📖 En‘âm Suresi 77. Ayette “Ay’ı Doğarken Görünce ‘İşte Rabbim Bu’ Dedi; O da Batınca ‘Rabbim Bana Doğru Yolu Göstermeseydi Elbette Sapmış Topluluktan

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,525
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 77. Ayette “Ay’ı Doğarken Görünce ‘İşte Rabbim Bu’ Dedi; O da Batınca ‘Rabbim Bana Doğru Yolu Göstermeseydi Elbette Sapmış Topluluktan Olurdum’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 77. ayet, Hz. İbrahim’in gökyüzündeki daha büyük ve daha etkileyici bir varlığı da aynı ölçüyle sorguladığını gösterir. Parlaklık büyüyebilir, etkileyicilik artabilir; fakat değişen ve kaybolan şey yine mutlak Rab olamaz.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 77. ayet, bir önceki ayetteki yıldız sahnesinin devamıdır.

Hz. İbrahim önce yıldızı görmüştü.

Yıldız batınca:

“Ben batanları sevmem.”

demişti.

Şimdi daha parlak ve daha büyük görünen Ay ortaya çıkar.

Hz. İbrahim bu kez:

“İşte Rabbim bu.”

der.

Fakat Ay da batar.

Bunun üzerine çok önemli bir cümle söyler:

“Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi elbette sapmış topluluktan olurdum.”

Bu ayet, yalnız akıl yürütmeyi değil, hidayetin Allah’tan oluşunu da merkeze taşır.

1️⃣ Hz. İbrahim Neden Yıldızdan Sonra Ay’a Bakıyor ❓

Çünkü Ay, yıldızdan daha büyük ve daha etkileyici görünür.

Gökyüzünü aydınlatır.

Daha belirgindir.

Bu yüzden ilahlık iddiası açısından insan zihninde daha güçlü bir aday gibi görünebilir.

Hz. İbrahim ise aynı ölçüyü burada da uygular:

Kalıcı mı?

Bağımsız mı?

Mutlak mı?


2️⃣ “İşte Rabbim Bu” Sözü Gerçek Bir İnanç İfadesi midir ❓

Klasik tefsirlerde yaygın açıklama, bunun Hz. İbrahim’in kavminin inanç anlayışını tartışmaya açan bir yöntem olduğudur.

Yani:

“Diyelim ki bu Rab…”

gibi ilerleyen düşünsel bir sorgulama söz konusudur.

Çünkü ayetin devamında Ay’ın batışıyla bu ihtimal de reddedilir.

3️⃣ Ay Neden Rab Olamaz ❓

Çünkü Ay da değişir.

Doğar.

Yükselir.

Evreleri değişir.

Sonra batar.

Demek ki kendisi de bir düzene tabidir.

Kendi varlığını ve hareketini mutlak olarak belirlememektedir.

Hz. İbrahim’in tevhid mantığında:

Düzene bağlı olan, düzenin nihai sahibi olamaz.

4️⃣ Daha Büyük Görünmek Daha İlahi Olmak Demek midir ❓

Hayır.

Bu ayet tam olarak bu yanılsamayı kırar.

Bir şey:

daha parlak,

daha büyük,

daha etkileyici

olabilir.

Ama bunlar ilahlık ölçüsü değildir.

Görkem ile mutlaklık aynı şey değildir.

5️⃣ İnsan Neden Büyüklüğü Kutsallıkla Karıştırabilir ❓

Çünkü insan görsel etkiden güçlü biçimde etkilenir.

Dev bir yapı.

Güçlü bir lider.

Büyük bir servet.

Kalabalık bir topluluk.

Bunların hepsi insanda hayranlık oluşturabilir.

Ama hayranlık, o şeyin mutlak doğru veya kutsal olduğu anlamına gelmez.

6️⃣ “Ay da Batınca” İfadesi Neden Tekrar Ediliyor ❓

Çünkü ölçü değişmemektedir.

Yıldız için ne geçerliyse Ay için de geçerlidir.

Parlaklık arttı ama sorun çözülmedi.

Ay da kayboluyor.

Demek ki Hz. İbrahim dış görünüşe değil, daha temel bir kritere bakmaktadır:

Geçicilik.

7️⃣ Hz. İbrahim’in Aradığı Rab Nasıl Olmalıdır ❓

Bu sorgulama üzerinden şu nitelikler düşünülür:

Kaybolmayan.

Başka bir düzene tabi olmayan.

Mutlak.

Bağımsız.

Yaratılmış olmayan.

Yani gök cisimlerinden biri değil, onları yaratan ve yöneten Rab.

8️⃣ “Rabbim Bana Doğru Yolu Göstermeseydi…” Ne Anlama Gelir ❓

Bu cümle çok önemlidir.

Çünkü Hz. İbrahim sadece:

“Ben düşündüm ve buldum.”

demez.

Hidayeti Allah’a bağlar.

Yani akıl önemlidir.

Gözlem önemlidir.

Ama doğru sonuca ulaştıran nihai rehberlik Allah’ın hidayetidir.

9️⃣ Bu Ayet Akıl ile Hidayeti Karşı Karşıya mı Koyuyor ❓

Hayır.

Tam tersine birlikte gösteriyor.

Hz. İbrahim:

gözlüyor,

düşünüyor,

karşılaştırıyor.

Ama sonunda:

“Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi…”

diyor.

Yani akıl çalışır, fakat insan kendi zihinsel gücünü mutlaklaştırmaz.

🔟 İnsan Akıllı Olduğu Hâlde Yanılabilir mi ❓

Elbette.

Çok zeki insanlar da yanlış sonuçlara ulaşabilir.

Çünkü insanın düşüncesini:

çıkar,

kibir,

korku,

alışkanlık,

çevre

etkileyebilir.

Bu yüzden sadece zekâ değil, dürüst yöneliş de önemlidir.

1️⃣1️⃣ “Sapmış Topluluktan Olurdum” Ne Demektir ❓

Burada yön kaybından söz edilir.

Hz. İbrahim kendi toplumunun inanç sistemini sorgulamaktadır.

Eğer ilahî hidayet olmasaydı, kendisinin de aynı geleneksel yanlışın içinde kalabileceğini kabul eder.

Bu çok güçlü bir tevazu ifadesidir.

1️⃣2️⃣ Hz. İbrahim Neden Kendini Üstün Görmüyor ❓

Çünkü:

“Ben zaten herkesten zekiyim.”

demiyor.

Aksine:

“Allah bana yol göstermeseydi ben de sapabilirdim.”

diyor.

Bu, gerçek hidayetin kibir değil şükür ve tevazu üretmesi gerektiğini gösterir.

1️⃣3️⃣ Bir İnsan Doğruyu Bulduğunda Başkalarını Küçümsemeli midir ❓

Hayır.

Bu ayet tam tersine bir tavır öğretir.

İnsan doğruyu bulduğunu düşünüyorsa:

“Ben ne kadar üstünüm.”

yerine:

“Bana doğru yolu gösteren Allah’a şükür.”

demelidir.

Hidayet kibir sebebi değil, sorumluluk sebebidir.

1️⃣4️⃣ En‘âm 76 ve 77 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

En‘âm 76’da:

Yıldız görünür → Batar → Reddedilir.

En‘âm 77’de:

Ay görünür → Batar → Reddedilir.

Ama ikinci ayette yeni bir unsur eklenir:

Hidayet.

Yani sorgulama giderek derinleşmektedir.

1️⃣5️⃣ Neden Sorgulama Adım Adım İlerliyor ❓

Çünkü düşünsel eğitim çoğu zaman böyledir.

İlk ihtimal değerlendirilir.

Yetersiz bulunur.

Daha güçlü görünen ikinci ihtimale geçilir.

O da sınanır.

Bu yöntem insana şu alışkanlığı öğretir:

İlk etkileyici cevaba teslim olma.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Geleneksel İnançları Sorgulamaya Nasıl Bakıyor ❓

Hz. İbrahim kavminin inancını otomatik olarak kabul etmez.

Gözlem yapar.

Mantığını test eder.

Bu, insanın kendisine miras kalan düşünceleri dürüstçe değerlendirebileceğini gösterir.

Ama sorgulama sadece yıkmak için değil, hakikati bulmak için yapılır.

1️⃣7️⃣ Modern İnsanın “Ayları” Neler Olabilir ❓

Doğrudan ayetin konusu gök cisimlerine yönelik ilahlaştırmadır.

Ama daha geniş bir ders olarak insan bugün de çok etkileyici şeyleri mutlaklaştırabilir:

kariyer,

bilim,

teknoloji,

şöhret,

para,

güç.

Bunlar değerli olabilir.

Ama hepsi sınırlıdır.

Hepsi değişebilir.

Hiçbiri mutlak değildir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Bir şeyin yıldızdan daha parlak olması, onun mutlak olduğu anlamına gelmez.

İnsan ilk yanılgısını terk edip daha büyük bir yanılgıya geçebilir.

Bu yüzden soru hep aynı kalmalıdır:

Bu gerçekten nihai mi?

Yoksa sadece daha etkileyici mi?

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 77. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 77. ayet, insanın hakikat arayışındaki çok ince bir tehlikeyi gösterir:

Bir yanlıştan çıkıp daha büyük görünen başka bir yanlışa bağlanmak.

Yıldız küçük geldi.

Ay daha büyük göründü.

Ama Ay da battı.

Bu, insan hayatında da olabilir.

Bir insan küçük bir bağımlılıktan kurtulur.

Sonra daha büyük bir bağımlılığa geçer.

Bir kişiyi mutlaklaştırmayı bırakır.

Sonra başka bir kişiyi mutlaklaştırır.

Bir ideolojiden çıkar.

Başkasını sorgulanamaz hâle getirir.

Yani biçim değişir ama mutlaklaştırma alışkanlığı devam edebilir.

Hz. İbrahim’in yöntemi buna izin vermez.

Her şeyi aynı ölçüden geçirir:

Geçici mi?

Değişiyor mu?

Başka bir düzene bağımlı mı?

O hâlde mutlak değildir.

Ve tam bu noktada ayetin en güzel cümlesi gelir:

“Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi elbette sapmış topluluktan olurdum.”

Bu cümle düşünsel başarının sonuna tevazu koyar.

Hz. İbrahim:

“Ben buldum.”

demiyor.

“Ben herkesten zekiyim.”

demiyor.

Hidayeti Allah’a bağlıyor.

İşte gerçek iman, insanı böyle değiştirmelidir.

Daha bilgili oldukça daha kibirli değil, daha mütevazı.

Daha çok düşündükçe başkalarını küçümseyen değil, kendi yanılabilirliğini daha çok fark eden biri.

Ve belki En‘âm 77’nin bugün için en güçlü cümlesi şudur:

İnsan yalnız yanlış olanı terk etmekle doğruya ulaşmış olmaz; daha parlak görünen yeni yanlışları da sorgulaması gerekir. Hakikate ulaşmanın en güzel sonucu ise “Ben ne kadar akıllıyım” demek değil, “Rabbim bana yol göstermeseydi ben de kaybolabilirdim” diyebilecek tevazuya ulaşmaktır.

“En‘âm Suresi 77. ayet, Hz. İbrahim’in Ay’ın büyüklüğüne ve parlaklığına da aldanmadığını gösterir. Değişen ve batan hiçbir şey mutlak Rab olamaz; insanın doğruyu görebilmesi ise yalnız zekâsıyla övünmesini değil, kendisine verilen hidayet için şükretmesini gerektirir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt