📖 Nisâ Suresi 95. Ayette “Müminlerden Özür Sahibi Olmaksızın Oturanlarla Malları ve Canlarıyla Allah Yolunda Mücadele Edenler Bir Olmaz” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,251
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 95. Ayette “Müminlerden Özür Sahibi Olmaksızın Oturanlarla Malları ve Canlarıyla Allah Yolunda Mücadele Edenler Bir Olmaz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 95, herkese aynı sorumluluğu yüklemez; gücü yeteni çabaya çağırırken gerçek mazereti olanı dışlamaz. Adalet, yalnızca sonucu değil, imkânı ve fedakârlığı da dikkate alır.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 95. ayeti, önceki ayetlerde devam eden savaş, sorumluluk, insan hayatının korunması ve Allah yolunda mücadele konularına önemli bir ayrım ekler.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Müminlerden, özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda malları ve canlarıyla mücadele edenler bir değildir. Allah, malları ve canlarıyla mücadele edenleri oturanlardan derece bakımından üstün kılmıştır. Bununla beraber Allah hepsine de güzellik vaat etmiştir. Allah mücadele edenleri, oturanlardan büyük bir mükâfatla üstün kılmıştır.”


Bu ayetin en dikkat çekici yönlerinden biri, insanları tek bir kalıba sokmamasıdır.


Çünkü ayet açıkça:


“Özür sahibi olanlar hariç.”


der.


Yani sorumluluk, insanın gerçek imkânıyla birlikte değerlendirilir.


1️⃣ Nisâ Suresi 95. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayet, sorumluluktan kaçınanlarla gerçekten fedakârlık yapanların aynı olmadığını bildirir.


Bir tarafta;


imkânı olduğu hâlde geri duranlar,


diğer tarafta ise;


malını,


emeğini


ve gerektiğinde canını


ortaya koyanlar vardır.


Kur’an bu iki tavrın ahlâkî değerini aynı görmez.


2️⃣ “Oturanlar” Kimlerdir ❓


Ayette kullanılan ifade savaş ve sefer bağlamında geri kalan kişileri anlatır.


Ancak hepsi aynı durumda değildir.


Bazıları gerçekten mazeret sahibidir.


Bazıları ise fiziksel olarak katılabilecek durumda olduğu hâlde geri durmaktadır.


Ayetin değerlendirmesi özellikle mazereti bulunmayanlar üzerinedir.


3️⃣ “Özür Sahibi Olanlar Hariç” Neden Çok Önemlidir ❓


Bu ifade ayetin adalet anlayışını gösterir.


Hasta,


engelli,


fiziksel olarak güç yetiremeyen


veya gerçek bir mazereti bulunan kişi,


imkânı olduğu hâlde sorumluluktan kaçan kişiyle aynı tutulmaz.


Kur’an burada son derece önemli bir ilke ortaya koyar:


Sorumluluk kapasiteyle birlikte değerlendirilir.


4️⃣ Her İnsan Aynı Yükümlülüğü Taşımak Zorunda mıdır ❓


Hayır.


İnsanların;


bedensel gücü,


maddi imkânı,


sağlığı,


yaşı


ve şartları


aynı değildir.


Adalet herkese aynı yükü vermek değildir.


Bazen adalet, insanların gerçek şartlarını dikkate almaktır.


Nisâ 95 tam olarak bunu gösterir.


5️⃣ “Mallarıyla Allah Yolunda Mücadele Etmek” Ne Demektir ❓


Mücadele yalnızca kişinin bedenini ortaya koyması değildir.


Maddi kaynaklar da gerekir.


O dönemde;


ulaşım,


silah,


yiyecek,


teçhizat


ve sefer masrafları


önemliydi.


Dolayısıyla malıyla destek veren insan da toplumsal sorumluluğun bir parçasını üstlenmiş olur.


6️⃣ “Canlarıyla Mücadele Etmek” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade ayetin doğrudan savaş bağlamında fiziksel olarak mücadeleye katılmayı anlatır.


Kişi burada gerçek bir risk üstlenmektedir.


Yaralanma,


mal kaybı


ve hatta ölüm ihtimali vardır.


Bu nedenle ayet böyle bir fedakârlığı sıradan bir davranışla aynı görmez.


7️⃣ Ayet Savaşı Yüceltmek İçin mi Söylenmiştir ❓


Ayet savaşın kendisini romantikleştirmez.


Bağlamda Müslüman toplum ciddi güvenlik tehditleri altındadır.


Dolayısıyla mesele;


şiddeti sevmek


veya savaşı arzulamak


değil,


zorunlu hâle gelen bir toplumsal sorumluluğa kimlerin gerçekten katıldığıdır.


Fedakârlığın değeri, haklı bir sorumluluğun yükünü üstlenmesinden kaynaklanır.


8️⃣ Neden Fedakârlık Derece Farkı Oluşturuyor ❓


Çünkü ahlâk sadece niyet değil, bazen bedel de içerir.


İki insan aynı değeri savunduğunu söyleyebilir.


Ama biri hiçbir bedel ödemeden kenarda dururken, diğeri;


zamanını,


parasını,


enerjisini


ve güvenliğini


ortaya koyabilir.


Kur’an fedakârlığın bu farkını görmezden gelmez.


9️⃣ “Allah Onları Derece Bakımından Üstün Kılmıştır” Ne Demektir ❓


Bu üstünlük insanın soyuna, servetine veya toplumsal statüsüne dayanmaz.


Ayet üstünlüğü fedakârlık ve sorumluluk üzerinden açıklar.


Yani kişi daha zengin olduğu için değil, elindeki imkânı doğru bir amaç uğruna kullandığı için değer kazanır.


Bu, Kur’an’ın ahlâk merkezli değer anlayışını gösterir.


🔟 Oturanların Hepsi Günahkâr mı Sayılıyor ❓


Hayır.


Ayetin kendisi buna engel olur.


Birincisi, gerçek mazeret sahipleri açıkça istisna edilmiştir.


İkincisi ise ayette:


“Allah hepsine güzellik vaat etmiştir.”


ifadesi yer alır.


Bu da herkesin aynı derecede olmadığı hâlde, müminlerin tamamının tek kalemde mahkûm edilmediğini gösterir.


1️⃣1️⃣ “Allah Hepsine Güzellik Vaat Etmiştir” Neden Özellikle Söyleniyor ❓


Çünkü ayet bir derece farkı kurarken diğerlerini tamamen değersizleştirmek istemez.


Bu çok zarif bir dengedir.


Mücadele edenler daha yüksek dereceye sahiptir.


Ama geri kalan her mümin otomatik olarak dışlanmaz.


Kur’an böylece:


farklılık ile dışlamayı birbirinden ayırır.


1️⃣2️⃣ Derece Farkı Eşitsizlik mi Demektir ❓


Her farklı karşılık haksız eşitsizlik değildir.


İnsanların çabası ve fedakârlığı farklıysa karşılığın da farklı olması adaletle bağdaşabilir.


Bir insan büyük risk almış,


malından vazgeçmiş,


bedel ödemişse,


hiçbir bedel ödemeyen kişiyle aynı karşılığı alması zorunlu değildir.


Kur’an burada emeğin ve fedakârlığın değerini kabul eder.


1️⃣3️⃣ Ayet Engelli İnsanları Küçümsüyor mu ❓


Tam tersine.


Ayet daha ilk cümlede gerçek mazeret sahiplerini ayrımın dışında tutar.


Bu, son derece önemli bir noktadır.


Engelli veya hasta bir insana:


“Sen diğerleri kadar değerli değilsin.”


denmemektedir.


Sorumluluk kişinin yapamayacağı şey üzerinden değil, yapabileceği şey üzerinden değerlendirilir.


1️⃣4️⃣ İnsan Yapamadığından mı, Yapabileceği Hâlde Yapmadığından mı Sorumludur ❓


Ayetin verdiği güçlü mesaj budur:


Asıl mesele çoğu zaman gücün yettiği hâlde geri durmaktır.


İnsan gerçekten yapamıyorsa durum farklıdır.


Ama;


zamanı,


imkânı


ve gücü


olduğu hâlde yalnızca rahatını kaybetmemek için sorumluluktan kaçıyorsa ahlâkî değerlendirme değişir.


Bu ayrım günlük hayatta da önemlidir.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Günlük Hayattaki Sorumluluklara Nasıl Uyarlanabilir ❓


Ayetin doğrudan bağlamı savaştır.


Fakat fedakârlık ilkesi daha geniş düşünülebilir.


Bir toplumda herkes:


“Birilerinin bunu yapması lazım.”


diyebilir.


Ama hiç kimse harekete geçmezse sorun çözülmez.


Bir insan;


parasını,


zamanını,


bilgisini


ve emeğini


iyi bir amaç için ortaya koyduğunda sadece konuşan kişiden farklı bir sorumluluk üstlenmiş olur.


1️⃣6️⃣ İyi Niyet Tek Başına Yeterli midir ❓


Her zaman değil.


İyi niyet değerlidir.


Ama imkân bulunduğunda bazen eyleme dönüşmesi gerekir.


Aç bir insan için:


“Umarım biri yardım eder.”


demek başka,


gerçekten yardım etmek başka şeydir.


Nisâ 95’in genel ahlâkî ilkelerinden biri şudur:


Değerler, bedel gerektiğinde davranışa dönüşmelidir.


1️⃣7️⃣ İnsanların Fedakârlıkları Birbiriyle Kıyaslanmalı mıdır ❓


İnsanlar bunu yaparken çok dikkatli olmalıdır.


Çünkü herkesin şartlarını bilmiyoruz.


Birinin küçük görünen yardımı onun açısından büyük bir fedakârlık olabilir.


Başka birinin büyük görünen katkısı ise sahip olduğu imkânın çok küçük bir kısmı olabilir.


Allah’ın değerlendirmesi ise insanın;


niyetini,


imkânını


ve gerçek fedakârlığını


tam olarak bilir.


Bu nedenle insanların birbirini küçümsemesi doğru değildir.


1️⃣8️⃣ Nisâ 95 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün de insanlar adalet, yardımlaşma ve toplumsal sorumluluk hakkında çok şey söyleyebilir.


Ama şu soru hâlâ geçerlidir:


“Bu değer için gerçekten ne yapıyorsun?”


Zaman ayırıyor musun?


Bilgini kullanıyor musun?


İmkânın varsa yardım ediyor musun?


Yoksa yalnızca başkalarının sorumluluk almasını mı bekliyorsun?


Nisâ 95, söz ile fedakârlık arasındaki mesafeyi sorgular.


1️⃣9️⃣ Nisâ 95’in En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 95. ayet, adaletin herkesi aynı kefeye koymak olmadığını son derece açık biçimde gösterir.


Bir tarafta gerçekten yapamayan insanlar vardır.


Kur’an onları ayırır:


“Özür sahibi olanlar hariç.”


Diğer tarafta yapabilecek durumda olduğu hâlde geri duranlar vardır.


Bir de;


malını,


emeğini,


güvenliğini


ve gerektiğinde hayatını


ortaya koyarak sorumluluğun yükünü taşıyanlar vardır.


Kur’an bu insanların hepsini aynı dereceye yerleştirmez.


Çünkü gerçek adalet;


niyeti,


imkânı,


çabayı


ve fedakârlığı


birlikte değerlendirir.


Fakat ayetin bir başka inceliği daha vardır:


Mücadele edenleri överken diğer müminleri bütünüyle dışlamaz.


“Allah hepsine güzellik vaat etmiştir.”


der.


Böylece ayet hem derece farkını kabul eder hem insanları kolayca değersizleştirmeye izin vermez.


Belki de Nisâ 95’in bugün insana bıraktığı en güçlü soru şudur:


Yapamadığın şeyler için üzülmeden önce, gerçekten yapabileceğin hâlde yapmadığın şeyleri hiç düşünüyor musun?


“İnsanın değeri yalnızca neye inandığıyla değil, gücü yettiğinde o inanç uğruna neyi göze alabildiğiyle de görünür. Fakat gerçek mazereti olanı yargılamak değil, anlamak adalettir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt