Mutaffifîn Suresi 21. Ayette “Ona Allah’a Yakın Olanlar Şahit Olur” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İyilerin Kaydına Mukarreblerin Şahitliği İlahi Onur, Manevi Yakınlık Ve Amellerin Değeri Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İyilik yalnızca kayda geçmez; aynı zamanda değer kazanır, tanınır ve yüceltilir. Mutaffifîn, iyilerin amel kaydını ‘yakın olanların’ şahitliğiyle ilişkilendirerek ahlaki hayatın görünmezliğe terk edilmediğini gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
Mutaffifîn Suresi 21. Ayette Ne Buyrulur
Mutaffifîn Suresinin yirmi birinci ayetinde anlam olarak:
“Ona yakınlaştırılmış olanlar şahit olur.”
buyrulur.
Bir önceki ayette İlliyyîn:
“yazılmış bir kayıt”
olarak tanımlanmıştı.
Şimdi bu kaydın yalnız ve gizli olmadığı belirtilir.
Ona:
“mukarrebûn”, yani Allah’a yakınlaştırılmış olanlar
şahitlik eder.
Böylece iyilerin amel kaydı:
yüksek bir şahitlik ve onur ortamı
içinde sunulur.
“Mukarrebûn” Kimlerdir
“Mukarrebûn” kelimesi:
yakınlaştırılmış olanlar
anlamına gelir.
Kur’an bağlamında bu ifade:
Allah’a özel yakınlık kazandırılmış seçkin kullar,
yüksek dereceli melekler
veya manevi derece bakımından üstün varlıklarla
ilişkilendirilmiştir.
Tefsirlerde özellikle:
meleklerin
öne çıktığı yorumlar bulunur.
Ancak ayet ayrıntılı bir kimlik listesi vermez.
“Allah’a Yakın Olmak” Mekânsal Bir Yakınlık mıdır
Hayır.
İslam teolojisinde Allah’ın fiziksel bir konuma hapsedildiği düşünülmez.
Dolayısıyla:
“yakın olmak”
kilometrelerle ölçülen bir mesafe değildir.
Buradaki yakınlık:
rızaya,
rahmete,
manevi dereceye,
itaate
ve özel kabul görmeye
işaret eder.
Bu yüzden “mukarrebûn”:
manevi statü bakımından yakınlaştırılmış olanlar
olarak anlaşılır.
“Şahit Olmak” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen ifade:
“yeşhedühû”
şeklindedir.
Bu:
şahit olmak,
hazır bulunmak,
görmek,
tanıklık etmek
anlamlarına gelebilir.
Burada iyilerin kaydının:
yüksek dereceli şahitler önünde açık ve tanınmış
olduğu fikri öne çıkar.
Bu, ilahî adaletin şeffaflığı ve onuru açısından güçlü bir görüntüdür.
Allah Her Şeyi Biliyorsa Neden Şahitlere İhtiyaç Vardır
Allah’ın bilgi edinmek için şahide ihtiyaç duyduğu düşünülmez.
Şahitlik:
Allah’ın bilmediğini öğrenmesi için değil, adaletin ve değerin görünür hâle gelmesi için
anlaşılabilir.
Dünya mahkemelerinde şahit delil ihtiyacından doğar.
İlahî hesapta ise şahitlik:
hesabın açıklığını,
amelin tanınmasını
ve kişinin konumunun ilanını
vurgulayabilir.
İyilerin Kaydına Şahit Olunması Neden Bir Onur Sayılabilir
Çünkü insanın yaptığı iyilik:
yalnızca gizli bir dosyada tutulmuyor.
Yüce bir ortamda:
tanınıyor.
Bir insan dünyada hiçbir karşılık görmemiş olabilir.
Kimse onun fedakârlığını bilmiyor olabilir.
Fakat İlliyyîn tasvirinde iyiliği:
mukarreblerin huzurunda
yer almaktadır.
Bu durum iyiliğe:
manevi bir itibar
kazandırır.
Dünyada Görünmeyen İyilik Ahirette Görünür Hâle mi Gelir
Ayetin çağrışımlarından biri budur.
Dünyada insan:
kimse görmeden doğru davranabilir.
Kimseye anlatmadan yardım edebilir.
Bir hakkı koruyabilir.
Bir kötülüğü engelleyebilir.
Bütün bunlar:
gizli kalabilir.
Ama ahiret anlatısında:
gizli iyilik değersiz ve görünmez kalmaz.
İlliyyîn’e yazılır ve şahitlik ortamına taşınır.
İnsan Neden İyiliğinin Görülmesini İster
Çünkü takdir edilmek temel insan ihtiyaçlarından biridir.
İnsan:
emeğinin,
fedakârlığının,
dürüstlüğünün
fark edilmesini ister.
Ancak bu ihtiyaç bazen:
gösterişe
dönüşebilir.
Mutaffifîn’in sunduğu perspektif farklıdır:
İyiliğini herkesin görmesine ihtiyaç yok; değerli olanın kaybolmadığına güven.
Gizli İyiliğin Ahlaki Değeri Neden Yüksek Olabilir
Çünkü gizli iyilikte:
şöhret,
övgü,
çıkar
motivasyonları daha kolay geri çekilebilir.
İnsan:
sadece doğru olduğu için
doğru davranır.
Kimse alkışlamaz.
Kimse ödül vermez.
Ama vicdan:
“Doğru olan buydu.”
der.
İşte bu tür iyilik:
ahlaki içtenliğin güçlü örneklerinden biri olabilir.
Mukarrebûn Melekler Olarak mı Anlaşılmalıdır
Birçok tefsir yorumunda mukarrebûn:
yakın meleklerle
ilişkilendirilmiştir.
Bu durumda ayetin görüntüsü şöyle düşünülebilir:
İyilerin amel kayıtları:
yüksek makamda bulunan meleklerin tanıklığına açıktır.
Ancak ayetin kelimesi tek başına:
yalnızca belirli bir melek grubunu kesin biçimde isimlendirmez.
Bu nedenle:
“yakınlaştırılmış varlıklar”
ifadesini korumak daha temkinlidir.

Bu Şahitlik Bir Tür “İlahî Tanınma” Anlamına Gelir mi
Bir anlamda evet.
İnsanların tanıması geçicidir.
Bugün ünlü olan:
yarın unutulabilir.
Ama ilahî hesapta değer:
toplumun alkışına göre değil,
ahlaki hakikate göre
belirlenir.
Mukarreblerin şahitliği de:
iyiliğin ilahî düzen içinde tanındığını
gösteren bir onur tablosu oluşturur.

Şahitlik İlahi Adaletin Şeffaflığını Nasıl Gösterir
Çünkü hesap:
kapalı kapılar ardında yapılan keyfî bir hüküm
gibi sunulmaz.
Kayıt vardır.
Şahitlik vardır.
Amel vardır.
Sonuç vardır.
Bu unsurlar birlikte:
adaletin açıklığı
fikrini güçlendirir.
Kişi neden ödüllendirildiğini veya neden yargılandığını:
anlamsız bir belirsizlik içinde yaşamaz.

Surenin Başındaki Terazi Buraya Nasıl Ulaşıyor
İşte surenin olağanüstü bütünlüğü burada yeniden görünür.
Başlangıçta:
bir tüccar terazide birkaç gram eksiltebilir.
Ya da:
kimse görmediği hâlde doğru tartabilir.
Dünyada ikinci davranışın şahidi olmayabilir.
Ama sure sonunda:
iyilerin kaydına mukarreblerin şahit olduğunu
söyler.
Yani görünmeyen dürüstlük:
kozmik bir tanınmaya
dönüşür.

Bu Ayet İnsanların Övgüsüne Bağımlılığı Nasıl Azaltabilir
İnsan yaptığı her iyiliğin:
beğenilmesini,
paylaşılmasını,
teşekkür edilmesini
beklerse,
iyilik dış onaya bağımlı hâle gelebilir.
İlliyyîn ve şahitlik düşüncesi:
“İnsanlar görmese de değer kaybolmaz.”
mesajı verir.
Bu da kişiyi:
ahlaki olarak daha özgür
hâle getirebilir.

İnsanların Yanlış Değerlendirmesi İlahi Değeri Değiştirir mi
Hayır.
Bir insan dünyada:
yanlış anlaşılabilir.
Haksız biçimde eleştirilebilir.
İyiliği kötü niyet gibi yorumlanabilir.
Ama ilahî hesap fikrinde belirleyici olan:
gerçek niyet ve gerçek davranıştır.
Bu nedenle insanların değerlendirmesi:
nihai hüküm değildir.
Bu düşünce hem teselli hem sorumluluk taşır.

Mukarreblerin Şahitliği İyiliğin “Sosyal” Bir Boyutu Olduğunu da Gösterir mi
Bir açıdan evet.
İyilik tamamen yalnız bir olay değildir.
Bir davranış:
başkalarını etkiler.
Toplumun güvenini güçlendirir.
Başka insanlara örnek olur.
Ahiret tasvirinde de iyilik:
yalnızca birey ile kayıt arasında kalmaz.
Şahit olunan bir değer
hâline gelir.
Bu, iyiliğin kamusal ve kozmik boyutunu büyütür.

İnsan İyiliği Ödül İçin Yaparsa Değeri Azalır mı
Niyet burada önemlidir.
Salt gösteriş,
çıkar
ve övgü için yapılan davranışların ahlaki niteliği sorgulanabilir.
Ama Allah’ın rızasını ve ahiret ödülünü istemek:
dinî gelenekte meşru bir motivasyon olarak görülür.
Daha yüksek ahlaki seviye ise:
iyiliğin kendisini sevmek ve doğru olduğu için yapmak
olarak düşünülebilir.

18, 19, 20 Ve 21. Ayetler Nasıl Bir Bütün Oluşturur
- ayet:
İyilerin kaydı İlliyyîn’dedir.
- ayet:
İlliyyîn’in ne olduğunu sen ne bileceksin?
- ayet:
O yazılmış bir kayıttır.
- ayet:
Yakınlaştırılmış olanlar ona şahit olur.
Bu dört aşama muhteşem bir yükseliş oluşturur:
Kayıt vardır.
Kayıt yücedir.
Kayıt korunmuştur.
Ve kayıt şahitlik altındadır.
İyilik böylece unutulmaktan tamamen çıkarılır.

Mutaffifîn Suresi 21. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Mutaffifîn Suresinin yirmi birinci ayeti çok kısa bir cümle söyler:
“Ona yakınlaştırılmış olanlar şahit olur.”
Fakat bu cümlenin arkasında insanın en derin ihtiyaçlarından birine dokunan büyük bir anlam vardır:
Görülmek.
İnsan yaptığı iyiliğin görülmesini ister.
“Ben bunu yaptım.”
“Ben fedakârlık ettim.”
“Ben doğru davrandım.”
denilsin ister.
Ama hayat her zaman böyle işlemez.
Bazı iyilikler alkışlanmaz.
Bazı fedakârlıkları kimse bilmez.
Bazı dürüstlükler maddi kayıp getirir.
Bazı insanlar doğru yaptıkları hâlde yanlış anlaşılır.
Mutaffifîn ise bu noktada:
“İyiliğin görünmez değil.”
der.
İlliyyîn’de kayıtlıdır.
Ve:
mukarrebler ona şahittir.
Bu düşünce insanı başkalarının onayından çok daha büyük bir değer ölçüsüne taşır.
Artık temel soru:
“İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?”
değildir.
Daha derin soru:
“Gerçekte ne yaptım?”
olur.
Bu, ahlaki özgürlüğün çok güçlü bir biçimidir.
Çünkü insan doğruyu:
alkış için değil,
doğru olduğu için
yapmaya yaklaşır.
Surenin başındaki teraziye yeniden dönelim.
Bir tüccar yalnızdır.
Müşteri fark etmeyecektir.
Terazi birkaç gram eksik gösterse kimse bilmeyecektir.
Ama o tam tartar.
Dünyada bu davranışın şahidi olmayabilir.
Mutaffifîn’in büyük cevabı şudur:
Şahit vardır.
Böylece bir dükkândaki küçücük dürüstlük:
İlliyyîn’in yüce kaydına kadar yükselir.
Ve belki ayetin insana bıraktığı en güzel düşünce şudur:
İnsanların görmediği iyilik, hakikatin gözünde görünmez değildir; gerçek değer, alkışın büyüklüğünden değil, iyiliğin doğruluğundan doğar.
“Mukarreblerin şahitliği, iyiliğe verilen sessiz fakat yüce bir onurdur. Dünya görmese bile doğruluk kaybolmaz; insanın gizli iyiliği, ilahî adaletin huzurunda tanınan bir değere dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu