📖 Nisâ Suresi 155. Ayette “Verdikleri Sözü Bozmaları, Allah’ın Ayetlerini İnkâr Etmeleri, Peygamberleri Haksız Yere Öldürmeleri ve ‘Kalplerimiz

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,336
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 155. Ayette “Verdikleri Sözü Bozmaları, Allah’ın Ayetlerini İnkâr Etmeleri, Peygamberleri Haksız Yere Öldürmeleri ve ‘Kalplerimiz Kapalıdır’ Demeleri Sebebiyle Kalpleri Mühürlenmiştir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 155, insanın hakikatten bir anda değil, çoğu zaman tekrar edilen tercihlerle uzaklaştığını gösterir. Söz bozulur, delil reddedilir, vicdan susturulur ve sonunda insan kendi kapanışını kader sanmaya başlayabilir.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 155. ayeti, bir önceki ayette anlatılan sağlam ahit, Tûr, secde ederek kapıdan girme ve Cumartesi yasağına uyma yükümlülüklerinin ardından, bu ahdin nasıl bozulduğunu anlatır.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Verdikleri sağlam sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve ‘Kalplerimiz kapalıdır’ demeleri sebebiyle… Hayır, inkârları yüzünden Allah onların kalplerini mühürlemiştir; bu yüzden pek azı iman eder.”


Ayetin dili ağırdır.


Çünkü burada tek bir hata değil, birbirini besleyen bir dizi ciddi davranış anlatılır:


Ahdi bozmak.


Ayetleri reddetmek.


Peygamberlere saldırmak.


Ve sonunda hakikate tamamen kapanmak.



1️⃣ Nisâ Suresi 155. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayet insanın hakikatten kopuşunun aşamalar hâlinde gerçekleşebileceğini gösterir.


Önce söz bozulabilir.


Sonra uyarılar önemsenmeyebilir.


Sonra hakikati taşıyan kişiler düşmanlaştırılabilir.


En sonunda insan:


“Ben zaten buna kapalıyım.”


noktasına gelebilir.


Bu yüzden ayet sadece tarih anlatmaz.


Ahlâkî çöküşün nasıl ilerleyebileceğini de gösterir.


2️⃣ “Verdikleri Sözü Bozmaları” Ne Anlama Gelir ❓


  1. ayette İsrailoğullarından alınan sağlam bir ahitten söz edilmişti.
  2. ayet:

“Bu ahdi bozdular.”


diyerek devam eder.


Ahit, bilinçli biçimde üstlenilmiş sorumluluk demektir.


Dolayısıyla sözün bozulması sadece unutkanlık değildir.


Kişi neye söz verdiğini bildiği hâlde bundan uzaklaşabilir.


Kur’an açısından söz, insanın karakterinin önemli göstergelerinden biridir.


3️⃣ Ahdi Bozmak Neden Bu Kadar Ciddi Bir Suçtur ❓


Çünkü güveni yıkar.


Bir insanın sözü değerini kaybederse onunla kurulan ilişkiler de kırılganlaşır.


Toplumlar;


sözleşme,


emanet,


güven


ve verilen sözler


üzerinde ayakta durur.


Dinî açıdan ise Allah’a verilen ahdin bozulması, insanın kendi kabul ettiği sorumluluğu bilinçli biçimde terk etmesi anlamına gelir.


4️⃣ “Allah’ın Ayetlerini İnkâr Etmeleri” Ne Demektir ❓


Buradaki inkâr, yalnızca bir ayetin ne anlama geldiğini anlayamamak değildir.


Daha çok ilahî işaretleri ve vahyi bilinçli biçimde reddetme tavrını ifade eder.


İnsan delille karşılaşabilir.


Ama delili kabul etmek istemeyebilir.


Çünkü kabul ederse hayatında bir şeyleri değiştirmesi gerekebilir.


Bazen problem bilgi eksikliği değil, değişmek istememektir.


5️⃣ İnsan Açık Bir Gerçeği Neden Reddedebilir ❓


Çünkü hakikat her zaman rahat değildir.


Bazen insanın;


çıkarına,


alışkanlıklarına,


gücüne,


statüsüne


veya egosuna


dokunur.


İnsan gerçeği kabul ederse:


“Ben yanlışmışım.”


demek zorunda kalabilir.


Bu cümle kibirli zihin için ağır olabilir.


Bu nedenle insan bazen gerçeği değil, kendisini korumayı seçer.


6️⃣ “Peygamberleri Haksız Yere Öldürmeleri” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet geçmişte bazı peygamberlerin ve Allah’ın mesajını taşıyan kişilerin haksız yere öldürülmesini ağır bir suç olarak hatırlatır.


Buradaki vurgu:


“Haksız yere.”


ifadesindedir.


Peygamberlerin insanları;


adalete,


tevhide,


ahlâka


ve sorumluluğa


çağırması bazı güç odaklarının çıkarlarını tehdit edebilir.


Hakikati susturmanın en uç biçimi ise hakikati taşıyan kişiyi ortadan kaldırmaya çalışmaktır.


7️⃣ Neden Peygamberler Bazen Kendi Toplumlarının Tepkisini Çekmiştir ❓


Çünkü peygamberlik sadece teselli veren sözlerden oluşmaz.


Peygamber;


zulmü eleştirir,


adaletsizliği sorgular,


putlaştırılmış güçlere meydan okur,


toplumun yanlış alışkanlıklarını eleştirir.


Bu nedenle özellikle çıkarı bozulan insanlar tepki gösterebilir.


Hakikatin tehdit edici tarafı bazen tam burada ortaya çıkar:


İnsanı rahat bırakmaz.


8️⃣ “Kalplerimiz Kapalıdır” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


Arapça ifadede “kulûbunâ ghulf” denir.


Bu ifade:


“Kalplerimiz örtülüdür.”


veya


“Kalplerimiz kapalıdır.”


anlamına gelebilir.


Bu söz, insanların kendilerini yeni bir hakikate kapattıklarını anlatan bir tavır olarak yorumlanabilir.


Yani:


“Bize ne söylersen söyle, kabul etmeyeceğiz.”


gibi bir psikolojik kapanma söz konusu olabilir.


9️⃣ İnsan Kendi Kalbini Kapatabilir mi ❓


Ahlâkî ve psikolojik anlamda evet.


İnsan sürekli:


“Ben yanlış olamam.”


derse,


karşı tarafı hiç dinlemezse,


her eleştiriyi düşmanlık sayarsa,


zamanla yeni bilgiye kapanabilir.


Bu kapanma bir anda olmayabilir.


Tekrar edilen tercihlerle oluşabilir.


İnsan önce hakikati reddeder.


Sonra reddetmeyi alışkanlık hâline getirir.


Sonunda da reddediş karaktere dönüşebilir.


🔟 “Allah Kalplerini Mühürlemiştir” Ne Demektir ❓


Bu ifade Kur’an’ın dikkatle anlaşılması gereken kavramlarından biridir.


Bunu:


“Allah hiçbir sebep yokken bazı insanların iman etmesini engeller.”


şeklinde anlamak eksik olur.


Ayetin kendisi sebebi açıkça söyler:


“İnkârları sebebiyle.”


Yani mühürlenme, insanın sürekli inkâr ve direnç yöneliminin bir sonucu olarak anlatılır.


Kişinin seçimleri ile ilahî hüküm birlikte düşünülmelidir.


1️⃣1️⃣ Kalbin Mühürlenmesi Geri Dönüşün Tamamen İmkânsız Olduğu Anlamına mı Gelir ❓


Bu konuda ayetlerin genel bağlamını birlikte düşünmek gerekir.


Kur’an birçok yerde tövbe ve dönüş kapısını açık tutar.


Bu nedenle belirli bir insan hakkında:


“Senin kalbin mühürlenmiş, artık asla değişemezsin.”


deme yetkisine sahip değiliz.


Kalbin mühürlenmesi ciddi ve kökleşmiş bir direnç hâlini anlatır.


Nihai hüküm ise Allah’a aittir.


1️⃣2️⃣ “İnkârları Sebebiyle” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓


Çünkü sorumluluğu görünür kılar.


İnsan:


“Ben böyle yaratıldım, yapacak bir şey yok.”


diyemez.


Ayet önce;


söz bozmayı,


ayetleri reddetmeyi,


peygamberlere saldırmayı


ve ardından inkârda ısrarı


anlatır.


Yani sonuç, uzun bir ahlâkî sürecin ardından gelir.


Bu, Kur’an’ın sorumluluk anlayışında çok önemli bir ilkedir.


1️⃣3️⃣ “Pek Azı İman Eder” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet bütün bireyleri tek bir hüküm altında tamamen yok etmez.


“Pek azı iman eder.”


ifadesi, topluluk içinde istisnaların bulunduğuna işaret eder.


Bu ayrıntı önemlidir.


Kur’an bir topluluk içindeki belirli tarihsel yanlışları eleştirirken bütün bireylerin mutlaka aynı olduğunu söylemez.


Dolayısıyla ayeti etnik veya toplumsal bir topluluğun tamamına yönelik değişmez bir suçlama gibi okumak doğru olmaz.


1️⃣4️⃣ Bu Ayet Bütün Yahudileri Suçluyor mu ❓


Hayır.


Ayet belirli tarihsel davranışları ve bunları sergileyen kimseleri eleştirir.


Kur’an’ın başka ayetlerinde Ehl i Kitap arasında;


dürüst,


ibadet eden,


Allah’a ve ahirete inanan


ve iyilik yapan


kişilerden de olumlu biçimde söz edilir.


Dolayısıyla tarihsel suçları bütün bir halkın veya sonraki nesillerin değişmez özelliği hâline getirmek hem metnin bütünlüğüne hem adalet ilkesine aykırıdır.


1️⃣5️⃣ Bir Neslin Suçu Sonraki Nesillere Yüklenebilir mi ❓


Kur’an’ın bireysel sorumluluk ilkesi açısından insanların işlemediği suçlardan dolayı otomatik olarak suçlu sayılması doğru değildir.


Bir insan atalarının yaptığını onaylamıyorsa ve aynı davranışı sürdürmüyorsa onların fiilinin faili değildir.


Tarih bilinmelidir.


Ama tarih kolektif nefret üretmek için kullanılmamalıdır.


Nisâ 155’in amacı tarihsel düşmanlık üretmek değil, hakikate karşı direnmenin sonuçlarını göstermektir.


1️⃣6️⃣ Nisâ 154 ile Nisâ 155 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


  1. ayet:

Ahit verildiğini anlatıyordu.


  1. ayet:

Ahit bozulduğunda ne olduğunu anlatır.


Bu iki ayet birlikte büyük bir ahlâk ilkesi oluşturur:


Söz vermek başlangıçtır.


Sadakat ise asıl sınavdır.


İnsan büyük sözler verebilir.


Ama davranışı sözünü doğrulamıyorsa ahdin anlamı kaybolur.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Hakikati Söyleyen İnsanlara Karşı Tavrımızı Nasıl Sorgular ❓


Bazen insan eleştirildiğinde mesajı değerlendirmek yerine mesajı getirene saldırır.


Şöyle diyebilir:


“Onu susturalım.”


“Onu itibarsızlaştıralım.”


“Onu ortadan kaldıralım.”


Bu, düşünsel bir savunma mekanizmasıdır.


Çünkü mesajı çürütemeyen insan bazen mesajcıyı hedef alır.


Ayetin peygamberlerin öldürülmesini hatırlatması bu açıdan son derece güçlüdür.


1️⃣8️⃣ Nisâ 155 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün de insan kendisini yankı odalarına kapatabilir.


Sadece kendi düşündüğünü söyleyen insanları dinler.


Karşıt görüşü hemen engeller.


Eleştiriyi hakaret sayar.


Yanlışını gösteren herkesi düşmanlaştırır.


Bir süre sonra artık gerçeği değil, yalnızca kendi fikrinin tekrarını duyar.


Bu, modern anlamda kalbin ve zihnin kapanmasına benzeyen tehlikeli bir durumdur.


1️⃣9️⃣ Nisâ 155’in En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 155. ayet insanın hakikatten nasıl uzaklaşabileceğini adım adım gösterir.


Önce söz bozulur.


Sonra ilahî işaretler küçümsenir.


Ardından hakikati söyleyen insanlar düşmanlaştırılır.


Ve sonunda insan:


“Kalbim kapalı.”


noktasına gelir.


Bu noktada Kur’an:


“Hayır.”


der.


Bu kapanma masum değildir.


İnkârın, inatlaşmanın ve tekrar edilen tercihlerin bir sonucu olabilir.


İşte ayetin belki de en sarsıcı tarafı budur:


İnsan bazı kapıları kendi eliyle kapatır.


Sonra onların hiç açılmadığını sanabilir.


Bir gerçeği bir kez reddedersin.


Sonra bir kez daha.


Sonra onu savunmak için yeni gerekçeler üretirsin.


Bir süre sonra geri dönmek, sadece fikir değiştirmek değil, egonun yıllardır kurduğu bütün savunmayı yıkmak anlamına gelir.


Bu yüzden insanın kalbini koruması gerekir.


Her eleştiriyi reddetmemek.


Her farklı sözü düşmanlık görmemek.


Yanıldığında:


“Evet, burada yanlışmışım.”


diyebilmek.


Çünkü hakikate açık kalmak sadece bilgi meselesi değildir.


Aynı zamanda tevazu meselesidir.


Belki de Nisâ 155’in bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:


Ben gerçekten hakikate açık mıyım, yoksa yıllardır savunduğum düşüncelerimi koruyabilmek için kalbimin ve zihnimin kapılarını yavaş yavaş kendim mi kapatıyorum?


“Kalp çoğu zaman bir anda kapanmaz; her reddediş, her kibir ve her bilinçli kaçış kapıya yeni bir kilit ekleyebilir. Hakikate açık kalmanın anahtarı ise çoğu zaman tevazudur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt