Nisâ Suresi 93. Ayette “Kim Bir Mümini Kasten Öldürürse Cezası, İçinde Uzun Süre Kalacağı Cehennemdir; Allah Ona Gazap Etmiş, Onu Lânetlemiş ve Büyük Bir Azap Hazırlamıştır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 93, insan hayatını sıradan bir değer olmaktan çıkarır ve kasıtlı öldürmenin yalnızca hukukî değil, son derece ağır bir ahlâkî ve manevi suç olduğunu ilan eder.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 93. ayeti, bir önceki 92. ayette anlatılan yanlışlıkla öldürme hükmünün hemen ardından gelir.
- ayette hata ile meydana gelen ölüm için;
diyet,
kefaret,
tövbe
ve telafi
gibi hükümler açıklanmıştı.
- ayet ise artık bambaşka bir durumdan söz eder:
Kasten öldürmek.
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde uzun süre kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”
Kur’an burada son derece ağır bir dil kullanır.
Çünkü konu artık hata değil, bilinçli biçimde insan hayatına son vermektir.
Nisâ Suresi 93. Ayetin Temel Mesajı Nedir
Ayetin temel mesajı son derece açıktır:
Kasıtlı öldürme son derece ağır bir günahtır.
Burada;
yanlışlık,
kaza
veya istemeden meydana gelen ölüm
söz konusu değildir.
Fail ne yaptığını bilmekte ve öldürme fiilini bilinçli biçimde gerçekleştirmektedir.
Bu nedenle ayetin dili de çok daha ağırdır.
Neden Nisâ 92 ve 93 Arka Arkaya Geliyor
Çünkü Kur’an iki farklı durumu birbirinden net biçimde ayırır.
- ayet:
Yanlışlıkla öldürme.
- ayet:
Kasten öldürme.
Sonuç aynı olabilir:
Bir insan hayatını kaybetmiştir.
Ama niyet ve suçun mahiyeti aynı değildir.
Bu nedenle adalet, sadece ortaya çıkan sonuca değil, kastın varlığına da bakar.
“Kasten Öldürmek” Ne Demektir
Kasten öldürmek, bir insanın ölümünü bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir.
Burada;
plan,
niyet,
bilinçli eylem
ve ölüm sonucunu isteme
gibi unsurlar önemlidir.
Bu, bir kazadan veya ağır ihmalden farklıdır.
İslam hukukunda da modern hukuk sistemlerinde de kast, suçun ağırlığını belirleyen temel unsurlardan biridir.
Ayet Neden Müminin Öldürülmesini Özellikle Vurguluyor
Ayet doğrudan Müslüman toplum içindeki öldürme suçunu ele alır.
Çünkü iman bağı içinde kardeşlik ve güven olması beklenir.
Bir müminin diğer mümini bilinçli biçimde öldürmesi bu bağı kökten ihlal eder.
Ancak Kur’an’ın başka ayetlerinde insan hayatının genel dokunulmazlığı da güçlü biçimde vurgulanır.
Bu nedenle insan hayatının değeri yalnızca bu ayetle sınırlı değildir.
“Cezası Cehennemdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade suçun ahiretteki ağırlığını gösterir.
Kasten öldürme sadece dünyevî bir suç değildir.
Kur’an’a göre fail aynı zamanda Allah karşısında da ağır bir sorumluluk taşır.
Bu nedenle ayet:
“Nasıl olsa dünyada cezamı çekerim, mesele biter.”
anlayışını reddeder.
Ahlâkî hesap ölümle sona ermez.
“İçinde Uzun Süre Kalacağı” İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır
Bu ifade İslam düşüncesinde uzun tartışmalara konu olmuştur.
Bazı yorumcular bunu çok uzun süre kalma şeklinde açıklarken, bazıları ayetin tehdidinin son derece ağır olduğunu vurgulamıştır.
Ancak genel İslam düşüncesinde büyük günah işleyen bir Müslümanın durumu;
imanı,
tövbesi,
Allah’ın adaleti
ve Allah’ın rahmeti
çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla ayetin amacı suçu hafifletmek değil, öldürmenin dehşetini en güçlü biçimde ortaya koymaktır.
Kasten Öldüren Birinin Tövbesi Kabul Edilebilir mi
Bu konuda klasik İslam düşüncesinde farklı değerlendirmeler bulunmuştur.
Ancak Kur’an’ın genelinde samimi tövbenin büyük günahlardan dönüş için açık bir kapı olduğu görülür.
Bununla birlikte öldürme suçunda mesele sadece Allah ile kul arasındaki ilişki değildir.
Mağdur hakkı da vardır.
Ölen kişinin hayatı geri getirilemez.
Ailesinin hakkı ve toplumsal adalet meselesi de devam eder.
Bu nedenle tövbe, hukukî ve insanî sorumluluğu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Tövbe Suçun Dünyevî Cezasını Kaldırır mı
Hayır, zorunlu olarak kaldırmaz.
Bir insan gerçekten pişman olabilir.
Allah’tan bağışlanma dileyebilir.
Ama işlediği suçun dünyadaki hukukî sonuçları yine uygulanabilir.
Bu çok önemli bir ayrımdır:
Manevi tövbe başka, hukukî sorumluluk başkadır.
Tövbe mahkemenin, mağdurun veya toplumun hakkını otomatik olarak yok etmez.
“Allah Ona Gazap Etmiştir” Ne Anlama Gelir
Gazap, yapılan fiilin Allah katında son derece ağır bir şekilde reddedildiğini gösterir.
Bu ifade sıradan bir hata için kullanılmaz.
Buradaki mesaj şudur:
İnsan hayatını kasten yok etmek, ilahî ahlâk düzeninde çok büyük bir ihlaldir.
Çünkü insan kendi yaratmadığı bir hayatı bilinçli biçimde sona erdirmektedir.
“Allah Onu Lânetlemiştir” Ne Demektir
Lânet, Allah’ın rahmetinden uzak kalma anlamıyla açıklanır.
Bu da suçun ne kadar ağır görüldüğünü gösteren başka bir ifadedir.
Ayet;
cehennem,
gazap,
lânet
ve büyük azap
ifadelerini aynı yerde toplar.
Bu yoğunluk tesadüf değildir.
Kur’an burada öldürmenin ağırlığını hiçbir şüphe bırakmayacak biçimde vurgular.

Neden Aynı Ayette Bu Kadar Çok Ağır İfade Kullanılıyor
Çünkü insan öldürmek geri döndürülemeyen bir fiildir.
Mal çalınırsa geri verilebilir.
Bir söz için özür dilenebilir.
Bazı zararlar tazmin edilebilir.
Ama öldürülen insan geri getirilemez.
Bu yüzden kasıtlı öldürme, başka birçok günahtan farklı bir ağırlık taşır.
Kur’an’ın sert dili bu geri dönüşsüzlüğü yansıtır.

Ayet Kan Davasını veya İntikamı Meşrulaştırır mı
Hayır.
Suçun ağır olması, bireylerin kendi başlarına intikam alması anlamına gelmez.
Ceza ve adalet;
hukuk,
yetkili makam
ve meşru yargı
çerçevesinde yürütülmelidir.
Aksi takdirde bir cinayet başka cinayetleri doğurabilir.
Kur’an’ın hedefi sınırsız intikam değil, adalettir.

Öfke Kasten Öldürmeye Mazeret Olabilir mi
Hayır.
Öfke insanın psikolojisini etkileyebilir ama başkasının hayatını bilinçli biçimde sona erdirmeyi haklı çıkarmaz.
Bu nedenle öfke kontrolü sadece kişisel gelişim meselesi değildir.
Bazen doğrudan hayat ve ölüm meselesidir.
Bir anlık öfke, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.

Din, Siyaset veya İdeoloji Öldürmeyi Otomatik Olarak Meşru Kılar mı
Hayır.
Bir insan;
din,
siyaset,
ideoloji,
milliyetçilik
veya grup sadakati
adına öldürmeyi kolayca meşrulaştırmaya başladığında çok tehlikeli bir alan oluşur.
Nisâ 93 insan hayatının dokunulmazlığına ağır bir vurgu yapar.
Hiçbir slogan, bireysel olarak insan öldürme yetkisi vermez.

Ayet Terör ve Bireysel Şiddet Açısından Ne Söyler
Ayet, kasıtlı öldürmenin ne kadar ağır bir suç olduğunu açık biçimde gösterir.
Bu nedenle dinî gerekçeler kullanarak;
sivilleri öldürmek,
suikast yapmak,
terör uygulamak
veya kişisel düşmanı “dinden çıkmış” ilan edip öldürmek
bu ayetten meşruiyet bulamaz.
Tam tersine kasıtlı cana kıymanın korkunç manevi sonucu vurgulanır.

İnsan Hayatının Değeri Kur’an’da Neden Bu Kadar Yüksektir
Çünkü insan hayatı Allah’ın verdiği bir emanettir.
İnsan kendi hayatını yaratmamıştır.
Başkasının hayatını da yaratmamıştır.
Bu nedenle insanın başka bir insan üzerinde mutlak hayat ve ölüm yetkisi yoktur.
Can alma meselesi ancak çok sıkı hukukî sınırlar içinde değerlendirilir.
Bireysel keyfiyetin konusu olamaz.

Nisâ 93 Günümüz İnsanına Ne Söyler
Bugün de cinayetlerin önemli bir kısmı;
öfke,
kıskançlık,
aile içi çatışma,
çıkar,
intikam
ve suç ilişkileri
içinde meydana geliyor.
İnsan bazen birkaç dakikalık öfke içinde bütün hayatını ve başka bir insanın hayatını yok edebilir.
Nisâ 93 bu nedenle bugünün insanına da çok sert bir fren koyar:
Hiçbir öfke, bir insanın hayatından daha büyük değildir.

Bu Ayetin Toplumsal Mesajı Nedir
Toplum insan hayatını değersizleştirmeye başladığında şiddet normalleşir.
Öldürme haberleri sıradanlaşır.
İnsanlar birbirini kolayca tehdit eder.
Silah göstermek güç sembolüne dönüşür.
İşte tam bu noktada Nisâ 93’ün dili sarsıcıdır.
Kur’an:
“Bu sıradan bir şey değildir.”
der.
Bir canın bilinçli biçimde alınması büyük bir ahlâkî felakettir.

Nisâ 93’ün En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 93. ayet, insan hayatının değerini belki de Kur’an’daki en sert ifadelerden biriyle korur.
Bir önceki ayette yanlışlıkla öldürmenin bile;
kefaret,
diyet
ve tövbe
gerektirdiği anlatılmıştı.
Şimdi ise bilinçli öldürmeye gelindiğinde dil tamamen değişir.
Cehennem.
Gazap.
Lânet.
Büyük azap.
Bu dört ağır ifade aynı ayette buluşur.
Çünkü kasıtlı öldürme sadece bir hukuk ihlali değildir.
Bir insanın bütün geleceğini elinden almaktır.
Onun yarınını,
hayallerini,
ailesini,
çocuklarını,
sevdiklerini
ve yaşayabileceği bütün ihtimalleri
bir anda sona erdirmektir.
Bu nedenle insan hayatı öfkeye, kine, çıkar hesabına veya ideolojik nefrete feda edilemez.
Belki de Nisâ 93’ün bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:
Bir insanın hayatını sona erdirmeye hangi öfke, hangi çıkar veya hangi nefret gerçekten değebilir?
Cevap son derece açıktır:
Hiçbiri.
“Öfke birkaç dakika sürebilir; fakat alınan bir can sonsuza kadar geri dönmez. Nisâ 93, tam da bu yüzden insan hayatının önüne hiçbir kişisel öfkenin geçirilmemesi gerektiğini sarsıcı biçimde hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu