📖 Nisâ Suresi 33. Ayette “Ana Babanın ve Yakınların Bıraktıkları Mallar İçin Her Birine Mirasçılar Belirledik; Kendileriyle Sözleşme Yaptığınız Kim | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Nisâ Suresi 33. Ayette “Ana Babanın ve Yakınların Bıraktıkları Mallar İçin Her Birine Mirasçılar Belirledik; Kendileriyle Sözleşme Yaptığınız Kim

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,189
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 33. Ayette “Ana Babanın ve Yakınların Bıraktıkları Mallar İçin Her Birine Mirasçılar Belirledik; Kendileriyle Sözleşme Yaptığınız Kimselere de Paylarını Verin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓



“Nisâ 33, mirası yalnızca elde kalan malın paylaşımı olarak değil; aile bağları, verilmiş sözler ve hak sahiplerine karşı sorumluluk üzerinden ele alır.”
Ersan Karavelioğlu


Nisâ Suresi’nin 33. ayeti, surenin başından beri işlenen miras, mülkiyet, akrabalık ve hakların korunması konularını devam ettirir.



Ayetin ilk bölümünde anne babanın ve yakınların bıraktıkları mallar için mirasçılar bulunduğu belirtilir.



İkinci bölümde ise Kur’an’ın ilk muhataplarının toplumsal düzeninde bulunan ve yemin, antlaşma veya bağlılık sözleşmesiyle ilişki kurulmuş kimselerin haklarının gözetilmesinden söz edilir.



Bu nedenle ayetin merkezinde yalnızca miras değil;

akrabalık, sözleşme, sadakat, hak sahipliği ve verilen söze bağlılık vardır.



1️⃣ “Her Biri İçin Mirasçılar Belirledik” Ne Demektir ❓



Ayette geçen “mevâlî” kelimesi bağlama göre yakınlar, veliler veya mirasçılar anlamında yorumlanmıştır.



Buradaki temel düşünce şudur:

Bir insan öldüğünde geride bıraktığı mal sahipsiz kalmaz.



Anne,

baba,

çocuklar,

eş,

yakın akrabalar

gibi belirli kişiler miras hukukuna göre hak sahibi olabilir.



Dolayısıyla servetin aktarımı yalnızca en güçlü aile ferdinin kararına bırakılamaz.



2️⃣ Ayet Neden Anne Baba ve Yakınları Özellikle Anıyor ❓



Çünkü aile, miras hukukunun temel ilişkilerinden biridir.



İnsan hayatı boyunca sahip olduğu malı kendisi kullanır.



Ölümden sonra ise bu mal belirli hukuk kurallarına göre başka kişilere geçer.



Kur’an bu aktarımda akrabalık bağını önemli bir hak kaynağı olarak kabul eder.



Ancak hangi akrabanın hangi durumda ne kadar pay alacağı önceki ve sonraki miras hükümleriyle birlikte değerlendirilir.



3️⃣ Mirasçı Olmak Malın Tamamına Sahip Olmak mı Demektir ❓



Hayır.



Bir kişinin mirasçı olması, bütün terekenin yalnızca ona ait olduğu anlamına gelmez.



Birden fazla mirasçı bulunabilir.



Ayrıca miras paylaşılmadan önce;

borçlar,

geçerli vasiyetler,

başka kişilerin hakları

dikkate alınmalıdır.



Dolayısıyla tereke, çeşitli hakların bir arada bulunduğu hukuki bir bütündür.



4️⃣ “Kendileriyle Sözleşme Yaptığınız Kimseler” Kimlerdir ❓



Ayetin Arapçasında “ellezîne akadet eymânukum” ifadesi bulunur.



Kelime anlamı yaklaşık olarak;

“Yeminlerinizin bağladığı kimseler”

şeklindedir.



Klasik tefsirlerde bu kişiler;

ittifak yapılan kimseler,

yardımlaşma yemini bulunan kişiler,

kardeşlik veya bağlılık antlaşması yapılan kimseler

şeklinde açıklanmıştır.



Bu, dönemin kabile ve toplumsal ilişkileriyle yakından bağlantılı bir kavramdır.



5️⃣ İnsanlar Neden Böyle Antlaşmalar Yapıyordu ❓



Modern devlet düzeninden önce insanlar güvenliklerini büyük ölçüde;

aile,

kabile,

aşiret,

ittifak

üzerinden sağlıyordu.



Bir kişinin güçlü bir akraba ağı yoksa başka biriyle karşılıklı koruma ve yardımlaşma antlaşması yapması hayati önem taşıyabiliyordu.



Bu tür anlaşmalar bazı toplumlarda ekonomik sonuçlar da doğurabiliyordu.



6️⃣ Bu Antlaşmalar Miras Hakkı da Doğuruyor muydu ❓



Erken İslam döneminde bu konuda çeşitli uygulamalar ve yorumlar bulunmuştur.



Bazı klasik tefsirlerde, İslam’ın ilk dönemlerinde yapılan belirli kardeşlik veya ittifak antlaşmalarının miras hakkı doğurabildiği, daha sonra nesep ve akrabalık temelli miras hükümlerinin ağırlık kazanmasıyla bu uygulamanın sınırlandığı anlatılır.



Başka yorumlarda ise ayetteki “pay”, doğrudan mirastan çok;

yardım,

vasiyet,

destek

ve sözleşmeden doğan haklar

şeklinde açıklanmıştır.



Dolayısıyla ayetin bu bölümünde klasik yorumlar arasında ayrıntı farklılıkları vardır.



7️⃣ Medine’de Muhacirlerle Ensar Arasındaki Kardeşlik Bununla İlgili midir ❓



Klasik tefsirlerde ayet açıklanırken Muhacir ve Ensar arasında kurulan kardeşlik bağlarına da değinilmiştir.



Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanların önemli bir kısmı mallarını ve sosyal çevrelerini geride bırakmıştı.



Medineli Müslümanlarla kurulan kardeşlik ilişkileri onlara;

barınma,

ekonomik destek,

toplumsal güvenlik

sağlayan önemli bir dayanışma sistemi oluşturmuştu.



Erken dönem miras uygulamalarına ilişkin yorumlar da zaman zaman bu tarihsel ortamla ilişkilendirilir.



8️⃣ Daha Sonra Neden Akrabalık Temelli Miras Öne Çıktı ❓



İslam toplumunun yapısı oturdukça miras hukukunda;

çocuklar,

anne ve baba,

eşler,

kardeşler

gibi nesep ve evlilik bağına dayalı mirasçılar ayrıntılı biçimde belirlendi.



Bu nedenle klasik hukukta mirasın temel sistemi akrabalık ve evlilik ilişkileri üzerinden şekillenmiştir.



Antlaşma yoluyla ortaya çıkan eski miras ilişkilerinin devam edip etmediği ve ayetin bu bölümünün nasıl uygulanacağı konusunda ise tarih boyunca farklı açıklamalar yapılmıştır.



9️⃣ “Onlara Paylarını Verin” Ne Anlama Gelir ❓



Ayetin en önemli ahlaki emirlerinden biri budur:

Hak sahibi olanın hakkını ver.



Bir insanla geçerli bir sözleşme yaptıysan ve bu sözleşme ona belirli bir hak kazandırıyorsa, sonradan:

“Artık vermek istemiyorum.”

demek doğru değildir.



Bu nedenle ayetin mesajı miras bağlamının ötesinde sözleşmeye sadakat ilkesiyle de ilişkilendirilebilir.



🔟 Söz Vermek Neden Bu Kadar Önemlidir ❓



Çünkü toplumsal güven büyük ölçüde insanların verdikleri sözlere bağlıdır.



İnsanlar;

ticaret yaparken,

ortaklık kurarken,

evlenirken,

borç verirken,

anlaşma yaparken

karşı tarafın sözünü tutacağına güvenir.



Eğer verilen sözün hiçbir değeri kalmazsa toplumdaki güven de zayıflar.



1️⃣1️⃣ Ağızdan Verilen Her Söz Hukuki Sözleşme Sayılır mı ❓



Hayır.



Her günlük ifade hukuki bir sözleşme değildir.



Bir sözün;

bağlayıcılığı,

şartları,

tarafların niyeti,

hukuki niteliği

ayrı ayrı değerlendirilir.



Ancak Kur’an’ın genel ahlaki ilkesi açıktır:

Ciddi biçimde üstlendiğin yükümlülüğü keyfî biçimde yok sayma.



1️⃣2️⃣ Miras ile Sözleşme Arasında Nasıl Bir Bağ Kuruluyor ❓



Her iki durumda da mesele başkasının hakkını tanımaktır.



Mirasçı, hakkını akrabalık veya evlilik bağından alabilir.



Bir başka kişi ise geçerli bir sözleşme veya yükümlülükten hak kazanabilir.



Kaynakları farklı olsa da ortak nokta şudur:

Hakkın varsa teslim edilmelidir.



1️⃣3️⃣ Ayet Vasiyetle İlişkilendirilebilir mi ❓



Bazı yorumlarda antlaşma yapılan kimselerin paylarının, mirasçı olmadıkları sonraki hukuk düzeninde vasiyet veya yardım yoluyla gözetilebileceği belirtilmiştir.



Ancak vasiyet ile zorunlu miras payları aynı şey değildir.



Miras, hukuk gereği doğan paydır.



Vasiyet ise kişinin belirli sınırlar içerisinde ölümünden sonrası için yaptığı tasarruftur.



Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.



1️⃣4️⃣ Akraba Olmayan Birine Mal Bırakmak Mümkün müdür ❓



İslam hukukunda belirli şartlar altında vasiyet yoluyla akraba olmayan kişilere de mal bırakılabilmiştir.



Ancak klasik sistemde vasiyetin miktarı ve zorunlu mirasçıların hakları konusunda sınırlar geliştirilmiştir.



Amaç, kişinin kendi iradesiyle tasarrufta bulunabilmesiyle mirasçıların korunmuş hakları arasında denge kurmaktır.



1️⃣5️⃣ Ayet Toplumsal Dayanışma Açısından Ne Söyler ❓



İnsan yalnızca kan bağıyla kurduğu ilişkilerden ibaret değildir.



Hayat içerisinde;

dostluklar,

ittifaklar,

ortaklıklar,

yardımlaşma bağları

da kurulabilir.



Nisâ 33’ün tarihsel bağlamı, özellikle akrabalık korumasının zayıf olduğu bir dünyada bu tür sosyal bağların ne kadar önemli olabileceğini gösterir.



1️⃣6️⃣ Günümüzde Bu Ayetin Sözleşme İlkesi Nasıl Düşünülebilir ❓



Bugün toplumsal hayat büyük ölçüde sözleşmeler üzerine kuruludur.



Kira sözleşmesi,

iş sözleşmesi,

ortaklık,

borç anlaşması,

ticari sözleşme

bunlardan bazılarıdır.



Ayetin genel ahlaki mesajı günümüzde şu şekilde düşünülebilir:

Bir anlaşmayla başkasına hak verdiysen, o hakkı çıkarın değişti diye yok sayma.



1️⃣7️⃣ “Allah Her Şeye Şahittir” İfadesi Neden Ayetin Sonundadır ❓



Ayetin sonunda Allah’ın her şeye şahit olduğu belirtilir.



Bu, özellikle sözleşme ve mal meselelerinde son derece anlamlıdır.



İnsan bazen;

belgeyi değiştirebilir,

söylediğini inkâr edebilir,

şahit bulunmadığını düşünebilir.



Fakat Kur’an’ın ahlak anlayışında insanlardan gizlenen haksızlık ilahi bilgiden gizlenmiş olmaz.



1️⃣8️⃣ Nisâ 32 ile Nisâ 33 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓



Nisâ 32’de;

başkasının sahip olduğu şeye göz dikmemek,

erkek ve kadının kendi kazançlarının karşılığını gözetmek

anlatılmıştı.



Nisâ 33 ise bunun hemen ardından hakların kime ait olduğuna dikkat çeker.



Başkasının payını isteme.



Kendi payını bil.



Ve başkasının hakkı varsa onu da eksiksiz teslim et.



Böylece iki ayet ekonomik ahlak açısından birbirini tamamlar.



1️⃣9️⃣ Nisâ Suresi 33. Ayetin Bugüne Verdiği En Büyük Mesaj Nedir ❓



Nisâ 33’ün temelinde çok güçlü bir düşünce vardır:

Hak yalnızca senin hoşuna gittiği sürece hak değildir.



Bir insan mirasçıysa hakkını teslim etmek gerekir.



Bir insanla bağlayıcı bir anlaşma yapılmışsa doğan hakları gözetmek gerekir.



Akrabalık,

sözleşme,

yardımlaşma

gibi farklı ilişkiler farklı haklar doğurabilir.



İnsanların çıkarları zamanla değişebilir.



Fakat dün verdiğin sözü bugün artık işine gelmediği için yok saymak, toplumsal güveni ortadan kaldırır.



Kur’an’ın ayetin sonunda Allah’ın şahitliğini hatırlatması da bu yüzden anlamlıdır.



Bir sözleşmenin kağıdını kaybedebilirsin.

Bir şahidin unutmasını sağlayabilirsin.

Hatta karşı taraf hakkını arayamayabilir.



Fakat ahlaki sorumluluk ortadan kalkmaz.



Belki de Nisâ 33’ün en güçlü mesajı şu cümlede toplanabilir:

İnsanın güvenilirliği, hakkını isterken değil, başkasının hakkını teslim ederken ortaya çıkar.



“Verilmiş söz, şartlar değişince değersizleşen bir cümle değildir. Gerçek güven, çıkarın değiştiği gün bile başkasının hakkını koruyabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt