📖 Âl-i İmrân Suresi 14. Ayette “Kadınlara, Oğullara, Yığın Yığın Altın ve Gümüşe, Güzel Atlara, Hayvanlara ve Ekinlere Duyulan Sevgi İnsanlara Süslen

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,971
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 14. Ayette “Kadınlara, Oğullara, Yığın Yığın Altın ve Gümüşe, Güzel Atlara, Hayvanlara ve Ekinlere Duyulan Sevgi İnsanlara Süslenmiştir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsanın dünyaya bağlanması çoğu zaman kötü şeyleri sevmesiyle başlamaz; güzel, değerli ve meşru şeyleri hayatın nihai amacı hâline getirmesiyle başlar. Âl-i İmrân 14, arzuyu yok etmeyi değil, arzuya sınır koymayı öğretir.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 14. ayetinde şöyle buyrulur:


“Kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu sevgi insanlara süslü gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Varılacak güzel yer ise Allah katındadır.”


Bu ayet insanın en temel yönlerinden birini ele alır:


Arzu.


İnsan yalnızca düşünen bir varlık değildir.


Aynı zamanda:


seven,


isteyen,


sahip olmak isteyen,


bağlanan,


korumaya çalışan


bir varlıktır.


Kur’an burada arzunun varlığını inkâr etmez.


Asıl mesele şudur:


İnsan neyi seviyor ve sevgisini hangi noktaya kadar götürüyor?


1️⃣ “İnsanlara Süslenmiştir” Ne Demektir ❓


Ayette:


“züyyine li’n-nâsi”


ifadesi kullanılır.


Anlamı:


“İnsanlara güzel, çekici ve cazip gösterilmiştir.”


Buradaki “süslenme” insanın bazı şeylere doğal biçimde çekilmesini anlatır.


İnsan:


güzelliği,


aileyi,


serveti,


gücü,


üretimi,


mülkü


çekici bulabilir.


Kur’an bu çekimi baştan günah olarak tanımlamaz.


Fakat çekimin insanı yönetmesine karşı uyarır.


2️⃣ “Şehvetlerin Sevgisi” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen “şehavât” kelimesi yalnızca cinsel arzu anlamına gelmez.


Daha geniş anlamda:


yoğun biçimde arzulanan şeyler


demektir.


Bu yüzden ayette:


kadınlar,


çocuklar,


servet,


at,


hayvan,


ekin


aynı çerçevede sayılır.


Yani konu yalnızca cinsellik değil:


insanın dünyaya bağlanmasını sağlayan güçlü arzuların tamamıdır.


3️⃣ Neden İlk Olarak Kadınlardan Söz Ediliyor ❓


Ayetin ilk muhatapları ağırlıklı olarak erkeklerden oluştuğu için örnek erkek bakış açısından verilmiştir.


Burada “kadın kötü veya baştan çıkarıcıdır” şeklinde bir anlam çıkarılması doğru olmaz.


Asıl konu:


karşı cinse duyulan güçlü çekimdir.


Aynı ilke kadınların erkeklere duyduğu çekim açısından da düşünülebilir.


Problem sevgi veya evlilik değildir.


Problem:


bir insanı veya arzuyu Allah’ın ve ahlaki sınırların önüne geçirmek


olabilir.


4️⃣ Kur’an Cinsel Arzuyu Kötü mü Görür ❓


Hayır.


Kur’an evliliği meşru kabul eder.


Eşler arasındaki:


sevgi,


merhamet,


yakınlık


olumlu biçimde anlatılır.


Dolayısıyla cinsel arzu insan tabiatının bir parçasıdır.


Ancak her doğal arzu otomatik olarak sınırsız biçimde uygulanabilir değildir.


İnsan açlık hisseder ama her yiyeceği alamaz.


Öfke hisseder ama herkese zarar veremez.


Cinsel arzu da aynı şekilde:


ahlaki sınırlar içinde yönetilmesi gereken doğal bir güçtür.


5️⃣ “Oğullar” Neden Özellikle Sayılmıştır ❓


Ayetin indiği tarihsel toplumda erkek çocuk:


soy,


güç,


koruma,


aile devamlılığı


açısından özel bir önem taşıyordu.


Bu nedenle “oğullar” güçlü bir dünyevi arzu örneğidir.


Fakat ayetin genel mesajı elbette yalnızca erkek çocuk sevgisiyle sınırlı değildir.


Çocuk sevgisinin tamamına uzanır.


İnsan çocuğunu çok sevebilir.


Bu sevgi doğal ve değerlidir.


Fakat çocuk bile insanın:


hakikat, adalet ve ahlak ölçüsünü ortadan kaldıracak bir mutlak değere


dönüştürülmemelidir.


6️⃣ Çocuğu Sevmek Nasıl Bir Sınava Dönüşebilir ❓


İnsan bazen çocuğu söz konusu olduğunda:


haksızlığı savunabilir,


başkasının hakkını yok sayabilir,


ahlaki ilkelerini değiştirebilir.


“Benim çocuğum yaptıysa mutlaka haklıdır.”


gibi bir anlayış ortaya çıkabilir.


Burada sevgi artık adaleti aşmaya başlamıştır.


Kur’an’ın genel yaklaşımı:


sevginin adaleti yok etmemesi


gerektiğidir.


7️⃣ “Yığın Yığın Altın ve Gümüş” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet serveti çok güçlü bir ifadeyle anlatır:


“kanâtîr-i mukantara”


yani:


yığın yığın biriktirilmiş servet.


Buradaki vurgu sadece ihtiyaç kadar para sahibi olmak değildir.


Biriktirme tutkusu öne çıkar.


İnsan bazen artık kullanamayacağı kadar mala sahip olsa bile daha fazlasını istemeye devam eder.


Bu noktada para ihtiyaç aracı olmaktan çıkar.


Kendi başına bir amaç hâline gelir.


8️⃣ İnsan Neden Paraya Bu Kadar Bağlanır ❓


Çünkü para yalnızca mal satın almaz.


Aynı zamanda:


güvenlik,


bağımsızlık,


statü,


güç,


seçenek


sağlar.


Bu nedenle insan bazen parayı yalnızca araç olarak değil:


hayatın garantisi


olarak görmeye başlayabilir.


Kur’an’ın servet eleştirisinin önemli bir kısmı tam burada ortaya çıkar:


Mal değerlidir ama insanın nihai güven kaynağı değildir.


9️⃣ Çok Para Sahibi Olmak Günah mıdır ❓


Hayır.


Kur’an zenginliği başlı başına günah ilan etmez.


Peygamberler ve salih insanlar arasında da mal sahibi kişiler bulunmuştur.


Asıl mesele:


paranın nasıl kazanıldığı,


nasıl kullanıldığı,


insanı nasıl değiştirdiği


ve insanın ona ne ölçüde bağlandığıdır.


Dolayısıyla sorun:


mal sahibi olmak değil, malın insana sahip olmasıdır.


🔟 “Güzel Atlar” Neyi Temsil Ediyordu ❓


At, o dönemde yalnızca ulaşım aracı değildi.


Aynı zamanda:


zenginlik,


prestij,


askerî güç,


hız,


statü


göstergesiydi.


Bugünün dünyasında bunun karşılığı:


lüks otomobil,


özel jet,


yat,


yüksek teknoloji,


prestijli mülk


gibi şeylerle benzetilebilir.


Bu nedenle ayetin mesajı tarihsel nesnede takılı kalmaz.


Temel kavram:


gösterişli ve statü sağlayan sahipliktir.


1️⃣1️⃣ “Hayvanlar ve Ekinler” Neden Sayılmıştır ❓


Tarım toplumunda:


sürü,


hayvan,


tarla,


ekin


servetin temel göstergeleriydi.


Bir insanın büyük sürüleri ve geniş tarlaları olması ekonomik güç anlamına geliyordu.


Bugün insanların servet araçları değişmiş olabilir.


Ama psikoloji büyük ölçüde aynıdır:


Daha fazlasına sahip olma arzusu.


Dolayısıyla ayet yalnızca antik tarım toplumuna hitap etmez.


Mülkiyet arzusunun bütün biçimlerine dokunur.


1️⃣2️⃣ “Bunlar Dünya Hayatının Metaıdır” Ne Demektir ❓


Ayette bu şeyler:


“metâu’l-hayâti’d-dünyâ”


olarak tanımlanır.


Yani:


dünya hayatının geçici yararlanma araçlarıdır.


“Metâ” kalıcı ebedî değer anlamına gelmez.


Kullanılan,


faydalanılan,


sonra geride bırakılan


şey anlamı taşır.


Ayetin önemli kelimesi burada geçiciliktir.


1️⃣3️⃣ Dünya Nimetlerinden Yararlanmak Yanlış mı ❓


Hayır.


Kur’an insanın:


yemek yemesini,


aile kurmasını,


ticaret yapmasını,


mal sahibi olmasını,


güzel şeylerden yararlanmasını


yasaklamaz.


Problem dünya nimetlerinden yararlanmak değil:


onları hayatın nihai amacı sanmaktır.


Dünya nimeti:


araçtır.


İnsan onu amaç yaptığında denge bozulur.


1️⃣4️⃣ Arzu Neden Tehlikeli Olabilir ❓


Arzu kendi doğası gereği sınır tanımayabilir.


İnsan:


bir ev ister.


Evi alınca daha büyüğünü ister.


Bir araba ister.


Sonra daha iyisini.


Bir milyon ister.


Sonra on milyon.


Bir makam ister.


Sonra daha yükseğini.


Bu nedenle arzunun doğal sorusu:


“Ne kadar yeter?”


değil,


çoğu zaman:


“Sırada ne var?”


olabilir.


Kur’an burada insana bir sınır bilinci kazandırır.


1️⃣5️⃣ İnsan Neden Sahip Olduklarına Çok Hızlı Alışır ❓


İnsan psikolojisinin ilginç özelliklerinden biri budur.


Uzun süre istediği bir şeyi elde ettiğinde önce büyük mutluluk yaşayabilir.


Fakat bir süre sonra o şey sıradanlaşır.


Ardından yeni bir arzu ortaya çıkar.


Böylece:


iste → elde et → alış → yeniden iste


döngüsü oluşur.


Âl-i İmrân 14’ün mesajı bu döngünün binlerce yıl önce de insan hayatının temel problemlerinden biri olduğunu gösterir.


1️⃣6️⃣ “Allah Katında Güzel Dönüş Yeri Vardır” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet dünya nimetlerini saydıktan sonra birden perspektifi değiştirir:


“Güzel dönüş yeri Allah katındadır.”


Burada dünya ile ahiret karşılaştırılır.


Dünya nimetleri:


geçicidir.


Allah katındaki sonuç ise:


kalıcıdır.


Dolayısıyla ayetin mesajı:


“Dünyadaki her şeyi terk edin.”


değil;


“Geçici olanı kalıcı olanın önüne koymayın.”


şeklinde anlaşılmalıdır.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Dünya Karşıtı Bir Hayat Anlayışı mı Önerir ❓


Hayır.


Kur’an dünyayı bütünüyle kötü bir yer olarak tanımlamaz.


Dünya:


nimetlerin,


sorumluluğun,


imtihanın,


iyiliğin,


üretimin


alanıdır.


Fakat dünya son durak değildir.


Bu nedenle İslam’daki ideal denge:


dünyayı tamamen terk etmek


ile


dünyaya tamamen bağlanmak


arasında kurulmaya çalışılır.


1️⃣8️⃣ 13. ve 14. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


  1. ayette Bedir üzerinden:

askerî güç ve sayıların insanı yanıltabileceği


gösterilmişti.


  1. ayette ise:

insanı cezbeden dünyevi güç kaynakları


sayılır.


Böylece konu yalnızca savaş meydanından insanın iç dünyasına taşınır.


Önce dışarıdaki güç:


ordu ve sayı.


Sonra içerideki güç:


arzu ve sahip olma tutkusu.


Her iki durumda da temel uyarı benzerdir:


Gördüğün ve sahip olduğun şeyi mutlaklaştırma.


1️⃣9️⃣ İnsan Sahip Olduğu Şeyleri mi Sever, Yoksa Onların Kendisine Hissettirdiği Şeyi mi ❓


Âl-i İmrân 14 belki de insan psikolojisinin en derin sorularından birini ortaya çıkarır.


İnsan neden para ister?


Gerçekten kâğıt veya rakam sevdiği için mi?


Yoksa paranın verdiği:


güven,


güç,


özgürlük,


statü


duygusunu mu ister?


İnsan neden lüks bir nesne ister?


Nesnenin kendisini mi?


Yoksa onun üzerinden:


“Ben değerliyim.”


hissini mi arar?


İnsan neden sahip olduklarını kaybetmekten bu kadar korkar?


Belki de onların içinde kendi kimliğini kurduğu için.


Kur’an ise insanı daha temel bir yere çağırır:


Değerini sahip olduğun şeylere bağlama.


Çünkü:


servet gider,


güzellik değişir,


çocuklar büyür,


mülk el değiştirir,


beden yaşlanır,


dünya sona erer.


Ayet arzuyu ortadan kaldırmayı istemez.


İnsanın arzusuna hükmedebilmesini ister.


Çünkü özgürlük:


hiçbir şeyi arzulamamak değil, arzuladığın şeyin seni yönetmesine izin vermemektir.


Ve belki Âl-i İmrân 14’ün en büyük sorusu şudur:


Biz sahip olduğumuz şeylerin sahibi miyiz, yoksa zamanla onlar mı bizim sahibimiz oluyor?


“Dünya güzeldir; tehlike güzelliğinde değil, geçici olan güzelliği sonsuz sanmaktadır. İnsan malı, sevgiyi ve başarıyı elinde taşıyabilir; fakat onları kalbinin tahtına oturttuğunda artık sahip olanla sahip olunanın yeri değişmeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt