📖 Nisâ Suresi 152. Ayette “Allah’a ve Peygamberlerine İman Eden, Onlardan Hiçbiri Arasında Ayrım Yapmayanlara Mükâfatları Verilecektir; Allah Çok Bağ

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,336
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 152. Ayette “Allah’a ve Peygamberlerine İman Eden, Onlardan Hiçbiri Arasında Ayrım Yapmayanlara Mükâfatları Verilecektir; Allah Çok Bağışlayandır, Çok Merhamet Edendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 152, gerçek imanın seçici değil bütünlüklü olduğunu hatırlatır. Allah’ın gönderdiği elçileri birbirine rakip görmek yerine aynı vahiy zincirinin halkaları olarak kabul etmek, inancın tarih boyunca uzanan birliğini görmektir.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 152. ayeti, hemen önceki 150 ve 151. ayetlerde eleştirilen “peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını reddetme” tavrının tam karşısına olumlu bir iman modelini yerleştirir.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Allah’a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayanlara gelince, Allah onlara mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”


Böylece Kur’an yalnızca hangi inanç biçiminin yanlış olduğunu söylemekle kalmaz.


Doğru yönelişi de açıklar:


Allah’a iman.


Bütün peygamberlerin ilahî elçiliğini kabul.


Ve bu imanın karşılığında rahmet ve mükâfat ümidi.



1️⃣ Nisâ Suresi 152. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayetin temel mesajı şudur:


İman bütünlük ister.


Allah’a inanmak ile O’nun gönderdiği peygamberlerin ilahî görevini kabul etmek birbirinden koparılmaz.


Kur’an’a göre peygamberler;


birbirlerinin rakibi,


birbirini geçersiz kılan kişilikler


veya ayrı ayrı tanrıların temsilcileri


değildir.


Aynı Allah’ın farklı dönemlerde insanlara gönderdiği elçilerdir.


2️⃣ “Allah’a ve Peygamberlerine İman Edenler” Ne Demektir ❓


Bu ifade sadece:


“Peygamberlerin varlığını kabul ediyorum.”


demek değildir.


Onların Allah tarafından gönderilmiş elçiler olduğunu kabul etmeyi ifade eder.


Allah’a iman vahyin kaynağını,


peygamberlere iman ise vahyin insanlara ulaştırılma biçimini


kabul etmektir.


İkisi birlikte Kur’an’ın iman yapısının temel parçalarındandır.


3️⃣ “Peygamberler Arasında Ayrım Yapmamak” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade bütün peygamberlerin görev bakımından Allah’ın gerçek elçileri olduğunu kabul etmek anlamına gelir.


Yani:


Musa gerçek peygamberdir ama İsa değildir,


İsa peygamberdir ama Muhammed değildir,


veya bunun tersi


şeklindeki seçici bir yaklaşım reddedilir.


Kur’an’ın istediği şey:


Allah’ın gönderdiği hiçbir peygamberi peygamberlikten çıkarmamaktır.


4️⃣ Bu, Bütün Peygamberlerin Her Bakımdan Aynı Olduğu Anlamına mı Gelir ❓


Hayır.


Kur’an’ın başka ayetlerinde bazı peygamberlerin bazı yönlerden üstün kılındığı belirtilir.


Dolayısıyla burada sözü edilen “ayrım yapmamak”:


“Hiçbir peygamber arasında hiçbir fark yoktur.”


demek değildir.


Asıl anlam:


“Birini kabul edip diğerini Allah’ın elçisi olmaktan çıkarmayın.”


şeklindedir.


Peygamberlerin görevleri ve tarihsel rolleri farklı olabilir.


Ama ilahî elçilikleri inkâr edilmez.


5️⃣ Nisâ 150, 151 ve 152 Nasıl Bir Bütün Oluşturur ❓


Bu üç ayet birbirini tamamlar.


  1. ayet:

Bazı peygamberlere inanıp bazılarını reddetme tavrını anlatır.


  1. ayet:

Bu seçici tavrın gerçek iman olmadığını bildirir.


  1. ayet:

Doğru tavrı gösterir: Allah’a ve bütün peygamberlerine iman etmek.


Yani üç ayet birlikte bir karşılaştırma oluşturur:


Parçalanmış iman


ve


bütünlüklü iman.


6️⃣ İslam Neden Önceki Peygamberlere İmanı Bu Kadar Önemser ❓


Çünkü Kur’an kendisini tarihten kopuk yeni bir din gibi sunmaz.


İbrahim,


Nuh,


Musa,


Davud,


İsa


ve diğer peygamberlerin


aynı tevhid geleneğinin parçaları olduğunu bildirir.


Bu nedenle İslam’ın peygamberlik anlayışı yalnızca Hz. Muhammed’le başlamaz.


Hz. Muhammed bu uzun vahiy zincirinin son halkası olarak kabul edilir.


7️⃣ Bir Müslüman Hz. Musa ve Hz. İsa’ya da İman Etmek Zorunda mıdır ❓


Kur’an’ın iman anlayışına göre evet.


Hz. Musa’ya iman,


Hz. İsa’ya iman


ve Allah’ın gönderdiği diğer peygamberleri kabul etmek,


Müslüman imanının parçasıdır.


Bu nedenle:


“Ben Müslümanım ama Musa veya İsa’nın peygamberliğini kabul etmiyorum.”


şeklindeki bir yaklaşım Kur’an’ın iman bütünlüğüyle uyuşmaz.


8️⃣ Peygamberlerin Mesajlarının Ortak Noktası Nedir ❓


Kur’an’ın genel anlatımında temel ortak nokta tevhiddir.


Yani:


Allah’a kulluk etmek,


O’na ortak koşmamak,


ahlâkî sorumluluk taşımak


ve insanın yaptıklarının hesabını vereceğini bilmek.


Tarihsel şartlara bağlı bazı hukukî ayrıntılar değişebilir.


Ama temel çağrı aynı çizgide devam eder.


9️⃣ Önceki Şeriatların Farklı Olması Bu Birliğe Zarar Verir mi ❓


Hayır.


Bir peygamberin toplumuna verilen bazı hükümler başka bir toplumdakinden farklı olabilir.


Bu, kaynağın farklı olduğu anlamına gelmez.


Aynı doktor farklı hastalara farklı tedaviler uygulayabilir.


Benzer biçimde ilahî rehberlik de farklı dönemlerde farklı toplumsal şartlara uygun hükümler içerebilir.


Birlik, her ayrıntının aynı olması değil; kaynağın ve temel yönün bir olmasıdır.


🔟 Peygamberlere İman Onları Kutsallaştırmak veya İlahlaştırmak mıdır ❓


Hayır.


Kur’an peygamberleri insan ve kul olarak görür.


Onlara iman edilir.


Sevilirler.


Saygı gösterilir.


Ama ibadet edilmez.


Bu yüzden peygamberlere iman, tevhidle çelişmez.


Tam tersine onların görevi insanları Allah’a yöneltmektir.


1️⃣1️⃣ Ayette Neden “Onlara Mükâfatlarını Verecektir” Deniliyor ❓


Çünkü iman yalnızca zihinsel bir bilgi olarak görülmez.


İnsanın hakikate verdiği cevabın Allah katında bir karşılığı vardır.


Ayet:


Samimi iman karşılıksız kalmaz.


mesajı verir.


Bu mükâfatın nihai boyutu ahiretle ilgilidir.


Ancak iman dünyada da insana;


anlam,


yön,


ahlâkî merkez


ve umut


kazandırabilir.


1️⃣2️⃣ “Mükâfatları” Çoğul İfade Edilmesi Ne Düşündürür ❓


Bu ifade Allah’ın karşılığının tek bir biçimle sınırlı olmadığını düşündürebilir.


Kulun;


imanı,


sabırla sürdürdüğü hayatı,


iyi davranışları


ve Allah’a yönelişi


karşılıksız bırakılmaz.


Kur’an’da mükâfat kavramı çoğu zaman ilahî lütfun genişliğini anlatır.


Esas mesaj şudur:


Allah samimi bağlılığı zayi etmez.


1️⃣3️⃣ Ayet Neden “Allah Çok Bağışlayandır” Diye Bitiyor ❓


Çünkü iman eden insanlar kusursuz değildir.


İnsan;


yanılabilir,


günah işleyebilir,


eksik davranabilir.


Eğer mükâfat yalnızca kusursuz insanlara verilseydi, insanın umudu çok daralırdı.


Ayet mükâfatın hemen ardından bağışlamayı hatırlatarak Allah’ın kullarının eksiklerini bildiğini gösterir.


1️⃣4️⃣ “Çok Merhamet Edendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Rahmet, Allah’ın kuluyla ilişkisini sadece ceza ve hesap üzerinden düşünmememiz gerektiğini gösterir.


Allah’ın bağışlaması yalnızca hatayı silmek değildir.


Kuluna;


yeniden başlama,


iyiliğe yönelme


ve kurtuluş


imkânı da verir.


Bu nedenle ayet:


iman + mükâfat + bağışlanma + rahmet


bütünlüğüyle sona erer.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Dinler Arasında Ortak Bir Peygamberlik Hafızası Kuruyor mu ❓


Evet.


Kur’an;


İbrahim’i,


Musa’yı,


İsa’yı


ve birçok peygamberi


Müslümanların da iman tarihinin parçası hâline getirir.


Bu çok önemli bir perspektiftir.


Müslüman için Musa veya İsa “başka insanların peygamberleri” olmaktan önce Allah’ın peygamberleridir.


Bu ortak hafıza dinler arası ilişkilerde tarihsel yakınlığı anlamak açısından da önemlidir.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Farklı İnançtaki İnsanlarla Tartışırken Nasıl Bir Ahlâk Öğretir ❓


İnanç farklılığını dürüstçe ifade etmek gerekir.


Ancak başka insanların saygı duyduğu peygamberlere hakaret etmek Kur’an’ın peygamberlik anlayışıyla bağdaşmaz.


Özellikle Kur’an’ın da peygamber kabul ettiği isimleri aşağılamak, Müslümanın kendi iman ilkeleriyle de çelişir.


Teolojik farklılık tartışılabilir.


Ama tartışma saygıyı ve adaleti kaybetmemelidir.


1️⃣7️⃣ Peygamberler Arasında Ayrım Yapmama İlkesi Irkçılığa da Bir Mesaj Taşır mı ❓


Dolaylı olarak güçlü bir evrensellik taşır.


Peygamberler farklı;


toplumlardan,


dönemlerden,


coğrafyalardan


gelmiş olabilir.


Ama Allah’ın mesajı tek bir ırka veya millete hapsedilmez.


Bu, hakikatin belirli bir etnik grubun özel mülkü olmadığını gösterir.


Allah’ın rehberliği insanlık tarihinin farklı coğrafyalarına ulaşmıştır.


1️⃣8️⃣ Nisâ 152 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugünün dünyasında insanlar tarihî şahsiyetleri bile kamplara ayırabiliyor.


“Bizim peygamberimiz.”


“Onların peygamberi.”


gibi düşünceler oluşabiliyor.


Nisâ 152 ise çok daha geniş bir bakış açısı getirir:


Allah’ın peygamberleri insanlığın vahiy tarihinin ortak halkalarıdır.


İman, hakikati dar bir kabile veya grup kimliğine hapsetmek değil, daha büyük bir vahiy tarihinin parçası olduğunu fark etmektir.


1️⃣9️⃣ Nisâ 152’nin En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 152. ayet, önceki iki ayetin sert uyarısının ardından insana çok temiz bir yol gösterir:


Parçalama.


Allah’ı kabul edip elçilerini keyfine göre seçme.


Bir peygamberi yüceltmek için diğerini küçültme.


Vahiy tarihini rakip kamplara bölme.


Çünkü Kur’an’ın perspektifinde;


Nuh’un çağrısı,


İbrahim’in tevhidi,


Musa’nın mücadelesi,


İsa’nın mesajı


ve Muhammed’in tebliği


birbirinden bütünüyle kopuk dünyalar değildir.


Hepsi insanın Allah’la ilişkisini yeniden kuran büyük bir peygamberlik tarihinin parçalarıdır.


Bu bakış insanın din anlayışını da genişletir.


Hakikat sadece:


“Benim grubum.”


demek değildir.


Hakikatin tarih boyunca farklı insanlara ulaştırıldığını kabul etmektir.


Ayetin sonunda ceza değil:


mükâfat, bağışlanma ve rahmet


vardır.


Bu da çok anlamlıdır.


Çünkü bütünlüklü iman insanı yalnızca doğru bir inanç cümlesine değil, Allah’ın rahmetine açık bir hayata çağırır.


Belki de Nisâ 152’nin bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:


Peygamberleri birbirine karşı kurulmuş rakip kimliklerin temsilcileri olarak mı görüyorum, yoksa aynı Allah’ın insanlığa uzanan büyük rehberlik zincirinin halkaları olarak mı?


“Peygamberlerin isimleri, dönemleri ve toplumları farklı olabilir; fakat tevhidin özü onları aynı hakikat çizgisinde buluşturur. İman, bu zinciri parçalamak değil, bütünlüğünü görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt