Bakara Suresi 132. Ayette “İbrahim Bunu Oğullarına da Vasiyet Etti, Yakup da Öyle: ‘Evlatlarım! Allah Sizin İçin Bu Dini Seçti. Öyleyse Ancak Müslümanlar Olarak Can Verin’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan çocuklarına servet, isim ve imkân bırakabilir; fakat en büyük miras, hangi değer uğruna yaşayacaklarını gösterebilmektir. Çünkü mal tükenir, soyadı unutulabilir; ama doğru bir yön, nesiller boyunca yaşayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
Bakara Suresi 132. Ayette Ne Anlatılmaktadır
Bakara Suresi’nin 132. ayeti, Hz. İbrahim’in Allah’a teslimiyetini yalnızca kendi hayatında bırakmadığını, bunu gelecek nesillere bir vasiyet olarak aktardığını anlatır.
Hz. Yakup da aynı mirası çocuklarına bırakır.
Vasiyetin özü şudur:
“Allah sizin için bu dini seçti; o halde ancak Allah’a teslim olmuş kişiler olarak ölün.”
Bu ifade, ilk bakışta ölüm anına yönelik bir emir gibi görünür.
Fakat aslında çok daha derin bir anlam taşır:
Nasıl öleceğinizi belirlemek istiyorsanız, nasıl yaşayacağınıza dikkat edin.
Çünkü insan son anda bir karakter oluşturmaz.
Ölüm anındaki yöneliş çoğu zaman:
bütün bir hayatın birikimidir.
İbrahim Neyi Oğullarına Vasiyet Etmiştir
Bir önceki ayette İbrahim:
“Âlemlerin Rabbine teslim oldum.”
demişti.
- ayette bu teslimiyet:
kişisel deneyim olmaktan çıkar,
nesiller arası mirasa dönüşür.
İbrahim çocuklarına yalnızca:
“Beni hatırlayın.”
demez.
Daha temel bir şey bırakır:
Allah’a teslimiyet.
Yani babanın asıl vasiyeti:
kendi şahsına bağlılık değil,
Allah’a bağlılıktır.
Neden “Vasiyet” Kelimesi Kullanılmıştır
Vasiyet genellikle insanın çok önemli gördüğü ve kendisinden sonra da devam etmesini istediği şeyleri ifade eder.
İnsan ölüm yaklaşınca:
malını,
borcunu,
emanetlerini,
ailesini
düşünebilir.
Hz. İbrahim’in vasiyetinde ise merkezde:
iman ve teslimiyet
vardır.
Bu bize şunu düşündürür:
Bir insanın çocuklarına bırakacağı en önemli şey sadece:
“Ne kadar mal bırakacağım?”
değil,
“Nasıl bir yön bırakacağım?”
sorusu da olabilir.
Hz. Yakup’un da Aynı Vasiyeti Yapması Neden Önemlidir
Çünkü burada bir değer zinciri oluşur.
İbrahim’den:
sonraki nesle.
Oradan Yakup’a.
Yakup’tan:
çocuklarına.
Bu, iman mirasının yalnızca tek bir kişilik an olmadığını gösterir.
Bir nesil diğerine değer aktarır.
Ama dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Her nesil bu mirası yeniden seçmek zorundadır.
Çünkü inanç:
biyolojik olarak kalıtılmaz.
Soy aktarılır.
Ama teslimiyet:
kişinin kendi iradesiyle yaşanır.
“Allah Sizin İçin Bu Dini Seçti” Ne Demektir
Buradaki din:
Hz. İbrahim’in temsil ettiği:
tevhid ve Allah’a teslimiyet yolu
olarak anlaşılır.
Yani Allah:
insanın kendi uydurduğu çok sayıda sahte mutlaklık yerine,
tek Allah’a yönelmesini
istemektedir.
Bu seçilmiş yol:
yalnızca ritüellerden oluşmaz.
İçinde:
iman,
ahlak,
sorumluluk,
teslimiyet
vardır.
Dolayısıyla:
“Bu dini seçti.”
ifadesi aynı zamanda:
“Size bir yön gösterdi.”
anlamı taşır.
Bir Din İnsana “Seçilmiş” Olarak Veriliyorsa İnsan Özgür müdür
Bu önemli bir sorudur.
Kur’an bir taraftan Allah’ın doğru yolu gösterdiğini söyler.
Diğer taraftan insanın:
inanma,
reddetme,
itaat etme,
yüz çevirme
tercihlerinden sorumlu olduğunu vurgular.
Dolayısıyla:
Allah’ın yol göstermesi
ile:
insanın bu yola özgürce cevap vermesi
birlikte düşünülür.
İbrahim çocuklarına:
zorla iman yükleyemez.
Onlara:
hangi yolu değerli gördüğünü
aktarır.
Ama o yolu yaşayacak olan:
çocukların kendisidir.
“Ancak Müslümanlar Olarak Ölün” Ne Demektir
Burada “Müslüman” kelimesi temel anlamıyla:
Allah’a teslim olmuş kişi
demektir.
Ayet:
“Ölüm anında son dakikada bir cümle söyleyin.”
gibi dar bir mesaj vermez.
Daha geniş anlamı şudur:
Hayatınızı öyle yaşayın ki ölüm sizi Allah’a teslimiyet halinde bulsun.
Çünkü ölümün ne zaman geleceğini insan bilmez.
Bu nedenle:
ölüme hazırlanmak,
aslında:
hayatı doğru yönlendirmek
demektir.
İnsan Nasıl Öleceğini Seçebilir mi
Ölümün:
zamanını,
yerini,
biçimini
çoğu insan seçemez.
Ama ayetin işaret ettiği şey fiziksel ölüm biçimi değildir.
İnsan:
hangi değer üzerinde yaşayacağını
seçebilir.
Eğer hayatını:
Allah’a yöneliş,
dürüstlük,
adalet,
tövbe
üzerinde kurarsa,
ölüm geldiğinde onu bu genel yön içinde bulma umudu taşır.
Dolayısıyla insan ölümü kontrol edemez.
Ama:
ölüme giderken kim olduğunu şekillendirebilir.
Son Nefes Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü son nefes:
insanın dünya hayatının kapanış noktasıdır.
Fakat onu yalnızca tek saniyelik bir sınav gibi düşünmek eksik olabilir.
İnsan yıllarca:
hangi alışkanlıklarla,
hangi inançla,
hangi karakterle
yaşadıysa,
son anındaki yönelişi de bundan etkilenebilir.
Bu yüzden en güvenli hazırlık:
son nefesi düşünerek her nefesi daha bilinçli yaşamaktır.
“İmanla Ölmek” Sadece Ölüm Anındaki Sözle mi İlgilidir
Hayır.
Bir insanın bütün hayatı:
imanla ölüm idealinin parçasıdır.
İman:
yalnızca dilde değildir.
Adaletle,
merhametle,
ibadetle,
dürüstlükle,
tövbeyle
hayata taşınır.
Bu nedenle:
iyi bir son
isteyen insanın:
iyi bir yön
kurması gerekir.
Son an:
hayatın geri kalanından tamamen kopuk değildir.

Anne Baba Çocuğuna İnancı Nasıl Aktarmalıdır
Bu ayet çok önemli bir aile ilkesi gösterir.
İbrahim ve Yakup:
çocuklarının imanını önemser.
Ama bunu sadece teorik bir ders olarak bırakmazlar.
Kendileri de:
o yolu yaşamaktadır.
Bu çok önemlidir.
Bir baba:
çocuğuna dürüstlük anlatıp kendisi sürekli yalan söylüyorsa,
sözün etkisi zayıflar.
Bir anne:
merhamet öğütleyip evde sürekli aşağılayıcı davranıyorsa,
çocuk mesajdaki çelişkiyi görür.
En güçlü din eğitimi çoğu zaman:
yaşanan örnektir.

Çocuğu Zorla Dindar Yapmak Mümkün müdür
Dış davranışlar zorlanabilir.
Ama içten iman:
zorla üretilemez.
İnsan çocuğunu bir ibadete zorlayabilir.
Ama onun kalbinde:
Allah sevgisi,
anlam,
samimiyet
oluşturmak için daha fazlası gerekir.
Bu nedenle gerçek aktarım:
korku,
baskı,
tehdit
üzerine değil;
örnek, bilgi, sevgi ve anlam
üzerine kurulmalıdır.
İbrahim’in vasiyeti:
bir değer çağrısıdır.

Çocuklar Anne Babalarının İnancını Aynen Devralmak Zorunda mıdır
Her insan kendi inanç ve sorumluluğuyla yüzleşir.
Aile güçlü bir etki oluşturabilir.
Ama nihai ahlaki özne:
kişinin kendisidir.
Bu, anne babanın görevini azaltmaz.
Aksine görevi daha anlamlı hale getirir:
Çocuğa:
yalnızca sonuç dikte etmek yerine,
nedenlerini anlayabileceği bir zemin hazırlamak.
Çünkü bilinçli iman:
miras alınan kimliğin ötesine geçip:
kişisel kavrayışa
dönüşür.

İbrahim’in Mirası Neden Mal Değil İnançtır
Çünkü mal:
tükenebilir.
Bölünebilir.
Kaybedilebilir.
Çalınabilir.
Ama değerler:
nesiller boyunca yeniden üretilebilir.
Bir baba çocuğuna milyonlar bırakabilir.
Ama karakter bırakmazsa:
servet bile zarar verici hale gelebilir.
Başka biri çok az mal bırakabilir.
Ama:
dürüstlük,
çalışkanlık,
vicdan
bırakabilir.
Ve bu miras:
bir ömür boyu değer üretebilir.

“Nasıl Ölmek İstiyorsun?” Sorusu Aslında “Nasıl Yaşamak İstiyorsun?” Sorusu mudur
Büyük ölçüde evet.
Çünkü insan:
“İyi bir son istiyorum.”
dediğinde,
bugünkü hayatına bakmalıdır.
Barış içinde ölmek istiyorsan:
bugün sürekli kin biriktiriyor musun?
Vicdanla ölmek istiyorsan:
bugün haksızlıkları görmezden geliyor musun?
Allah’a teslim olarak ölmek istiyorsan:
bugün hayatının merkezi gerçekten ne?
Ölüm:
uzak bir günün konusu değildir.
Bugünkü yönün aynasıdır.

Bakara 131 Ve 132 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar
- ayette Allah İbrahim’e:
“Teslim ol.”
demişti.
İbrahim de:
“Âlemlerin Rabbine teslim oldum.”
demişti.
- ayette ise İbrahim aynı özü çocuklarına aktarır.
Yani:
131:
kişisel teslimiyet.
132:
nesiller arası teslimiyet mirası.
Bu çok güzel bir geçiştir.
Hakikat yalnızca insanın kendisini kurtardığı kişisel bir sır olarak tutulmaz.
İnsan sevdiği kişilerin de:
aynı iyiliğe ulaşmasını ister.

Bu Ayet “Din Babadan Oğula Geçer” mi Diyor
Biyolojik anlamda hayır.
Ayet:
dinin genetik olarak aktarılmasını değil,
vasiyet, eğitim ve örnekle aktarılmasını
gösterir.
İbrahim:
çocuklarına bir mesaj bırakır.
Ama onların kendi hayatları da:
kendi sorumluluklarıdır.
Bu ayrım son derece önemlidir:
Dinî kültür miras olabilir.
Ama gerçek teslimiyet:
kişisel cevap gerektirir.

Bakara 132’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir
Belki şöyle özetlenebilir:
Çocuklarına yalnızca yaşayabilecekleri bir servet değil, uğruna yaşamaya değer bir yön bırak.
Onlara:
ev bırakabilirsin.
Para bırakabilirsin.
Eğitim imkânı sağlayabilirsin.
Bunların hepsi önemlidir.
Ama aynı zamanda:
doğruyla yanlış arasındaki farkı,
vicdanın değerini,
Allah’a karşı sorumluluğu
göstermek de büyük mirastır.
Çünkü çocuğun servetini kaybedebilir.
Ama:
doğru yönünü korursa yeniden ayağa kalkabilir.

Son Söz
Bakara 132 Bize “Çocuklarımıza Ne Kadar Mal Bırakacağımızı Düşünüyoruz da, Nasıl Bir İnsan Olmalarına Yardım Edeceğimizi Yeterince Düşünüyor muyuz?” Diye mi Soruyor
Bakara Suresi 132. ayette çok güçlü bir aile sahnesi vardır.
Bir baba çocuklarına vasiyet ediyor.
Ama konuştuğu konu:
mal paylaşımı değildir.
Ev değildir.
Arazi değildir.
Servet değildir.
Yön meselesidir.
İbrahim’in çocuklarına bıraktığı asıl miras:
“Allah’a teslimiyetinizi kaybetmeyin.”
çağrısıdır.
Bu, insanın miras kavramını tamamen değiştirebilir.
Bugün insanlar çocukları için:
ev alıyor.
Birikim yapıyor.
Eğitim fonu oluşturuyor.
Şirket kuruyor.
Miras planlıyor.
Bunların tamamı değerlidir.
Ama çok daha temel bir soru vardır:
O çocuk bütün bunlara sahip olduğunda nasıl bir insan olacak?
Çünkü büyük servet:
iyi karakterle birleşirse
iyilik üretir.
Ama kötü karakterle birleşirse:
daha büyük zarar üretme gücü verebilir.
Demek ki çocuklara bırakılacak en önemli miraslardan biri:
serveti kullanacak karakterdir.
Ayetin:
“Allah sizin için bu dini seçti.”
ifadesi de çok güçlüdür.
Bu, İbrahim’in çocuklarına:
“Benim dinimde kalın çünkü ben babanızım.”
demesinden daha derindir.
Merkezde baba yoktur.
Allah vardır.
Gerçek ebeveynlik de belki burada olgunlaşır.
Çocuğu kendine bağlamak değil,
kendisinden daha büyük bir hakikate yönlendirmek.
Çünkü anne baba bir gün ölecektir.
Çocuk tek başına kalacaktır.
O noktada:
“Babam ne derdi?”
sorusu bir süre yardımcı olabilir.
Ama daha derin soru:
“Doğru olan nedir?”
olmalıdır.
Bu yüzden büyük bir ebeveynin hedefi belki:
çocuğunun kendisine bağımlı kalması değil,
doğruyu kendi başına tanıyabilecek kadar olgunlaşmasıdır.
Ayetin sonundaki:
“Ancak Müslümanlar olarak ölün.”
ifadesi ise insanı doğrudan ölüm gerçeğiyle karşılaştırır.
İnsan nasıl öleceğini bilmez.
Belki yıllar sonra.
Belki beklemediği bir günde.
Dolayısıyla:
“Ölürken teslim olayım.”
demek yeterli değildir.
Çünkü ölüm:
randevu vermez.
Bu nedenle mesaj aslında şudur:
Bugün teslimiyet içinde yaşa.
Yarın da.
Sonraki gün de.
Böylece ölüm hangi gün gelirse gelsin:
seni genel hayat yönünün içinde bulsun.
İnsan ölüm anını kontrol edemez.
Ama ölüm gelene kadar:
hangi değerlerin etrafında yaşayacağını
büyük ölçüde seçebilir.
Ve belki iyi son dediğimiz şey:
son birkaç saniyeden çok:
iyi bir hayatın son noktasıdır.
Bakara 132 aynı zamanda nesiller arasında çok güçlü bir soru bırakır.
Biz çocuklarımızın:
bizim mesleğimizi yapmasını,
bizim işimizi devam ettirmesini,
bizim soyadımızı büyütmesini
isteyebiliriz.
Ama İbrahim’in asıl isteği:
kendi adının devam etmesi değil, teslimiyetin devam etmesidir.
Bu çok büyük bir farktır.
Çünkü ego:
“Kendimi devam ettireyim.”
der.
Gerçek sevgi ise:
“İyilik devam etsin.”
der.
Belki Bakara 132’nin bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:
Bizden sonra çocuklarımız bizi ne kadar zengin bıraktığımızla mı hatırlayacak, yoksa hayatın en zor anlarında bile hangi değere tutunmaları gerektiğini onlara gösterebilmiş olmamızla mı?
“Çocuklara bırakılan en büyük miras, hayatlarını anne babalarının gölgesinde geçirmek değil, hakikatin ışığında kendi ayakları üzerinde durabilmektir. İbrahim’in vasiyeti kendi adını değil, teslimiyeti geleceğe bırakır.”
Ersan Karavelioğlu