Beled Suresi 9. Ayette “Ona Bir Dil Ve İki Dudak Vermedik mi” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Konuşma Yetisi, Dilin Sorumluluğu, İfade Özgürlüğü, Doğru Söz, Yalan, İncitme, İletişim Ve Şükür Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Dil, insanın iç dünyasını dışarıya taşıyan en güçlü köprülerden biridir; aynı ağızdan bir kalbi onaran söz de çıkabilir, yıllarca unutulmayacak bir yara da.”
Ersan Karavelioğlu
“وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ — Ve Lisânen Ve Şefeteyn” Ne Demektir
Beled Suresi’nin dokuzuncu ayetinde şöyle buyrulur:
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
Anlam olarak:
“Ona bir dil ve iki dudak vermedik mi?”
(Beled Suresi, 90/9)
Bir önceki ayette insanın sahip olduğu:
hatırlatılmıştı.
Şimdi ise:
ve
gündeme getirilir.
Böylece insanın yalnız dünyayı algılama yeteneği değil, kendisini dünyaya anlatma yeteneği de hatırlatılır.
İnsan görür.
Düşünür.
Ve sonra konuşur.
Konuşma, insanı diğer insanlarla bağlayan en güçlü yeteneklerden biridir.
Dil Neden İnsanın En Büyük Nimetlerinden Biri Sayılabilir
Dil sayesinde insan:
duygularını ifade eder,
bilgisini aktarır,
soru sorar,
öğretir,
uyarır,
dua eder,
sevdiğini söyler.
Düşünün:
İnsan karmaşık düşüncelerini birkaç ses aracılığıyla başka bir zihne aktarabilmektedir.
Bu, günlük hayatta sıradan görünse de son derece büyük bir yetenektir.
Bir fikir insanın zihninde doğar.
Dil aracılığıyla söze dönüşür.
Sonra başka bir insanın zihnine ulaşır.
Bu nedenle konuşma, zihinler arasında köprü kuran olağanüstü bir iletişim sistemidir.
İki Dudağın Özellikle Anılması Neden Dikkat Çekicidir
Konuşma yalnız dilden ibaret değildir.
Dudaklar:
seslerin şekillenmesine,
kelimelerin oluşmasına,
ifadenin anlaşılır hâle gelmesine
katkıda bulunur.
Ayet insanın çok sıradan kabul ettiği bedensel ayrıntılara dikkat çeker.
İki göz.
Bir dil.
İki dudak.
İnsan büyük servet ve güç iddialarında bulunurken Kur’an onu kendi bedeninin en temel parçalarına geri getirir:
“Bütün bunların temelinde sana verilmiş imkânlar bulunduğunu hiç düşündün mü?”
Konuşma Yeteneği İnsan Medeniyetinin Temelinde midir
Büyük ölçüde evet.
Dil olmadan insanlığın:
bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarması,
hukuk oluşturması,
eğitim vermesi,
bilim geliştirmesi,
hikâyeler anlatması
çok daha sınırlı olurdu.
Bir insanın öğrendiği bilgi, konuşma ve yazı sayesinde ölümünden sonra bile yaşamaya devam edebilir.
Bu nedenle dil yalnız bireysel iletişim aracı değildir.
Medeniyetin hafızasıdır.
Konuşabilmek Aynı Zamanda Sorumluluk Getirir mi
Evet.
Her büyük imkân gibi dil de sorumluluk doğurur.
İnsan diliyle:
doğruyu söyleyebilir,
yalan söyleyebilir,
barıştırabilir,
kavga çıkarabilir,
teselli edebilir,
aşağılayabilir.
Aynı organ hem:
hem de
aracı olabilir.
Bu nedenle soru yalnız:
“Konuşabiliyor musun?”
değildir.
Daha önemlisi:
“Konuşma yeteneğini ne için kullanıyorsun?”
sorusudur.
Söz Neden Bu Kadar Güçlüdür
Çünkü söz fiziksel değildir ama gerçek sonuçlar üretir.
Bir cümle:
bir insanı cesaretlendirebilir,
bir ilişkiyi kurtarabilir,
bir çocuğun özgüvenini güçlendirebilir.
Başka bir cümle ise:
yıllarca unutulmayabilir,
bir insanı utandırabilir,
bir dostluğu sona erdirebilir.
Bu nedenle:
“Sadece söyledim.”
ifadesi sözün etkisini küçümsemek olabilir.
Söz görünmezdir.
Ama bıraktığı iz çok gerçek olabilir.
Güzel Söz Bir İyilik Sayılabilir mi
Evet.
Her iyilik maddi olmak zorunda değildir.
Bazen insanın ihtiyacı:
para değil,
bir teşvik,
bir teşekkür,
bir teselli,
bir samimi söz
olabilir.
Bir insana:
“Yanındayım.”
demek,
zor bir zamanda büyük bir destek olabilir.
Bu nedenle dil yalnız bilgi aktarmak için değil, insan ruhuna dokunmak için de kullanılabilir.
Kötü Bir Söz Neden Fiziksel Olmayan Bir Yara Bırakabilir
Çünkü insan yalnız bedenden oluşmaz.
Onuru,
özsaygısı,
duyguları
vardır.
Aşağılama,
hakaret,
küçümseme,
alay
insanın psikolojik dünyasında ciddi izler bırakabilir.
Özellikle çocuklukta duyulan bazı sözler yıllarca hatırlanabilir.
Bu nedenle dilin sorumluluğu küçümsenmemelidir.
Bazen fiziksel yara kapanır.
Ama bir cümle çok daha uzun süre yaşayabilir.
Yalan Dilin En Büyük Ahlaki Sınavlarından Biri midir
Evet.
İnsan dil sayesinde gerçeği aktarabilir.
Ama aynı yetenekle gerçeği çarpıtabilir.
Yalan:
güveni bozar,
ilişkileri zedeler,
adaleti yanıltabilir.
Bir toplumda insanların birbirlerinin sözlerine güvenememesi, sosyal düzeni de zayıflatır.
Bu nedenle doğruluk yalnız bireysel erdem değildir.
Toplumsal güvenin temelidir.
İnsan Neden Yalan Söyler
Yalanın birçok nedeni olabilir:
cezadan kaçmak,
çıkar sağlamak,
kendini olduğundan iyi göstermek,
başkasını yönlendirmek,
utancı gizlemek.
Bazı yalanlar küçük görünür.
Fakat tekrarlandıkça insanın gerçeklikle ilişkisini bozabilir.
İnsan önce başkasını kandırır.
Sonra kendi anlattığı hikâyeye inanmaya başlayabilir.
Bu nedenle dilin ahlakı yalnız başkalarına değil, insanın kendi hakikat duygusuna da bağlıdır.

Susmak Bazen Konuşmaktan Daha Değerli Olabilir mi
Evet.
İnsan her bildiğini söylemek zorunda değildir.
Bazen susmak:
bir tartışmayı büyütmemek,
bir sırrı korumak,
incitici sözü engellemek
için daha doğru olabilir.
Ancak susmanın da ahlaki sınırı vardır.
Bir haksızlık karşısında gerekli olduğu hâlde susmak başka bir problem oluşturabilir.
Dolayısıyla olgunluk:
her zaman konuşmak
veya
her zaman susmak
değil,
ne zaman hangisinin doğru olduğunu ayırt edebilmektir.

İfade Özgürlüğü İle Sözün Sorumluluğu Birbirine Zıt mıdır
Hayır.
İfade özgürlüğü insanın:
düşüncesini açıklaması,
eleştiri yapması,
fikir üretmesi
açısından çok değerlidir.
Fakat özgürlük, sözün hiçbir sonucu olmayacağı anlamına gelmez.
Bir insanın özgürce konuşabilmesi önemlidir.
Ama aynı zamanda:
iftira,
tehdit,
kasıtlı yalan,
insan onuruna saldırı
gibi davranışların da ahlaki ve hukuki sonuçları olabilir.
Gerçek özgürlük ile sorumluluk birlikte düşünülmelidir.

İyi Konuşmanın Bir Parçası da Dinlemek midir
Kesinlikle.
İletişimin yarısı konuşmaksa diğer yarısı dinlemektir.
İnsan bazen karşısındaki konuşurken aslında dinlemez.
Sadece kendi vereceği cevabı düşünür.
Gerçek dinleme:
karşıdakinin sözünü tamamlamasına izin vermek,
ne demek istediğini anlamaya çalışmak,
hemen yargılamamak
demektir.
Bu nedenle dilin ahlakı yalnız nasıl konuştuğumuzda değil, nasıl dinlediğimizde de görünür.

Dil Güç Aracı Olarak Kullanılabilir mi
Evet.
İnsanlar yalnız fiziksel güçle değil, sözle de yönetilebilir.
Bir lider:
umut verebilir,
korku üretebilir,
toplumu birleştirebilir,
toplumu bölebilir.
Bir öğretmen öğrencisinin hayatını bir cümleyle etkileyebilir.
Bir ebeveyn çocuğunun kendisi hakkındaki algısını sözleriyle şekillendirebilir.
Bu nedenle konuşma gücü olan kişinin sorumluluğu da büyür.
Sözün etkisi arttıkça sözün hesabı da ağırlaşabilir.

Dijital Dünyada Dilin Sorumluluğu Değişti mi
İletişimin biçimi değişti.
Eskiden söylenen bir söz birkaç kişinin yanında kalabilirdi.
Bugün bir cümle:
mesaj,
yorum,
paylaşım
yoluyla binlerce kişiye ulaşabilir.
Üstelik yazılan şey uzun süre kayıtlı kalabilir.
Bu nedenle modern dünyada söz daha hızlı yayılıyor ve daha kalıcı olabiliyor.
Beled 9’un temel ilkesi burada daha da önemli hâle gelir:
Söz söyleme imkânı büyüdükçe sözün sorumluluğu da büyür.

Dilin Şükrü Nasıl Yerine Getirilebilir
Bir nimetin şükrü yalnız onu veren için teşekkür etmek değildir.
O nimeti doğru kullanmak da şükürdür.
Dilin şükrü:
doğruyu söylemek,
iyiliği teşvik etmek,
barıştırmak,
teselli etmek,
bilgi öğretmek,
dua etmek
şeklinde yaşanabilir.
Aynı şekilde:
iftiradan,
hakaretten,
gereksiz kırıcı sözden
kaçınmak da dil nimetini korumanın parçasıdır.

İki Gözden Sonra Dil Ve Dudakların Anılması Nasıl Bir İnsan Tasviri Oluşturur
- ayette:
vardı.
- ayette:
vardır.
İnsan önce dünyayı algılar.
Sonra algıladığı şey hakkında söz üretir.
Bu çok anlamlı bir sıralamadır.
Gör → düşün → söyle.
Sorun çoğu zaman insanın ikinci basamağı atlamasıdır.
Görür.
Ve hemen konuşur.
Oysa olgun insan gördüğü şeyi önce değerlendirebilir.
Bu nedenle akıl, göz ile dil arasında ahlaki bir süzgeç gibi çalışmalıdır.

Beled Suresinin 7, 8 Ve 9. Ayetleri Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Bu üç ayette dikkat çekici bir bağlantı vardır:
7. Ayet:
İlahi gözetim.
8. Ayet:
İnsanın görme nimeti.
9. Ayet:
İnsanın ifade nimeti.
Yani insan:
görülen, gören ve konuşan
bir varlık olarak tasvir edilir.
Bütün bunların ardından sure bir sonraki ayette çok daha büyük bir nimete geçecektir:
İnsana iki yolun gösterilmesi.

Sonuç: Dil İnsan İçin Yalnız Konuşma Aracı Değil, Karakterinin Görünür Hâle Geldiği Büyük Bir Sınavdır
Beled Suresi’nin dokuzuncu ayetindeki:
“Ona bir dil ve iki dudak vermedik mi?”
sorusu insanın çok sıradanlaştırdığı büyük bir nimeti yeniden düşündürür.
İnsan diliyle:
Ama aynı dille:
Bu nedenle dil kendi başına ne iyidir ne kötüdür.
Onu ahlaki hâle getiren, insanın ne söylediği ve neden söylediğidir.
Belki de insanın günlük hayatta kendisine sorabileceği en önemli üç soru şudur:
Söyleyeceğim şey doğru mu?
Söylemem gerekli mi?
Bunu daha incitmeden söylemenin bir yolu var mı?
Çünkü insan bazen yıllarca pişman olacağı bir cümleyi birkaç saniyede söyleyebilir.
Ama aynı birkaç saniye içinde bir insanın hayatında unutulmayacak kadar güzel bir söz de bırakabilir.
Ve Beled Suresi bundan sonraki ayette insanın yalnız görme ve konuşma yeteneğiyle bırakılmadığını, ona ahlaki yön de gösterildiğini bildirecektir:
“Biz ona iki yolu da göstermedik mi?”
“Dil küçük bir organdır ama insanın dünyasında çok büyük sonuçlar doğurabilir. Olgunluk yalnız konuşabilmek değil, doğru sözü doğru zamanda, doğru niyetle ve insan onurunu koruyarak söyleyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu