📖 Bakara Suresi 134. Ayette “Onlar Gelip Geçmiş Bir Ümmettir. Onların Kazandıkları Kendilerine, Sizin Kazandıklarınız da Size Aittir. Siz Onların Yap

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,811
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 134. Ayette “Onlar Gelip Geçmiş Bir Ümmettir. Onların Kazandıkları Kendilerine, Sizin Kazandıklarınız da Size Aittir. Siz Onların Yaptıklarından Sorumlu Tutulmayacaksınız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan atalarının büyüklüğüyle övünebilir veya onların hatalarının gölgesinde yaşayabilir; fakat sonunda kendi hayatını kendisi yaşar. Geçmiş bize kim olduğumuzu anlatabilir, ama kim olacağımıza bizim yerimize karar veremez.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 134. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 134. ayeti, son derece güçlü bir bireysel sorumluluk ilkesi ortaya koyar.


Önce geçmişte yaşamış büyük bir ümmetten söz edilir:


“Onlar gelip geçmiş bir ümmettir.”


Ardından çok net bir ayrım yapılır:


Onların kazandıkları kendilerine aittir.


Sizin kazandıklarınız da size aittir.



Ve son cümle:


“Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.”


Bu ayet, insanın atalarıyla ilişkisini tamamen koparmaz.


Ama şu sınırı kesin biçimde çizer:


Geçmişin erdemi senin otomatik erdemin değildir; geçmişin günahı da senin otomatik günahın değildir.


2️⃣ “Onlar Gelip Geçmiş Bir Ümmettir” Ne Demektir ❓


Buradaki “ümmet” kelimesi:


bir topluluk,


bir nesil,


ortak inanç veya tarih etrafında birleşmiş insanlar


anlamına gelir.


Önceki ayetlerde:


İbrahim,


İsmail,


İshak,


Yakup


ve onların nesilleri


anlatılmıştı.


  1. ayet ise bir anda tarihsel mesafeyi hatırlatır:

Onlar yaşadılar ve gittiler.


Bu ifade son derece sade ama sarsıcıdır.


Çünkü ne kadar büyük olursa olsun:


her nesil geçicidir.


3️⃣ Neden Böyle Büyük Peygamberlerden Sonra “Onlar Geçip Gitti” Deniyor ❓


Çünkü insan geçmişteki büyük şahsiyetleri zamanla:


kendi kurtuluşunun teminatı


haline getirebilir.


“Biz İbrahim’in soyundayız.”


“Biz Yakup’un çocuklarıyız.”


“Biz büyük peygamberlerin mirasçısıyız.”


gibi ifadeler güçlü bir kimlik oluşturabilir.


Fakat Kur’an hemen hatırlatır:


Onların hayatı onların hesabıdır.


Senin hayatın:


senin hesabındır.


Bu, atalara saygıyı ortadan kaldırmaz.


Ama ataları:


ahlaki sorumluluğun yerine koymayı


engeller.


4️⃣ “Onların Kazandıkları Kendilerine Aittir” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki “kazanç” yalnızca maddi kazanç değildir.


İnsanın:


imanı,


iyilikleri,


ahlakı,


yanlışları,


kararları


ile oluşturduğu manevi kazanımı ifade eder.


Hz. İbrahim’in teslimiyeti:


İbrahim’e aittir.


Yakup’un sadakati:


Yakup’a aittir.


Onların büyük olması:


sonraki nesillerin otomatik olarak aynı dereceye ulaşması anlamına gelmez.


Erdem miras yoluyla puan gibi aktarılmaz.


5️⃣ Atalarımızın İyiliği Bize Hiç Fayda Sağlamaz mı ❓


Bu kadar mutlak söylemek doğru olmaz.


İyi bir aile ve gelenek insana:


eğitim,


örnek,


kültür,


ahlaki zemin


sağlayabilir.


Büyük insanların mirası:


kişiye yol gösterebilir.


Ama onların iyiliği:


senin kendi davranışlarının yerine geçmez.


Bir babanın dürüst olması:


çocuğuna güzel örnek olabilir.


Ama çocuk yalan söylüyorsa:


babasının dürüstlüğü onun yalanını otomatik olarak doğru hale getirmez.


Miras:


fırsat sunar.


Karakteri ise:


insan yaşar.


6️⃣ “Sizin Kazandıklarınız Size Aittir” İfadesi Neden Çok Güçlüdür ❓


Çünkü insanın dikkatini geçmişten bugüne çevirir.


Şöyle demektedir:


Atalarının ne yaptığı kadar:


sen ne yapıyorsun?


Onların imanını anlatmak kolaydır.


Peki sen?


Onların fedakârlığını övmek kolaydır.


Peki sen?


Onların ahlakıyla gurur duymak kolaydır.


Peki senin ahlakın?


Ayet insanın tarih üzerinden oluşturduğu konfor alanını kırar ve onu:


kendi hayatıyla baş başa bırakır.


7️⃣ İnsan Neden Atalarının Başarılarıyla Övünmeyi Sever ❓


Çünkü aidiyet insana güç verir.


İnsan:


büyük bir milletin,


büyük bir ailenin,


büyük bir dinî geleneğin


parçası olduğunu düşündüğünde kendisini değerli hissedebilir.


Bu doğal bir duygudur.


Fakat sorun şu noktada başlar:


Ataların başarısını kendi başarın sanmak.


“Bizim atalarımız büyük işler yaptı.”


güzel bir tarih bilinci olabilir.


Ama ardından şu soru gelmelidir:


“Biz bugün ne yapıyoruz?”


8️⃣ Geçmişle Övünmek Bugünkü Yetersizliği Gizleyebilir mi ❓


Evet.


Bir toplum sürekli:


“Biz eskiden şöyle büyüktük.”


diyorsa,


bu bazen bugünkü durumunu sorgulamaktan kaçmanın yolu olabilir.


Geçmişte:


büyük bilim insanları,


büyük devletler,


büyük alimler,


büyük sanatçılar


çıkmış olabilir.


Fakat bugünün insanı yalnızca onları anlatıp:


hiçbir şey üretmiyorsa,


geçmiş:


ilham olmaktan çıkıp sığınak


haline gelebilir.


Bakara 134 insanı geçmişin gölgesinden çıkarıp:


bugünün sorumluluğuna


çağırır.


9️⃣ Atalarının Hatalarından İnsan Sorumlu mudur ❓


Ayetin doğrudan mesajı:


kişinin atalarının fiillerinden otomatik olarak sorumlu tutulmayacağıdır.


Bir insan:


yüzyıllar önce yaşamış atasının yaptığı bir davranışı seçmemiştir.


Dolayısıyla bireysel ahlaki suç:


soy yoluyla genetik biçimde aktarılmaz.


Fakat burada önemli bir ayrım vardır.


İnsan geçmişteki haksızlığı bugün:


savunursa,


devam ettirirse,


ondan çıkar sağlarken haksızlığı bilinçli biçimde sürdürürse,


artık kendi davranışı üzerinden yeni bir sorumluluk doğabilir.


Yani:


geçmişin suçu senin değildir; fakat geçmişteki yanlışı bugün yeniden seçersen o seçim senindir.


🔟 Bu Ayet Kolektif Suçluluk Fikrini Nasıl Sınırlar ❓


Son derece güçlü biçimde.


Bir insanı sırf:


atası,


ırkı,


milleti,


ailesi


sebebiyle ahlaken suçlu ilan etmek adil değildir.


Ayet:


her neslin kendi kazancına


dikkat çeker.


Bu yaklaşım, insanların:


başkalarının geçmişte yaptığı suçlardan dolayı doğuştan suçlu ilan edilmesine


karşı önemli bir ilke sunar.


Ancak bu, tarihsel haksızlıkların etkilerini görmezden gelmek anlamına da gelmez.


Tarih incelenir.


Adalet aranır.


Ama:


kişisel suç ile tarihsel aidiyet birbirine karıştırılmaz.


1️⃣1️⃣ İyi Bir Ailenin Çocuğu Olmak İyi İnsan Olmayı Garanti Eder mi ❓


Hayır.


Aile:


çok güçlü bir başlangıç noktasıdır.


Ama sonuç değildir.


Dindar bir babanın çocuğu:


dinden uzaklaşabilir.


Dürüst bir annenin çocuğu:


haksızlık yapabilir.


Buna karşılık zor bir ailede büyüyen biri:


olağanüstü bir ahlak geliştirebilir.


Bu nedenle Kur’an’ın bireysel sorumluluk ilkesi umut da verir:


Geçmişin seni tamamen belirlemek zorunda değildir.


1️⃣2️⃣ Kötü Bir Aileden Gelmek İnsanı Mahkûm Eder mi ❓


Hayır.


Bu ayetin en özgürleştirici taraflarından biri budur.


İnsan:


ailesini seçmez.


Doğduğu toplumu seçmez.


Çocukluk şartlarını seçmez.


Ama yetişkin oldukça:


kendi karar alanı genişler.


Atalarının yanlışları:


senin kaderin olmak zorunda değildir.


Bir ailede yıllarca:


öfke,


şiddet,


yalan,


bağımlılık


var olmuş olabilir.


Yeni nesil:


“Bu bende devam etmeyecek.”


diyebilir.


İşte bireysel sorumluluk yalnızca yük değil:


özgürleşme imkânıdır.


1️⃣3️⃣ “Ben Böyle Bir Ailede Büyüdüm” Açıklama mıdır, Bahane midir ❓


Bazen önemli bir açıklamadır.


İnsanın yetiştiği ortam:


davranışlarını,


travmalarını,


alışkanlıklarını


etkileyebilir.


Bunu yok saymak gerçekçi olmaz.


Fakat açıklama ile mazeret aynı şey değildir.


İnsan geçmişinin etkisini kabul edebilir ama:


onu sonsuza kadar kendi davranışlarının tek açıklaması yapmak zorunda değildir.


Olgunluk bazen şunu diyebilmektir:


“Bana bunu öğrettiler; ama ben artık başka bir seçim yapabilirim.”


1️⃣4️⃣ Dinî Kimlik de Atalardan Gelen Bir Güvenceye Dönüşebilir mi ❓


Evet.


İnsan:


“Ben Müslüman bir ailede doğdum.”


diyebilir.


Bu önemli bir kültürel ve dinî mirastır.


Ama tek başına:


imanın derinliğini,


ahlakın kalitesini,


kişinin Allah ile ilişkisini


garanti etmez.


Ayetin mantığı Müslümana da şunu sorar:


Atalarının imanını mı anlatıyorsun, kendi imanını mı yaşıyorsun?


Dinî kimlik:


miras alınabilir.


Ama:


teslimiyet yeniden seçilmelidir.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Bireyselcilik mi Öğretiyor ❓


Tam anlamıyla modern bireycilik değil.


Kur’an:


aileyi,


toplumu,


ümmeti,


ortak sorumluluğu


önemser.


Fakat bunların içinde bireyin ahlaki sorumluluğunu kaybetmesine izin vermez.


Yani insan topluluğun parçasıdır.


Ama:


topluluğun içinde kaybolan sorumsuz bir parça değildir.


“Kendi grubum yaptı.”


demek:


kişinin kendi yaptığı haksızlığı otomatik olarak meşru kılmaz.


1️⃣6️⃣ İnsan Geçmişten Nasıl Yararlanmalı, Ama Onun İçinde Kaybolmamalıdır ❓


Geçmişten:


ders almalı.


İlham almalı.


Hataları görmeli.


Büyük insanların erdemlerini öğrenmeli.


Ama geçmişi:


kendi yerine yaşayan bir hayat


haline getirmemelidir.


İbrahim’i seviyorsan:


sadece adını anma.


Onun teslimiyetinden ne öğrendiğine bak.


Yakup’u övüyorsan:


onun çocuklarına bıraktığı değerleri kendi hayatında da sorgula.


Gerçek miras:


taklit değil, devam eden ahlaki üretimdir.


1️⃣7️⃣ Bakara 133 ve 134 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayette Yakup’un oğulları:

“Tek Allah’a kulluk edeceğiz ve O’na teslim olanlarız.”


demişlerdi.


  1. ayette ise hemen şu uyarı gelir:

“Onlar geçmiş bir ümmettir; onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size.”


Bu geçiş son derece önemlidir.


Yani önce büyük ataların imanı anlatılır.


Sonra:


“Onların imanına yaslanmayın.”


denir.


Onları örnek alın.


Ama:


kendi hayatınızı da yaşayın.


1️⃣8️⃣ Bakara 134’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Geçmişini ne putlaştır ne de ondan kaç; onu öğren ve kendi sorumluluğunu üstlen.


Büyük bir geçmişin varsa:


ona layık olmaya çalış.


Zor bir geçmişin varsa:


onu aşmaya çalış.


Ama iki durumda da:


bugünkü seçimin sana aittir.


İnsan geçmişinin mahkûmu olmak zorunda değildir.


Ama geçmişinin gölgesine saklanıp:


bugünkü sorumluluğunu da ertelememelidir.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 134 Bize “Atalarımızın Kim Olduğunu Çok İyi Biliyoruz da, Biz Kim Oluyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 134. ayet tarih ile insan arasına son derece sağlıklı bir sınır koyar.


İnsan geçmişsiz yaşayamaz.


Hepimizin:


bir ailesi,


bir kültürü,


bir toplumu,


bir tarihi


vardır.


Bunlar bizi şekillendirir.


Ama ayet:


“Onlar bir ümmetti ve gelip geçti.”


der.


Bu cümle çok güçlüdür.


Bir zamanlar yaşayan insanlar:


bugün yok.


Bir zamanlar karar verenler:


hesaplarını tamamladı.


Bir zamanlar iyi veya kötü davrananlar:


kendi hayatlarını yaşadı.


Şimdi sıra:


bizde.


İnsan geçmişteki büyük insanların adını taşıyabilir.


Ama onların karakterini taşımayabilir.


İbrahim’i sevebilir.


Ama onun teslimiyetinden uzak yaşayabilir.


Yakup’un adını saygıyla anabilir.


Ama kendi çocuklarına hiçbir değer bırakmayabilir.


Büyük bir medeniyetin mirasçısı olduğunu söyleyebilir.


Ama bugün:


hiçbir şey üretmeyebilir.


İşte Bakara 134:


“Onların kazandıkları kendilerine.”


diyerek bütün bu ödünç gururu kırar.


Çünkü başkasının iyiliği:


senin hesabına otomatik yazılmaz.


Ama ayetin bir başka tarafı daha vardır:


Bu yalnızca gururu kırmaz.


Suçluluk zincirini de kırar.


Ataların hata yaptıysa:


sen o hatanın doğuştan suçlusu değilsin.


Ailen yanlış yaşadıysa:


sen de aynı biçimde yaşamak zorunda değilsin.


Sana kötü bir miras kaldıysa:


onu devam ettirmek mecburiyetinde değilsin.


Bu çok güçlü bir özgürlük fikridir.


İnsan geçmişinden etkilenir.


Ama:


geleceğinin tamamen esiri değildir.


Bir baba öfkeli olabilir.


Oğlu:


“Ben çocuklarımla böyle olmayacağım.”


diyebilir.


Bir ailede yıllarca haksızlık normalleşmiş olabilir.


Yeni nesil:


“Bu burada bitecek.”


diyebilir.


Bir toplum geçmişte büyük işler yapmış olabilir.


Yeni nesil:


sadece övünmek yerine yeni şeyler üretebilir.


İşte gerçek mirasçılık budur:


Geçmişten kredi kullanmak değil, mirası yeniden hak etmek.


Ayetin:


“Sizin kazandıklarınız size aittir.”


ifadesi bu yüzden hem ağır hem umut vericidir.


Ağırdır çünkü:


bahane azaltır.


Umut vericidir çünkü:


senin hayatını yalnızca senden önce yaşayanlar belirlemez.


Bugün bir seçim yapabilirsin.


Yarın başka biri olabilirsin.


Atalarının başladığı iyiliği büyütebilirsin.


Onların yaptığı yanlışı bitirebilirsin.


Ve en önemlisi:


kendi adının yanına kendi karakterini yazabilirsin.


Belki Bakara 134’ün bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:


Bir gün biz de “gelip geçmiş bir nesil” olduğumuzda, çocuklarımız bizim adımızla övünmek zorunda mı kalacak, yoksa kendi hayatlarına yön verecek gerçek bir iyilik mirası bırakmış olacak mıyız?


“Geçmiş insana kök verir ama meyveyi bugünkü hayat verir. Atalarının büyüklüğüne yaslanmak yerine onların iyi mirasını yeniden yaşatabilmek, gerçek mirasçılığın başladığı yerdir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt