Mutaffifîn Suresi 13. Ayette “Ona Ayetlerimiz Okunduğunda ‘Bunlar Eskilerin Masallarıdır’ Der” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Bir Mesajı İçeriğini Tartışmadan Neden Küçümseyici Bir Etiketle Reddetmeye Yönelebilir
“Bir düşünceyi gerçekten çürütmek emek ister; onu küçümseyen bir etiketle geçiştirmek ise çok daha kolaydır. Mutaffifîn, ‘eskilerin masalları’ sözünü yalnızca bir itiraz değil, hakikatle yüzleşmekten kaçmanın psikolojisi olarak da görünür hâle getirir.”
Ersan Karavelioğlu
Mutaffifîn Suresi 13. Ayette Ne Buyrulur
Mutaffifîn Suresinin on üçüncü ayetinde anlam olarak:
“Ona ayetlerimiz okunduğunda, ‘Bunlar eskilerin masallarıdır.’ der.”
buyrulur.
Bir önceki ayette hesap gününü yalanlayan kişinin:
sınırı aşan ve günaha dalmış
bir karaktere sahip olduğu belirtilmişti.
- ayet şimdi bu reddedişin dilde nasıl ortaya çıktığını gösterir:
“Eskilerin masalları.”
Yani mesaj içerik üzerinden tartışılmak yerine:
bir etiketle değersizleştirilir.
“Esâtîru’l-Evvelîn” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen:
“esâtîru’l-evvelîn”
ifadesi genel olarak:
“öncekilerin hikâyeleri, eskilerin masalları, geçmiş toplumların uydurmaları”
şeklinde anlaşılır.
Bu sözün amacı:
anlatılan vahyin kaynağını ve ciddiyetini reddetmektir.
Yani kişi:
“Burada ilahî bir mesaj yok; eski insanların aktardığı hikâyeler var.”
demektedir.
Neden Bir Mesaja Cevap Vermek Yerine Ona Etiket Yapıştırılır
Çünkü etikete başvurmak:
argümanı incelemekten daha kolaydır.
Bir düşünceyi gerçekten değerlendirmek için:
dinlemek,
anlamak,
delilleri tartmak,
kendi kabullerini sorgulamak
gerekebilir.
Ama:
“Masal.”
“Saçmalık.”
“Eski hikâye.”
denildiğinde kişi kendisini tartışmadan çıkarabilir.
Bu nedenle etiketleme bazen:
zihinsel savunma mekanizması
haline gelir.
Küçümsemek Bir Argüman mıdır
Hayır.
Bir düşünceyle alay etmek:
onu yanlışlamaz.
Bir iddiayı:
“komik”,
“eski”,
“saçma”
diye nitelemek,
iddianın gerçekten yanlış olduğunu kanıtlamaz.
Felsefede ve mantıkta önemli olan:
iddianın gerekçeleridir.
Mutaffifîn 13, küçümseyici dil ile gerçek eleştiri arasındaki farkı düşündürür.
Bir Düşüncenin Eski Olması Onu Yanlış Yapar mı
Hayır.
Bir düşüncenin:
eski olması,
yeni olması
tek başına doğruluk ölçüsü değildir.
Çok eski matematiksel gerçekler bugün de doğrudur.
Aynı şekilde eski bir fikir yanlış da olabilir.
Dolayısıyla:
“Bu eski.”
demek:
“Bu yanlıştır.”
demek değildir.
Doğruluk tarih yaşına göre değil:
gerekçeye göre
değerlendirilmelidir.
Kur’an’ın Önceki Toplumları Anlatması Neden “Eski Hikâye” Eleştirisine Yol Açmış Olabilir
Kur’an’da:
Nuh,
Musa,
İbrahim,
Firavun
ve başka geçmiş toplumlarla ilgili anlatılar bulunur.
Bunları reddeden kişiler:
bu kıssaları ilahî mesaj olarak değil,
eski anlatıların tekrarı
olarak değerlendirmiş olabilirler.
Kur’an ise bu kıssaları yalnızca tarih aktarmak için değil:
ahlaki ve teolojik dersler
vermek için kullanır.
Bir Hikâyenin Geçmişte Geçmesi Onu Bugün İçin Değersiz Yapar mı
Hayır.
İnsanlık binlerce yıldır:
güç,
adalet,
kibir,
aşk,
ihanet,
ölüm,
sorumluluk
gibi aynı temel meselelerle karşılaşıyor.
Bu nedenle eski bir anlatı:
bugünkü insana da güçlü bir ayna tutabilir.
Bir metnin yaşıyla:
insan hakkındaki anlamı
aynı şey değildir.
Ayetteki Sorun Geçmiş Hikâyelere İnanmamak mı Yoksa Mesajı Peşinen Reddetmek midir
Bağlamda asıl sorun:
mesajı küçümseyerek reddetmektir.
Bir insan tarihsel bir anlatının doğruluğunu sorgulayabilir.
Bu kendi başına düşünsel bir suç değildir.
Ancak ayette eleştirilen tavır:
araştırmak yerine:
“Bunlar eskilerin masalları.”
deyip kapıyı kapatmaktır.
Yani mesele yalnızca sonuç değil:
hakikate yaklaşma biçimidir.
İnsan Kendi Dünya Görüşünü Tehdit Eden Bilgiyi Neden Kolayca Küçümseyebilir
Çünkü yeni bir bilgi:
mevcut kimliğimizi,
çıkarlarımızı,
alışkanlıklarımızı
ve değerlerimizi
sorgulatabilir.
Bu rahatsızlık karşısında insan:
delilleri incelemek yerine
mesajın kendisini küçültebilir.
Böylece kendi zihinsel düzenini korur.
Bu davranış yalnızca din alanında değil:
birçok fikir tartışmasında
görülebilir.
Etiketleme Günümüzde Nasıl Görülür
Bugün de tartışmalarda:
“cahil”,
“gerici”,
“fanatik”,
“uydurma”,
“komplo”,
“elitist”
gibi kelimeler bazen gerçek bir analiz yerine kullanılabilir.
Bu kelimelerin belirli durumlarda doğru kullanımları olabilir.
Ancak yalnızca karşı tarafı susturmak için kullanıldığında:
argümanın yerine etiket geçmiş olur.
Mutaffifîn’in eleştirdiği zihniyet bu açıdan hâlâ günceldir.

Bir İddiayı Sağlıklı Biçimde Nasıl Eleştirmek Gerekir
Önce iddia doğru anlaşılmalıdır.
Sonra:
hangi delile dayandığı,
mantıksal olarak tutarlı olup olmadığı,
alternatif açıklamalar bulunup bulunmadığı
incelenmelidir.
Daha sonra:
“Bu nedenle ikna edici bulmuyorum.”
denilebilir.
Bu:
küçümsemeden çok daha güçlü bir eleştiridir.
Çünkü fikir:
fikirle karşılanmıştır.

Bu Ayet Sadece Kur’an’ı Reddedenleri mi Eleştirir
Doğrudan bağlam Kur’an ayetlerine yönelik reddediştir.
Fakat ayetin ortaya koyduğu düşünsel problem daha geniş düşünülebilir:
Bir fikri anlamadan küçümsemek.
Bu hata:
inanan insan tarafından da yapılabilir.
İnançlı kişi de kendisine yöneltilen ciddi bir eleştiriyi:
“Boş konuşuyor.”
diye geçiştirebilir.
Bu durumda ayetin ahlaki aynası herkese dönebilir.

Kur’an Eleştiriye Kapalı Olmayı mı İster
Kur’an’ın birçok yerinde:
düşünme,
akletme,
delil isteme,
ibret alma
çağrıları vardır.
Bu nedenle dinî bir iddiayı anlamaya çalışmak ve soru sormak ile:
onu düşünmeden küçümsemek
aynı şey değildir.
Sağlıklı sorgulama:
hakikat arayışının parçasıdır.
Kibirli küçümseme ise:
arayışı başlamadan bitirebilir.

“Masal” Kelimesi Neden Bu Kadar Güçlü Bir Reddetme Aracıdır
Çünkü “masal” dediğiniz anda anlatıyı:
gerçeklik iddiasından,
ciddiyetten,
otoriteden
uzaklaştırırsınız.
Karşıdaki metin artık tartışılması gereken bir iddia değil:
çocukça bir hikâye
gibi sunulur.
Bu yüzden kelime yalnızca tanımlama değildir.
Aynı zamanda:
itibar düşürücü bir retorik araçtır.

Günah Ve Küçümseme Arasında Ayetin Kurduğu Bağ Nedir
- ayette:
“sınırı aşan günahkâr”
denilmişti.
- ayette bu kişinin ayetlere karşı:
“eskilerin masalları”
dediği belirtilir.
Bu sıra şu ihtimali düşündürür:
İnsan yanlış yaşam biçimini korumak için:
kendisini sorgulayan mesajı küçümseyebilir.
Böylece ahlaki direnç:
zihinsel reddedişe dönüşür.

İnsan Bir Şeyi Sürekli Küçümsediğinde Onu Gerçekten Değerlendirme Yeteneğini Kaybedebilir mi
Evet.
Çünkü küçümseme zamanla zihinsel bir filtre oluşturabilir.
Bir düşünce daha baştan:
“saçma”
kategorisine konursa,
insan onun güçlü taraflarını görmemeye başlayabilir.
Bu durumda kişi aslında:
düşünceyi değil, kendi oluşturduğu karikatürü
reddeder.
Bu yüzden entelektüel dürüstlük:
karşı görüşü mümkün olduğunca doğru anlamayı gerektirir.

Bu Ayet Günümüz İnsanına Hangi Entelektüel Ahlakı Öğretebilir
Belki şu dört ilkeyi:
Anlamadan reddetme.
Etiketi argümanın yerine koyma.
Eski olduğu için yanlış, yeni olduğu için doğru sanma.
Kendi çıkarına ters düşen fikri de adil biçimde değerlendir.
Bu ilkeler yalnızca din tartışmalarında değil:
bilimden siyasete,
felsefeden günlük ilişkilere kadar
önemlidir.

12. Ve 13. Ayetler Birlikte Nasıl Bir İnsan Portresi Çizer
- ayet:
sınırı aşan ve günaha dalan insanı
anlatır.
- ayet:
bu kişinin vahiy karşısındaki cevabını gösterir:
“Eskilerin masalları.”
Yani önce:
ahlaki durum
verilir.
Sonra:
zihinsel ve dilsel tepki
gösterilir.
Bu yapı Kur’an’ın insanın:
davranışı,
karakteri
ve düşünme biçimini
bir bütün olarak ele aldığını gösterir.

Mutaffifîn Suresi 13. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Mutaffifîn Suresinin on üçüncü ayeti insanın hakikat karşısında kullanabileceği en kolay kaçış yollarından birini ortaya çıkarır:
Küçümsemek.
Bir mesaj geldiğinde insanın önünde iki yol vardır.
Birincisi zordur:
Dinlemek.
Anlamak.
Sorgulamak.
Delillerini incelemek.
Kendi düşüncelerinin yanlış olabileceğini de kabul etmek.
İkincisi ise çok daha kolaydır:
“Masal.”
Bir kelime.
Ve tartışma biter.
Fakat tartışmayı bitirmek:
hakikati ortadan kaldırmaz.
Bu yüzden ayet yalnızca geçmişte Kur’an’a yöneltilmiş bir sözü anlatmaz.
İnsanın düşünsel karakterine dair çok daha evrensel bir uyarı taşır:
Etiketler düşünmenin yerine geçtiğinde, insan karşısındaki fikri değil kendi önyargısını dinlemeye başlar.
Bu durum inanan için de,
inanmayan için de
tehlikelidir.
Çünkü hakikat arayışının temel şartı:
karşısındaki iddiayı olabildiğince doğru anlamaktır.
Bir düşünce gerçekten yanlışsa:
onu küçümsemeye ihtiyaç yoktur.
Gerekçeler yeterlidir.
Gerçekten doğruysa da:
küçümsemek onu yanlış yapmaz.
Bu yüzden Mutaffifîn 13’ün insan zihnine bıraktığı en güçlü ilke belki şudur:
Bir fikri yenmenin en kolay yolu ona isim takmaktır; fakat hakikate ulaşmanın yolu onu gerçekten anlamaktan geçer.
“‘Eskilerin masalları’ sözü bir cevap gibi görünür, fakat çoğu zaman tartışmanın başlamasını engelleyen bir etikettir. Mutaffifîn, hakikat karşısında küçümsemek yerine düşünmeyi; reddetmeden önce anlamayı öğreten güçlü bir zihinsel ahlak dersi bırakır.”
Ersan Karavelioğlu