAMANIN YÜKLÜ HEDİYESİ
Bir ağaç gibi durmak,
bir kitap gibi yaşamak,
bir kahve gibi kokmak istiyorsun belki.
Ya da sadece: “Hiçbir yere yetişmeden sabah uyanmak...”
Hayat, sonunda kendine ait bir zamanı sana geri verir.
Ve o zamanı nerede yaşamak istediğin,
senin en hakiki arzunu gösterir.
“Ben, kendimi bir gün hiç kimseye yetişmek zorunda olmadığım bir evde, camdan bakan bir adam olarak hayal ediyorum.”
– Ersan Karaveloğlu
Son düzenleme: