📖 Bakara Suresi 120. Ayette “Sen Onların Dinlerine Uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da Senden Hoşnut Olmayacaklardır. De ki: ‘Asıl Doğru Yol Allah

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,811
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 120. Ayette “Sen Onların Dinlerine Uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da Senden Hoşnut Olmayacaklardır. De ki: ‘Asıl Doğru Yol Allah’ın Yoludur.’ Sana Gelen İlimden Sonra Onların Arzularına Uyarsan Allah’tan Sana Ne Bir Dost Ne de Bir Yardımcı Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan herkesi memnun etmeye çalıştığında bir süre sonra hangi değerin gerçekten kendisine ait olduğunu unutabilir. Hakikate sadakat, bazen alkış kaybetmeyi göze alabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 120. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 120. ayeti, hakikate bağlılık, toplumsal onay baskısı, dinî kimlik ve ilimden sonra bilinçli biçimde taviz verme meselelerini ele alır.


Ayet Hz. Muhammed’e hitaben, bazı Yahudi ve Hristiyan çevrelerin onun kendi dinî çizgilerine uymadığı sürece ondan tam anlamıyla razı olmayacaklarını bildirir.


Ardından temel ölçü ortaya konur:


“Asıl hidayet Allah’ın hidayetidir.”


Yani doğruluğun ölçüsü:


insanların memnuniyeti,


çoğunluğun onayı,


bir grubun beklentisi


değildir.


Son bölümde ise çok güçlü bir uyarı vardır:


Hakikat bilgisi geldikten sonra insanların arzularına uymak, insanı ilahi desteğin dışına çıkarabilecek ciddi bir sapmadır.


2️⃣ “Yahudiler de Hristiyanlar da Senden Hoşnut Olmayacaklardır” Ne Demektir ❓


Bu ifade bütün Yahudilerin ve bütün Hristiyanların her çağda Müslümanlardan hoşnutsuz olacağı anlamına gelmez.


Ayetin tarihsel bağlamında, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ancak kendi dinî çerçevelerine bütünüyle uyduğu takdirde kabul etmeye hazır olan bazı grupların tavrı anlatılır.


Dolayısıyla burada eleştirilen:


etnik veya dinî kimliğin kendisi değil, “ancak bizim gibi olursan seni kabul ederiz” şeklindeki şartlı kabul anlayışıdır.


Bu ayrım çok önemlidir.


3️⃣ “Sen Onların Dinlerine Uymadıkça” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen ifade, yalnızca küçük bir davranış değişikliğinden söz etmez.


Daha temel olarak:


başkasının inanç sistemine tabi olmak


anlamı taşır.


Yani Hz. Muhammed’e yönelik beklenti:


“Bizi biraz daha memnun et.”


seviyesinde değildir.


Daha köklü bir taleptir:


“Bizim çizgimize gel.”


Kur’an ise peygamberin hakikati insanların beklentilerine göre değiştirmesini reddeder.


4️⃣ İnsanların Memnuniyetini Kazanmak Neden Tehlikeli Olabilir ❓


İnsan sosyal bir varlıktır.


Beğenilmek ister.


Onaylanmak ister.


Dışlanmak istemez.


Bu doğal bir ihtiyaçtır.


Fakat sorun, bu ihtiyaç:


hakikatin önüne geçtiğinde


başlar.


İnsan sırf çevresi memnun olsun diye:


doğru bildiğini gizleyebilir,


yanlışa sessiz kalabilir,


değerlerinden vazgeçebilir.


Bir noktadan sonra artık kendisine şu soruyu sorması gerekir:


“Ben doğru olanı mı yapıyorum, yoksa yalnızca reddedilmemeye mi çalışıyorum?”


5️⃣ Herkesi Memnun Etmek Mümkün müdür ❓


Pratik olarak çoğu zaman hayır.


Bir grubu memnun eden davranış:


başka bir grubu rahatsız edebilir.


Bir kişi:


“Daha sert ol.”


der.


Başka biri:


“Daha yumuşak ol.”


der.


Biri:


“Konuş.”


der.


Diğeri:


“Sus.”


der.


İnsan hayatını tamamen dış onaya bağlarsa:


kendi yönünü kaybedebilir.


Bakara 120 bu nedenle çok temel bir ilke verir:


Ölçünü insanların değişken beklentilerinden değil, hakikat olduğuna inandığın temelden al.


6️⃣ “Asıl Doğru Yol Allah’ın Yoludur” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki:


“Hüdallahi hüvel-hüdâ”


ifadesi son derece güçlüdür.


Anlamı yaklaşık olarak:


“Gerçek hidayet, Allah’ın hidayetidir.”


şeklindedir.


Burada hidayet:


doğru yön,


rehberlik,


hakikate ulaştıran yol


anlamlarına gelir.


Kur’an böylece peygambere şunu hatırlatır:


İnsanların seni onaylaması doğruluğun ölçüsü değildir.


Asıl ölçü:


Allah’ın rehberliğidir.


7️⃣ Bir Görüşün Çok Kişi Tarafından Kabul Edilmesi Onu Doğru Yapar mı ❓


Hayır.


Çoğunluk önemli bir toplumsal veri olabilir.


Ama:


hakikatin garantisi değildir.


Tarih boyunca geniş toplumlar:


yanlış bilimsel düşüncelere,


adaletsiz geleneklere,


ayrımcı uygulamalara


inanmıştır.


Bu nedenle:


“Çoğu insan böyle düşünüyor.”


ile:


“Bu doğrudur.”


aynı cümle değildir.


Bakara 120, hakikatin ölçüsünü toplumsal memnuniyetten ayırır.


8️⃣ Ayet Başkalarının Görüşlerini Hiç Dinlememeyi mi Söylüyor ❓


Hayır.


Bu çok önemli bir ayrımdır.


İnsan başka dinleri,


fikirleri,


felsefeleri


inceleyebilir.


Eleştirileri dinleyebilir.


Hatta karşı tarafın haklı olduğu bir noktayı kabul edebilir.


Bunların hiçbiri ayete aykırı değildir.


Ayetin uyarısı:


hakikati öğrendikten sonra sırf başkalarının arzularını tatmin etmek için onu terk etmektir.


Yani mesele:


dinlemek değil,


bilinçli tavizdir.


9️⃣ “Sana Gelen İlimden Sonra” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓


Çünkü sorumluluk:


bilgiyle büyür.


Bir insan bir şeyi bilmiyorsa:


yanlış yapmasıyla,


doğruyu açıkça bildiği halde yanlış yapması


aynı değildir.


Ayet özellikle:


“ilimden sonra”


der.


Yani kişinin önünde:


vahiy,


bilgi,


açıklık


bulunduğu halde bilinçli biçimde başka bir yöne sapması eleştirilmektedir.


Bu, Kur’an’ın birçok yerinde görülen:


bilmek ile sorumlu olmak arasındaki bağdır.


🔟 Bilgi İnsan Üzerindeki Sorumluluğu Artırır mı ❓


Evet.


Bilgi yalnızca avantaj değildir.


Aynı zamanda:


sorumluluktur.


Bir doktor daha fazla bildiği için daha fazla sorumluluk taşır.


Bir yönetici yetkisini bildiği için daha fazla hesap verir.


Bir insan doğruyu öğrendiğinde de:


artık:


“Bilmiyordum.”


savunmasını kolayca kullanamaz.


Bu yüzden bilgi:


insanı yükseltebilir.


Ama aynı zamanda:


ahlaki yükünü de artırır.


1️⃣1️⃣ “Onların Arzularına Uymak” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen önemli kelimelerden biri:


“ehvâ”, yani arzular, hevesler veya kişisel eğilimlerdir.


Burada eleştirilen şey:


delil,


hakikat,


vahiy


yerine:


insanların isteklerini ölçü haline getirmektir.


Bir şey:


“Onlar bunu istiyor.”


diye doğru olmaz.


Aynı şekilde:


“Ben bunu istiyorum.”


diye de doğru olmaz.


Hakikat:


arzunun emrine girmez.


1️⃣2️⃣ Arzu İle Hakikat Arasındaki Çatışma Neden Bu Kadar Zordur ❓


Çünkü insan genellikle istediği şeyin doğru olmasını da ister.


Bu psikolojik olarak çok güçlüdür.


Örneğin insan:


bir davranışı sürdürmek istiyorsa,


onu haklı çıkaracak gerekçeleri daha kolay kabul edebilir.


Bir gruba ait olmak istiyorsa:


o grubun düşüncelerini daha az eleştirel inceleyebilir.


Bu nedenle ayet şu zihinsel disiplini gerektirir:


“Ben bunu istediğim için mi doğru buluyorum, yoksa gerçekten doğru olduğu için mi?”


1️⃣3️⃣ Ayetteki Uyarı Neden Peygambere Yöneltiliyor ❓


Bu Kur’an’ın dikkat çekici özelliklerinden biridir.


Hz. Muhammed peygamber olmasına rağmen:


vahye sadakat konusunda doğrudan uyarılmaktadır.


Bu, mesajın ciddiyetini gösterir.


Eğer peygambere bile:


“İlim geldikten sonra insanların arzularına uyma.”


deniyorsa,


sıradan insanın:


sosyal baskı ve çıkar karşısında ne kadar dikkatli olması gerektiği


daha iyi anlaşılır.


Ayrıca bu tür hitaplar ümmete de öğretici bir mesaj taşır.


1️⃣4️⃣ “Allah’tan Sana Ne Bir Dost Ne de Bir Yardımcı Vardır” Ne Demektir ❓


Burada daha önce karşılaştığımız iki kavram tekrar ortaya çıkar:


Veli ve nasîr.


Veli:


koruyan,


yakın destekçi,


himaye eden


anlamlarına gelir.


Nasîr ise:


yardımcı,


destek veren


anlamındadır.


Mesaj şudur:


Eğer insan Allah’ın rehberliğini bilinçli biçimde bırakıp insanların arzularını nihai ölçü haline getirirse:


o insanların onayı kendisini Allah karşısında kurtaramaz.


1️⃣5️⃣ İnsanları Memnun Etmek İle İnsanlara Saygılı Olmak Aynı Şey midir ❓


Hayır.


İnsanlara saygılı olmak gerekir.


Nazik davranmak gerekir.


Ortak yaşam için uzlaşmak gerekir.


Farklı görüşlere tahammül etmek gerekir.


Ama bunlar:


kendi temel ilkelerini terk etmek


anlamına gelmez.


Sağlıklı ilişki:


“Seninle aynı düşünmüyorum ama sana saygı duyuyorum.”


diyebilmektir.


Sağlıksız ilişki ise:


“Beni kabul etmen için neye dönüşmem gerekiyorsa dönüşürüm.”


noktasına gelebilir.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Kimlik Baskısı Açısından Nasıl Okunabilir ❓


İnsan çoğu zaman çevresinden açık veya örtülü mesajlar alır:


“Bizim gibi düşün.”


“Bizim gibi konuş.”


“Bizim değerlerimizi kabul et.”


“Aksi halde seni dışlarız.”


Bu yalnızca din alanında olmaz.


Ailede,


iş hayatında,


arkadaş çevresinde,


sosyal medyada


da görülür.


Bakara 120’nin geniş ahlaki mesajlarından biri şudur:


Aidiyet uğruna kişiliğini ve hakikat anlayışını satma.


1️⃣7️⃣ Bakara 119 Ve 120 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayette Hz. Muhammed’in görevi:

müjdelemek ve uyarmak


olarak belirtilmişti.


Herkesi zorla iman ettirmek onun sorumluluğu değildi.


  1. ayette ise başka bir tehlike ortaya çıkar:

İnsanları memnun etmek için mesajı değiştirmek.


Böylece iki ayet birlikte çok güçlü bir denge kurar:


İnsanları zorla değiştirme.


Ama:


onların hoşnutluğunu kazanmak için hakikati de değiştirme.


Ne baskı uygula.


Ne baskıya teslim ol.


1️⃣8️⃣ Bakara 120’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Herkes tarafından sevilmeyi, doğru olmaktan daha önemli hale getirme.


İnsan kabul görmek ister.


Ama bazı anlarda hayat şu seçimi önüne koyabilir:


Alkış mı?


İlke mi?


Rahatlık mı?


Doğruluk mu?


Gruba uyum mu?


Vicdan mı?


İşte karakter:


çoğu zaman kimsenin karşı çıkmadığı zamanlarda değil,


doğru bildiğin şey seni yalnız bırakabilecek hale geldiğinde


ortaya çıkar.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 120 Bize “Hakikati mi İzliyoruz, Yoksa Bizi Kim Alkışlıyorsa Ona Göre mi Yön Değiştiriyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 120. ayet insanın en derin sosyal ihtiyaçlarından birine dokunur:


Kabul edilmek.


İnsan çocukluğundan itibaren bunu ister.


Ailesi onu sevsin.


Arkadaşları onu kabul etsin.


Toplum ona değer versin.


İnsanlar söylediklerini beğensin.


Bu ihtiyaç doğaldır.


Fakat zamanla tehlikeli bir noktaya ulaşabilir:


İnsan artık doğru olanı değil, kendisini en çok kabul ettirecek olanı seçmeye başlayabilir.


Bugün bir gruba göre konuşur.


Yarın başka gruba göre.


Bir ortamda başka fikir söyler.


Başka ortamda tam tersini.


Sonra günün sonunda:


kendi gerçek düşüncesinin ne olduğunu bile unutabilir.


İşte Bakara 120’nin:


“Sen onların dinlerine uymadıkça senden razı olmayacaklardır.”


ifadesi bu açıdan çok güçlüdür.


Çünkü bazı insanların memnuniyeti:


senin daha nazik,


daha adil,


daha anlayışlı


olmana bağlı değildir.


Bazen senden beklenen:


onlara dönüşmendir.


İşte bu noktada sınır çizilir.


İnsanlarla barış içinde yaşa.


Onları dinle.


Haklı oldukları noktaları kabul et.


Dostluk kur.


Adaletli ol.


Ama yalnızca onların kabulünü kazanmak için:


inandığın hakikati terk etme.


Sonra ayet:


“Asıl hidayet Allah’ın hidayetidir.”


der.


Bu cümle insanın pusulasını yeniden ayarlar.


Çünkü hayat boyunca pek çok kişi bize hangi yöne gitmemiz gerektiğini söyleyecektir.


Aile.


Toplum.


Arkadaşlar.


Otoriteler.


Çoğunluk.


Sosyal medya.


Hepsinin sesi olacaktır.


Ama insanın hayatında bir noktada cevaplaması gereken soru şudur:


Benim nihai ölçüm ne?


Eğer ölçü yalnızca insanların beğenisi ise:


insanların fikirleri değiştikçe sen de değişirsin.


Bugün seni alkışlayanlar yarın yuhalayabilir.


Bugün seni kabul eden grup yarın senden başka bir taviz isteyebilir.


Bu yüzden hakikate dayanan insanın karakterinde bir merkez bulunmalıdır.


Ayetin:


“Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan…”


uyarısı tam burada ağırlaşır.


Çünkü bilmeden yapılan hata ile:


bildiğin halde alkış uğruna vazgeçmek


aynı değildir.


İnsan bazen yalnız kalmamak için gerçeği terk eder.


Ama sonra şunu fark edebilir:


Başkalarının arasında kabul edilmiş olsa bile:


kendi vicdanında yalnız kalmıştır.


Belki Bakara 120’nin bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:


Bütün insanlar senden razı olacak ama bunun karşılığında doğru bildiğin şeyden vazgeçmen gerekecek olsaydı, yine de onların onayını ister miydin?


“Herkesin senden razı olması mümkün olmayabilir; fakat insanın en büyük kaybı başkalarının hoşnutluğunu kazanırken kendi hakikat duygusunu kaybetmesidir. İlke, alkışın bittiği yerde hâlâ ayakta kalabiliyorsa gerçekten ilkedir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt