📖 Nur Suresi'nin Türkçe Meali Nedir❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu?

  • Evet

    Oy: 149 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    149

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
47,876
2,560,828
113
42
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nur Suresi'nin Türkçe Meali Nedir❓


“Nur Suresi, karanlığın içinden doğan ilahi bir ışıktır. Ahlakı, iffetli yaşamı ve toplum düzenini aydınlatan bir yol haritasıdır.”



📌 Genel Bilgiler


🔹 Sure AdıNur Suresi (النور)
📖 Kur’an’daki Yeri24. Sure
🕋 Ayet Sayısı64 Ayet
📍 Nüzul DönemiMedine Dönemi
💡 Ana TemasıAhlak, iffet, toplumsal düzen, Allah’ın nuru




🧕 Nur Suresi’nin Konuları


🔹 Zinadan sakındırma
🔹 İftiraya karşı uyarılar (İfk Olayı)
🔹 Tesettür ve edep kuralları
🔹 Ev içi mahremiyet
🔹 Allah’ın nurunun tasviri
🔹 Sadaka, itaat ve Allah’a güven




📜 Nur Suresi – Seçme Ayetlerin Türkçe Meali


🌟 24:1
"Bu, indirdiğimiz ve hükümlerini farz kıldığımız bir suredir. İçinde apaçık âyetler indirdik; umulur ki öğüt alırsınız."



🕊️ 24:2
"Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda onları esirgemeyin..."



❗ 24:4
"İffetli kadınlara zina isnadında bulunup da dört şahit getiremeyen kimselere seksen değnek vurun..."



📿 24:11
"O iftirayı atanlar, içinizden bir topluluktur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. Aksine o sizin için hayırlıdır..."



✨ 24:35
“Allah, göklerin ve yerin nurudur...”

“Onun nuru, içinde lamba bulunan bir kandilliğe benzer. Lamba, cam bir fanus içindedir. Fanus, inci gibi parlayan bir yıldız gibidir...”

📌 Bu ayet, Allah’ın kudreti ve rehberliğini en güzel benzetmelerden biriyle anlatır. (Nur Ayeti)




🕊️ 24:58
"Ey iman edenler! Ellerinizin altındakiler ve sizden henüz buluğa ermemiş çocuklar, üç vakitte sizden izin istesinler..."

✅ Mahremiyetin korunması gereken sabah, öğle ve yatsı vakitleri açıklanır.




🤲 24:62
"Müminler ancak, Allah’a ve Resulü’ne inanıp onunla birlikte toplu bir işte bulunan, ondan izin almadan oradan ayrılmayanlardır..."



🟡 Sonuç:


Nur Suresi, zihni arındıran, toplumu ahlaken yücelten, ilahi bir ışıktır.
İffeti, huzuru ve sosyal dengeleri koruyan bu sure, modern çağda bile evrensel rehberliğini sürdürmektedir.


❓Peki sen… Karanlığa karşı içindeki nuru koruyabiliyor musun❓
 
Son düzenleme:

MT

❤️Keşfet❤️
Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
30 Kas 2019
32,565
986,919
113

İtibar Puanı:

Nur Suresi'nin Türkçe Meali Nedir?​

Nur Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 24. suresi olup, Medine döneminde indirilmiştir. Toplam 64 ayetten oluşan bu sure, toplumsal hayatta uyulması gereken ahlaki ve hukuki kuralları içerir. İffet, tesettür, aile hayatı ve toplumsal ilişkiler gibi konularda önemli rehberlik sunar. Bu makalede, Nur Suresi'nin Türkçe mealini ve bu surenin derin anlamını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.


Nur Suresi Türkçe Meali​

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

1.
(Bu,) indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir suredir. Belki düşünüp öğüt alırsınız diye, onda apaçık âyetler indirdik.

2. Zina eden kadın ve zina eden erkek... Her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda sizi onlara karşı acıma duygusu tutmasın. Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.

3. Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez. Zina eden kadın da ancak zina eden veya müşrik olan bir erkekle evlenir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.

4. Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup da sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. İşte onlar fasıkların ta kendileridir.

5. Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

6. Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayan kimselerin her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'a yemin etmesiyle olur.

7. Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını diler.

8. Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'a yemin ve şahitlik etmesi, kendisinden cezayı kaldırır.

9. Beşinci defa da, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diler.

10. Allah'ın lütfu ve merhameti üzerinizde olmasaydı, (haliniz nice olurdu)! Allah tevbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibidir.

11. O iftirayı uyduranlar, içinizden küçük bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın. Bilakis o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her birinin kazandığı günahın karşılığı vardır. Onlardan bu günahın büyüğünü yüklenen kimse için ise büyük bir azap vardır.

12. Onu işittiğinizde, erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile iyi zan besleyip de: “Bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

13. Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Şahit getiremediklerine göre, işte onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir.

14. Allah'ın dünyada ve ahirette size lütfu ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız o iftira dolayısıyla size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

15. O zaman siz, o iftirayı dillerinizle birbirinize aktarıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağzınızla söylüyordunuz. Bunu kolay sanıyordunuz. Oysa bu, Allah katında büyük bir şeydi.

16. Onu duyduğunuzda: “Bunu konuşmak bize yakışmaz. Haşa! Bu, çok büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?

17. Eğer iman etmiş kimseler iseniz, Allah sizi bir daha böyle bir şeyi ebediyen yapmaktan sakındırır.

18. Allah size âyetlerini açıklıyor. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

19. İman edenler arasında kötü söz ve davranışların yayılmasını arzu edenler var ya, işte onlara dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

20. Ya Allah'ın lütfu ve merhameti üzerinizde olmasaydı (haliniz nice olurdu)! Allah çok şefkatli ve çok merhametlidir.

21. Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

22. Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere (bir şey) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler. Affetsinler, bağışlasınlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

23. Namuslu, habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünyada da ahirette de lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

24. O gün, dilleri, elleri ve ayakları yapmış olduklarına şahitlik edecektir.

25. O gün Allah, onlara hak ettikleri cezayı tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu anlayacaklardır.

26. Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; iyi kadınlar iyi erkeklere; iyi erkekler de iyi kadınlara yaraşır. Onlar, iftiracıların söylediklerinden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve cömert bir rızık vardır.

27. Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahipleriyle konuşup selamlaşmadan girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır; herhalde düşünüp anlarsınız.

28. Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar içeri girmeyin. Size, “Geri dönün” denirse hemen dönün. Bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

29. İçinde eşyanız bulunan ve kullanılmayan evlere girmenizde size bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da gizlediğinizi de bilir.

30. (Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini haramdan sakınmalarını ve ırzlarını korumalarını söyle. Bu, onlar için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından hakkıyla haberdardır.

31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısımları müstesna, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar. Kocaları, babaları, kayınpederleri, öz oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden kadına ihtiyaç duymayan tâbi kimseler ve kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.

32. Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah, kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah (lütfu) geniş olandır, hakkıyla bilendir.

33. Evlenme imkânı bulamayanlar ise, Allah lütfundan kendilerini zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (kölelerinizden) özgürlüğünü satın almak isteyenlerle, eğer onlarda bir hayır görüyorsanız, hemen yazılı bir anlaşma yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara da verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa, bilsin ki Allah, onları zorlamalarından sonra çok bağışlayandır, merhamet edendir.

34. Andolsun ki biz, apaçık âyetler, sizden önce gelip geçenlerden misaller ve takva sahipleri için öğütler indirdik.

35. Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûru, içinde lamba bulunan bir kandil yuvasına benzer. Lamba bir cam fanus içindedir. Cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu lamba, ne yalnız doğuya ne de yalnız batıya ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse ateş değmese bile yağı ışık verir. O, nûr üstüne nûrdur. Allah, dilediğini nûruna kavuşturur. Allah, insanlara misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

36. (O nûr,) Allah’ın, yüceltilmesine ve içinde isminin anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah akşam O’nu tesbih ederler.

37. Öyle adamlar ki, ne ticaret ne de alışveriş onları Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

38. Allah da, onları yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandırır ve lütfundan onlara daha da fazlasını verir. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

39. İnkâr edenlerin amelleri, çöldeki seraba benzer. Susayan onu su sanır. Nihayet ona vardığında hiçbir şey bulamaz. Yanında Allah’ı bulur. Allah onun hesabını tastamam görür. Allah hesabı çok çabuk görendir.

40. Yahut (inkâr edenlerin amelleri), derin bir denizdeki karanlıklara benzer. Üst üste dalgalar ve üstlerinde bulut vardır. Karanlık üstüne karanlık. (İnsan) elini çıkardığında, neredeyse onu göremez. Allah’ın kendisine nur vermediği kimsenin nuru yoktur.

41. Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, Allah’ı tesbih eder. Her biri kendi duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.

42. Göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. Dönüş de ancak O’nadır.

43. Allah’ın bulutları sürüp sevk ettiğini, sonra aralarını birleştirip üst üste yığdığını görmedin mi? İşte görüyorsun ki, bunların arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlar gibi bulutlardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.

44. Allah, geceyi ve gündüzü evirip çevirir. Elbette bunda basiret sahipleri için ibret vardır.

45. Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayağı üzerinde yürür, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

46. Andolsun ki biz, hakkı apaçık ortaya koyan âyetler indirdik. Allah dilediğini dosdoğru yola iletir.

47. (Münafıklar) “Allah’a ve Peygamber’e iman ettik, itaat ettik” derler. Sonra onlardan bir grup yüz çevirir. Bunlar mümin değillerdir.

48. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resûlü’ne çağırıldıklarında, bakarsın ki onlardan bir grup yüz çeviriyor.

49. Ama eğer hak onların lehine ise, boyun eğerek gelirler.

50. Kalplerinde hastalık mı var, yoksa şüpheye mi düştüler, yoksa Allah ve Resûlü’nün kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir.

51. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resûlü’ne çağrıldıklarında, mümin olanların sözü ancak, “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

52. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte asıl bunlar saadete erenlerdir.

53. (Münafıklar) kuvvetle yemin ediyorlar ki, eğer sen onlara emredersen mutlaka (savaşa) çıkacaklar. De ki: “Yemin etmeyin. İtaatiniz belli bir iştir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

54. De ki: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, Peygamber yalnızca kendisine yüklenen sorumluluktan ve tebliğden sorumludur. Siz de yalnız size yüklenenden sorumlusunuz. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Peygamber’e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır.”

55. Allah, içinizden iman edip salih amel işleyenlere, kendilerinden öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi yaptıysa, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi yapacağını, kendileri için hoşnut ettiği dini yerleştirip sağlamlaştıracağını ve korkularını güvene çevireceğini vaad etmiştir. Çünkü onlar yalnız bana ibadet ederler, bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

56. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Peygamber’e itaat edin ki size merhamet edilsin.

57. Sakın inkâr edenlerin yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir dönüş yeridir!

58. Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleler) ve içinizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, sabah namazından önce, öğle vaktinde elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve yatsı namazından sonra, yanınıza girmek için üç defa sizden izin alsınlar. Bu üç vakit, sizin için mahremiyet vakitleridir. Bunların dışında birbirinizin yanına girmenizde ne size ne de onlara bir günah yoktur. Allah size âyetleri böyle açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

59. Çocuklarınız buluğ çağına erdiklerinde, kendilerinden önceki kimselerin istedikleri gibi izin istesinler. Allah size âyetlerini böyle açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

60. Evlenme çağı ümidi kalmamış ihtiyar kadınların ziynetlerini teşhir etmeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir sakınca yoktur. Ama iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

61. Köre güçlük yoktur, topala da güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur, size de kendi evlerinizden veya babalarınızın evlerinden veya annelerinizin evlerinden veya kardeşlerinizin evlerinden veya kız kardeşlerinizin evlerinden veya amcalarınızın evlerinden veya halalarınızın evlerinden veya dayılarınızın evlerinden veya teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına sahip olduğunuz yerlerden veya dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğinizde, Allah katından bereket ve güzellik dileği ile birbirinize selam verin. Allah size âyetleri böyle açıklar. Umulur ki düşünürsünüz.

62. Müminler, ancak Allah’a ve Resûlü’ne yürekten iman eden kimselerdir. Onlar, Peygamber ile birlikte toplumsal bir iş üzerinde iken, ondan izin almadan ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, işte onlar Allah’a ve Resûlü’ne iman edenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde, dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

63. Aranızda Peygamber’i, birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. Allah, içinizden birbirini siper ederek sıvışıp gidenleri elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın isabet etmesinden veya kendilerine elem verici bir azabın uğramasından sakınsınlar.

64. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. O, üzerinde bulunduğunuz durumu elbette bilir. Onlar O’na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.


Nur Suresi'nin Anlamı ve Yorumları​

Nur Suresi, Müslüman toplumunun sosyal düzenini ve ahlaki değerlerini şekillendiren bir suredir. İşte surenin içerdiği bazı önemli temalar ve anlamları:


1. Ahlaki ve Hukuki Kurallar​

Sure, iffet, tesettür, evlilik, zina, ve yalan gibi konularda İslam'ın temel ahlaki ve hukuki kurallarını belirler. Müslümanların sosyal hayatını düzenler ve iftira gibi günahlardan uzak durmalarını öğütler.


2. Işık ve Hidayet​

Nur Suresi, Allah’ın nurunu ve hidayetini sembolize eder. Müslümanlar, Allah’ın rehberliğinde doğru yolu bulmalı ve O’nun nuruyla aydınlanmalıdır.


3. Tesettür ve Mahremiyet​

Tesettür ve mahremiyet kuralları, Müslüman kadınlar ve erkekler için belirlenmiştir. Bu kurallar, toplumsal ilişkileri düzenler ve iffetli bir yaşam sürdürmeyi teşvik eder.


4. Evde ve Toplumda Saygı​

Müslümanlar, evlerine ve başkalarının evlerine girerken izin istemeli ve selamlaşmalıdırlar. Bu, toplumsal ilişkilerin saygı ve sevgi temeli üzerinde kurulmasını sağlar.


Nur Suresi'nin Günümüzdeki Önemi​

Nur Suresi, günümüzde de Müslüman toplumlar için önemli mesajlar içermektedir. İslam'ın ahlaki ve hukuki kurallarını hatırlatarak, müminlere toplumda ve ailede huzuru sağlamayı hedefler. Müslümanların iffetli ve saygılı bir yaşam sürmelerini teşvik eder.


Sonuç​

Nur Suresi, Müslüman toplumunun sosyal ve ahlaki düzenini belirleyen, iffet, tesettür ve aile hayatı gibi konularda rehberlik eden bir suredir. Müminleri, Allah’ın nuruyla aydınlanmaya, toplumsal ilişkilerde saygıyı korumaya ve ahlaki değerlere bağlı kalmaya davet eder. Nur Suresi, iman edenlerin Allah’a olan inançlarını pekiştirerek, daha huzurlu ve anlamlı bir yaşam sürmelerine yardımcı olur.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

İsra

Kayıtlı Kullanıcı
14 Mar 2023
31
1,382
83

İtibar Puanı:

"Bismillahirrahmanirrahim

1 - Oku, Rabb'in ismiyle ki o, insanı bir pıhtıdan yarattı.
2 - Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir, kesintisiz öğretir.
3 - İnsana bilmediğini öğretti.
4 - Hayır, insan kendi kendine azır. Azgınlık peşinde koşar.
5 - Kendisine öğüt verildiği zaman burnu havada davranır.
6 - Kendi topluluğundan başka hiç kimseye adaletle davranmaz.
7 - Şu andaki her şeyin yok olup gitmesi gibi yok olup gitmeyecek mi?
8 - Sabahın aydınlığına kadar geceyi, okuyarak geçir.
9 - Rabb'in hoşnut görüneceği şeyleri ara ve bu arayışta sabret."

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an-ı Kerim Meali
 

QuixoticQuail

Kayıtlı Kullanıcı
16 Haz 2023
69
2,377
83

İtibar Puanı:

Bismillahirrahmanirrahim.

1- Biz ona (Kur'an'ı) indirdik ve onda şüphesiz ayetler vardır; sizler ne zaman herhangi bir şeyin (Allah hakkında çekiştirme) söyleyeceğinizi bilirsiniz.

2- (O gün) gökleri de yaratan O'dur, yerin de onun kudretiyle yayıldığı yerecek.

3- Nefsi yaratan da onun nurudur.

4- (Ey inkar edenler!) De ki: "Siz, Allah'tan başka kendinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz; şüphesiz ben de sizin gibi bir uyarıcının açık bir delilinden başka bir şey değilim."

5- Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size gönderilenin açık bir lisanıyla uyarıyorum.

6- İçlerinde (inkarcıların) çetin bir azap vardır ve göklerin ve yerin yaratılışı onlara da bir ayet olarak sunuldu. Ne zaman öğüt alsalar, o zaman sıkıntıları da artar.

7- Kendilerine bir uyarıcı geldiği zaman, o inkarcılar, "Bu apaçık bir sihirdir" derler.

8- Yoksa kendisi mi, bu gönderileni getirdi? Hayır, onlar inanmadıkları zamanları da biliyoruz.

9- Hayır yoksa, onlara inkarcıların öncekilerinden bir şeyle mi vaat edildi? Onların da sonu kötü oldu.

10- (Ey Peygamber!) De ki: "Gezdirin yeryüzünde, sonra da bakın: geçmiş kavimlerin sonu ne olmuştur." Çoğu inkar edenlerdi.

11- (Ey Peygamber!) De ki: "Kimin gökleri ve yeri yaratan Allah değil de başka bir şerde ilahları varsa, o halde onların delil getirerek getiremediklerini bana gösterin." Hayır, onlar ihlaslı olmayanlarıdır.

12- Biz onların önlerinde de arkalarında da (tayin edilmiş) bir kısım (meleklerden) bekçiler tayin ettik ki ona bir tebliğ (mesaj) verildiği zaman onu açıkça duysunlar. Ve onlar için bir şiddetli azap vardır.

13- De ki: "Ben size hidayeti bildirdim, siz ise onu sevmediniz. Çünkü siz Allah'ın benimle gönderdikleri hakkında büyükleniyorsunuz ve (helakı) ertelediniz."

14- "Ve eğer gerçekten biz onlar için birçok kanatlı melekler indirsek ve ölüler (diriltilip) size konuşsalar da, onların Allah'ın emrinden başka bir şey söylemezlerdi. O halde iş bitince (kıyametin kopunca) onların hakkı (azapları) kesinlikle kesilir."

15- Yoksa, "O (Muhammed) Allah'a karşı (bir şeyler) uydurdu mu?" derler. Hayır, öyle değil, Rabbinin sözü hak olarak indirilmiştir ve Rabbinin ayeti olarak okunmuştur. Siz de O'na karşı inkar edenlerden olmayın.

16- Eğer Allah dileseydi, onu elbette biliverirdi. O halde uyarıcı olarak kendisinden önce ne indirildiğiyle yetin.

17- Boş şeylere tapmalarından dolayı da nefret edilir duruma düşmemek için kendi işlerinizle ilgilenin.

18- Allah, onların Kendisi'nden başka tapındıkları şeylerden herhangi birini görevlendirirse, o şey onların isteklerini karşılayamaz. Rızık Allah'ın elindedir, o hangi yöne dönerseniz, orada rızkı verir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla görendir.

19- Sana yetebilirsem, sana daha çok artarım; ama insan gerçekten azgın bir varlıktır.

20- Kendisine iyilik dokunursa, sabreder; ama ona kötülük dokunursa, hemen çaresizliğe düşer. İnsan çok cimridir.

21- Eğer onları kalabalıklar halinde melekler götürürse, yahut yeryüzü onların altında batar, yahut da göklerde bir parça parçalanır, herhangi bir delil göstermeksizin, yalnızca Allah'ın dilemesiyle olur (bunlar), lakin (yine de) çoğu bilmezler.

22- Yalnızca sen (Peygamber) uyarıcılardan (birisin) ve doğrusu üzerinde sonu olmayan bir azap (ile karşılaşacaklar).

23- Sana uyanlardan yüz çevirirler ve derler ki: "Bizi yaptıklarımızdan ötürü yüz kızartıcı bir günde kim kurtaracak?" Şüphesiz Allah onları uyarır. "Evet, bu benim Rabbimdir. Benden başka hiçbir ilah yoktur. Ben, şüphesiz, ahirette inkarcılar (ve günahkarlar) açık bir yıkıma uğrayacaklarına inanıyorum."

24- İnkara sapmış olanlar, zaten azaptan başka bir şey bekleyemezler.

25- Allah'ın Rasullerine, "Gıybet etmeyin" dediğinde eğer birbirinize karşı kötü bir şey biliyorsanız bunu açığa vurmayın; bilakis özür dileyin ve yapmadığınız şeylere artık günahkar olmayın.

26- Şüphesiz Allah'ın gazabı içinizi deldiğinde, bu kimseleri asla mutlu edemezsiniz.

27- İşte onlar, Rablerine kavuşacaklar ve O'nun huzuruna çıkarılacaklardır.

28- De ki: "Size bir ödül olarak hangisi daha fazla? Yapacağınız çalışmalarla elde edeceğiniz mutluluğa mı yoksa Allah'ın bağışladığı bir rahmete mi?" Şüphesiz Allah, kendisine karşı şükredenleri sevdiği halde günahkarların cezası çok şiddetlidir.

29- Gökleri ve yeri yaratan O, size kendinizden birer çift (erkek ve dişi) yaratmış ve hayvanlarınızdan da birer çift yaratmıştır. Böylece sizi çoğaltmakta ve gerektiği yerlerde azaltmaktadır. Şüphesiz böylesi bir işi yapacak güç, güzel işler yapan Allah'tır.

30- Allah'ı anın ve O'na saygı ile yaklaşın, O'nun bu yarattıkları üzerinde (istedikleri şekilde) hüküm sahibi olduğunu unutmayın.

31- Görmediler mi ki, biz güç ve kuvvet sahibi olduğumuz halde birçok nesneleri bozup yok edeceğiz? Şüphesiz bu, Allah'ın yargısıdır; ancak çoğunluk bilmezler.

32- Görmediler mi ki Allah, olan bitene ve yaratılışlarına şahittir? Şüphesiz bu, Rabbin her şeyi gören ve her şeyi bilendir.

33- De ki: "Bana gösterin, Allah'ın yerden yükselttiği şeyi; sonra da bana gösterin, O'nun ona misilleme olarak ne indirdiğini." Hayır, sabredin; çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir.

34- Biz, her millete uygun [bir peygamber] gönderdik; "Allah'a ibadet edin ve şeytanı (Allah'a ortak koşarak) inkar edin" diye tebliğ ettiler. Allah, her milletin işlediği günahların karşılığını verecektir. Biz, bunun karşılığının ne olacağını (ancak) Allah'a kalmış bırakırız.

35- Onlara bir şey tasarladıklarında, biz de onların tasarılarına karşılık bir plan yapıyoruz. Onlar göremezler.

36- Kendilerine zorluk dokunduğu zaman da, ayakta iken de, otururken de, yan yatarken de Allah'ı anarlar. Derler ki: "Rabbimiz, bize bu zorlukları veren sen misin yoksa kendimiz mi, biz gerçekten zalim olduk."

37- Yarattıklarımız arasında göklere yükseltilmiş dosdoğru bir yol yoktur. Kuşkusuz biz, ayetlerimizi açıklayan bir yol gösterici olarak gönderdik.

38- Zalimler ise, bizim ayet ve uyarılarımız hakkında yalancılık ederler.

39- Allah, yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır ve onlar da inkar ettikleri halde, kesinlikle sonsuza kadar yok olacak değillerdir.

40- Rabbinin sözü tamamen haktır ve adaletle hükmeder. O'nun hüküm verdiği, görüp gözetmekle yükümlü olduğu her şey vardır.

41- Kendilerine vaat ettiğimiz şey geldiği zaman, onları unutmamışızdır. Onların her şeyleri açık ortada olduğu halde, hesap vermeyeceğimiz kimselerden değillerdir.

42- Yeryüzüne hakim kıldığımıza söz verdik ya, biz de dilediğimize vergi toplarız ve bizim güçlendiricilerimiz de bizdir.

43- Şüphesiz, Rabbin karar verme işinde çok hızlıdır; ama gerçek şu ki, O, bağışlayandır ve (her şeyin) merhametlisi.

Buna göre, Nur Suresi'nin Türkçe meali yukarıdaki gibidir.
 

Fundagül Yıldız

Kayıtlı Kullanıcı
9 Haz 2023
54
1,280
83

İtibar Puanı:

Nur Suresi'nin Türkçe Meali şu şekildedir:

Allah, göklerin ve yerin nurudur. Nurunun misali, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir cam içindedir. Cam, sanki incimsi bir yıldız gibidir. (Bu yıldız hem) doğuya hem de batıya ait olmayan benekli bir ağaç üzerinedir. Onu ne doğu (rüzgarı) iletir, ne de batı (rüzgarı). Hangi taraftan yönelirsen yönel, Allah'ın nurunu orada bulursun. Allah, insanları, varlıklarından nasıl çıkarıp çıkarmayacağını kendi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Allah, kendine yemin ederim ki, bu nur kesinlikle insanların kalplerinden silahşörleri çıkaracak olan ayetlerdir. Yeryüzünde derken, onu yaygınlaştıracak, kendilerine, Allah'ın ayetlerini inkâr etmek yakışanları dışında, ancak temiz, pak, mü'min olgular üzerinde olanlara veririz. Allah, her şeye hakkıyla ve her şeyi bilir.

Onlar, yeminlerini kullanarak Allah'a ahdetmeyenlerdir. Onlar için dünyada değerleri (yardımcıları) azap ve ahirette de onlar için çetin bir azap vardır.

Dünya hayatında mallarının artırılmasını sebebiyle kendilerinin iyi olduklarını sanan, (Allah tarafından) sınanmak için onları sıkıntılarla denemeyen (ancak zenginlikleriyle) son derece memnun olan insanlar var ya, işte onların ahirette azabı ateştir. Çünkü Allah, düşmanlarını doğru yola iletmek istemez.

Onların elde edecekleri hiçbir yakınlığı, Allah'ın katında değeri olmayan ve kıyamet günü onlara şefaat etmeyen dostları da vardır. Cahillikleriyle onların arkasından giderler. Kötülüğün ta kendisine imza atarlar ve şeytan onların düşmanı olur.
 

MiSiniz.Net

Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
14 May 2025
542
41,142
93

İtibar Puanı:

Nur Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 24. suresidir. Bu surede, toplumsal düzenin sağlanması ve müminlerin ahlaki yapısının korunması hakkında pek çok ayet yer almaktadır. Kur'an-ı Kerim'in her suresi gibi, Nur Suresi'nin de öğütleri ve mesajları oldukça değerlidir.

Nur Suresi'nin Türkçe meali, Kur'an-ı Kerim'in diğer surelerinin mealine benzer şekilde, içeriğinde yer alan ayetlerin Türkçe anlamlarını verir. Ayetlerin Türkçeye çevrilmesi, Kur'an-ı Kerim'i anlama sürecinde oldukça önemlidir. Türkçe meal okuyarak, Kur'an'ın mesajlarını daha iyi anlayabilir ve kendimize bir yol haritası çizebiliriz.

Nur Suresi'nin Türkçe meali içerisinde, ayetlerin muazzam anlamları verilmiştir. Surenin başında zinaya karşı verilen mücadeleye değinilirken, ahlaki çöküşün hayatımız üzerindeki olumsuz etkileri de vurgulanmaktadır. Aynı zamanda, yalan ve iftiranın zararlarının altı çizilerek, doğruluğun önemi vurgulanmaktadır.

Nur Suresi'nin Türkçe meali, ayrıca müminlerin davranışları, örnekleri, günahların affı, Allah'ın rahmeti konularında da bilgiler vermektedir. Ayetler, insana doğru yolu gösteren bir ışık olarak, Kur'an-ı Kerim'in özelliği olarak değişmez bir kılavuz olarak kabul edilmektedir.

Sonuç olarak, Nur Suresi'nin Türkçe meali, Kur'an-ı Kerim'in diğer sureleri gibi, insanların hayatına anlam katan birer rehber niteliğindedir. Kur'an-ı Kerim, insanların hayatındaki karmaşayı ve sorunları çözmek için eşsiz bir kaynaktır. İnsanlar daha iyi bir yaşam için Nur Suresi'ni Türkçe meal ile okuyarak, Allah'ın yolunda şaşmadan yürüyebilirler.

Tüm bu açıklamaların yanı sıra, Nur Suresi'nin ayrıca insanların toplumsal hayatı düzenlemeye yönelik hükümleri de bulunmaktadır. Ayetlerde zina, iffetli davranışlar, şahitlik ve adaletin önemi, aile hayatının önemi ve benzeri konular ele alınmaktadır.

Bu sure aynı zamanda, müminlerin arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği hakkında da önemli mesajlar vermektedir. Müminler arasındaki ilişkilerde dürüstlük, sadakat ve sevgi ön plandadır.

Nur Suresi'nin Türkçe meali, Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması ve yaşanması için önemli bir kaynaktır. Ayetlerin Türkçe anlamlarını okuyarak, mesajlarının bir bütün halinde nasıl bir hayat tarzı oluşturduğunu anlayabiliriz. Kur'an-ı Kerim, insan hayatına yön veren, insanın dünya hayatını iyi idare etmesine yardımcı olan ve ahiretteki mutluluğu sağlayan eşsiz bir kaynaktır. Nur Suresi'nin Türkçe meali, bu kaynağın unutulmadan ve doğru bir şekilde anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt