Nisâ Suresi 90. Ayette “Sizinle Aralarında Antlaşma Bulunan Bir Topluluğa Sığınanlar veya Ne Sizinle Ne de Kendi Kavimleriyle Savaşmak İstemeyenler Bunun Dışındadır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 90, savaşın bile sınırsız düşmanlık anlamına gelmediğini gösterir. Savaşmayan, çatışmadan uzak duran ve barış teklif eden kişi düşman muamelesi göremez.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 90. ayeti, hemen önceki 89. ayetin nasıl anlaşılması gerektiğini belirleyen son derece önemli bir sınır ayetidir.
- ayette savaş ortamında düşman tarafına geçen ve fiilî tehdit oluşturan kişilerle ilgili sert hükümler yer alırken, 90. ayet açık biçimde bazı insanları bu hükmün dışında tutar.
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Ancak sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluğa sığınanlar yahut sizinle de kendi kavimleriyle de savaşmak istemeyip gönülleri daralarak size gelenler bunun dışındadır. Allah dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse Allah size onların aleyhine bir yol vermemiştir.”
Bu ayetin ortaya koyduğu temel ilke çok açıktır:
Savaşmak istemeyen insan savaş hedefi değildir.
Nisâ Suresi 90. Ayetin Temel Mesajı Nedir
Ayet savaşın bile sınırları bulunduğunu bildirir.
Özellikle üç durum öne çıkar:
Antlaşmalı bir topluluğun korumasına girenler.
Savaşa katılmak istemeyenler.
Barış teklif edenler.
Bu kişiler fiilen savaşmadıkları sürece onlara karşı savaşılması için meşru gerekçe bulunmaz.
Yani Kur’an burada düşmanlık alanını genişletmez, tam tersine daraltır.
Nisâ 89 ile Nisâ 90 Neden Birlikte Okunmalıdır
Çünkü bir önceki ayette çok sert savaş ifadeleri bulunmaktadır.
- ayet ise hemen ardından istisnaları gösterir.
Bu nedenle 89. ayetteki ifadeyi:
“Farklı inançtaki herkesi öldürün.”
şeklinde anlamak mümkün değildir.
Çünkü bir sonraki ayet açıkça:
savaşmayanları,
antlaşmalı olanları
ve barış isteyenleri
koruma altına almaktadır.
Kur’an’ı anlamada bu nedenle ayetleri bağlamıyla birlikte okumak son derece önemlidir.
“Sizinle Aralarında Antlaşma Bulunan Bir Topluluğa Sığınanlar” Ne Demektir
O dönemde kabileler ve topluluklar arasında çeşitli güvenlik ve barış anlaşmaları bulunuyordu.
Bir kişi Müslümanlarla anlaşması olan bir topluluğun himayesine girerse, o anlaşmanın sağladığı güvenlikten yararlanabiliyordu.
Bu çok önemli bir hukuk ilkesi ortaya çıkarır:
Verilmiş güvenceye ve yapılmış anlaşmaya sadık kalmak gerekir.
Savaş ortamı bile anlaşmaları keyfî biçimde geçersiz kılmaz.
Antlaşmalara Sadakat Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü güven olmadan hiçbir toplumlararası düzen kurulamaz.
Bir taraf:
“İşime geldiğinde anlaşmaya uyarım, gelmediğinde bozarım.”
derse barış mümkün olmaz.
Kur’an bu nedenle birçok yerde;
ahit,
söz,
güvence
ve anlaşma
kavramlarına büyük önem verir.
Savaş hâli bile ahlâkı tamamen ortadan kaldırmaz.
“Ne Sizinle Ne de Kendi Kavimleriyle Savaşmak İstemeyenler” Kimlerdir
Ayette iki taraf arasında kalan insanlardan söz edilir.
Bu kişiler Müslümanlarla savaşmak istemez.
Fakat kendi akrabaları veya kavimleriyle savaşmak da istemezler.
Dolayısıyla çatışmaya girmemeyi tercih ederler.
Bugünkü ifadeyle söylersek, bir tür tarafsızlık veya savaş dışı kalma tutumu sergilerler.
Kur’an onların bu konumunu otomatik olarak düşmanlık saymaz.
Bir İnsan Tarafsız Kalabilir mi
Bu ayetin bağlamında evet.
Bu son derece önemli bir ilkedir.
Bir insan:
“Senin tarafında değilsem mutlaka düşmanınım.”
mantığıyla değerlendirilmez.
Bazen kişi çatışmanın iki tarafında da yer almak istemeyebilir.
Kur’an böyle bir kişiyi sırf senin safında savaşmıyor diye saldırı hedefi hâline getirmez.
“Göğüsleri Daralmış Olarak Size Gelirler” Ne Anlama Gelir
Bu ifade onların psikolojik sıkışmışlığını anlatır.
Bir tarafta kendi aileleri ve kavimleri bulunmaktadır.
Diğer tarafta Müslümanlarla savaşma baskısı vardır.
Ama onlar iki tarafla da savaşmak istemezler.
Bu nedenle ayet onların yaşadığı vicdanî gerilimi dikkate alır.
Bu, Kur’an’ın savaş ortamında bile insanın psikolojik durumunu görmezden gelmediğini gösterir.
Kendi Kavmiyle Savaşmak İstememek Neden Anlaşılır Bir Durumdur
Çünkü savaş yalnızca soyut siyasi grupların çatışması değildir.
Karşı tarafta;
kardeş,
amca,
kuzen,
çocukluk arkadaşı
ve komşu
olabilir.
İnsan kendi toplumunun yanlışını onaylamayabilir ama kendi ailesine karşı silah kullanmak da istemeyebilir.
Nisâ 90 bu insanî ikilemi dikkate alır.
“Allah Dileseydi Onları Sizin Üzerinize Musallat Ederdi” Ne Demektir
Bu ifade Müslümanlara önemli bir bakış açısı kazandırır.
Bu insanlar sizinle savaşabilirdi.
Düşman saflarına katılabilirlerdi.
Ama bunu yapmamışlardır.
Dolayısıyla onların savaşa katılmaması bile bir tür rahatlama ve nimet olarak görülmelidir.
İnsan savaşmayan kişiyi zorla düşmana dönüştürmemelidir.
“Sizden Uzak Dururlarsa” Ne Anlama Gelir
Bu ifade çatışmadan çekilmeyi anlatır.
Onlar:
saldırmıyor,
askerî harekâta katılmıyor,
Müslümanlara karşı silah kullanmıyor
ve savaş alanından uzak duruyorsa,
Kur’an onların peşine düşülmemesini ister.
Bu, savaşın amacının insanları yok etmek değil, fiilî saldırıyı durdurmak olduğunu gösterir.

“Sizinle Savaşmazlarsa” İfadesi Neden Çok Önemlidir
Çünkü burada savaş hukukunun temel ayrımlarından biri ortaya çıkar:
Savaşan ile savaşmayan aynı değildir.
Bir insanın farklı bir dine mensup olması,
başka bir kabileden gelmesi
veya Müslüman toplumun parçası olmaması
onu otomatik olarak savaş hedefi hâline getirmez.
Belirleyici olan fiilî düşmanlıktır.

“Size Barış Teklif Ederlerse” Ne Anlama Gelir
Ayetteki en güçlü ifadelerden biri budur.
Bir taraf:
“Biz sizinle savaşmak istemiyoruz.”
diyor,
çatışmadan çekiliyor
ve barış ilişkisi teklif ediyorsa,
bu durum dikkate alınmalıdır.
Kur’an burada savaşın sonsuza kadar devam ettirilmesini istemez.
Barış mümkün olduğunda savaşın kapısı kapanabilir.

Barış Teklif Edildiğinde Savaşa Devam Etmek Doğru mudur
Ayetin son cümlesi buna çok güçlü bir sınır koyar:
“Allah size onların aleyhine bir yol vermemiştir.”
Bu ifade, savaşmayan ve barış isteyen kişilere saldırmak için dinî bir meşruiyet bulunmadığını gösterir.
Yani kişi:
“Ben yine de savaşmak istiyorum.”
diyemez.
Çünkü savaşın ahlâkî gerekçesi ortadan kalkmıştır.

“Allah Size Onların Aleyhine Bir Yol Vermemiştir” Ne Demektir
Bu ifade savaş yetkisinin sınırsız olmadığını gösterir.
Bir taraf daha güçlü olabilir.
Rakibini kolayca yenebileceğini düşünebilir.
Fakat güç sahibi olmak tek başına saldırma hakkı oluşturmaz.
Karşı taraf;
savaştan çekilmiş,
saldırmıyor
ve barış teklif ediyorsa,
ona karşı savaş için meşru bir yol kalmaz.
Güç ile hak aynı şey değildir.

Bu Ayet Farklı İnançtan İnsanların Öldürülmesi İddiasına Ne Söyler
Bu ayet böyle bir genellemeyi açık biçimde çürütür.
Çünkü insanlar dinî kimliklerinden önce savaş davranışlarına göre ayrılmaktadır.
Savaşanlar ayrı,
savaşmayanlar ayrı değerlendirilir.
Eğer farklı inançtan olmak tek başına savaş sebebi olsaydı:
“Sizinle savaşmazlarsa onlara karşı yol yoktur.”
denmesinin anlamı kalmazdı.
Dolayısıyla Kur’an’daki savaş ayetlerini yalnızca inanç farklılığı üzerinden okumak ciddi bir hata olur.

Nisâ 90 Savaşta Sivillerin Korunması Açısından Nasıl Düşünülebilir
Ayet modern uluslararası hukuk metni değildir.
Fakat ortaya koyduğu temel ayrım son derece önemlidir:
Fiilen savaşanlarla savaşmayanların birbirinden ayrılması.
Bu ilke;
çatışmaya katılmayanların,
tarafsız kalanların
ve saldırıdan vazgeçenlerin
aynı muameleye tabi tutulmaması gerektiğini gösterir.
Savaşın varlığı herkesi hedef hâline getirmez.

Bu Ayet Terör ve Bireysel Şiddet Açısından Ne Söyler
Ayet bireysel şiddete açık çek vermez.
Tam tersine savaş alanının bile sınırlandığını gösterir.
Bir insan kendi başına başkasını:
“Düşman.”
“Hain.”
“Kâfir.”
ilan edip ona saldırma yetkisine sahip değildir.
Özellikle bugün bu tür meseleler;
hukuk,
meşru otorite
ve devletlerarası düzen
çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Nisâ 90’ın ruhu, savaşmayan insanı düşmanlaştırmamak yönündedir.

Nisâ 90 Günümüz İnsanına Savaş Dışında Ne Söyler
Ayetin çok güçlü bir toplumsal mesajı vardır:
İnsanları sadece iki kategoriye ayırma:
“Benim tarafımda.”
ve
“Bana karşı.”
Hayat bundan daha karmaşıktır.
Bir insan sana katılmayabilir ama sana düşman olmayabilir.
Senin grubuna girmeyebilir ama zarar vermek de istemeyebilir.
Her tarafsızlığı ihanet,
her farklılığı düşmanlık
olarak görmek çatışmayı büyütür.
Olgun toplumlar üçüncü alanların varlığına izin verir.

Nisâ 90’ın En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 90. ayetin en dikkat çekici tarafı, çok sert savaş hükümlerinin hemen ardından savaşa sınır koymasıdır.
Kur’an burada adeta şunu söyler:
Antlaşmalı olana dokunma.
Savaşmak istemeyene saldırma.
Tarafsız kalanı düşmanlaştırma.
Senden uzak durana peşinden gidip savaş açma.
Barış teklif edene karşı savaş için bahane üretme.
Ve sonunda çok güçlü bir ifade gelir:
“Allah size onların aleyhine bir yol vermemiştir.”
Bu cümle savaş ahlâkının merkezine yerleştirilebilecek kadar önemlidir.
Çünkü insan savaş sırasında kolayca bütün karşı tarafı aynı görebilir.
Öfke ayrımları siler.
Korku herkesi düşman gibi gösterebilir.
İntikam duygusu sınırları yok edebilir.
Nisâ 90 ise tam burada ayrım yapmaya zorlar:
Kim gerçekten savaşıyor?
Kim çatışmadan çekiliyor?
Kim barış istiyor?
Adalet ancak bu ayrım korunursa mümkündür.
Belki de ayetin bugüne bıraktığı en güçlü cümle şudur:
Senin yanında olmayan herkes sana karşı değildir; sana karşı savaşmayan kişiyi düşman ilan etmek de adaletsizlik olabilir.
“Barışın gerçek değeri, dostların birbirine iyi davranmasında değil; savaşma imkânı varken savaşmayana karşı silahı indirebilmekte ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu