📖 Ra‘d Suresi 17. Ayette “Köpük Atılıp Gider; İnsanlara Fayda Veren İse Yeryüzünde Kalır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 2 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,391
2,736,283
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Ra‘d Suresi 17. Ayette “Köpük Atılıp Gider; İnsanlara Fayda Veren İse Yeryüzünde Kalır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Ra‘d Suresi 16. ayette ‘Allah her şeyin yaratıcısıdır; O tektir, mutlak hâkimiyet sahibidir’ buyurularak yaratılmış güçlerin sınırlılığı ve tevhidin mantığı açıklanmıştı. 17. ayette ise hak ile bâtıl arasındaki fark, Kur’an’ın en etkileyici benzetmelerinden ikisiyle anlatılır: Gökten su iner, vadiler kendi ölçülerince dolar ve selin üzerinde köpük yükselir; madenler ateşte eritildiğinde de üstlerinde benzer bir posa ve köpük oluşur. Köpük sonunda atılıp gider, insanlara fayda sağlayan öz ise kalır. Ayetin mesajı yalnız ‘hak sonunda kazanır’ şeklindeki basit bir slogan değildir. Gürültülü, gösterişli ve çok görünür olan her şey hak değildir; hak da her zaman ilk anda en dikkat çekici olan şey olmayabilir. Bununla birlikte ayeti ‘Uzun süre kalan her fikir mutlaka doğrudur’ şeklinde okumak da yanlıştır. Kur’an burada hak ile bâtılın mahiyetini anlatan bir benzetme kurar; tarihsel popülerlik veya süre tek başına hakikatin ölçüsü değildir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Ra‘d Suresi 17. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Allah gökten su indirdi; vadiler kendi ölçülerince dolup aktı. Sel, üzerinde yükselen bir köpüğü taşıdı. Süs eşyası veya kullanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri madenlerde de buna benzer bir köpük oluşur. Allah hak ile bâtılı böyle örneklendirir. Köpük atılıp gider; insanlara fayda veren ise yeryüzünde kalır. Allah örnekleri işte böyle verir.” Ayetin Arapçası ise “Enzele mine’s-semâi mâen fe-sâlet evdiyetun bi-kaderihâ fe’htemele’s-seylu zebeden râbiyâ. Ve mimmâ yûkidûne aleyhi fi’n-nâri’btigâe hilyetin ev metâin zebedun misluh. Kezâlike yadribullâhu’l-hakka ve’l-bâtıl. Fe-emme’z-zebedu fe-yezhebu cufâen, ve emmâ mâ yenfeu’n-nâse fe-yemkusu fi’l-ard. Kezâlike yadribullâhu’l-emsâl.” şeklindedir.

Bu ayet tek bir örnekle yetinmez. Önce su ve sel, ardından ateşte eritilen madenler üzerinden aynı hakikati iki farklı biçimde anlatır. Her iki örnekte de yüzeye çıkan, dikkat çeken fakat kalıcı değeri olmayan bir unsur vardır; buna karşılık asıl faydalı olan öz geride kalır.

Kur’an böylece soyut bir konu olan hak ile bâtılın farkını, herkesin görebileceği doğa ve zanaat tecrübeleri üzerinden görünür hâle getirir.

2️⃣ “Gökten Su İndirdi” İfadesi Burada Neden Kullanılıyor ❓​

Ayet “enzele mine’s-semâi mâen”, yani “gökten su indirdi” ifadesiyle başlar. Yağmur Kur’an’da sık sık hayat, rahmet ve diriliş çağrışımları taşıyan güçlü bir örnektir.

Burada yağmurun meteorolojik mekanizmasının teknik açıklaması amaçlanmaz. Su iner, kuru veya susuz bölgeler onu alır ve vadilerde akış başlar. Bu gözle görülebilen süreç, hakikatin insanlara ulaşması ve onun farklı kapasitelerde karşılık bulması üzerine bir benzetmeye dönüşür.

Tefsirlerde suyun vahiy, ilim veya hidayet, vadilerin ise insanların kalpleri veya anlayış kapasiteleriyle ilişkilendirildiği açıklamalar vardır. Bunlar ayetin güçlü tefekkür imkânlarıdır; ancak tek ve zorunlu teknik anlam gibi sunulmamalıdır.

3️⃣ “Vadiler Kendi Ölçülerince Aktı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “fe-sâlet evdiyetun bi-kaderihâ”, yani “vadiler kendi ölçülerince aktı/doldu” denilir. Büyük bir vadi daha fazla, küçük bir vadi daha az su taşıyabilir.

Bu fiziksel gözlem üzerinden önemli bir düşünce geliştirilebilir: Aynı hakikatle karşılaşan insanların anlama, kavrama ve ondan yararlanma kapasiteleri aynı olmayabilir. Aynı sözü iki kişi dinler; biri derinden düşünür, diğeri yüzeysel geçebilir.

Ancak bu, insanların değişmez biçimde “büyük kapasiteli” ve “küçük kapasiteli” olarak sınıflandırılması anlamına gelmez. İnsan öğrenebilir, gelişebilir ve anlayışını artırabilir.

4️⃣ Bu Ayet İnsanların Zekâ Seviyelerini mi Sınıflandırıyor ❓​

Doğrudan böyle bir sınıflandırma yapmıyor. “Vadilerin kendi ölçülerince akması” öncelikle doğadaki bir görüntüdür ve ardından hak-bâtıl benzetmesinin parçasına dönüşür.

Tefsirde insan kalbinin ve anlayışının kapasitesiyle ilişki kurulabilir; fakat bundan “Bazı insanlar yaratılıştan hakikati anlayamaz” gibi kaderci bir sonuç çıkarmak doğru değildir.

İnsanların eğitimi, tecrübesi, önyargıları, dili ve içinde bulundukları şartlar anlama biçimini etkileyebilir. Kapasite farklılığı insan değerinin farklılığı değildir.

5️⃣ Selin Üzerindeki “Köpük” Neyi Temsil Ediyor ❓​

Ayette “zebeden râbiyâ”, yani yükselen, kabaran köpük ifadesi kullanılır. Sel güçlü biçimde akarken yüzeyinde köpük, çerçöp ve geçici bir tabaka oluşabilir.

Bu görüntü bâtıl için son derece güçlü bir benzetmedir. Köpük yüzeydedir, ilk bakışta çok yer kaplıyor gibi görünür ve dikkat çeker; fakat asıl su değildir.

Ayet böylece bize şunu düşündürür: Bir şeyin çok görünür, çok gürültülü veya çok yaygın olması onun hakikat olduğu anlamına gelmez.

6️⃣ Bâtıl Her Zaman Gürültülü ve Gösterişli midir ❓​

Hayır. Ayetin benzetmesini mekanik bir kurala dönüştürmemeliyiz. Bazen yanlış düşünceler sessizce yayılabilir, bazen hakikat de son derece görünür olabilir.

Köpük örneğinin mesajı, görünürlüğün hakikatin ölçüsü olmadığını göstermektir. Köpüğün yüzeyde oluşu, geçici görünürlüğün özle aynı şey olmadığını anlatır.

Bu nedenle “Çok konuşuluyorsa mutlaka bâtıldır” demek de, “Az kişi biliyorsa kesin haktır” demek de ayetten çıkmaz.

7️⃣ İkinci Örnek Olarak Neden Eritilen Madenlerden Söz Ediliyor ❓​

Ayet su örneğinin ardından, insanların süs eşyası veya faydalı eşya elde etmek için ateşte erittikleri maddeleri örnek verir. Maden eritildiğinde yüzeye cüruf, köpük veya değersiz maddeler çıkabilir.

Bu ikinci örnekte süreç farklıdır ama sonuç aynıdır: Değerli olan öz ile değersiz artık birbirinden ayrılır.

Böylece Kur’an, hak ile bâtıl ayrımını hem su hem de ateş üzerinden anlatır. Farklı süreçler aynı temel gerçeği görünür kılar: Yüzeye çıkan her şey değerli değildir.

8️⃣ Maden Örneğindeki Köpük Ne Anlama Gelir ❓​

Maden ateşe girdiğinde içindeki bazı yabancı maddeler ayrışabilir ve yüzeye çıkabilir. İnsan asıl kullanacağı kısmı korur, değersiz artığı uzaklaştırır.

Kur’an bu sahneyi bâtılın karakterine benzetir. Bâtıl bir süre hak ile birlikte görünür olabilir, hatta onun üzerinde dikkat çekici bir tabaka oluşturabilir; fakat özü ve kalıcı faydası aynı değildir.

Bu benzetmenin önemli mesajı şudur: Hak ile bâtıl bazen başlangıçta birbirinden hemen ayrılmayabilir; zaman, sınama ve düşünme ayrımı daha görünür hâle getirebilir.

9️⃣ Hak ile Bâtıl Neden Doğrudan Tanım Yerine Benzetmeyle Anlatılıyor ❓​

Çünkü benzetme soyut bir gerçeği zihinde canlı hâle getirir. “Bâtıl geçicidir” demek başka, bir selin üzerindeki köpüğün yükselip sonra kaybolduğunu gözümüzde canlandırmak başkadır.

Kur’an’ın örnekleri yalnız bilgi vermek için değil, insanın düşünme biçimini dönüştürmek için kullanılır. İnsan bundan sonra köpüğü gördüğünde bile hak-bâtıl ilişkisini hatırlayabilir.

İyi bir benzetme, soyut düşünceyi hafızada kalıcı bir görüntüye dönüştürür.

🔟 “Allah Hak ile Bâtılı Böyle Örneklendirir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette açıkça “kezâlike yadribullâhu’l-hakka ve’l-bâtıl”, yani “Allah hak ile bâtılı böyle örneklendirir” denilir. Bu cümle, önceki su ve köpük görüntüsünün yalnız meteorolojik bir tasvir olmadığını açıkça gösterir.

“Hak” gerçek, doğru, sağlam ve yerinde olanı; “bâtıl” ise temelsiz, yanlış veya hakikatten yoksun olanı ifade eder.

Ancak insanların kendi görüşüne “hak”, karşı tarafın görüşüne otomatik olarak “bâtıl” etiketi yapıştırması için ayet kullanılmamalıdır. Hak iddiası delil ve dürüst düşünme ister.

1️⃣1️⃣ “Köpük Atılıp Gider” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “fe-emme’z-zebedu fe-yezhebu cufâen”, yani “köpük ise atılıp gider” denilir. “Cufâ” ifadesi değersiz biçimde uzaklaştırılan veya kenara atılan şeyi anlatır.

Köpük ilk anda büyük görünebilir; fakat taşıdığı görünürlük onun kalıcı öz olmadığı gerçeğini değiştirmez. Su akmaya devam ederken köpük zamanla kaybolur.

Bu, bâtılın özsüzlük ve kalıcı değer üretememe yönünü temsil eder. Fakat bunun dünyadaki bütün yanlışların birkaç gün içinde ortadan kalkacağı garantisi olduğunu düşünmemeliyiz.

1️⃣2️⃣ Ayet “Bâtıl Çok Kısa Sürede Yok Olur” mu Diyor ❓​

Hayır. Tarihte yanlış inançlar, zulüm sistemleri ve hatalı fikirler onlarca hatta yüzlerce yıl yaşayabilmiştir. Dolayısıyla ayeti “Yanlışsa birkaç gün sonra mutlaka ortadan kalkar” şeklinde kronolojik bir yasa gibi okumak gerçekçi değildir.

Benzetmenin vurgusu bâtılın nihai değersizliği ve sağlam bir hakikat zemini taşımamasıdır. Ne kadar uzun sürerse sürsün, süre onun doğru olduğunun kanıtı değildir.

Aynı şekilde hakikatin bir dönem zayıf görünmesi de onu yanlış yapmaz. Hakikat ile tarihsel başarı aynı şey değildir.

1️⃣3️⃣ Uzun Süre Ayakta Kalan Her Şey Hak mıdır ❓​

Hayır. Bu ayetten çıkarılabilecek en yanlış sonuçlardan biri budur. Bir fikir veya kurumun yüzyıllarca yaşamış olması, onun bütün yönleriyle doğru olduğunu kanıtlamaz.

İnsanlık tarihinde uzun süre devam etmiş ama sonradan açık biçimde haksızlığı görülen uygulamalar vardır. Eski olmak doğruluk belgesi değildir.

Bunun tersi de geçerlidir: Yeni bir düşünce sırf yeni olduğu için doğru veya yanlış değildir. Doğruluğun ölçüsü yaş değil, delil ve gerçeklikle uyumdur.

1️⃣4️⃣ “İnsanlara Fayda Veren Yeryüzünde Kalır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ve emmâ mâ yenfeu’n-nâse fe-yemkusu fi’l-ard”, yani “insanlara fayda veren ise yeryüzünde kalır” denilir. Su toprağa hayat verir, madenin arıtılmış özü ise insanın kullanabileceği eşya veya süse dönüşür.

Benzetme, hakkın bereketli ve faydalı sonuçlar üretme özelliğine dikkat çeker. Hak sadece teorik bir iddia değil, insan ve hayat üzerinde olumlu sonuçlar doğurabilen bir gerçekliktir.

Ancak buradaki “fayda”yı dar anlamda para kazandırmak, haz vermek veya kısa vadeli avantaj sağlamak şeklinde yorumlamak doğru değildir. Kur’anî fayda, ahlaki ve gerçek anlamdaki hayrı da içerir.

1️⃣5️⃣ “Faydalı Olan Haktır” Dersek Her Faydalı Görünen Şey Doğru mu Olur ❓​

Hayır. İnsan kısa vadede kendisine faydalı görünen bir yalan söyleyebilir; bu onun hak olduğu anlamına gelmez. Bir haksız sistem bazı insanlara ekonomik çıkar sağlayabilir ama yine de adaletsiz olabilir.

Dolayısıyla fayda hakikatin tek ve bağımsız ölçüsü değildir. Ayette hak ile fayda arasında güçlü bir ilişki kurulurken, fayda kavramı ahlak ve gerçeklikten koparılmış değildir.

Kur’an’ın örneği “Ne işe yarıyorsa doğrudur” şeklindeki kaba pragmatizmi savunmaz.

1️⃣6️⃣ Bu Ayeti Sosyal Medya ve Bilgi Kirliliği Açısından Nasıl Düşünebiliriz ❓​

Bugünün dünyasında bir yanlış bilgi birkaç saat içinde milyonlarca kişiye ulaşabilir. Çok paylaşılan, çok konuşulan veya milyonlarca görüntülenme alan bir içerik insanda “Bu kadar kişi paylaşıyorsa doğru olmalı” duygusu oluşturabilir.

Ra‘d 17’nin köpük benzetmesi burada çok güçlü bir tefekkür imkânı sunar: Yüzeyde en çok görünen şey, en değerli veya en doğru şey olmak zorunda değildir.

Bu nedenle bilgi karşısında hızdan önce doğrulamaya, kalabalıktan önce delile ve heyecandan önce düşünmeye ihtiyaç vardır. Viral olmak hakikat ölçüsü değildir.

1️⃣7️⃣ Hakikatin Ortaya Çıkması İçin Sadece Beklemek Yeterli midir ❓​

Hayır. “Hak zaten kalır, o hâlde hiçbir şey yapmayalım” düşüncesi ayetin amacı değildir. İnsan doğru bilgiyi araştırmak, yanlış bilgiyi düzeltmek, adaleti savunmak ve hakikati mümkün olduğunca açık biçimde anlatmakla sorumludur.

Bir yanlış kendiliğinden ortadan kalkmayabilir; eğitim, araştırma, hukuk, eleştiri ve sabırlı çalışma gerekebilir.

Tevekkül burada da pasiflik değildir. Hakikatin kalıcılığına güvenmek, hakikat için emek vermekten vazgeçmek anlamına gelmez.

1️⃣8️⃣ Ra‘d Suresi 16 ve 17 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Ra‘d Suresi 16. ayette Allah’ın her şeyin yaratıcısı, tek ve mutlak hâkim olduğu belirtilmişti. 17. ayette ise bu tevhid hakikati ile ona karşı kurulan bâtıl iddiaların mahiyeti bir benzetmeyle açıklanır.

Böylece önce hakikatin temeli, ardından hak ile bâtılın nasıl ayrıştığı gösterilir. Allah’ın hak oluşuna karşı kurulan sahte ortaklık ve mutlaklık iddiaları, selin üzerindeki köpük gibi görünür olabilir ama kendi başına sağlam bir yaratıcı güç taşımaz.

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 18. ayette, Rablerinin çağrısına cevap verenler için “en güzel karşılık”, cevap vermeyenler için ise ağır hesap anlatılacak; insanın yeryüzündeki bütün servete ve bir o kadarına sahip olsa bile bunu fidye vermek isteyeceği ifade edilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle Allah’ın çağrısına cevap vermenin ne anlama geldiği, ahiret hesabının parayla satın alınamayacağı, dünya servetinin manevî kurtuluş garantisi olmadığı, “kötü hesap” ifadesinin keyfî ilahî zulüm anlamına gelmediği ve servetin kendisinin günah sayılmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Ra‘d Suresi 17. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Ra‘d Suresi 17. ayet, hak ile bâtıl arasındaki farkı su, sel, köpük, ateş ve maden üzerinden olağanüstü canlı bir tabloyla anlatır. Gökten su iner ve vadiler kendi ölçüleri kadar su taşır; fakat selin üzerinde kabaran köpük, ilk bakışta suyun kendisinden daha görünür hâle gelebilir. Kur’an tam burada insanın sık yaptığı bir hatayı yakalar: Görünürlüğü değer, gürültüyü güç, kalabalığı hakikat sanmak. Köpük çok görünebilir ama suyun hayat veren özüne sahip değildir. Bugün de bir görüşün çok paylaşılması, yüksek sesle savunulması veya büyük kalabalıkların arkasında durması onun tek başına doğru olduğunu kanıtlamaz.

İkinci örnek olan madenin ateşte eritilmesi ise başka bir boyut ekler. Değerli bir madde işlendiğinde yüzeye değersiz artıklar çıkabilir; insan onları ayırır ve asıl işe yarayan kısmı kullanır. Hakikat arayışı da çoğu zaman ayıklama ister. İnsan duyduğu her bilgiyi kabul etmek yerine deliliyle, bağlamıyla ve sonuçlarıyla değerlendirmelidir. Gelenek, popülerlik, otorite veya kişisel hoşlanma tek başına doğruyu belirlemez. Bazen hakikate ulaşmak, üzerindeki köpüğü kaldırmak kadar sabır ve dikkat gerektirir.

Fakat ayet “Hak olan her şey dünyada hemen galip gelir” şeklinde bir başarı garantisi vermez. Tarihte bâtıl çok uzun süre güçlü kalabilir, zulüm kuşaklar boyunca sürebilir ve doğru insanlar hayatları boyunca istedikleri sonucu göremeyebilir. Bu gerçek ayetin mesajıyla çelişmez. Kur’an’ın benzetmesi bâtılın nihai hakikat ve kalıcı değer bakımından temelsiz oluşuna işaret eder; dünya tarihine kesin bir zaman çizelgesi vermez. Bu yüzden mağdura “Biraz daha bekle, hak birkaç gün içinde mutlaka kazanır” diye garanti vermek yerine hem umut taşımak hem de adalet için çalışmak gerekir.

“İnsanlara fayda veren ise yeryüzünde kalır” cümlesi de çok güçlü ama dikkatli anlaşılması gereken bir ölçüdür. Hakikat insan hayatında hayır, adalet ve gerçek fayda üretir; fakat her kısa vadeli çıkar “fayda” değildir. Yalan bir kişiye geçici kazanç sağlayabilir, sömürü bir grubu zenginleştirebilir veya yanlış bilgi insanın o an hoşuna gidebilir. Bunlar ayetteki faydanın ölçüsü olamaz. Hakikatin faydası, gerçeklikten ve ahlaktan kopuk bir çıkar hesabı değildir. Dolayısıyla ayet kaba bir “işe yarıyorsa doğrudur” anlayışını değil, hakikatin bereketli ve sağlam sonuçlarını anlatır.

Bu benzetme özellikle bilgi çağında son derece günceldir. Bugün sosyal medya sayesinde köpük çok hızlı büyüyebilir. Sansasyonel bir iddia gerçek bilgiden daha fazla yayılabilir, yanlış bir video milyonlarca görüntülenebilir ve tekrar edilen bir söz insanlara delilmiş gibi görünebilir. Fakat popülerlik, tekrar ve algoritmik görünürlük gerçeği değiştirmez. Bu nedenle Ra‘d 17’nin çağrısı günümüzde yalnız dinî düşünceye değil, bütün bilgi hayatımıza uygulanabilir: Duyduğunu hemen paylaşma, kalabalığı delil sanma, yüzeyde kabarana bakıp özü unutma.

Ayet aynı zamanda insana kendi iç dünyası hakkında da soru sordurabilir. Bazen hayatımızda gösteriş, ego, öfke ve kısa vadeli heyecanlar köpük gibi çok yer kaplar; gerçekten faydalı olan bilgi, emek, sadakat ve ahlak ise daha sessiz kalabilir. Bu, ayetin doğrudan tek anlamı değildir fakat güçlü bir tefekkür alanıdır. İnsan kendisine şu soruyu sorabilir: Ben hayatımda özü mü büyütüyorum, köpüğü mü? Alkışlanan şeyin peşinden mi gidiyorum, yoksa görünmese bile gerçekten değerli olanı mı koruyorum?

Ra‘d Suresi 17. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Yüzeyde kabaranı hakikat sanma. Çok konuşulanı doğru, az konuşulanı yanlış kabul etme. Bâtılın uzun süre yaşamasını onun hak olduğuna kanıt sayma; hakkın zor durumda kalmasını da yanlış olduğunun göstergesi sanma. “İnsanlara fayda veren kalır” sözünü kısa vadeli çıkarcılığa dönüştürme. Hakikatin ortaya çıkmasını yalnız bekleme; araştır, ayıkla, doğrula ve onun için emek ver. Çünkü köpük bir süre bütün yüzeyi kaplayabilir; fakat suyun hayat veren özü başka, üzerinde yükselen geçici köpük başkadır. Kur’an’ın istediği, yüzeyin gürültüsüne kapılmadan özü tanıyabilecek bir akıl ve vicdan geliştirmektir.”

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 18. ayette, insanın Allah’ın çağrısına nasıl karşılık verdiğinin ahiret sonucu gündeme gelecektir: “Rablerinin çağrısına cevap verenler için en güzel karşılık vardır. O’na cevap vermeyenler ise yeryüzündeki her şeye ve onun bir kat daha fazlasına sahip olsalar, kurtulmak için hepsini fidye vermek isterlerdi. İşte onlar için kötü bir hesap vardır; varacakları yer cehennemdir. O ne kötü yataktır.” Bu ayeti ele alırken özellikle “en güzel karşılık” kavramı, servetin kurtuluş satın alamaması, zenginliğin kendi başına günah veya ilahî onay olmaması, ahirette fidye fikrinin neden geçersiz olduğu ve “kötü hesap” ifadesinin Allah’ın keyfî biçimde zulmetmesi anlamına gelmediği üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Ra‘d Suresi 17. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Hayatımızda neyi hakikat sayıyoruz: en çok görüneni mi, gerçekten sağlam olanı mı? Bir haber milyonlarca kez paylaşıldığında delil aramayı bırakıyor muyuz? Eski olduğu için bir fikri doğru, yeni olduğu için yanlış mı görüyoruz? Bize kısa vadede kazanç sağlayan şeyi “faydalı” diye ahlaken meşru mu sayıyoruz? Bâtıl güçlü göründüğünde umudumuzu kaybediyor, hak görünür biçimde zayıf kaldığında ondan vaz mı geçiyoruz? Ve en önemlisi, kendi düşünce ve hayatımızdaki köpüğü özden ayırabilecek kadar sabırlı ve dürüst müyüz?

“Ra‘d 17, ‘Allah gökten su indirdi; vadiler kendi ölçülerince aktı, sel üzerinde kabaran köpüğü taşıdı… Köpük atılıp gider, insanlara fayda veren ise yeryüzünde kalır’ buyurarak hak ile bâtılı güçlü bir benzetmeyle açıklar. Köpüğün görünürlüğü onun değerli olduğunu göstermediği gibi, bir düşüncenin popülerliği de onu otomatik olarak hak yapmaz. Bâtıl uzun süre yaşayabilir; hak da dünyada hemen galip gelmeyebilir. Ayetin söylediği şey bir başarı takvimi değil, hak ile bâtılın mahiyet farkıdır. Büyük ders şudur: Gürültüye değil öze, kalabalığa değil delile, geçici çıkara değil gerçek faydaya bak; çünkü yüzeyde yükselen köpük ile hayat veren su aynı şey değildir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt