📖 Bakara Suresi 141. Ayette “Onlar Gelip Geçmiş Bir Ümmettir. Onların Kazandıkları Kendilerine, Sizin Kazandıklarınız da Size Aittir. Siz Onların Yap

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,811
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 141. Ayette “Onlar Gelip Geçmiş Bir Ümmettir. Onların Kazandıkları Kendilerine, Sizin Kazandıklarınız da Size Aittir. Siz Onların Yaptıklarından Sorumlu Tutulmayacaksınız” İfadesinin Tekrar Edilmesi Ne Anlama Gelir ❓


“Kur’an bazen aynı cümleyi tekrar eder; çünkü insanın unuttuğu şey yalnızca bilgi değil, sorumluluktur. Geçmişin büyüklüğünü anlatmak kolaydır; asıl zor olan, kendi hayatımızın hesabını verecek bir karakter kurmaktır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 141. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 141. ayeti, 134. ayette geçen ifadeyi neredeyse aynen tekrar eder:


“Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.”


Bu tekrar tesadüfi değildir.


Çünkü 135–140. ayetler boyunca:


İbrahim’in dini,


Yahudilik ve Hristiyanlık iddiaları,


peygamberlerin gerçek kimliği,


Allah hakkında tartışmalar,


hakikati gizleme


gibi konular işlenmiştir.


  1. ayet bütün bu tartışmayı yeniden tek cümlede kapatır:

Geçmiş hakkında ne kadar konuşursanız konuşun, sonunda herkes kendi amelinden sorumludur.


2️⃣ Aynı Ayetin 134 ve 141’de Tekrar Edilmesi Neden Önemlidir ❓


Çünkü aradaki ayetlerde insanın çok kolay kapılabileceği bir eğilim ele alınır:


Geçmiş üzerinden kimlik ve üstünlük üretmek.


  1. ayette:

ataların iyiliğine yaslanmamak


öğretilmişti.


135–140 arasında ise:


“İbrahim kimin?”


“Kim doğru yolda?”


“Kim Allah’a daha yakın?”


gibi tartışmalar işlenir.


Sonra Kur’an yeniden aynı noktaya döner:


“Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size.”


Yani:


Tartışmayı ne kadar büyütürseniz büyütün, sizin yerinize geçmiş yaşamayacak.


3️⃣ Kur’an’da Tekrar Neden Kullanılır ❓


Tekrar her zaman gereksiz tekrar değildir.


Bazen:


vurgu,


hatırlatma,


konunun kapanışı,


insanın unutma eğilimine karşı uyarı


işlevi görür.


İnsan bir gerçeği bir kez duyar ama hayatına geçirmeyebilir.


Bu yüzden bazı büyük ilkeler:


tekrar tekrar hatırlatılır.


  1. ayetteki tekrar da sanki şöyle der:

“Bu noktayı kaçırmayın.”


Geçmiş önemlidir.


Ama:


sizin hesabınızı geçmiş vermeyecek.


4️⃣ “Onlar Gelip Geçmiş Bir Ümmettir” İfadesi Neden Yeniden Söyleniyor ❓


Çünkü insan geçmişi canlıymış gibi taşıyabilir.


Yüzyıllar önce yaşamış insanlarla:


övünebilir,


kavga edebilir,


başkalarını suçlayabilir,


kimlik kurabilir.


Ama Kur’an çok sade bir gerçek söyler:


Onlar geçti.


Bu, geçmişi değersizleştirmek değildir.


Tam tersine onu doğru yere koymaktır.


Geçmiş:


ders verir.


Ama:


bugünün sorumluluğunu üstlenmez.


5️⃣ Geçmiş İnsan İçin Ne Kadar Önemlidir ❓


Çok önemlidir.


İnsan geçmişini bilmeden:


kendisini,


toplumunu,


kültürünü


tam anlamıyla anlayamayabilir.


Tarih:


hataları gösterir.


Başarıları gösterir.


İnsan davranışının tekrar eden yönlerini gösterir.


Fakat geçmişin doğru kullanımı:


övünmek veya suçlamak değil, öğrenmektir.


Tarih:


ayna olmalıdır.


Sığınak değil.


6️⃣ Atalarımızın İyilikleri Bize Manevi Üstünlük Kazandırır mı ❓


Otomatik olarak hayır.


Bir insan:


büyük bir peygamberin,


alimlerin,


kahramanların,


iyi insanların


soyundan gelebilir.


Bu ona:


güzel bir miras,


eğitim,


kültürel sorumluluk


verebilir.


Ama o insanların iyilikleri:


doğrudan onun ahlakı haline gelmez.


İbrahim’in teslimiyeti:


İbrahim’indir.


Senin teslimiyetin:


senin seçimin olacaktır.


7️⃣ Kötü Ataların Hataları da Bize Otomatik Olarak Geçer mi ❓


Hayır.


Bu da ayetin özgürleştirici tarafıdır.


Bir insan:


atasının,


ailesinin,


toplumunun


geçmişteki her hatasından bireysel olarak sorumlu tutulmaz.


İnsan seçmediği geçmişten dolayı:


otomatik suçlu


değildir.


Ancak geçmişteki haksızlığı bugün:


bilerek sürdürüyorsa,


savunuyorsa,


yeniden üretiyorsa


artık kendi davranışı üzerinden sorumluluk doğar.


Yani:


Geçmiş senin suçun olmayabilir; fakat geçmişin yanlışını bugünde seçmek senin sorumluluğun olabilir.


8️⃣ Bu Ayet “Herkes Sadece Kendinden Sorumludur, Toplum Önemli Değildir” mi Diyor ❓


Hayır.


Kur’an’da toplumsal sorumluluk da güçlüdür.


İnsan:


ailesinden,


komşusundan,


toplumdaki adaletten,


iyiliği desteklemekten


tamamen kopuk değildir.


  1. ayetin anlattığı şey:

ahlaki hesabın devredilemeyeceğidir.


Başkalarına yardım edebilirsin.


Onları etkileyebilirsin.


Ama:


onların yerine yaşayamazsın.


Aynı şekilde onlar da:


senin yerine iman edip ahlaklı davranamaz.


9️⃣ “Onların Kazandıkları Kendilerine” İfadesindeki “Kazanç” Nedir ❓


Buradaki kazanç:


yalnızca para veya maddi başarı değildir.


İnsanın:


inancı,


ahlakı,


iyiliği,


yanlışı,


tercihleri


ile oluşturduğu manevi birikimdir.


Kur’an insan hayatını adeta:


bir kazanım alanı


olarak görür.


Her karar:


insanı bir şeye dönüştürür.


Dolayısıyla insan sadece:


bir şeyler yapmaz.


Yaptıklarıyla kendisini de inşa eder.


🔟 İnsan Yaptıklarıyla Kendisine Ne Kazandırır ❓


Karakter.


Her tekrar edilen davranış:


insanın kimliğine biraz daha işler.


Sürekli doğru söyleyen biri:


dürüstlüğü güçlendirir.


Sürekli haksızlık yapan biri:


zulmü normalleştirebilir.


Sürekli yardım eden biri:


merhameti alışkanlık haline getirebilir.


Bu yüzden “kazanç” yalnızca ahirette alınacak bir sonuç değil:


insanın bugün neye dönüştüğüyle de ilgilidir.


Yaptıklarımız:


dış dünyayı değiştirirken,


bizi de değiştirir.


1️⃣1️⃣ “Sizin Kazandıklarınız Size Aittir” İfadesi İnsana Ne Tür Bir Özgürlük Verir ❓


Çok büyük bir özgürlük verir.


Çünkü insan:


geçmişinin tamamen mahkûmu değildir.


Ailesi zor olabilir.


Toplumu yanlış örnekler vermiş olabilir.


Çocukluğunda kötü şeyler öğrenmiş olabilir.


Ama insan bir noktada:


“Ben başka türlü yaşayabilirim.”


diyebilir.


Bu kolay olmayabilir.


Geçmiş güçlüdür.


Ama:


mutlak değildir.


  1. ayet insanı sorumluluğa çağırırken aynı zamanda:

değişim imkânı


da sunar.


1️⃣2️⃣ “Ben Böyle Gördüm, Böyle Öğrendim” Demek Ne Zamana Kadar Yeterlidir ❓


Çocuklukta insanın seçimi sınırlıdır.


Fakat yetişkin oldukça:


bilgiye ulaşma,


düşünme,


karar verme


imkânı genişler.


Bir noktadan sonra:


“Bana böyle öğretildi.”


açıklama olabilir.


Ama sürekli mazeret olmayabilir.


Olgunluk:


miras aldığın davranışları inceleyip:


hangisini sürdüreceğine kendin karar vermektir.


1️⃣3️⃣ Bir Toplum Sürekli Geçmişiyle Övünüyorsa Ne Tehlike Doğabilir ❓


Bugünkü üretkenlik azalabilir.


İnsanlar sürekli:


“Bizim atalarımız şöyle büyüktü.”


diyebilir.


Ama soru şudur:


“Peki siz bugün ne yapıyorsunuz?”


Geçmişin büyük olması:


gelecek nesillerin de otomatik olarak büyük olacağını garanti etmez.


Bir medeniyet:


bilimde,


sanatta,


adalette


çok ileri gitmiş olabilir.


Ama yeni kuşak yalnızca hatıralarla yaşarsa:


miras büyüklük değil nostaljiye dönüşebilir.


1️⃣4️⃣ Geçmişle Gurur Duymak Yanlış mıdır ❓


Hayır.


İnsan:


ailesinin,


toplumunun,


medeniyetinin


güzel başarılarıyla gurur duyabilir.


Sorun:


bu gururun:


kişisel erdemin yerine geçmesi


halinde başlar.


Atan dürüsttü.


Güzel.


Sen dürüst müsün?


Ataların bilim üretti.


Harika.


Sen bilgiye ne katıyorsun?


Ataların adaletle anılıyor.


Peki:


sen güç eline geçtiğinde nasıl davranıyorsun?


Sağlıklı gurur:


insanı sorumluluğa çağırır.


Sağlıksız gurur:


insanı hazır üstünlük duygusuna taşır.


1️⃣5️⃣ Geçmişteki Dinî Tartışmalar Bugünün İnsanını Neden Hâlâ Etkileyebilir ❓


Çünkü dinî kimlik:


tarih üzerinden aktarılır.


İnsanlar yüzyıllar önce yaşanmış:


anlaşmazlıkları,


ayrılıkları,


çatışmaları


bugüne taşıyabilir.


Bazen birbirini hiç tanımayan insanlar:


atalarının tartışmalarından dolayı


birbirine öfke duyabilir.


  1. ayetin ilkesi burada çok güçlüdür:

Sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin.


Bugün karşındaki insanı:


kendi davranışına göre değerlendir.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Mezhep, Irk veya Aile Üzerinden Kurulan Üstünlük Duygusuna Ne Söyler ❓


Şunu:


Soyun ve grubun sana otomatik ahlaki değer vermez.


Bir mezhebe,


millete,


aileye,


topluluğa


mensup olmak kimliğin parçasıdır.


Fakat kişinin gerçek değeri:


sadece üyelik kartıyla ölçülmez.


Çünkü ayet:


her nesli yeniden:


kendi kazancına


döndürür.


Bu nedenle:


“Ben falancanın torunuyum.”


sorusundan daha önemli olan:


“Ben nasıl bir insanım?”


sorusudur.


1️⃣7️⃣ Bakara 140 ve 141 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayette:

İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve diğer geçmiş şahsiyetlerin kimliği üzerine yapılan iddialar sorgulanmıştı.


Ayrıca:


hakikati gizleme


problemi ele alınmıştı.


  1. ayet ise bu tartışmayı kapatır:

“Onlar geçti.”


Sanki şöyle denir:


Geçmiş hakkında doğruyu bilin.


Tarihi çarpıtmayın.


Ama sonra:


kendi hayatınıza dönün.


Çünkü sonunda:


onların hesabı onlara,


sizin hesabınız size aittir.


1️⃣8️⃣ Bakara 141’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Ne atalarının başarılarının arkasına saklan, ne de atalarının hatalarının altında ezil.


Geçmişi öğren.


İyiliği devam ettir.


Yanlışı bitir.


Ama:


kendi hayatının sorumluluğunu kendin üstlen.


İnsan geçmişinden miras alır.


Fakat geleceğine:


kendi imzasını atar.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 141 Bize “Atalarımızın Ne Yaptığını Anlatmayı Bıraksak, Kendi Hayatımız Hakkında Ne Söyleyebiliriz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 141. ayetin en dikkat çekici tarafı belki de:


tekrar oluşudur.


Aynı mesaj 134. ayette söylenmişti.


Sonra yedi ayet boyunca:


İbrahim konuşuldu.


Dinî kimlikler konuşuldu.


Yahudilik ve Hristiyanlık iddiaları konuşuldu.


Peygamberler konuşuldu.


Allah hakkında tartışmalar konuşuldu.


Hakikatin gizlenmesi konuşuldu.


Ve bütün bu büyük tartışmaların sonunda Kur’an tekrar aynı cümleye döner:


“Onlar gelip geçmiş bir ümmettir.”


Sanki insanın omzundan tarihin ağırlığını indirir.


Ve önüne:


kendi hayatını


koyar.


Çünkü insan geçmiş hakkında saatlerce konuşabilir.


Geçmişte kim haklıydı?


Kim yanlıştı?


Kim büyük işler yaptı?


Kim ihanet etti?


Kim doğru dini taşıdı?


Kim yanlış yorumladı?


Bunların hepsi tarih açısından önemlidir.


Ama insan yalnızca bunlarla meşgul olursa:


çok önemli bir şeyi unutabilir:


Kendisi şu anda ne yapıyor?


Geçmişi eleştiren kişi bugün aynı hatayı yapıyor olabilir.


Atalarının adaletini öven kişi bugün kendi çalışanına haksızlık ediyor olabilir.


İbrahim’in teslimiyetini anlatan kişi:


çıkarı söz konusu olduğunda bütün ilkelerini terk ediyor olabilir.


Yakup’un çocuklarına bıraktığı ahlakı konuşan kişi:


kendi çocuklarına yalnızca para bırakıyor olabilir.


İşte ayetin tekrarı insanı yeniden aynaya çevirir:


“Onların kazandıkları kendilerine.”


Sen İbrahim’in sevabını:


miras olarak alamazsın.


İbrahim’in yolunu:


kendin yaşayabilirsin.


Sen geçmişteki insanların günahıyla doğuştan suçlu olmazsın.


Ama onların yanlışını bugün:


kendi iradenle tekrar edebilirsin.


İşte kişisel sorumluluk tam burada doğar.


Bu düşüncenin çok güçlü bir özgürlük tarafı da vardır.


Çünkü insan geçmişte:


çok zor şeyler yaşamış olabilir.


Kötü bir ailede büyümüş olabilir.


Yanlış örnekler görmüş olabilir.


Kendisine çocukken:


sağlıksız düşünceler öğretilmiş olabilir.


Ama 141. ayetin ilkesi insana şunu hatırlatır:


Sen yalnızca sana yapılanların toplamı olmak zorunda değilsin.


Bundan sonra:


ne yapacağını


da seçebilirsin.


Geçmiş sana kartları dağıtmış olabilir.


Ama oyunun her hamlesini:


geçmiş yapmak zorunda değildir.


Bir ailede öfke nesiller boyunca aktarılmış olabilir.


Bir gün birisi çıkar:


“Bu bende bitecek.”


der.


Bir toplumda ayrımcılık normalleşmiş olabilir.


Bir nesil çıkar:


“Biz bunu devam ettirmeyeceğiz.”


der.


Bir ailede eğitim önemsenmemiş olabilir.


Yeni nesil çıkar:


bilgiye önem verir.


İşte ayetin:


“Sizin kazandıklarınız size.”


cümlesi yalnızca hesap tehdidi değildir.


Aynı zamanda:


yeni bir hikâye yazabilme imkânıdır.


İnsan ailesinin başladığı yerden başlar.


Ama aynı yerde bitirmek zorunda değildir.


Bu yüzden geçmişe karşı iki yanlış tavır vardır.


Birincisi:


Geçmişi putlaştırmak.


“Bizim atalarımız kusursuzdu.”


İkincisi:


Geçmişi kaderleştirmek.


“Bizim aile böyleydi, ben de böyle olmak zorundayım.”


Bakara 141 ikisini de kırabilir.


Geçmiş:


kusursuz değildir.


Ve:


kaderin tamamı da değildir.


Sonunda her nesil:


kendi sınavına girer.


İbrahim kendi sınavını verdi.


Yakup kendi sınavını verdi.


Onların çocukları kendi sınavlarını verdi.


Biz de:


kendi sınavımızı veriyoruz.


Ve bir gün biz de:


“gelip geçmiş bir ümmet”


olacağız.


Bizim çocuklarımız da:


bizim hakkımızda konuşacak.


Belki:


“Babamız şöyleydi.”


“Annemiz böyleydi.”


“Atalarımız bunu yaptı.”


diyecekler.


Ama sonra aynı ilke onlar için de geçerli olacak:


Bizim kazancımız bize, onların kazancı onlara.


Bu yüzden belki insanın yapabileceği en güzel şey:


çocuklarına övünecek bir soy bırakmak değil yalnızca,


kendi iyiliklerini kurabilecekleri bir karakter zemini bırakmaktır.


Ve Bakara 141’in bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru belki tam olarak şudur:


Geçmişteki insanların kim olduğunu tartışmaya ayırdığımız enerjinin yarısını, bir gün gelecek nesillerin bizim hakkımızda ne söyleyeceğini belirleyecek bugünkü hayatımıza ayırıyor muyuz?


“Geçmiş sana bir isim verebilir, ama karakterini sen yazarsın. Atalarından iyi bir miras aldıysan büyüt; kötü bir miras aldıysan dönüştür. Çünkü sonunda herkes kendi hayatının imzasıyla Allah’ın huzuruna çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt