Beyyine Suresi 7. Ayette “İman Edip Salih Ameller İşleyenler, İşte Onlar Yaratılmışların En Hayırlılarıdır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İman, Salih Amel, İnsan Değeri, Ahlaki Üstünlük, İyilik, Sorumluluk, Karakter, Fayda Üretmek Ve Gerçek Dindarlık Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsanın değeri yalnız neye inandığını söylemesinde değil, inandığı hakikatin elinde, dilinde, karakterinde ve başkasına verdiği değerde nasıl görünür hâle geldiğinde anlaşılır.”
Ersan Karavelioğlu
“إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَٰئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ” Ne Demektir
Beyyine Suresi’nin yedinci ayetinde şöyle buyrulur:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَٰئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
Anlam olarak:
“Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar yaratılmışların en hayırlılarıdır.”
(Beyyine Suresi, 98/7)
Bir önceki ayette çok sert biçimde:
“yaratılmışların en kötüleri”
ifadesi kullanılmıştı.
Şimdi bunun tam karşısına:
konulur.
Böylece sure yalnız olumsuz sonucu değil, insanın yükselebileceği ahlaki imkânı da gösterir.
“Âmenû — İman Edenler” Ne Anlama Gelmektedir
İman, yalnız bir düşünceyi zihinsel olarak doğru kabul etmekten daha geniş bir anlam taşır.
İslam düşüncesinde iman:
Allah’a güvenmek,
vahyi kabul etmek,
kalben tasdik etmek
gibi boyutlarla ilişkilendirilmiştir.
Ancak bu ayetin özellikle dikkat çekici yönü şudur:
İmanın hemen ardından:
“salih amel işleyenler”
ifadesi gelir.
Yani iman kendi içine kapanmış bir iddia olarak bırakılmaz.
“Amilû’s Sâlihât — Salih Ameller İşleyenler” Ne Demektir
Salih amel, iyi, doğru, yapıcı ve ahlaken değerli davranış anlamına gelir.
Bu kapsamda:
dürüstlük,
adalet,
yardım,
emanete sadakat,
merhamet,
ibadet
gibi pek çok davranış düşünülebilir.
“Salih” kelimesi aynı zamanda:
düzeltmek,
iyileştirmek,
bozulmuş olanı onarmak
anlam alanlarını da çağrıştırır.
Bu yüzden salih amel yalnız zarar vermemek değil, iyilik üretmek anlamı da taşır.
Ayette Neden Yalnız “İman Edenler” Denilmemiştir
Çünkü iman ile davranış arasında bağ kurulmaktadır.
Bir insan:
“İnanıyorum.”
diyebilir.
Ama davranışları sürekli:
zulüm,
yalan,
haksızlık,
ihanet
üretiyorsa söz ile hayat arasında ciddi bir çelişki oluşur.
Ayet bu yüzden:
iman + salih amel
birlikteliğini öne çıkarır.
İnanç, davranışta meyve vermelidir.
İman Davranışa Dönüşmüyorsa Ne Eksik Kalır
İnanç insanın:
kararlarını,
ilişkilerini,
ahlaki sınırlarını
hiç etkilemiyorsa onun hayat üzerindeki etkisi zayıflamış demektir.
Örneğin:
adalete inanıp haksızlık yapmak,
dürüstlüğü övüp yalan söylemek,
merhametten söz edip güçsüzü ezmek
iman ile davranış arasındaki mesafeyi büyütür.
Gerçek dindarlığın önemli sınavı, söz ile eylem arasındaki mesafeyi azaltabilmektir.
“Hayru’l Beriyye — Yaratılmışların En Hayırlıları” Ne Anlama Gelmektedir
Hayr, iyilik, üstünlük ve hayırlılık anlamlarını taşır.
Beriyye ise yaratılmışlar anlamındadır.
Ayet böylece iman edip salih amel işleyenleri:
“yaratılmışların en hayırlıları”
olarak niteler.
Buradaki üstünlük:
servete,
soya,
ırka,
makama
dayandırılmaz.
Ölçü:
iman ve ahlaki davranıştır.
İnsan Değeri Makamla mı, Karakterle mi Ölçülür
Ayetin mantığına göre gerçek üstünlük:
zenginlik,
güç,
ün,
sosyal statü
ile belirlenmez.
Bir insan çok güçlü olabilir ama zalim olabilir.
Bir başkası toplumda tanınmayabilir ama:
dürüst,
merhametli,
adaletli
olabilir.
Ayet insan değerini dış statüden iç karakter ve salih davranışa doğru taşır.
Salih Amel Yalnız Dinî Ritüeller midir
Hayır.
İbadetler salih amelin önemli parçalarıdır.
Ama salih amel daha geniştir.
Örneğin:
aç bir insanı doyurmak,
borçluya kolaylık göstermek,
bir haksızlığı önlemek,
aileye iyi davranmak,
emaneti korumak
da salih davranışın kapsamına girebilir.
Bu nedenle dinî hayat yalnız ibadet mekânında değil, gündelik insan ilişkilerinde de görünür.
Salih Amelin “Islah” Fikriyle Nasıl Bir İlişkisi Vardır
Arapça s-l-h kökü:
iyi olmak,
düzelmek,
ıslah etmek
anlamlarıyla ilişkilidir.
Bu yüzden salih amel:
yalnız bireyin kendisine faydalı davranışı değil,
çevresindeki bozulmayı azaltan
davranışı da düşündürür.
Bir insan:
barıştırıyorsa,
onarım yapıyorsa,
adaleti güçlendiriyorsa,
zararı azaltıyorsa
toplumsal anlamda da salih bir etki üretebilir.
İyi İnsan Olmak Yalnız Kötülük Yapmamak mıdır
Hayır.
Kötülük yapmamak önemlidir.
Ama iyiliğin daha aktif bir yönü vardır.
Örneğin:
haksızlık yapmamak iyidir.
Ama haksızlığa uğrayanı korumak daha ileri bir sorumluluk olabilir.
Aç bırakmamak iyidir.
Ama ihtiyacı olanı doyurmak iyiliği aktif hâle getirir.
Salih amel, insanı yalnız zararsız olmaya değil, faydalı olmaya da çağırır.

Bir İyiliğin Gerçekten Salih Olması İçin Niyet Önemli midir
Evet.
İslam ahlakında niyet önemlidir.
Aynı davranış:
gösteriş,
çıkar,
samimiyet
gibi farklı niyetlerle yapılabilir.
Ancak yalnız iyi niyet de yeterli değildir.
İnsan:
iyi niyetle
yanlış sonuç doğuran bir iş yapabilir.
Bu nedenle salih amel için:
iyi niyet
ve
doğru davranış
birlikte önemlidir.

Gösteriş İçin Yapılan İyilik Değerini Kaybeder mi
Gösteriş, iyiliğin manevi değerini zedeleyebilir.
İnsan:
yardım ederken sadece alkış bekliyorsa,
ibadet ederken yalnız görünmek istiyorsa
davranışın iç yönü bozulabilir.
Beyyine Suresinin beşinci ayetinde zaten:
ihlâs
vurgulanmıştı.
Yedinci ayette gelen salih amel de bu samimiyet çizgisinin devamı olarak okunabilir.
İyilik yalnız görünmek için değil, gerçekten iyilik olduğu için yapılmalıdır.

İman Edip Salih Amel İşleyenlerin “En Hayırlı” Sayılması Ayrıcalık İddiası mıdır
Bu ifade kolayca yanlış anlaşılabilir.
Ayet insanlara:
“Kendinizi doğuştan üstün görün.”
demez.
Çünkü üstünlüğün ölçüsünü açıkça verir:
iman ve salih amel.
Dolayısıyla burada kalıcı bir soy veya grup ayrıcalığı yoktur.
Bir insanın:
etiketi,
ailesi,
topluluğu
onu kendiliğinden hayırlı yapmaz.
Hayırlılık, yaşanan iman ve iyilikle ilişkilidir.

“Ben İyi Bir İnsanım” Demek Yeterli midir
Hayır.
İnsan kendi karakterini olduğundan daha olumlu görebilir.
Bu yüzden kişinin kendisine şu soruları sorması daha değerlidir:
İnsanların hakkını koruyor muyum?
Gücüm varken nasıl davranıyorum?
Kimse görmediğinde dürüst müyüm?
Yanlış yaptığımda özür diliyor muyum?
İyilik, insanın kendisine verdiği bir unvan değil, davranışlarının oluşturduğu bir gerçekliktir.

Salih Amel Küçük Davranışları da Kapsar mı
Evet.
İyilik her zaman büyük ve tarihî işler yapmak değildir.
Bazen:
bir insanı dinlemek,
bir hayvana su vermek,
yolda tehlikeli bir şeyi kaldırmak,
bir çocuğa güzel davranmak,
bir yaşlıya yardım etmek
küçük görünür.
Ama insan hayatı çoğunlukla bu küçük davranışlardan oluşur.
Karakter de büyük kararların yanında günlük küçük seçimlerle inşa edilir.

İyi Bir Müminin Topluma Karşı Sorumluluğu Nedir
Salih amel insanı yalnız bireysel kurtuluş düşüncesine kapatmaz.
İnsan toplumda:
adaleti,
dayanışmayı,
merhameti,
güveni
artırmaya çalışabilir.
Gerçek dindarlık:
“Ben kurtulayım, gerisi önemli değil.”
anlayışı değildir.
Başkalarının:
açlığı,
hakkı,
onuru,
güvenliği
de ahlaki sorumluluğun alanına girer.

Beyyine Suresinin 6. Ve 7. Ayetleri Nasıl Keskin Bir Karşıtlık Kurar
6. Ayet:
7. Ayet:
Bu karşıtlık insanın değerini:
görüntüye,
statüye,
güce
değil,
hakikat karşısındaki yönelişine ve davranışına bağlar.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Beyyine Suresi’nin sekizinci ve son ayetinde şöyle buyrulacaktır:
جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Anlam olarak:
“Rableri katındaki ödülleri, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir; orada ebedî kalırlar. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu, Rabbine derin saygı duyan kimse içindir.”
Bu ayette yalnız:
değil,
çok daha derin bir karşılıklı hoşnutluk anlatılacaktır:
“Allah onlardan razıdır, onlar da O’ndan razıdır.”
Beyyine Suresi böylece rıza, cennet ve Allah’a karşı derin saygı ile tamamlanacaktır.

Sonuç: “İman Edip Salih Ameller İşleyenler, İşte Onlar Yaratılmışların En Hayırlılarıdır” İfadesi, İnsan Değerinin Soy, Servet, Ün, Makam Veya Sözlü Kimlik İddiasıyla Değil, İnancın Ahlaki Davranışa Dönüşmesiyle Ölçüldüğünü Gösteren Güçlü Bir İnsanlık Ve Karakter Ölçüsüdür
Beyyine Suresi’nin yedinci ayeti insanın önüne son derece açık bir ölçü koyar:
İman.
Ve:
Salih amel.
Bu iki kavram ayrılmaz biçimde yan yana gelir.
Çünkü yalnız:
“Ben inanıyorum.”
demek insanın bütün ahlaki yolculuğunu tamamlamaz.
İnanç:
eline,
diline,
davranışına,
başkalarıyla ilişkisine
yansımalıdır.
Bir insan çok ibadet edebilir.
Ama eğer:
emanete ihanet ediyor,
güçsüzü eziyor,
yalan söylüyor,
haksız kazanç sağlıyorsa
iman iddiası ile hayat arasında ciddi bir mesafe oluşabilir.
Aynı şekilde salih amel de yalnız büyük kahramanlıklardan oluşmaz.
Bazen en hayırlı insan:
kimsenin görmediği yerde doğruyu yapan,
kendisine emanet edilene ihanet etmeyen,
gücü olduğu hâlde zulmetmeyen,
ihtiyacı olanı sessizce gören
kişidir.
Ayet bu yüzden insan değerinin merkezini dış görünüşten iç ahlaka taşır.
Kaç kişi seni tanıyor?
değil.
Kaç kişiye gerçekten hayrın dokunuyor?
sorusu önem kazanır.
Ne kadar güçlüsün?
değil.
Gücünü nasıl kullanıyorsun?
önemlidir.
Ne kadar dindar görünüyorsun?
değil.
İnancın seni nasıl bir insan hâline getiriyor?
asıl sorudur.
Belki de “yaratılmışların en hayırlıları” ifadesinin en derin anlamlarından biri burada bulunur:
İnsan, kendisine verilen:
aklı,
vicdanı,
iradeyi,
imkânları
iyilik üretmek için kullandığında kendi yaratılış potansiyelini yükseltir.
Ve Beyyine Suresi şimdi son ayette bu hayırlı insanların ödülünü anlatacaktır.
Fakat ödülün en etkileyici kısmı yalnız cennet olmayacaktır.
Daha derin bir cümle gelecektir:
“Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.”
Böylece insanın bütün iman ve iyilik yolculuğu, sonunda karşılıklı rıza fikrine ulaşacaktır.
“İyi insan olmak, kendimize verdiğimiz bir unvan değil; başkalarının hayatında bıraktığımız adalet, merhamet ve güven izidir. İnanç gerçekten kalbe yerleştiğinde, oradan mutlaka davranışa doğru bir yol arar.”
Ersan Karavelioğlu