📖 Nisâ Suresi 105. Ayette “Biz Sana Kitabı Hak Olarak İndirdik ki Allah’ın Sana Gösterdiği Şekilde İnsanlar Arasında Hükmedesin; Hainleri

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,263
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 105. Ayette “Biz Sana Kitabı Hak Olarak İndirdik ki Allah’ın Sana Gösterdiği Şekilde İnsanlar Arasında Hükmedesin; Hainleri Savunanlardan Olma” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 105, adaletin kimden yana olduğumuza göre değişmemesi gerektiğini öğretir. Suçu işleyen bize yakın olsa bile hakikat, yakınlığın ve aidiyetin önünde tutulmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 105. ayeti, Kur’an’ın adalet, yargılama, delil, tarafgirlik ve hainliği savunmama konusunda ortaya koyduğu son derece güçlü ilkelerden biridir.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Şüphesiz biz sana Kitabı hak olarak indirdik ki Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin. Hainleri savunanlardan olma.”


Bu ayet, adalet konusunda çok kritik bir sınır çizer:


Bir insan;


senin grubundan,


ailenden,


toplumundan


veya sana yakın biri


olabilir.


Ama haksızsa sırf yakınlığından dolayı onu savunmak adalet değildir.


1️⃣ Nisâ Suresi 105. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayet Hz. Muhammed’e insanlar arasında hak ve adaletle hükmetme sorumluluğu verir.


Fakat hemen ardından çok güçlü bir uyarı gelir:


“Hainleri savunanlardan olma.”


Yani yargılama sırasında;


kişisel yakınlık,


toplumsal aidiyet,


duygusal sempati


veya taraf baskısı


hakikatin önüne geçmemelidir.


2️⃣ “Biz Sana Kitabı Hak Olarak İndirdik” Ne Demektir ❓


Buradaki “hak” kavramı;


doğruluk,


adalet,


gerçeklik


ve sağlam ölçü


anlamlarını taşır.


Kur’an’ın görevi yalnızca ibadet öğretmek değildir.


İnsanların birbirleriyle ilişkilerinde de bir ahlâk ve adalet ölçüsü ortaya koyar.


Bu nedenle vahiy, toplumsal hayatla doğrudan ilişkilidir.


3️⃣ “İnsanlar Arasında Hükmedesin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Hz. Muhammed yalnızca vahyi aktaran bir peygamber değildi.


Medine toplumunda;


hakem,


yönetici


ve uyuşmazlıkları çözen bir otorite


olarak da görev yapıyordu.


İnsanlar anlaşmazlıklarını ona getiriyor, o da delilleri ve Allah’ın öğrettiği ölçüleri dikkate alarak karar veriyordu.


Bu nedenle ayet aynı zamanda yargı ahlâkını anlatır.


4️⃣ “Allah’ın Sana Gösterdiği Şekilde” Ne Demektir ❓


Bu ifade, hükmün kişisel keyfe göre verilmemesi gerektiğini gösterir.


Peygamberin kararının dayanağı;


vahiy,


adalet ilkeleri,


deliller


ve doğru değerlendirme


olmalıdır.


Yani:


“Ben böyle hissettim.”


demek tek başına yeterli değildir.


Hüküm, hakikate ulaşmaya yönelik sağlam bir temele dayanmalıdır.


5️⃣ Bu Ayet Belirli Bir Olay Üzerine mi İnmiştir ❓


Klasik tefsirlerde Nisâ 105 ve devamındaki ayetler, genellikle bir hırsızlık ve suçun başka bir kişinin üzerine atılmaya çalışılması olayıyla ilişkilendirilir.


Rivayetlerin ayrıntılarında farklılıklar bulunmakla birlikte ana tema benzerdir:


Bir suç işlenmiş,


suçu işleyen tarafı korumak isteyenler olmuş


ve suçun masum birine yüklenmesi tehlikesi doğmuştur.


Ayetler tam bu noktada adaletin akrabalık veya grup bağlılığına kurban edilmemesi gerektiğini vurgular.


6️⃣ “Hainleri Savunanlardan Olma” Ne Demektir ❓


Bu ifade çok açıktır.


Bir kişinin suçlu olduğunu veya güveni kötüye kullandığını biliyorsan onu sırf:


yakının,


arkadaşın,


akraban


veya senin grubundan biri


olduğu için savunma.


Savunma hakkı başka şeydir.


Haksız olduğunu bile bile haklı göstermeye çalışmak başka şeydir.


Ayetin yasakladığı davranış ikincisidir.


7️⃣ Bir Suçlunun Hukukî Savunma Hakkı Yok mudur ❓


Elbette vardır.


Modern hukukta suçlanan kişinin savunma hakkı temel bir ilkedir.


Bir kişinin hukukî haklarını korumak ile onun suçunu gizlemek veya masum birine yüklemek aynı şey değildir.


Bir avukat:


delilleri inceler,


usul haklarını korur


ve hukuka uygun savunma yapar.


Ama bilerek sahte delil üretmek veya masumu suçlu göstermek adaleti bozmak olur.


8️⃣ Yakınımızı Savunmak Neden Bu Kadar Tehlikeli Olabilir ❓


Çünkü insan tarafsızlığını en kolay kendi yakınları söz konusu olduğunda kaybedebilir.


Yabancı biri suç işlediğinde sert olabilir.


Ama aynı şeyi;


kardeşi,


çocuğu,


arkadaşı


veya kendi grubundan biri


yaptığında mazeret aramaya başlayabilir.


Nisâ 105 insanın bu ahlâkî kör noktasını hedef alır.


9️⃣ Adalet Kendi Grubumuza Karşı da Uygulanmalı mıdır ❓


Evet.


Gerçek adalet tam da burada sınanır.


Kendi karşıtına karşı adalet istemek kolaydır.


Asıl zor olan, kendi tarafındaki insan haksız olduğunda da:


“Bu yanlış.”


diyebilmektir.


Aksi hâlde adalet bir ilke olmaktan çıkar ve yalnızca çıkar aracına dönüşür.


🔟 Bir Masumu Suçlamak Neden Çok Ağır Bir Haksızlıktır ❓


Çünkü masum kişi sadece cezayla karşılaşmaz.


İtibarı zedelenebilir.


Ailesi zarar görebilir.


Toplumdaki güvenilirliği kaybolabilir.


Hayatı boyunca taşımak zorunda kalacağı bir damga oluşabilir.


Bu nedenle suçu başka birinin üzerine atmak, asıl suçun üzerine yeni bir zulüm daha eklemek anlamına gelir.


1️⃣1️⃣ Ayet Delilin Önemine İşaret Ediyor mu ❓


Evet.


İnsanlar arasında hüküm verilecekse söylentiler veya duygular yeterli değildir.


Şu sorular sorulmalıdır:


Ne oldu?


Delil nedir?


Kim gördü?


İddia doğrulanabiliyor mu?


Başka ihtimaller var mı?


Adalet, kanaati kesin bilgi gibi sunmamayı gerektirir.


Bu nedenle Nisâ 105, dolaylı biçimde delile dayalı karar verme kültürünü destekler.


1️⃣2️⃣ Yalan Söyleyen Bir Taraf Haklı Görünebilir mi ❓


Evet.


Bu yüzden yargılama zordur.


Bir insan çok güzel konuşabilir.


Kendini mağdur gibi gösterebilir.


Başka birini suçlayabilir.


Hatta çevresini kendi lehine ikna edebilir.


Fakat etkileyici konuşmak haklı olmak demek değildir.


Adaletin görevi hikâyenin en güzel anlatılan tarafını değil, gerçeği bulmaktır.


1️⃣3️⃣ Peygamber Bile Yanlış Bilgiyle Karşılaşabiliyorsa Bunun Anlamı Nedir ❓


Bu ayetin bağlamı çok önemli bir gerçeği gösterir:


İnsanlar Peygambere bile olayları kendi bakışlarına göre anlatabilirlerdi.


Bir taraf kendisini daha haklı gösterebilirdi.


Bu yüzden vahiy, Hz. Muhammed’i bile tarafların beyanları karşısında dikkatli olmaya çağırmaktadır.


Bu durum bize şunu öğretir:


Adalet için iyi niyet yetmez; doğru bilgi de gerekir.


1️⃣4️⃣ Nisâ 105 Yargıçlar ve Yöneticiler İçin Ne Söyler ❓


Çok güçlü bir ilke söyler:


Karar verirken taraf tutma.


Güçlü olanı kayırma.


Yakınını koruma.


Siyasi veya sosyal baskıya teslim olma.


Masumun hakkını suçlunun çıkarına feda etme.


Bir yargıcın veya yöneticinin en önemli özelliklerinden biri tarafsızlıktır.


Çünkü taraflı adalet, adalet değildir.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Torpil ve Adam Kayırmayla Nasıl İlişkilendirilebilir ❓


Doğrudan modern torpil sisteminden söz etmese de ayetin genel ilkesi son derece açıktır.


Bir insan sırf:


akraba,


arkadaş,


aynı gruptan


veya güçlü biri


olduğu için korunuyorsa adalet bozulur.


Bir başkasına aynı davranış için ceza verilirken yakınımıza ayrıcalık tanıyorsak artık ölçü hukuk değil aidiyet olmuştur.


Nisâ 105 bu zihniyeti reddeder.


1️⃣6️⃣ Ayet Sosyal Medyada Birini Savunurken de Geçerli Bir İlke Taşır mı ❓


Evet.


Bugün insanlar olayın bütününü bilmeden sevdikleri kişiyi savunabiliyor.


Bir sanatçı,


siyasetçi,


arkadaş


veya tanınmış biri


hakkında ciddi bir iddia ortaya çıktığında iki uç oluşabilir:


Hiç araştırmadan suçlu ilan etmek.


Ya da sevdiğimiz için hiçbir ihtimali kabul etmemek.


Adalet ikisinden de uzak durur:


Önce araştır. Sonra hüküm ver.


1️⃣7️⃣ Bir Dostun Hatasını Saklamak Dostluk mudur ❓


Her zaman değil.


Bazen gerçek dostluk, yanlış yapan kişiye:


“Burada haksızsın.”


diyebilmektir.


Onun suçunu örtmek kısa vadede onu koruyor gibi görünebilir.


Ama uzun vadede yanlışının büyümesine sebep olabilir.


Dostluk, bir insanın yaptığı her şeyi savunmak değildir.


Gerçek dostluk bazen yanlışın karşısında durmayı gerektirir.


1️⃣8️⃣ Nisâ 105 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün toplumlar çok güçlü biçimde kamplara ayrılabiliyor.


İnsanlar;


“bizimkiler”


ve


“onlar”


diye düşünmeye başlayabiliyor.


Sonra aynı davranış karşı taraftan gelince suç, kendi tarafından gelince mazeret oluyor.


Nisâ 105 bu çifte standardı reddeder.


Adaletin gerçek testi şudur:


Aynı ölçüyü sevdiğin insana da sevmediğin insana da uygulayabiliyor musun?


1️⃣9️⃣ Nisâ 105’in En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 105. ayet, adaletin önündeki en tehlikeli engellerden birini ortaya çıkarır:


Tarafgirlik.


İnsan çoğu zaman adaletsizliği karşı tarafta kolayca görür.


Ama kendi tarafındaki adaletsizliği görmek daha zordur.


Çünkü sevgi,


akrabalık,


grup sadakati,


çıkar


ve aidiyet


gözümüzü kapatabilir.


Ayet tam burada son derece sert bir ölçü getirir:


“Hainleri savunanlardan olma.”


Yani doğru insanın kim olduğuna göre değişmez.


Suçlu senin yakınınsa da suçludur.


Masum senin düşmanınsa da masumdur.


Adalet, insanı sevdiğimiz kişiden daha çok hakikate sadık kalmaya çağırır.


Belki de Nisâ 105’in bugüne bıraktığı en güçlü soru şudur:


Adaleti gerçekten mi savunuyoruz, yoksa yalnızca adalet bizim tarafımıza yaradığı sürece mi seviyoruz?


“Adaletin gerçek sınavı, karşı taraf haksız olduğunda değil; kendi tarafımız haksız olduğunda hakikatin yanında kalıp kalamadığımızda başlar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt