📖 Âdiyât Suresi 6. Ayette “Şüphesiz İnsan Rabbine Karşı Gerçekten Çok Nankördür” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Nankörlük, Nimeti Unutmak

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,580
2,724,955
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âdiyât Suresi 6. Ayette “Şüphesiz İnsan Rabbine Karşı Gerçekten Çok Nankördür” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Nankörlük, Nimeti Unutmak, İnsan Psikolojisi, Şükür, Benlik, Mal Tutkusu, Vicdan, Sorumluluk Ve Rabbine Karşı Tavır Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsan bazen sahip olmadığı tek şeye bakarken, elinde bulunan yüz nimeti görünmez hâle getirir; nankörlük çoğu zaman yokluktan değil, var olanı fark edememekten doğar.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ “إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ — İnnel İnsâne Li Rabbihî Le Kenûd” Ne Demektir ❓


Âdiyât Suresi’nin altıncı ayetinde şöyle buyrulur:


إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ


Anlam olarak:


“Şüphesiz insan Rabbine karşı gerçekten çok nankördür.”
(Âdiyât Suresi, 100/6)



İlk beş ayette:


🐎 koşan atlar,


💨 soluklar,


⚡ kıvılcımlar,


🌫️ tozlar,


🎯 hedefe dalış


anlatılmıştı.


Şimdi sure birdenbire dış dünyadan insanın iç dünyasına geçer.


Ve çok sert bir teşhis koyar:


İnsan Rabbine karşı nankörleşebilir.


2️⃣ ⚠️ “Kenûd” Kelimesi Ne Anlama Gelmektedir ❓


Kenûd, nimeti inkâr eden, iyiliği görmezden gelen, çok nankör davranan kişi anlamında kullanılır.


Buradaki vurgu yalnız:


“Teşekkür etmiyor.”


seviyesinde değildir.


Daha derin bir hâli anlatır:


nimeti görmemek,


nimet sahibini unutmak,


sürekli eksik olana odaklanmak.


Bu nedenle kenûd, insanın sahip olduğu iyiliklere karşı körleşmesini ifade eden güçlü bir kelimedir.


3️⃣ 🤲 Ayette Neden “Rabbine Karşı” Denilmektedir ❓


Çünkü mesele yalnız genel bir huysuzluk değildir.


İnsan:


hayatını,


bedenini,


aklını,


imkânlarını


Allah’ın nimeti olarak görürse, bu nimetlerin kaynağıyla ilişkisi ahlaki bir boyut kazanır.


Ayet:


“Li rabbihî — Rabbine karşı”


diyerek nankörlüğü doğrudan kul ile Rabbi arasındaki ilişkiye bağlar.


4️⃣ 🧠 İnsan Neden Nimeti Çabuk Unutur ❓


Çünkü insan zihni çoğu zaman eksik olana daha fazla dikkat eder.


Sahip olduğu şeye alışır.


Bir süre sonra:


sağlık,


ev,


aile,


güven,


günlük imkânlar


normal görünmeye başlar.


Ama küçük bir eksiklik bütün dikkati ele geçirebilir.


Bu psikolojik eğilim, şükür bilinci olmadığında nankörlüğe dönüşebilir.


5️⃣ 🪞 Nankörlük Yalnız Sözle mi Ortaya Çıkar ❓


Hayır.


Bir insan diliyle:


“Şükürler olsun.”


diyebilir.


Ama davranışları:


açgözlü,


haksız,


israfçı


olabilir.


Bu durumda söz ile hayat arasında çelişki oluşur.


Gerçek şükür yalnız bir ifade değil, nimeti doğru kullanma biçimidir.


6️⃣ 🌿 Şükür Ne Anlama Gelmektedir ❓


Şükür:


nimeti fark etmek,


nimet sahibini tanımak,


nimeti doğru kullanmak


anlamlarını taşır.


Bu nedenle şükür yalnız:


“Elhamdülillah.”


demek değildir.


İnsanın:


sağlığıyla iyi işler yapması,


servetiyle paylaşması,


bilgisiyle fayda üretmesi


de şükrün davranışsal boyutları olarak düşünülebilir.


7️⃣ 💰 Mal Sevgisi İle Nankörlük Arasında Nasıl Bir İlişki Kurulabilir ❓


Surenin ilerleyen ayetinde insanın:


mala karşı çok güçlü bir sevgi taşıdığı


bildirilecektir.


Bu çok anlamlı bir bağlantıdır.


İnsan:


sahip olduğuna şükretmek yerine


daha fazlasını isterse,


nimet doyuma değil sürekli eksiklik hissine dönüşebilir.


Böylece mal, insan için bir araç olmaktan çıkıp merkeze yerleşebilir.


8️⃣ ❤️ İnsan Çok Şeye Sahip Olduğu Hâlde Neden Kendini Eksik Hissedebilir ❓


Çünkü arzunun doğal bir sınırı yoktur.


Bir hedefe ulaşıldığında yeni hedef ortaya çıkabilir.


Daha fazla:


para,


başarı,


statü,


takdir


istenebilir.


Bu nedenle mutluluğu yalnız dışarıdaki miktara bağlamak insanı sürekli eksiklik hissine sürükleyebilir.


Şükür ise dikkati:


“Neyim eksik?”


sorusundan


“Bana ne verildi?”


sorusuna çevirir.


9️⃣ 🐎 Koşan Atlarla Nankör İnsan Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Kurulabilir ❓


İlk beş ayette atlar:


bütün güçleriyle,


tereddüt etmeden,


kendilerine verilen yön doğrultusunda


koşmaktadır.


Altıncı ayette ise insan:


Rabbinin nimetleri içinde yaşamasına rağmen nankör olarak nitelenir.


Bu edebî karşıtlık son derece çarpıcıdır.


Hayvan:


görevini yerine getirir.


İnsan ise akıl ve irade sahibi olmasına rağmen nimeti unutabilir.


🔟 👑 İnsan Başarısını Yalnız Kendisine Bağladığında Nankörlük Başlayabilir mi ❓


Evet.


İnsan çalışmıştır.


Emek vermiştir.


Başarı kazanmıştır.


Bunlar gerçektir.


Fakat:


sağlık,


zekâ,


fırsat,


çevre,


zaman


gibi kendi kontrolü dışında aldığı pek çok imkânı unutursa başarıyı bütünüyle kendisinin yarattığını sanabilir.


Bu, şükür duygusunu zayıflatabilir ve benlik şişmesine yol açabilir.


1️⃣1️⃣ 🧭 Şükür İnsanı Pasif Birine Dönüştürür mü ❓


Hayır.


Şükür:


“Elimde olan yeter, hiçbir şey yapmayayım.”


demek değildir.


İnsan:


gelişebilir,


çalışabilir,


hedef koyabilir.


Ama bütün bunları yaparken sahip olduklarını değersizleştirmemelidir.


Şükür ile gelişme isteği birbirine zıt değildir.


Olgun insan:


sahip olduğuna teşekkür eder, ulaşmak istediği şey için de çalışır.


1️⃣2️⃣ ⚖️ Nankörlük Adaletsizliğe Nasıl Dönüşebilir ❓


İnsan nimetlerini yalnız kendi hakkı gibi görürse başkalarının hakkını küçümseyebilir.


Servet:


paylaşılmaz.


Güç:


kötüye kullanılabilir.


İmkân:


yalnız benlik için harcanabilir.


Bu nedenle nankörlük yalnız ruh hâli değildir.


Toplumsal sonuçlar doğurabilir.


Şükür ise nimetin aynı zamanda sorumluluk taşıdığını hatırlatır.


1️⃣3️⃣ 🌍 Toplumlar da Nankörleşebilir mi ❓


Evet.


Bir toplum:


barışın,


hukukun,


eğitimin,


doğal kaynakların


değerini ancak kaybedince fark edebilir.


İnsanlar sahip oldukları ortak iyilikleri korumazsa zamanla bunları yitirebilir.


Bu yüzden şükür toplumsal düzeyde de:


var olan iyiliği fark etmek ve korumak


anlamına gelebilir.


1️⃣4️⃣ 🕊️ Şükür İnsan Psikolojisine Ne Kazandırabilir ❓


Şükür insanın dikkatini yalnız eksikliklerden kurtarabilir.


Bu:


sorunları inkâr etmek


anlamına gelmez.


Sorunları görürken aynı zamanda:


nimetleri,


fırsatları,


destekleri


de fark etmek anlamına gelir.


Bu denge, insanın hayatı daha gerçekçi ve daha huzurlu değerlendirmesine yardımcı olabilir.


1️⃣5️⃣ ⚠️ Her Sıkıntıda “Nankörsün” Demek Doğru mudur ❓


Hayır.


Bir insanın:


üzülmesi,


şikâyet etmesi,


acı çekmesi


otomatik olarak nankörlük değildir.


İnsan zor durumda olabilir ve yardım isteyebilir.


Ayet, acıyı ifade etmeyi yasaklamaz.


Asıl problem, nimeti bütünüyle yok sayan ve insanı sürekli inkâr eden bir tavra sürükleyen nankörlüktür.


1️⃣6️⃣ 🪞 İnsan Kendi Nankörlüğünü Nasıl Fark Edebilir ❓


Kendisine şu soruları sorabilir:


Sürekli sahip olmadıklarımı mı düşünüyorum?


Sahip olduklarımı ne kadar fark ediyorum?


İmkânlarımı doğru kullanıyor muyum?


Bana iyilik yapanları unutuyor muyum?


Başarılarımı tamamen kendime mi bağlıyorum?


Bu sorular insanın şükür bilincini geliştirmesine yardımcı olabilir.


1️⃣7️⃣ 🔄 Âdiyât Suresinin İlk Altı Ayetinde Nasıl Büyük Bir Geçiş Gerçekleşmiştir ❓


1–5. Ayetler:
🐎 Dışarıdaki hareket anlatılır.


Atlar:


koşar,


kıvılcım çıkarır,


hücum eder,


toz kaldırır,


hedefin ortasına ulaşır.


6. Ayet:
👤 Odak birden insana döner.


Ve:


“İnsan Rabbine karşı çok nankördür.”


denir.


Bu ani geçiş surenin en güçlü edebî dönüşlerinden biridir.


Dışarıdaki güçten sonra içerideki ahlaki zayıflık gösterilir.


1️⃣8️⃣ 🔮 Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır ❓


Âdiyât Suresi’nin yedinci ayetinde şöyle buyrulacaktır:


وَإِنَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌ


Anlam olarak:


“Ve şüphesiz kendisi de buna şahittir.”


Yani insanın nankörlüğü yalnız dışarıdan söylenen bir suçlama değildir.


İnsan çoğu zaman kendi iç dünyasında:


ne yaptığını bilir.


Vicdanı,


davranışları,


tercihleri


ona kendi hâli hakkında şahitlik edebilir.


Ardından sekizinci ayette:


💰 mala karşı duyduğu güçlü sevgi


açıklanacaktır.


1️⃣9️⃣ 🤲 Sonuç: “Şüphesiz İnsan Rabbine Karşı Gerçekten Çok Nankördür” İfadesi, İnsanın Sahip Olduğu Nimetlere Alışarak Onları Görünmezleştirebildiğini, Eksik Olana Odaklanarak Nimeti Veren Kaynağı Unutabildiğini Ve Şükrün Yalnız Sözle Değil, Nimetleri Ahlaki Ve Sorumlu Biçimde Kullanmakla Gerçekleştiğini Gösteren Son Derece Güçlü Bir İnsan Teşhisidir​


Âdiyât Suresi ilk beş ayette olağanüstü bir güç gösterdi.


Atlar:


koştu,


nefes aldı,


kıvılcım çıkardı,


toz kaldırdı,


hedefin merkezine ulaştı.


Sonra birden her şey sustu.


Ve sure insana döndü:


“Şüphesiz insan Rabbine karşı çok nankördür.”


Bu geçiş çok çarpıcıdır.


Çünkü insan çoğu zaman dışarıdaki güçlere hayran olur.


Ama Kur’an şimdi:


“Kendine bak.”


der.


İnsan ne kadar çok nimete sahip olursa olsun, alıştığı şeyleri zamanla görünmez kılabilir.


Sağlık ancak bozulduğunda fark edilir.


Güven ancak kaybedildiğinde.


Bir insanın değeri bazen ayrıldıktan sonra anlaşılır.


İşte şükür, nimet kaybolmadan önce onun değerini görebilmektir.


Nankörlük ise çoğu zaman:


hiç nimetin olmaması değil, nimeti fark edememektir.


Bu ayet aynı zamanda insanın başarı anlayışını da sorgular.


İnsan:


“Ben yaptım.”


diyebilir.


Ama kendisine verilen:


aklı,


bedeni,


zamanı,


fırsatları


unutabilir.


Şükür, emeği inkâr etmez.


Ama insanın kendi emeğini mutlaklaştırmasını engeller.


Surenin bundan sonraki ayeti daha da çarpıcı olacaktır.


Çünkü insanın nankörlüğünün yalnız Allah tarafından bilinmediği, insanın kendisinin de kendi hâline şahit olduğu söylenecektir:


“Ve şüphesiz kendisi de buna şahittir.”


Ardından nedenlerinden biri görünür hâle gelecektir:


İnsanın mala karşı şiddetli sevgisi.


Böylece Âdiyât Suresi, dışarıdaki koşan atlardan insanın kalbindeki en güçlü tutkulara doğru ilerlemeye devam edecektir.


“Şükür, hayatın kusursuz olduğunu söylemek değildir; kusurların arasında bile bize verilmiş olanı görebilecek bir bilinçtir. Nankörlük ise bazen bütün nimetleri, tek bir eksikliğin gölgesinde kaybetmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt