📖 Nisâ Suresi 175. Ayette “Allah’a İman Edip O’na Sımsıkı Sarılanları Rahmetine ve Lütfuna Kavuşturacak, Onları Kendisine Götüren Dosdoğru Bir Yola

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,336
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 175. Ayette “Allah’a İman Edip O’na Sımsıkı Sarılanları Rahmetine ve Lütfuna Kavuşturacak, Onları Kendisine Götüren Dosdoğru Bir Yola İletecektir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 175, imanı yalnızca zihinsel bir kabul olarak bırakmaz; Allah’a sımsıkı sarılmayı, rahmete açılmayı ve dosdoğru yolda yürümeyi aynı bütünün parçaları hâline getirir.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 175. ayeti, bir önceki ayette geçen “Size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve apaçık bir nur indirdik” ifadesinin hemen ardından gelir.


  1. ayette insanın önüne;

burhan, yani delil


ve


nur, yani aydınlatıcı vahiy


konulmuştu.


  1. ayet ise bu delil ve nur karşısında iman eden insanın ne kazanacağını açıklar.

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Allah’a iman edip O’na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendisinden bir rahmet ve lütuf içine koyacak ve onları kendisine ulaştıran dosdoğru bir yola iletecektir.”


Bu ayet üç büyük kavramı bir araya getirir:


İman.


Allah’a sımsıkı sarılmak.


Rahmet ve doğru yol.



1️⃣ Nisâ Suresi 175. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayetin temel mesajı şudur:


Allah’a gerçekten yönelen insan sahipsiz bırakılmaz.


İman eden ve Allah’a sımsıkı tutunan kişi;


rahmete,


lütfa


ve doğru yola


ulaştırılır.


Burada iman yalnızca bir cümle değildir.


İnsan hem inanır hem de hayatının dayanağını Allah’ta bulur.


2️⃣ “Allah’a İman Edenler” Ne Anlama Gelir ❓


Kur’anî anlamda iman yalnızca:


“Allah vardır.”


demek değildir.


İman;


Allah’ın varlığını,


birliğini,


peygamberlerini,


vahyi


ve ahiret sorumluluğunu


kabul eden bir yöneliştir.


Fakat bu kabulun insanın hayatına da yansıması beklenir.


Gerçek iman, insanın kararlarını ve ahlâkını etkilemeye başlar.


3️⃣ “Allah’a Sımsıkı Sarılmak” Ne Demektir ❓


Ayette kullanılan ifade **“i‘tasamû bihî”**dir.


Bu, güçlü biçimde tutunmak, sığınmak, bağlanmak anlamlarını taşır.


İnsan zorlandığında;


parasına,


insanlara,


statüsüne


veya kendi gücüne


mutlak güven bağlayabilir.


Ayet ise en temel dayanağın Allah olması gerektiğini bildirir.


Allah’a sımsıkı sarılmak, bütün sebepleri bırakmak değil; sebeplerin üzerinde Allah’a güvenmektir.


4️⃣ Allah’a Sarılmak Pasifleşmek Anlamına mı Gelir ❓


Hayır.


Allah’a güvenmek:


çalışmamak,


plan yapmamak,


tedbir almamak


veya sorumluluktan kaçmak


değildir.


İnsan çalışır.


Tedbirini alır.


Bilgi toplar.


Doktora gider.


Adalet arar.


Sonra sonucu mutlak biçimde kendi kontrolünde sanmaz.


Tevekkül ile pasiflik birbirinden ayrılmalıdır.


5️⃣ İnsan Neden Bir Şeye Tutunma İhtiyacı Hisseder ❓


Çünkü insan kırılgandır.


Hayat tamamen kontrol edilemez.


Sağlık değişebilir.


Maddi durum bozulabilir.


İnsanlar gidebilir.


Planlar çözülebilir.


Bu yüzden insan psikolojik olarak bir güven merkezi arar.


Nisâ 175 bu merkezin en sonunda Allah olması gerektiğini söyler.


Çünkü diğer bütün dayanaklar geçicidir.


6️⃣ “Allah Onları Rahmetine Koyacaktır” Ne Anlama Gelir ❓


Rahmet sadece acımak anlamına gelmez.


Allah’ın;


bağışlaması,


koruması,


rehberliği


ve kuluna iyilikle muamele etmesi


gibi çok geniş anlamlar taşır.


Ayet, iman eden ve Allah’a bağlanan kişinin ilahî rahmet alanına alınacağını bildirir.


Bu, insanın sadece kendi ameline güvenmemesi gerektiğini de hatırlatır.


7️⃣ Rahmet ile Lütuf Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Rahmet, Allah’ın kuluna merhametle yönelmesini ifade eder.


Fazl, yani lütuf ise Allah’ın kuluna hak ettiğinin ötesinde ikramda bulunması anlamını taşır.


İnsan sınırlı iyilik yapar.


Ama Allah’ın karşılığı sınırsız olabilir.


Bu nedenle ayet sadece:


“Karşılığını alacaksınız.”


demez.


Allah’ın lütfundan söz eder.


8️⃣ İnsan Allah’ın Rahmetini Hak Ettiğini İddia Edebilir mi ❓


İnsan iyilik yapmakla yükümlüdür.


Ama:


“Ben şu kadar amel yaptım, Allah bana bunu vermek zorunda.”


şeklindeki bir yaklaşım doğru değildir.


İman ve salih amel önemlidir.


Fakat insanın kurtuluş ümidi aynı zamanda Allah’ın rahmetine dayanır.


Bu denge insanı hem çalışkan hem de mütevazı yapar.


9️⃣ “Dosdoğru Yol” Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an’da sırât-ı müstakîm, doğru ve dengeli yol anlamına gelir.


Bu yol;


tevhid,


adalet,


ahlâk,


ibadet


ve sorumluluk


üzerine kuruludur.


Dosdoğru yol, her konuda hiç hata yapmayan insan olmak demek değildir.


Yanıldığında tekrar hakka dönebilen bir yöneliştir.


🔟 “Onları Kendisine Götüren Bir Yola İletecektir” Ne Demektir ❓


Ayet yalnızca:


“Doğru bir yol verir.”


demiyor.


Bu yolun yönünü de gösteriyor:


Allah’a doğru.


Burada fiziksel bir mesafeden söz edilmez.


Manevî yakınlık,


itaat,


rıza


ve kulluk


kastedilir.


İnsan doğru yolda ilerledikçe Allah’a karşı farkındalığı ve bağlılığı derinleşir.


1️⃣1️⃣ Allah’a Yaklaşmak Mekânsal Bir Yakınlık mıdır ❓


Hayır.


İslam teolojisinde Allah yaratılmış varlıklar gibi fiziksel mekânla sınırlı düşünülmez.


Dolayısıyla Allah’a yaklaşmak;


bir mesafeyi azaltmak değil,


iman,


ibadet,


ahlâk


ve bilinç bakımından O’na yönelmektir.


Bu yakınlık fiziksel değil, manevî ve kullukla ilgili bir yakınlıktır.


1️⃣2️⃣ Hidayet Sadece Bir Kez Verilen Bir Şey midir ❓


Hayır.


İnsan doğru yolu bulduktan sonra da hidayete ihtiyaç duyar.


Çünkü hayat değişir.


Yeni sınavlar gelir.


İnsan yanılabilir.


Bu yüzden Fâtiha Suresi’nde iman eden kişi bile her gün:


“Bizi dosdoğru yola ilet.”


diye dua eder.


Hidayet sadece başlangıç değil, devam eden bir yolculuktur.


1️⃣3️⃣ Allah’a Sımsıkı Sarılan Bir İnsan Hiç Zorluk Yaşamaz mı ❓


Hayır.


Ayet böyle bir vaat vermez.


Peygamberler bile;


kayıp,


hastalık,


savaş,


yalnızlık


ve ağır sıkıntılar


yaşamıştır.


Allah’a tutunmak, hayatın acısız hâle gelmesi değildir.


Fakat insanın acının içinde tamamen yönsüz ve sahipsiz kalmaması anlamına gelebilir.


1️⃣4️⃣ Rahmet İçinde Olmak Dünyada Sürekli Mutluluk Demek midir ❓


Hayır.


Rahmet ile sürekli dünyevî rahatlık aynı şey değildir.


Bazen rahmet;


bir nimetin verilmesi,


bazen bir zararın uzaklaştırılması,


bazen sabır verilmesi,


bazen de insanın yanlış bir yoldan geri çevrilmesi


şeklinde ortaya çıkabilir.


İnsan her rahmeti anında fark etmeyebilir.


1️⃣5️⃣ Nisâ 174 ile Nisâ 175 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


  1. ayet:

Delil ve nur geldi.


der.


  1. ayet ise:

Bu delile iman edip Allah’a sarılanların sonucu nedir?


sorusunu cevaplar.


Sonuç:


Rahmet.


Lütuf.


Dosdoğru yol.


Böylece vahiy sadece bilgi vermekle kalmaz; insanı bir yolculuğa davet eder.


1️⃣6️⃣ İnsan Kur’an’a İnanıp Allah’a Gerçekten Tutunmadan Yaşayabilir mi ❓


Teorik olarak insan:


“İnanıyorum.”


diyebilir ama hayatında bütün güvenini;


parasına,


makamına,


çevresine


veya kendisine


bağlayabilir.


Nisâ 175 bu yüzden imanla birlikte i‘tisâmı, yani Allah’a tutunmayı zikreder.


İnancın kalpteki güven merkezi hâline gelmesi beklenir.


1️⃣7️⃣ Allah’a Tutunmak İnsanlara Güvenmemek Demek midir ❓


Hayır.


İnsan;


ailesine,


dostlarına,


doktoruna,


öğretmenine


ve güvenilir insanlara


dayanabilir.


Sorun insanlardan yardım almak değildir.


Sorun herhangi bir insanı veya kurumu mutlak güven kaynağı hâline getirmektir.


İnsanlar değişebilir.


Allah’a güven ise inanan açısından daha temel bir zemindir.


1️⃣8️⃣ Nisâ 175 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugünün insanı çok sayıda güvensizlikle yaşıyor.


Ekonomi değişiyor.


İlişkiler kırılabiliyor.


Teknoloji hızla dönüşüyor.


İşler kaybolabiliyor.


Gelecek belirsizleşiyor.


Bu ortamda insan sürekli yeni güvenlik noktaları arıyor.


Nisâ 175 ise şu soruyu soruyor:


Her şey değiştiğinde geriye tutunabileceğin ne kalıyor?


Ayetin cevabı:


Allah’a iman ve O’na sımsıkı tutunmak.


1️⃣9️⃣ Nisâ 175’in En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 175. ayet insanın hayatındaki en temel sorulardan birine dokunur:


Ben gerçekten neye tutunuyorum?


İnsan çoğu zaman bunu hayatı yolunda giderken fark etmez.


Parası vardır.


Sağlığı vardır.


Ailesi yanındadır.


İşi vardır.


Planları işlemektedir.


Ve kendisini güçlü hisseder.


Fakat bunlardan biri sarsıldığında gerçek dayanak ortaya çıkar.


Bazen insan parasına tutunmuştur.


Para gidince çöker.


Bir kişiye tutunmuştur.


O kişi gidince bütün hayatını kaybetmiş gibi hisseder.


Statüsüne tutunmuştur.


Makam bitince kendisini değersiz görür.


Nisâ 175 bütün bunların ötesinde bir dayanak gösterir:


Allah.


Bu, insanın dünyadaki bağlarını değersizleştirmek değildir.


Aksine onları doğru yere koymaktır.


Sev.


Çalış.


Kazan.


Plan yap.


İnsanlara güven.


Ama hiçbir yaratılmışı mutlaklaştırma.


Çünkü her yaratılmış değişebilir.


Ayet sonra çok güzel bir vaat verir:


Allah’a iman edip O’na sımsıkı tutunanları Allah;


rahmetine alır,


lütfuyla kuşatır



ve


kendisine doğru dosdoğru bir yolda ilerletir.


Belki de burada en önemli kelime yoldur.


Çünkü iman bir anda tamamlanan bir durum değildir.


İnsan yürür.


Bazen hızlanır.


Bazen tökezler.


Bazen yanlış sapar.


Sonra geri döner.


Önemli olan pusulanın yönüdür.


Ve Nisâ 175’e göre pusulanın son yönü Allah’tır.


Belki de Nisâ 175’in bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:


Hayatımdaki her şey elimden alınsa, geriye beni ayakta tutabilecek kadar güçlü hangi hakikate tutunmuş olurum?


“İnsan dünyada birçok şeye tutunabilir; fakat hepsi değişebilir. Nisâ 175, geçici dayanakların ötesinde bir güven merkezi gösterir: Allah’a iman etmek, O’na sımsıkı sarılmak ve O’na doğru yürümek.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt