📖 Bakara Suresi 135. Ayette “Yahudi veya Hristiyan Olun ki Doğru Yolu Bulasınız Dediler. De ki: Hayır! Biz Hanîf Olan İbrahim’in Dinine Uyarız

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,811
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 135. Ayette “Yahudi veya Hristiyan Olun ki Doğru Yolu Bulasınız Dediler. De ki: Hayır! Biz Hanîf Olan İbrahim’in Dinine Uyarız. O, Allah’a Ortak Koşanlardan Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Hakikat, bir grubun mülkü değildir. İnsan bazen doğru yolu kendi kimliğine bağlar; oysa İbrahim’in yolu, etiketten önce yönü, aidiyetten önce tevhidi, mirastan önce bilinçli teslimiyeti sorar.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 135. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 135. ayeti, dinî kimlik üzerinden yapılan bir üstünlük iddiasına cevap verir.


Ayetin başında bazı kimselerin:


“Yahudi olun veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.”


dedikleri aktarılır.


Kur’an buna karşı:


“Hayır! Biz hanîf olan İbrahim’in dinine uyarız.”


cevabını verir.


Ardından Hz. İbrahim hakkında özellikle şu vurgu yapılır:


“O, müşriklerden değildi.”


Böylece ayet, doğru yolun yalnızca sonradan ortaya çıkmış bir grup etiketiyle garanti edilemeyeceğini; asıl ölçünün İbrahim’in temsil ettiği tevhid ve Allah’a yöneliş olduğunu öne çıkarır.


2️⃣ “Yahudi veya Hristiyan Olun ki Doğru Yolu Bulasınız” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


Burada temel mesele:


“Doğru yol yalnızca bizim grubumuzdadır.”


iddiasıdır.


İnsan toplulukları kendi dinî kimliklerini:


hakikatin tek kapısı


olarak sunabilir.


Ayet bunu tarihsel bir tartışma içinde aktarır.


Buradan şu genel problem ortaya çıkar:


İnsan bazen:


“Benim grubuma girersen doğru olursun.”


diye düşünür.


Kur’an ise meseleyi yalnızca grup adına değil:


inancın özüne


taşır.


3️⃣ Bu Ayet Bütün Yahudilerin ve Hristiyanların Aynı Şeyi Söylediğini mi İfade Eder ❓


Bunu bütün bireylere ve bütün dönemlere yayılan mutlak bir genelleme şeklinde okumak doğru olmaz.


Kur’an farklı ayetlerde Ehl-i Kitap içinde:


dürüst,


ibadet eden,


hakikati kabul eden


kimselerden de söz eder.


Buradaki tartışma:


dinî kurtuluşu yalnızca belirli bir kimliğe bağlayan iddialarla


ilgilidir.


Dolayısıyla ayetin eleştirdiği asıl zihniyet:


hakikati bir grubun tekelinde görmek


olarak anlaşılmalıdır.


4️⃣ “Hayır! İbrahim’in Dinine Uyarız” Cevabı Neden Veriliyor ❓


Çünkü Hz. İbrahim:


Yahudilik ve Hristiyanlığın tarihsel ortaya çıkışından önce yaşamıştır.


Buna rağmen her iki gelenekte de büyük bir şahsiyet olarak kabul edilir.


Kur’an bu tarihsel gerçeklik üzerinden çok güçlü bir soru ortaya koyar:


Eğer İbrahim doğru yoldaysa ve daha sonraki tarihsel kimliklerden önce yaşamışsa:


doğru yolun özü yalnızca bu sonraki etiketlerden birine nasıl indirgenebilir?


Kur’an’ın cevabı:


İbrahim’in tevhid yolu


üzerinden verilir.


5️⃣ “İbrahim’in Dini” Burada Ne Anlama Gelir ❓


Burada “din” veya “millet”:


modern anlamdaki etnik millet değildir.


İbrahim’in:


inanç yolu,


tevhid anlayışı,


Allah’a teslimiyeti


kastedilir.


İbrahim’in yolu:


tek Allah’a iman,


şirkten uzak durma,


Allah’ın çağrısına teslimiyet,


ahlaki sorumluluk


üzerine kuruludur.


Bu yüzden ayet:


İbrahim’i bir etnik grubun sembolü olmaktan çok:


tevhidin evrensel örneği


haline getirir.


6️⃣ “Hanîf” Ne Demektir ❓


Ayetin en önemli kelimelerinden biri:


hanîf


kelimesidir.


Hanîf genel olarak:


şirkten yüz çevirip tek Allah’a yönelen


kişi anlamında kullanılır.


İbrahim’in “hanîf” olması:


onun toplumundaki putperestliğe teslim olmadığını,


yaygın inançları sırf gelenek olduğu için kabul etmediğini,


Allah’ın birliğine yöneldiğini


gösterir.


Hanîflik bu açıdan:


hakikate yönelmek için yanlış yönlerden bilinçli biçimde dönmek


anlamı taşır.


7️⃣ Hanîf Olmak Sadece Putlara Tapmamak mıdır ❓


Tarihsel ve doğrudan anlamda merkezinde:


şirkten uzaklaşmak


vardır.


Fakat tevhidin ahlaki boyutu düşünüldüğünde daha geniş bir ders de çıkarılabilir.


İnsan fiziksel bir puta tapmayabilir.


Ama:


parayı,


gücü,


şöhreti,


kendi egosunu


hayatının mutlak ölçüsü haline getirebilir.


Bu tür benzetmeleri ayetin doğrudan anlamıyla birebir eşitlememek gerekir.


Fakat İbrahim’in tevhidinden şu ilke çıkarılabilir:


Allah dışında hiçbir yaratılmış şeyi mutlaklaştırma.


8️⃣ Hz. İbrahim Neden Özellikle “Müşriklerden Değildi” Diye Tanımlanıyor ❓


Çünkü İbrahim’in dininin özü:


tevhiddir.


Kur’an’ın İbrahim anlatısında onun:


putperestliğe karşı çıkışı,


yaratılmış varlıkları ilahlaştırmayı reddetmesi


çok önemli yer tutar.


Bu nedenle:


“O müşriklerden değildi.”


ifadesi yalnızca biyografik bir bilgi değildir.


Ayetin ana ölçüsünü belirler:


İbrahim’in mirasına gerçekten bağlı olmak:


sadece onun adını sahiplenmek değil,


onun tevhid çizgisini sürdürmektir.


9️⃣ Bir Peygamberi Sahiplenmek İle Onun Yolunu İzlemek Aynı Şey midir ❓


Hayır.


Bir insan:


İbrahim’i sevebilir.


Adını saygıyla anabilir.


Onun soyundan geldiğini söyleyebilir.


Ama hayatında:


onun temel ilkelerinin tersine yaşayabilir.


Bu durumda:


isimsel aidiyet vardır,


ama:


ahlaki ve imanî devamlılık zayıftır.


Kur’an sürekli olarak insanı bu noktaya getirir:


“Kimin adını taşıyorsun?” sorusundan çok,


“Kimin yolunu yaşıyorsun?”


sorusuna.


🔟 Dinî Etiket İnsanı Otomatik Olarak Doğru Yolda Yapar mı ❓


Bakara 135’in mantığına göre:


tek başına hayır.


Bir insanın:


“Ben şu dine mensubum.”


demesi önemlidir.


Ama bunun içeriği:


iman,


ahlak,


teslimiyet,


davranış


ile doldurulmalıdır.


Etiket:


yönü ifade edebilir.


Ama yönün gerçekten yaşanıp yaşanmadığı:


başka bir meseledir.


Bu yüzden Müslüman da ayeti yalnızca başkalarına yöneltilmiş bir eleştiri olarak okumamalıdır.


Kendisine de sormalıdır:


“Müslüman kimliğim hayatımda gerçekten neye dönüşüyor?”


1️⃣1️⃣ “Bizim Grubumuzdasın, O Halde Doğrusun” Düşüncesi Neden Tehlikelidir ❓


Çünkü böyle bir düşünce:


kişinin kendi davranışlarını sorgulamasını azaltabilir.


İnsan:


“Ben doğru gruptayım.”


dediğinde,


farkında olmadan:


“Öyleyse ben de otomatik olarak doğruyum.”


sonucuna kayabilir.


Oysa bir topluluk doğru ilkelere sahip olsa bile:


birey o ilkeleri ihlal edebilir.


Doğru kimlik:


yanlış davranışı doğruya çevirmemelidir.


Ayetin İbrahim üzerinden yaptığı vurgu:


kişiyi yeniden özle yüzleştirir.


1️⃣2️⃣ Hakikat Bir Grubun Mülkü Olabilir mi ❓


Kur’an’ın tevhid anlayışında Allah:


Âlemlerin Rabbi’dir.


Dolayısıyla hakikat insan gruplarının:


mülkiyeti


haline gelemez.


İnsanlar hakikati:


taşıyabilir,


öğrenebilir,


savunabilir,


yaşayabilir.


Ama:


hakikatin sahibi oldukları için değil, ona tabi oldukları ölçüde


değer kazanırlar.


Bu ayrım çok önemlidir.


Çünkü:


“Hakikat bize ait.”


düşüncesi kibir üretebilir.


“Biz hakikate ait olmalıyız.”


düşüncesi ise tevazu üretir.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Dinler Arası Tartışmada Ne Tür Bir İlke Sunar ❓


Ayet kendi teolojik iddiasını açıkça ortaya koyar:


İbrahim’in hanîf tevhid çizgisini doğru yol olarak sunar.


Fakat aynı zamanda tartışmayı:


yalnızca grup isimleri üzerinden yürütmemeyi


öğretir.


Bir dinî tartışmada:


“Biziz çünkü biziz.”


demek yeterli değildir.


Soru şudur:


İddianın dayanağı nedir?


İnanç ne öğretiyor?


İnsan hayatına ne getiriyor?


İbrahim örneği neden önemlidir?


Bu yaklaşım:


kimlik yarışından daha derin bir:


hakikat tartışmasına


geçiştir.


1️⃣4️⃣ İbrahim’in Hanîfliği Gelenek Karşıtlığı mı Demektir ❓


Hayır.


Mesele gelenek olduğu için her şeyi reddetmek değildir.


İbrahim’in tavrı:


yanlış geleneği sorgulamaktır.


Gelenek doğru olabilir.


Değerli olabilir.


Nesiller boyunca iyilik taşıyabilir.


Ama:


“Eskiden beri böyle.”


ifadesi tek başına bir şeyin doğru olduğunu kanıtlamaz.


Aynı şekilde:


“Yeni.”


olması da otomatik olarak doğru olduğunu göstermez.


Ölçü:


eski veya yeni olması değil, hakikate ne kadar uygun olduğudur.


1️⃣5️⃣ İbrahim’in Yolu Bireysel Düşünmeyi mi Teşvik Eder ❓


Evet, fakat sadece bireysel keyfiliği değil.


İbrahim:


çevresindeki inançları sorgular.


Ama sonunda:


“Ben ne istersem doğrudur.”


demez.


Hakikati arar ve Allah’a teslim olur.


Bu nedenle iki uçtan da kaçınılır:


Körü körüne toplum taklidi.


Ve:


kendi egosunu mutlaklaştırmak.


İbrahim’in yolu:


düşünmek


ve ardından:


hakikatin gereğini üstlenmek


olarak görülebilir.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Müslümanlara Nasıl Bir Öz Eleştiri Yaptırabilir ❓


Çok doğrudan bir şekilde.


Bir Müslüman ayeti okuyup yalnızca:


“Yahudiler ve Hristiyanlar yanlış bir üstünlük iddiasında bulunmuş.”


deyip geçerse:


mesajın önemli bir bölümünü kaçırabilir.


Çünkü aynı zihniyet Müslümanda da ortaya çıkabilir:


“Ben Müslümanım, demek ki ne yaparsam yapayım tamamdır.”


Oysa İbrahim’in yolu:


isimden çok:


teslimiyet,


tevhid,


ahlak


ister.


Bu nedenle soru şudur:


Kimliğimiz İbrahim’i söylüyor; hayatımız İbrahim’e benziyor mu?


1️⃣7️⃣ Bakara 134 Ve 135 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayette:

“Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size.”


denmişti.


  1. ayette ise:

dinî kimliklerin doğru yol üzerindeki iddiaları gündeme gelir.


Bu iki ayet birlikte çok güçlü bir mesaj üretir:


Atalarına güvenerek kurtuluş iddiasında bulunma.


Grup adına güvenerek de kurtuluş iddiasında bulunma.



Asıl mesele:


senin:


hangi hakikate yöneldiğin ve nasıl yaşadığındır.


İbrahim’in adı da bu nedenle bir ayrıcalık belgesi değil:


örnek alınması gereken bir yol


olarak sunulur.


1️⃣8️⃣ Bakara 135’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Kimliğini hakikatin yerine koyma.


İnsan:


diniyle,


milletiyle,


ailesiyle,


ideolojisiyle


güçlü bağ kurabilir.


Bu normaldir.


Ama bu aidiyetler:


kişiye yanlış yaptığı halde:


“Sen yine de doğrusun.”


dedirtmeye başlıyorsa tehlike oluşur.


Gerçek sadakat:


grubun yaptığı her şeyi savunmak değil,


grubun kendisini de hakikat karşısında sorgulayabilmektir.


İbrahim’in hanîfliği tam olarak bu cesareti temsil eder.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 135 Bize “Hakikati mi Savunuyoruz, Yoksa Kendi Grubumuzun Haklı Olmasını mı İstiyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 135. ayet insanın çok güçlü bir psikolojik eğilimine dokunur:


Aidiyet ihtiyacına.


İnsan bir gruba ait olmak ister.


Ailesine.


Toplumuna.


Dinine.


Milletine.


Bu aidiyetler insana:


kimlik,


güven,


anlam


verebilir.


Fakat aidiyetin bir tehlikesi vardır.


Bir noktadan sonra insan:


“Benim grubum doğru olduğu için bu fikri savunuyorum.”


demek yerine,


farkında olmadan:


“Bu fikir benim grubuma ait olduğu için doğrudur.”


demeye başlayabilir.


İşte iki cümle arasındaki fark:


çok büyüktür.


Birincisinde:


hakikat ölçüdür.


İkincisinde:


grup ölçü haline gelmiştir.


Bakara 135 bu noktada İbrahim’i sahneye çıkarır.


Neden İbrahim?


Çünkü İbrahim kendi toplumunun yaygın inancını sırf:


“Bütün insanlar böyle yapıyor.”


diye kabul etmemişti.


Putlara baktı.


Sorguladı.


Düşündü.


Ve toplumuna karşı durmanın bedelini göze aldı.


Bu nedenle onun hanîfliği:


yalnızca teolojik bir kavram değildir.


Aynı zamanda:


hakikat uğruna çoğunluğa karşı durabilme cesaretidir.


Fakat burada çok önemli başka bir nokta vardır.


İbrahim toplumun inancını reddettikten sonra:


kendi egosunu tanrılaştırmaz.


Allah’a teslim olur.


Bu ayrım çok değerlidir.


Çünkü insan geleneksel otoriteden kurtulurken:


“Artık yalnızca benim düşündüğüm doğrudur.”


noktasına da düşebilir.


O zaman bir put kırılmıştır ama yerine:


ego


konulmuştur.


İbrahim’in yolu ikisini de reddeder.


Ne toplumun yanlışını körü körüne izler.


Ne de kendisini hakikatin ölçüsü yapar.


O:


hakikati arar ve bulduğu hakikate teslim olur.


Ayetin:


“Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.”


sözüne karşı:


“Hayır, İbrahim’in hanîf yoluna.”


cevabı vermesi de bundan dolayı önemlidir.


Mesaj:


“Bir etiket yerine başka bir etiketi ezberleyin.”


değildir.


Daha derin soru:


Bu etiketlerin arkasındaki öz nedir?


İbrahim’in özü:


tevhid.


Teslimiyet.


Şirkten uzaklaşma.


Hakikat karşısında dürüstlük.


Ve bu ölçü Müslüman için de rahatsız edici derecede güçlüdür.


Çünkü insan:


“Ben zaten Müslümanım.”


deyip kendisini sorgulamaktan vazgeçebilir.


Oysa Kur’an’ın İbrahim anlatısı:


“Adını ne koyduğundan önce, hayatının merkezinde ne var?”


diye sorar.


Namaz kılıyor olabilirsin.


Ama para uğruna her ilkeni satıyor musun?


Tevhidi savunuyor olabilirsin.


Ama kendi liderini hiçbir yanlış yapamaz hale mi getiriyorsun?


Dini savunuyor olabilirsin.


Ama haklı olmadığını bildiğin halde sırf “bizden” diye birisini destekliyor musun?


İbrahim’in yolu burada yeniden karşımıza çıkar:


Hakikate sadakat, gruba sadakatten önce gelir.


Çünkü grup yanlış yapabilir.


İnsan yanlış yapabilir.


Gelenek yanlış olabilir.


Ama hakikat:


bizim hoşumuza göre değişmez.


Belki insanın en zor yapacağı şey de budur:


Kendi tarafının haksız olduğunu kabul etmek.


Çünkü başkasının hatasını görmek kolaydır.


Kendi grubunun hatasını görmek zordur.


Başkasının çelişkisini bulmak kolaydır.


Kendi inancımızı veya davranışımızı sorgulamak zordur.


Bu yüzden “hanîf” olmak yalnızca:


putlardan yüz çevirmek değil,


yanlış olduğu ortaya çıktığında kendi alışkanlıklarımızdan da yüz çevirebilmek


olarak daha geniş bir ahlaki ders sunabilir.


Bakara 135 sonunda İbrahim için:


“O müşriklerden değildi.”


der.


Bu cümle bize en temel merkezi tekrar gösterir:


Tek Allah.


Her şey onun çevresinde anlam kazanır.


Ne İbrahim Tanrılaştırılır.


Ne soy.


Ne millet.


Ne dinî kurum.


Ne insan.


Merkez:


Allah’tır.


Belki Bakara 135’in bugünün insanına yönelttiği en zor soru tam olarak şudur:


Bir gün açıkça görsek ki kendi grubumuzun savunduğu şey hakikate aykırı, hakikati mi seçeriz; yoksa aidiyetimizi kaybetmemek için yanlış olduğunu bildiğimiz şeyi savunmaya devam mı ederiz?


“İbrahim’in hanîfliği yalnızca putlardan yüz çevirmek değildir; hakikat hangi tarafta olursa olsun ona dönebilecek kadar özgür olmaktır. Çünkü hakikat bir grubun bayrağı değildir; insanın kendisini onun önünde sınadığı ölçüdür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt