📖 Kalem Suresi 37 Ve 38. Ayetlerde İnkârcıların Okuyup İçinden İstedikleri Hükmü Seçebilecekleri Bir Kitaplarının Olup Olmadığının Sorulması

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,774
2,724,942
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Kalem Suresi 35 Ve 36. Ayetlerde Müslümanlarla Suçluların Bir Tutulamayacağının Bildirilmesi Ve İnsanların Nasıl Hüküm Verdiklerinin Sorgulanması Ne Anlama Gelir ❓


“Adalet, birbirine benzeyenleri eşit değerlendirmek kadar; inanç, niyet ve davranış bakımından farklı olanları da aynı görmemektir.”
Ersan Karavelioğlu

Kalem Suresi’nin 35 ve 36. ayetlerinde Allah’a teslim olanlarla suç, günah ve haksızlık yolunda ısrar eden kimselerin aynı tutulamayacağı bildirilmektedir.


Önceki ayetlerde Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için nimetlerle dolu cennetlerin bulunduğu açıklanmıştı. Bunun ardından inkârcıların, kendileriyle iman edenlerin ahirette aynı sonuca ulaşacağını düşünmelerinin ne kadar yanlış olduğu ortaya konulmaktadır.


Kalem Suresi 35 ve 36. ayetlerin anlamı şöyledir:


“Öyle ya, Müslümanları suçlular gibi tutar mıyız hiç? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?”


Bu ayetler; ilahi adalet, iman, teslimiyet, suçluluk, ahlaki sorumluluk, doğru hüküm verme ve iyilikle kötülüğün birbirinden ayrılması hakkında önemli mesajlar taşımaktadır.


1️⃣ ⚖️ Müslümanlarla Suçluların Bir Tutulmaması Ne Anlama Gelir ❓


Allah’a teslim olan, iman eden ve doğru yaşamaya çalışan kimselerle günahı, zulmü ve inkârı tercih edenler aynı değildir.


İnsanların inançları, niyetleri ve davranışları arasında gerçek farklılıklar vardır.


İlahi adalet bu farklılıkları dikkate alır.


İyilik yapanla kötülükte ısrar edenin aynı sonuca ulaşması adalet olmazdı.


2️⃣ 🤲 Ayette Geçen Müslümanlar Kimlerdir ❓


Buradaki Müslümanlar, Allah’a samimiyetle teslim olan kimselerdir.


Onlar yalnızca sözle inandıklarını söylemez; hayatlarını Allah’ın emirlerine göre düzenlemeye çalışırlar.


Hata yaptıklarında tövbe eder, adaleti gözetir ve kötülükten sakınırlar.


Müslümanlık, yalnızca bir isim değil, bilinçli bir teslimiyet hâlidir.


3️⃣ 🚫 Ayette Geçen Suçlular Kimlerdir ❓


Suçlular anlamındaki ifade, günahı ve haksızlığı bilinçli biçimde sürdüren kimseleri anlatır.


Onlar gerçeği reddedebilir, başkalarının hakkını çiğneyebilir ve kötülükte ısrar edebilirler.


Buradaki suçluluk yalnızca hukukî bir suç işlemekten ibaret değildir.


Allah’a karşı sorumluluğu reddetmek ve ahlaki sınırları çiğnemek de bu kapsamdadır.


4️⃣ 🌿 Her Günah İşleyen Kişi Suçlular Arasında mı Sayılır ❓


Her insan hata ve günah işleyebilir.


Ayette eleştirilen durum, hatadan sonra pişman olmak değil; günahı benimsemek ve onda ısrar etmektir.


Tövbe eden kişi yanlışını kabul ederek Allah’a yönelir.


Suçluluk hâli ise kötülüğü normalleştirmek ve hesap vermeyeceğini düşünmekle derinleşir.


5️⃣ 🧠 “Size Ne Oluyor?” Sorusu Ne Anlama Gelir ❓


Bu soru, yanlış düşüncenin ne kadar şaşırtıcı olduğunu göstermektedir.


İnkârcılar, Allah’a teslim olanlarla kendilerinin aynı sonuca ulaşacağını düşünüyorlardı.


Ayet onların akıllarını ve vicdanlarını kullanmalarını istemektedir.


İnsan, açıkça farklı olan iki hayat biçimini nasıl aynı değerlendirebilir?


6️⃣ 🗣️ “Nasıl Hüküm Veriyorsunuz?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade, insanların kendi arzularına göre hüküm verdiklerini ortaya koymaktadır.


Onlar sağlam bir delile dayanmadan ahiret hakkında sonuç çıkarıyorlardı.


Kendilerini sorgulamak yerine Allah’ın adaletini kendi isteklerine göre yorumluyorlardı.


Ayet, ölçüsüz ve temelsiz hüküm vermeyi eleştirmektedir.


7️⃣ ⚖️ İlahi Adalet Herkese Aynı Şeyi Vermek midir ❓


Hayır.


Adalet, herkese aynı sonucu vermek değil, herkese hak ettiğine göre karşılık vermektir.


İyilik yapanla zulmeden, iman edenle inkâr eden ve tövbe edenle kötülükte ısrar eden aynı değerlendirilemez.


Eşitlik ile adalet her zaman aynı şey değildir.


Bazen farklı durumlara farklı karşılık vermek gerçek adalettir.


8️⃣ 🌌 Allah İnsanların Kalplerini Ve Niyetlerini Bilir mi ❓


Evet.


İnsanlar yalnızca dışarıdan görünen davranışları değerlendirebilir.


Allah ise kalplerdeki niyetleri, gizli düşünceleri ve gerçek samimiyeti bilir.


Bu nedenle ilahi hüküm eksiksiz bilgiye dayanır.


Hiç kimse Allah’ın huzurunda yanlış değerlendirilmez.


9️⃣ 🪞 İnsan Kendisi Hakkında Yanlış Hüküm Verebilir mi ❓


Evet.


İnsan yaptığı kötülükleri küçümseyebilir ve kendisini olduğundan daha iyi görebilir.


Başkalarının hatalarını büyütürken kendi yanlışlarına mazeret bulabilir.


İnkârcıların kendilerini iman edenlerle aynı görmeleri de böyle bir kendini aldatma biçimidir.


İnsan önce kendi vicdanında dürüst bir hüküm vermelidir.


🔟 🌱 İman İle Güzel Davranış Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Gerçek iman insanın davranışlarını etkiler.


İman eden kişi adaletli, merhametli ve güvenilir olmaya çalışır.


Ancak insan kusursuz değildir ve zaman zaman hata yapabilir.


Önemli olan imanının onu tövbeye, düzeltmeye ve iyiliğe yöneltmesidir.


1️⃣1️⃣ 💭 Sadece Müslüman Olduğunu Söylemek Yeterli midir ❓


Yalnızca bir kimliği taşımak, insanın bütün sorumluluklarını yerine getirdiği anlamına gelmez.


İman sözle ifade edilir, kalple doğrulanır ve davranışlarla görünür hâle gelir.


Kişi Müslüman olduğunu söylediği hâlde sürekli zulmediyorsa kendisini sorgulamalıdır.


Allah katındaki değer, yalnızca isimlerle değil, samimiyet ve takvâyla belirlenir.


1️⃣2️⃣ ⚠️ Kötülük Yapan İnsan Neden İyilerle Aynı Sonucu Bekler ❓


Çünkü insan bazen hesabı inkâr ederek kendisini rahatlatmak ister.


“Nasıl olsa herkes aynı yere gidecek.” düşüncesi sorumluluk duygusunu zayıflatabilir.


Böylece davranışlarını değiştirmek zorunda kalmadığını düşünür.


Ayet bu sahte güveni ortadan kaldırmaktadır.


1️⃣3️⃣ 🌤️ İyilik Yapanların Mükâfatlandırılması Neden Gereklidir ❓


İyilik yapan insanlar dünyada her zaman karşılık görmeyebilir.


Bazen adaletli olan kaybeder, zalim olan ise geçici olarak kazançlı görünebilir.


Ahiret, yarım kalan adaletin tamamlanacağı yerdir.


Hiçbir samimi iyilik Allah katında kaybolmaz.


1️⃣4️⃣ 🔥 Kötülük Yapanların Hesaba Çekilmesi Neden Adalettir ❓


Kötülüğün karşılıksız kalması mağdurlara karşı yeni bir haksızlık olurdu.


Zulmeden kişi yaptıklarının sonucuyla karşılaşmalıdır.


Ancak Allah’ın hükmü insan öfkesi gibi ölçüsüz değildir.


Allah kimseye zerre kadar haksızlık yapmadan hükmeder.


1️⃣5️⃣ 👥 İnsanlar Başkaları Hakkında Nasıl Hüküm Vermelidir ❓


İnsanlar açık delillere, adalete ve doğru bilgiye dayanmalıdır.


Ön yargı, nefret veya kişisel çıkarla karar verilmemelidir.


Bir kişinin kalbindeki imanın gerçek derecesini yalnızca Allah bilir.


Bu nedenle insanlar davranışları değerlendirebilir; fakat nihai ahiret hükmünü kendilerinde görmemelidir.


1️⃣6️⃣ 🏛️ Bu Ayet Hukuk Ve Yönetim Alanına Ne Söyler ❓


Hukukta suçlu ile suçsuz aynı tutulamaz.


Suçun delille ortaya konulması ve cezanın ölçülü olması gerekir.


Yakınlık, zenginlik veya makam adaletin önüne geçmemelidir.


Bir yönetimin değeri, güçlüyle zayıfa aynı adalet ölçüsüyle yaklaşabilmesine bağlıdır.


1️⃣7️⃣ 🏠 Aile İçinde Adaletli Hüküm Nasıl Verilir ❓


Anne ve baba çocukları arasında ayrım yapmamalıdır.


Ancak her çocuğun davranışını ve ihtiyacını da ayrı ayrı değerlendirmelidir.


Haksız olanla mağdur olanı aynı derecede suçlamak adalet değildir.


Aile huzuru, gerçeğin üzerini örtmekle değil, doğru ve merhametli hüküm vermekle korunur.


1️⃣8️⃣ 🌿 Kalem Suresi 35 Ve 36. Ayetler Günlük Hayatta Nasıl Yaşanabilir ❓


İnsan iyilikle kötülüğü birbirine karıştırmamalıdır.


Kendi davranışlarını sorgulamadan Allah’ın rahmetini garanti görmemelidir.


Başkaları hakkında hüküm verirken bilgiye, delile ve adalete dayanmalıdır.


Müslümanlığını yalnızca sözle değil, dürüst ve merhametli davranışlarla göstermelidir.


Ahiret hesabını hatırlayarak kötülükte ısrar etmekten kaçınmalıdır.


1️⃣9️⃣ 🌹 Kalem Suresi 35 Ve 36. Ayetlerin İnsana Verdiği Büyük Mesaj Nedir ❓


Kalem Suresi 35 ve 36. ayetler, ilahi adaletin temel ilkelerinden birini açıklamaktadır.


Allah’a samimiyetle teslim olan, kötülükten sakınmaya çalışan ve hatasından sonra tövbe eden kimselerle günahı, inkârı ve zulmü bilinçli biçimde sürdürenler aynı değildir.


Bu farklılık yalnızca isimlerde değil, hayat anlayışında ortaya çıkar.


Müslüman, Allah’ın karşısında kul olduğunu kabul eder.


Sahip olduğu nimetleri emanet bilir, başkalarının hakkını gözetir ve hesabı düşünür.


Suçluluk yolunda ısrar eden kişi ise kendisini sınırsız görebilir, kötülüğünü normalleştirebilir ve hesap vermeyeceğini sanabilir.


Bu iki yönelişin aynı sonuçla karşılaşacağını düşünmek ilahi adaletin anlamını ortadan kaldırırdı.


Ayet bu nedenle güçlü bir soruyla insanı sarsmaktadır:


“Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?”


İnsan bazen kendi arzusunu hakikat zannedebilir.


Yaşadığı hayatı değiştirmek istemediği için herkesin sonunda aynı karşılığı göreceğini düşünür.


Böylece iman edenle inkâr edenin, adaletli olanla zalimin ve tövbe edenle kötülükte direnenin arasında fark bulunmadığını ileri sürebilir.


Oysa böyle bir düşünce hem akla hem vicdana hem de adalete aykırıdır.


Ancak bu ayet, Müslüman olduğunu söyleyen herkesin davranışları ne olursa olsun otomatik olarak üstün sayılacağı anlamına da gelmez.


Gerçek teslimiyet, insanın hayatında iz bırakmalıdır.


İman, kişiyi daha adaletli, merhametli ve sorumlu bir insan hâline getirmelidir.


Bir kişi yalnızca kimliğine güvenerek başkalarına zulmediyorsa ayetin mesajını kendi lehine kullanamaz.


Çünkü Allah insanların isimlerine değil, imanlarına, niyetlerine ve davranışlarına göre hükmeder.


Bu ayetler aynı zamanda insana doğru hüküm verme ahlakını öğretmektedir.


İnsanlar arasında değerlendirme yapılırken öfke, çıkar ve ön yargı yerine adalet esas alınmalıdır.


Suçsuzla suçlu, mağdurla zalim ve dürüstle hilekâr aynı tutulmamalıdır.


Fakat nihai hükmün Allah’a ait olduğu da unutulmamalıdır.


İnsan görünen davranışları değerlendirir; kalplerin gerçek durumunu ise yalnızca Allah bilir.


Ayetlerin büyük mesajı şudur:


İyilik ile kötülük, iman ile inkâr ve teslimiyet ile azgınlık aynı değildir. Allah hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmaz ve hiçbir insana haksızlık etmez. Gerçek kurtuluş, bir ismi taşımaktan değil; samimi imanla Allah’a yönelmekten ve bu imanı güzel ahlakla yaşamaktan geçer.


“Allah’ın adaleti, iyilikle kötülüğü aynı kefeye koymaz; fakat insanın taşıdığı isme değil, o ismin hayatında neye dönüştüğüne bakar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt