Kur’an’da Geçen ‘Adalet’ ve ‘Hikmet’ İlişkisi
Kur’an’da Adalet ve Hikmet Kavramları
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ
"Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya yardım etmeyi emreder." (Nahl, 16/90)
يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا
"Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiştir." (Bakara, 2/269)
Kur’an’da Adaletin Tanımı
وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ
"Konuştuğunuzda adil olun, akrabanız aleyhine bile olsa." (En'am, 6/152)
لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا
"Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin." (Maide, 5/8)
Kur’an’da Hikmetin Anlamı ve Önemi
يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ
"Allah, hikmeti dilediğine verir." (Bakara, 2/269)
وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ
"Biz Lokman’a hikmet verdik." (Lokman, 31/12)
Adalet ve Hikmetin Birlikte Kullanımı
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ
"Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa, 4/58)
Peygamberlerin Adalet ve Hikmetle Yönetmesi
وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ
"Ona (Davud’a) hikmet ve doğru hüküm verme yeteneği verdik." (Sad, 38/20)
فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ
"Biz o hükmü Süleyman’a öğrettik." (Enbiya, 21/79)
Adalet ve Hikmetin Toplumda Uygulanması
وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ
"Biz bu örnekleri insanlar için veriyoruz; ancak bilge olanlar onları anlayabilir." (Ankebut, 29/43)