📖 Nisâ Suresi 107. Ayette “Kendilerine Hainlik Edenleri Savunma; Şüphesiz Allah Hainlikte ve Günahta Israr Edenleri Sevmez” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,265
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 107. Ayette “Kendilerine Hainlik Edenleri Savunma; Şüphesiz Allah Hainlikte ve Günahta Israr Edenleri Sevmez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 107, sadakatin kişilere değil hakikate verilmesi gerektiğini öğretir. Birini sevmek, onun yanlışını doğru göstermek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 107. ayeti, hemen önceki 105 ve 106. ayetlerde başlayan adalet, hainleri savunmama, yanlış hüküm ve bağışlanma dileme temasını devam ettirir.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Kendilerine hainlik edenleri savunma. Şüphesiz Allah, hainlikte ve günahta ileri giden kimseleri sevmez.”


Bu kısa ayet çok güçlü bir ahlâk ilkesi ortaya koyar:


Bir kişinin yakınlığı, aidiyeti veya bizim tarafımızda bulunması, onun haksızlığını savunmamızı meşru hâle getirmez.


1️⃣ Nisâ Suresi 107. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayetin ana mesajı şudur:


Haksız olduğunu bildiğin kişiyi haksızlığı üzerinden savunma.


İnsan;


akrabasını,


arkadaşını,


kendi topluluğundan birini


veya sevdiği bir kişiyi


korumak isteyebilir.


Fakat adalet söz konusu olduğunda bağlılığın ölçüsü kişi değil hakikat olmalıdır.


2️⃣ “Kendilerine Hainlik Edenler” Ne Demektir ❓


Ayette kullanılan ifade oldukça dikkat çekicidir.


Hainlik yapan kişi aslında sadece başkasına değil, kendi kendisine de zarar vermektedir.


Çünkü insan;


haksızlık,


yalan,


ihanet


ve günah


işlediğinde kendi ahlâkî durumunu da bozar.


Başkasını aldatırken kendi karakterini de aşındırır.


3️⃣ İnsan Başkasına Hainlik Yaparken Kendine Nasıl Hainlik Eder ❓


Bir insan kısa vadede kazanç sağlayabilir.


Bir suçu gizleyebilir.


Birinin hakkını yiyebilir.


Fakat bunun karşılığında;


vicdanını,


güvenilirliğini,


ahlâkını


ve Allah karşısındaki sorumluluğunu


zedeleyebilir.


Bu nedenle kötülük sadece dışarıya yönelmez.


Failin kendisini de dönüştürür.


4️⃣ “Onları Savunma” Ne Anlama Gelir ❓


Burada yasaklanan şey, suçlu olduğunu bildiğin kişiyi haksız biçimde haklı göstermeye çalışmaktır.


Örneğin;


delili gizlemek,


yalan söylemek,


masumu suçlamak,


suçluyu temize çıkarmak


veya toplumsal baskıyla adaleti eğip bükmek


bu kapsama girebilir.


Bu, kişinin hukukî savunma hakkından farklıdır.


5️⃣ Bir Suçlunun Savunma Hakkı Olmasıyla Bu Ayet Çelişir mi ❓


Hayır.


Her insanın hukuk önünde savunma hakkı vardır.


Savunma hakkı;


delilleri incelemek,


usule uygun yargılanmayı istemek


ve hukukun tanıdığı haklardan yararlanmak


demektir.


Ama:


Suçlu olduğunu bilerek sahte delil üretmek veya masumu suçlu göstermek


başka bir şeydir.


Ayet bunu reddeder.


6️⃣ Neden İnsan Haksız Birini Savunur ❓


Çünkü insan tarafsız kalmakta zorlanabilir.


Sebep;


akrabalık,


arkadaşlık,


çıkar,


grup bağlılığı,


siyasi aidiyet


veya duygusal yakınlık


olabilir.


Bazen insan gerçeği görmek istemez.


Çünkü gerçeği kabul etmek kendi tarafı hakkında rahatsız edici bir sonuç doğurabilir.


Nisâ 107 tam da bu psikolojik zayıflığa müdahale eder.


7️⃣ Kendi Tarafımızdaki Yanlışı Görmek Neden Daha Zordur ❓


Çünkü insan kimliğini ait olduğu grupla birleştirebilir.


Grubundaki kişinin yanlışını kabul etmek:


“Benim tarafım kötü.”


gibi algılanabilir.


Oysa sağlıklı düşünce şunu ayırabilir:


Bir kişiyi sevmek başka,


onun her davranışını doğru kabul etmek başka şeydir.


Gerçek adalet, aidiyetin ötesine geçebilmelidir.


8️⃣ “Allah Hainleri Sevmez” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade hainliğin Allah katında ahlâkî olarak reddedildiğini gösterir.


Kur’an’da Allah’ın sevgisi;


adalet,


iyilik,


takvâ


ve doğruluk


gibi değerlerle ilişkilendirilir.


Hainlik ise güveni bozar.


Bu nedenle ihanette ısrar eden kişi, ilahî ahlâkın karşısında bir tutum sergiler.


9️⃣ Hainlik Sadece Devlete veya Topluma Karşı mı Olur ❓


Hayır.


Hainlik çok daha geniştir.


Bir insan;


arkadaşının güvenini kötüye kullanabilir,


eşine ihanet edebilir,


emaneti çalabilir,


işyerindeki güveni suistimal edebilir,


sır saklama sorumluluğunu bozabilir.


Yani hainlik, kendisine verilen güveni bilinçli biçimde kötüye kullanmaktır.


🔟 Güven Neden Ahlâkın Bu Kadar Merkezi Bir Parçasıdır ❓


Çünkü toplum güven olmadan yaşayamaz.


İnsanlar birbirlerine;


söz verir,


emanet bırakır,


iş teslim eder,


sır paylaşır,


sözleşme yapar.


Eğer herkes birbirini aldatıyorsa sosyal düzen çöker.


Bu nedenle hainlik yalnızca bireysel günah değildir.


Toplumsal güveni de tahrip eder.


1️⃣1️⃣ “Günahkâr” İfadesi Burada Ne Anlama Gelir ❓


Ayette hainlikle birlikte günah vurgusu da vardır.


Bu, davranışın tek seferlik basit bir hata olmaktan çıkıp ahlâkî bir bozulmaya dönüşebileceğini gösterir.


İnsan bir yanlış yapabilir ve tövbe edebilir.


Ama yanlışında ısrar eder,


yalanı büyütür


ve yeni haksızlıklarla kendini korumaya çalışırsa sorun derinleşir.


1️⃣2️⃣ Bir Yanlışı Savunmak Yeni Yanlışlar Üretebilir mi ❓


Evet.


Bu çok sık görülür.


İnsan önce küçük bir hata yapar.


Sonra hatasını gizlemek için yalan söyler.


Yalanı korumak için başka birini suçlar.


Sonra yeni deliller uydurur.


Böylece ilk hata, daha büyük bir ahlâkî zincire dönüşür.


Nisâ 107 bu zincirin erken aşamasında durmayı öğretir.


1️⃣3️⃣ Yanlış Yapan Birini Sevmek Onu Savunmayı Gerektirir mi ❓


Hayır.


Bazen en doğru sevgi biçimi:


“Burada haksızsın.”


diyebilmektir.


Bir insanın her davranışını savunmak sevgi değildir.


Aksine onun yanlışını büyütebilir.


Gerçek dostluk, kişiyi hatasında güçlendirmek değil, yanlıştan dönmesine yardımcı olmaktır.


1️⃣4️⃣ Aile Bağları Adaletin Önüne Geçebilir mi ❓


Geçmemelidir.


Bir kişi kardeşimiz, çocuğumuz veya yakın akrabamız olabilir.


Ama bir başkasının hakkını çiğnemişse sırf akrabalık sebebiyle mağduru haksız göstermek doğru değildir.


Adaletin gerçek sınavı çoğu zaman yabancıya karşı değil, kendi yakınımız söz konusu olduğunda ortaya çıkar.


1️⃣5️⃣ Nisâ 107 Siyasi Tarafgirlik Açısından Ne Söyler ❓


Çok güçlü bir ilke sunar.


Bir insan siyasi olarak desteklediği kişi yanlış yaptığında da aynı ahlâk ölçüsünü uygulayabiliyor mu?


Yoksa:


“Bizimkiler yapınca normal, karşı taraf yapınca suç.”


mu diyor?


Eğer ölçü kişiye göre değişiyorsa ortada adalet değil çifte standart vardır.


Nisâ 107 tam da buna karşıdır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Kurumsal Hayatta Nasıl Uygulanabilir ❓


Bir kurumda çalışan kişi;


yolsuzluğu,


usulsüzlüğü,


haksızlığı


veya görevin kötüye kullanılmasını


görebilir.


Kurumu korumak adına yanlışın üzerini örtmek kısa vadede kurumu koruyor gibi görünebilir.


Ama uzun vadede güveni daha fazla yıkar.


Gerçek kurumsal sadakat bazen yanlışı gizlemek değil, düzeltmektir.


1️⃣7️⃣ Hainlik Yapan Birinin Dönüş Kapısı Kapalı mıdır ❓


Hayır.


Önceki ayet zaten bağışlanma dilemeye çağırmıştı.


Kur’an’ın genel yaklaşımında tövbe kapısı vardır.


Bir insan;


yanlışını kabul eder,


ihaneti bırakır,


mümkünse zararı telafi eder


ve samimi biçimde Allah’a dönerse


manevi dönüş mümkündür.


Ayetin sertliği, insanı umutsuzluğa değil yanlışta ısrar etmemeye çağırır.


1️⃣8️⃣ Nisâ 107 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün insanların en sık düştüğü hatalardan biri, kişileri ilkelerden daha önemli hâle getirmektir.


Sevdiğimiz biri yanlış yaptığında gerçeği değiştirmeye çalışabiliriz.


Takımımız,


partimiz,


ailemiz,


arkadaşımız


veya topluluğumuz


haksız olduğunda bunu kabul etmek zor gelebilir.


Nisâ 107 ise basit ama zor bir ölçü verir:


Kişiyi değil, hakkı savun.


1️⃣9️⃣ Nisâ 107’nin En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 107. ayet, insanın sadakat anlayışını yeniden düzenler.


İnsan çoğu zaman sadakati şöyle anlar:


“Benim insanım ne yaparsa yapsın yanında dururum.”


Kur’an ise bunun her zaman erdem olmadığını gösterir.


Çünkü yanlış yapanı yanlışında desteklemek, ona gerçek anlamda yardım etmek değildir.


Daha da kötüsü, bir suçluyu korumak için masumu suçlamak yeni bir zulüm üretir.


Bu yüzden gerçek sadakat;


arkadaşına,


ailene,


grubuna


veya liderine


körü körüne bağlılık değildir.


En yüksek sadakat hakikate ve adalete olmalıdır.


Bazen sevdiğin insanın yanında durmanın en doğru yolu onun yanlışını savunmak değil:


“Bunu yapmamalıydın.”


diyebilmektir.


Çünkü insanın hatasını gizlemek onu hatasından kurtarmaz.


Sadece hesaplaşmayı geciktirir.


Belki de Nisâ 107’nin bugüne bıraktığı en güçlü soru şudur:


Sevdiğim biri haksız olduğunda kimi savunuyorum: Onu mu, yoksa hakikati mi?


“Sadakat, sevdiğimiz insanın her yanlışını doğru göstermek değildir. Bazen ona yapılabilecek en büyük iyilik, haksızlığını savunmayı reddetmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt