📖 Kehf Suresi 23. Ayette “Hiçbir Şey İçin ‘Ben Bunu Yarın Kesinlikle Yapacağım’ Deme” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
54,119
2,736,295
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Kehf Suresi 23. Ayette “Hiçbir Şey İçin ‘Ben Bunu Yarın Kesinlikle Yapacağım’ Deme” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan yarın için plan yapabilir, söz verebilir ve hedef koyabilir; fakat geleceği sahiplenemez. Çünkü bizim irademiz vardır ama zamanın tamamı bizim elimizde değildir. ‘Yarın kesin yapacağım’ derken çoğu zaman niyetimizi değil, kontrolümüzün sınırını unutuyoruz. Olgun iman planı bırakmak değil; plan yaparken yarının da, imkânın da, nefesin de Allah’ın dilemesiyle bize ulaşacağını hatırlamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Kehf Suresi 23. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Kehf Suresi'nin 23. ayeti kısa olmasına rağmen insanın geleceğe, iradeye, planlamaya ve Allah'a bağımlılığına ilişkin son derece büyük bir ilke ortaya koymaktadır. Önceki ayette Ashab-ı Kehf'in kaç kişi oldukları konusunda insanların kesin bilgi sahibi olmadıkları ayrıntılar üzerinde tartışmaları anlatılmıştı. Şimdi Kur’an insanın bilgi sınırından, geleceği kontrol etme sınırına geçmektedir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Hiçbir şey hakkında, ‘Ben bunu yarın mutlaka yapacağım’ deme.”
Kehf Suresi, 18:23
Bu emir, insanın geleceğe ilişkin hiçbir plan yapmaması anlamına gelmez. Asıl uyarı, geleceği kesin biçimde kendi kontrolümüzdeymiş gibi konuşmamaktır. İnsan yarına ilişkin niyet oluşturabilir; fakat yarına ulaşıp ulaşamayacağını, şartların değişip değişmeyeceğini ve planını gerçekleştirecek imkânların devam edip etmeyeceğini kesin olarak bilemez.

2️⃣ “Yarın Kesinlikle Yapacağım Deme” İfadesinin Asıl Mesajı Nedir ❓​

Ayetin merkezindeki mesaj, insanın geleceğe karşı tevazu taşımasıdır.

İnsan bugün sağlıklı olabilir.

Yarın için randevu verebilir.

Bir iş planlayabilir.

Seyahat hazırlayabilir.

Bir projeyi bitirmeye karar verebilir.

Bunların hiçbirinde yanlış yoktur.

Problem:

“Ben karar verdiysem kesin olacak.”

şeklinde bir kesinlik duygusudur.

Çünkü insanın iradesi gerçek olsa da mutlak değildir. Biz karar veririz; fakat kararımızın gerçekleşmesini sağlayacak bütün şartların sahibi değiliz.

Bu nedenle ayet insana:

“Geleceğin sahibi gibi konuşma.”

demektedir.

Bu, insan iradesini küçültmez. Tam tersine irademizin gerçek sınırını öğretir.

3️⃣ Bu Ayet Gelecek İçin Plan Yapmayı Yasaklıyor mu ❓​

Hayır.

Kehf 23'ü:

“Madem geleceği bilmiyoruz, hiçbir plan yapmayalım.”

şeklinde anlamak ciddi bir yanlışlık olur.

İnsan hayatının devamı zaten planlama gerektirir.

Çiftçi hangi mevsimde ne ekeceğini planlar.

Öğrenci sınava hazırlanır.

İş insanı bütçe oluşturur.

Aile tatil planı yapar.

Bir insan yarın doktora gitmek için randevu alır.

Bütün bunlar normal ve gereklidir.

Ayet planlamaya değil, planı mutlaklaştırmaya karşıdır.

Mümin plan yaparken şöyle bir bilinç taşır:

“Ben elimden geleni planlıyorum; fakat planımın gerçekleşmesi benim irademden daha büyük şartlara bağlıdır.”

Bu anlayış insanı ne tembelliğe ne de kibirli kontrol duygusuna götürür.

4️⃣ İnsan Geleceğini Ne Ölçüde Kontrol Edebilir ❓​

İnsan geleceğin bazı yönlerini etkileyebilir fakat tamamını kontrol edemez.

Bugün çalışırsak yarın başarılı olma ihtimalimizi artırabiliriz.

Sağlıklı beslenirsek sağlık risklerimizin bir kısmını azaltabiliriz.

Para biriktirirsek gelecekte maddi güvenliğimizi artırabiliriz.

Fakat hiçbirinde yüzde yüz garanti yoktur.

Çalışkan insanın karşısına beklenmedik engeller çıkabilir.

Sağlıklı yaşayan insan hastalanabilir.

Ekonomik şartlar değişebilir.

Bir yolculuk ertelenebilir.

İnsan bütün bunları kontrol edemez.

Kehf 23 bu nedenle insanın plan yapma gücü ile geleceğe hükmetme gücü arasındaki farkı öğretir.

Bizim görevimiz geleceği tamamen yönetmek değil, bugün doğru ve makul adımları atmaktır.

5️⃣ Kehf 23 İnsan İradesini Ortadan Kaldırıyor mu ❓​

Hayır.

Ayet:

“Senin hiçbir iraden yok.”

dememektedir.

Tam tersine insanın:

“Yapacağım.”

demesinden söz etmektedir. Demek ki insanın niyeti, iradesi ve tercihi vardır.

Ancak insan iradesi Allah'ın yaratmasından ve hayatın şartlarından bağımsız mutlak bir güç değildir.

İnsan bir işe karar verir.

Hazırlık yapar.

Çalışır.

Fakat sonucun oluşabilmesi için sayısız şartın bir araya gelmesi gerekir.

Bu nedenle İslam'daki irade anlayışı iki aşırı düşünceden de uzaktır.

İnsan tamamen güçsüz bir kukla değildir.

Ama hayatın mutlak hâkimi de değildir.

Kul seçer, çalışır ve sorumluluk taşır; nihai hükümranlık ise Allah'a aittir.

6️⃣ “Yarın” Kelimesi Yalnız Ertesi Günü mü Anlatır ❓​

Ayetin doğrudan ifadesinde “yarın” vardır; ancak verdiği ilke yalnız ertesi gün için geçerli değildir.

Buradaki “yarın” insanın geleceğinin tamamını düşündüren güçlü bir ifadedir.

Gelecek hafta.

Gelecek ay.

Gelecek yıl.

On yıl sonrası.

Bunların tamamında aynı gerçek geçerlidir.

İnsan:

“Seneye kesin burada olacağım.”

“Bu iş kesin benim olacak.”

“Bu proje kesin başaracak.”

“Ben hiçbir zaman böyle bir duruma düşmem.”

gibi cümleler kurarken geleceğin tamamını biliyormuş gibi davranmamalıdır.

Plan yapılabilir.

Güçlü ihtimaller ifade edilebilir.

Ama gelecek hakkında mutlak kesinlik yalnız Allah'ın bilgisine aittir.

7️⃣ Kehf 23 ile “İnşallah” Sözü Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Kehf 23'te:

“Yarın bunu kesin yapacağım deme.”

buyrulur. Hemen sonraki 24. ayette ise bu ilke:

“Ancak Allah dilerse...”

ifadesiyle tamamlanacaktır.

Buradan Müslümanların günlük hayatında çok yaygın olan “inşallah”, yani “Allah dilerse” bilinci ortaya çıkar.

Ancak inşallah yalnız dil alışkanlığı olmamalıdır.

İnsan ağzıyla:

“İnşallah.”

deyip kalbinde:

“Nasıl olsa kesin olacak.”

diyorsa kelimenin ruhu tam olarak yaşanmamış olur.

İnşallah, geleceğin Allah'ın bilgisi ve iradesi içinde olduğunu kabul etmektir.

Dilde söylenen “inşallah”, kalpteki tevazuya dönüşmelidir.

8️⃣ “İnşallah” Demek Verilen Sözü Hafifletmek İçin Kullanılabilir mi ❓​

Hayır.

Bu son derece önemli bir noktadır.

Bazen bir kişi aslında yapmak istemediği bir şey için:

“İnşallah yaparım.”

diyerek karşı tarafı belirsizlik içinde bırakabilir.

Oysa “inşallah” sorumluluktan kaçış cümlesi değildir.

İnsan söz verdiyse elinden geleni yapmalıdır.

Randevu verdiyse zamanında gitmeye çalışmalıdır.

Bir işi üstlendiyse yerine getirmelidir.

“İnşallah” demek:

“Hiçbir hazırlık yapmadan sonucu Allah'a bırakıyorum.”

anlamına gelmez.

Doğru anlayış şudur:

“Bunu yapmaya gerçekten niyetliyim, gereken çabayı göstereceğim; fakat geleceğin mutlak sahibi olmadığımı biliyorum.”

İnşallah sözü böyle kullanıldığında hem samimiyet hem tevekkül taşır.

9️⃣ İnsan Bir Şeyi Kesin Yapacağına Söz Veremez mi ❓​

İnsan ciddi bir taahhütte bulunabilir.

“Yarın saat 10'da geleceğim.”

diyebilir.

“Bu işi cuma gününe kadar bitireceğim.”

diyebilir.

Buradaki mesele günlük iletişimde kesin ifadelerin tamamen yasaklanması değildir.

Asıl mesele insanın kalbindeki mutlak kontrol iddiasıdır.

Bir kişi randevu verdiğinde doğal olarak sözünü gerçekleştirmeyi amaçlar. Fakat hastalık, kaza veya kontrolü dışındaki başka bir durum gerçekleşebilir.

Bu nedenle söz vermenin ahlakı şöyledir:

Sözünü ciddi biçimde tutmaya çalış; fakat geleceğin bütün şartlarına hükmedebileceğini sanma.

Bu anlayış söz vermeyi zayıflatmaz.

Tam tersine daha dürüst hâle getirir.

🔟 Kehf 23 İnsanın Kibir Duygusunu Nasıl Düzeltir ❓​

İnsan başarılı oldukça kontrol duygusu büyüyebilir.

Birçok işi planladığı gibi gitmiştir.

Kurduğu şirket büyümüştür.

Kazancı artmıştır.

Sağlığı iyidir.

Bir süre sonra kişi farkında olmadan:

“Ben istersem her şeyi yaparım.”

duygusuna kapılabilir.

Kehf 23 tam bu noktada insanın önüne bir sınır koyar.

Yarın bile senin değildir.

Bugün çok güçlü olabilirsin.

Ama yarının hangi şartları getireceğini bilmiyorsun.

Bu düşünce insanı değersizleştirmez.

Aksine başarısını doğru yere oturtur.

Çalıştın.

Emek verdin.

Doğru kararlar aldın.

Bunların hepsi değerlidir.

Fakat aynı zamanda sana imkân, zaman, sağlık ve fırsat verildi.

Başarı şükür üretmeli, mutlak güç yanılgısı değil.

1️⃣1️⃣ Kehf 23 Kaygılı İnsan İçin Nasıl Bir Mesaj Taşır ❓​

Ayet yalnız kibirli insanı değil, geleceği kontrol etmeye çalışırken kendisini tüketen insanı da rahatlatabilir.

Bazı insanlar yarınla ilgili bütün ihtimalleri kontrol etmek ister.

Ya bu olursa?

Ya şu olmazsa?

Ya plan bozulursa?

Ya beş yıl sonra işler kötü giderse?

İnsan elbette risklerini düşünmelidir. Fakat bütün geleceği zihninde kontrol etmeye çalışmak mümkün değildir.

Kehf 23 insana şu sınırı hatırlatır:

Yarının tamamını bugün taşımak zorunda değilsin.

Bugün yapabileceğin şeyi yap.

Tedbirini al.

Planını oluştur.

Sonra kontrolünün dışındaki alanları Allah'a bırak.

Bu, sorumluluktan kaçmak değil, insan olduğunun sınırını kabul etmektir.

1️⃣2️⃣ Planlarımız Gerçekleşmediğinde Kehf 23 Bize Ne Öğretir ❓​

İnsan bazen çok iyi plan yapar ama sonuç istediği gibi olmaz.

Bu durumda hemen:

“Demek ki bütün emeğim boşa gitti.”

diye düşünmek gerekmez.

Planın gerçekleşmemesi farklı sebeplerden kaynaklanabilir.

Şartlar değişmiş olabilir.

Yanlış hesap yapmış olabiliriz.

Başka insanların tercihleri etkili olmuş olabilir.

Kontrolümüz dışında gelişmeler yaşanmış olabilir.

Kehf 23 bize daha başlangıçta planlarımızın mutlak olmadığını öğrettiği için, başarısızlık karşısında insanın dünyasının tamamen yıkılmasını da engelleyebilir.

Plan yap ama planını hayatının ilahı hâline getirme.

Plan bozulursa yeniden değerlendir.

Yeni bilgiye göre yeni yol belirle.

Tevekkül, değişen şartlar karşısında insanın tekrar ayağa kalkabilmesini de destekler.

1️⃣3️⃣ Kehf 23 Başarı Hedefleri ve Kariyer Planları İçin Ne Öğretir ❓​

İnsan büyük hedefler koyabilir.

Üniversite kazanmak isteyebilir.

Şirket kurabilir.

Yeni bir mesleğe geçebilir.

Ev almak için birikim yapabilir.

Bunların hepsi normaldir.

Ayet insanın hedefini küçültmesini değil, hedefi ile Allah arasındaki ilişkiyi doğru kurmasını ister.

İnsan:

“Beş yıl sonra mutlaka şu noktada olacağım.”

yerine:

“Oraya ulaşmak için beş yıl boyunca elimden geleni yapacağım; Allah nasip ederse ulaşacağım.”

bilincini taşıyabilir.

Bu yaklaşım hedefi zayıflatmaz.

Hatta psikolojik olarak daha sağlam hâle getirebilir.

Çünkü insan başarısını yalnız belirli tek sonuca bağlamaz.

Emek verir.

Öğrenir.

Şartlar değişirse yolunu günceller.

Kararlılık ile esneklik birlikte yaşayabilir.

1️⃣4️⃣ “Allah Dilerse” Demek Her Olayın Nedenini Bildiğimiz Anlamına Gelir mi ❓​

Hayır.

Bir planımız gerçekleşmediğinde:

“Allah kesin bunu şu nedenle engelledi.”

diye özel bir ilahî hikmeti bildiğimizi iddia edemeyiz.

Belki bizim hatamız vardır.

Belki başka şartlar devreye girmiştir.

Belki bizim bilmediğimiz başka sonuçlar oluşacaktır.

Allah bütününü bilir; biz ise çoğu zaman yalnız bir kısmını görürüz.

Bu nedenle tevekkül, her olay için gizli bir senaryo uydurmak değildir.

Daha doğru tutum:

“Bu olmadı. Sebeplerini elimden geldiğince değerlendireceğim, dersimi çıkaracağım ve Allah'ın benim bilmediğim kısmı bildiğini kabul edeceğim.”

demektir.

Bu yaklaşım hem aklı hem imanı korur.

1️⃣5️⃣ Kehf 23 Günlük Konuşmalarımızı Nasıl Etkilemelidir ❓​

Ayet insanın konuşma diline bir tevazu terbiyesi kazandırabilir.

“Kesin olacak.”

“İmkânsız değişmez.”

“Ben bunu mutlaka yaparım.”

“Benim başıma asla gelmez.”

gibi çok iddialı cümlelerde dikkatli olmak gerekir.

Bu, her cümlenin sonuna mekanik biçimde aynı kelimeyi eklemek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Asıl olan kalbin geleceğe karşı tutumudur.

Fakat “inşallah” ifadesini bilinçli şekilde kullanmak, bu hakikati günlük hayatımızda hatırlatan güzel bir alışkanlıktır.

İnsan:

“Yarın görüşürüz inşallah.”

dediğinde aslında çok büyük bir gerçeği küçük bir cümlenin içine yerleştirir:

“Görüşmeyi planlıyorum; fakat yarına ulaşmak Allah'ın nasibidir.”

1️⃣6️⃣ Kehf 23 Bize Bugünün Değerini Nasıl Hatırlatır ❓​

Yarın garanti değilse bugün daha değerli hâle gelir.

Bu düşünce insanı karamsarlığa değil, sorumluluk bilincine götürmelidir.

Sevdiğine söylemen gereken güzel bir söz varsa sürekli erteleme.

Yapman gereken bir iyilik varsa gereksiz yere bekletme.

Borçlu olduğun özür varsa fırsat varken söyle.

İbadetini:

“İleride düzene koyarım.”

diye sürekli geleceğe atma.

Çünkü insan geleceği kesin olarak sahiplenemez.

Kehf 23 bize yalnız:

“Yarın hakkında dikkatli konuş.”

demiyor.

Dolaylı olarak:

“Bugünü de boşa harcama.”

diye düşündürüyor.

İnsan geleceği planlamalıdır; fakat hayatın yaşandığı tek an bugündür.

1️⃣7️⃣ Kehf Suresi 22–24. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

  1. ayette Ashab-ı Kehf'in sayısı hakkında farklı tahminler aktarılmış ve insanın geçmişteki bilinmeyen ayrıntılar konusunda sınırını bilmesi öğretilmişti. “Rabbim onların sayılarını daha iyi bilir” ifadesi bilgi tevazusunu ortaya koymuştu.
  2. ayette insanın sınırı geçmişten geleceğe taşınır. İnsan geçmişin bütün ayrıntılarını bilmediği gibi:
“Yarın kesin bunu yapacağım.”

diyerek geleceğin tamamına da hükmedemez.

  1. ayet ise bu öğretinin devamını getirerek Allah'ın dilemesini hesaba katmayı, unutulduğunda Rabbi anmayı ve daha doğru yola yönelmek için Allah'tan hidayet istemeyi öğretecektir.
Böylece üç ayette son derece güçlü bir bütünlük ortaya çıkar:

Geçmiş hakkında her şeyi bilmiyorsun, geleceğe mutlak biçimde hükmedemiyorsun; fakat her iki durumda da seni doğru ölçüye yönelten Rabbinin bilgisine güvenebilirsin.

1️⃣8️⃣ Kehf Suresi 23. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajı şudur:

Planını yap fakat geleceği sahiplenme; iradeni kullan fakat kendini mutlak güç sahibi sanma.

İnsan yarın için çalışmalıdır.

Hedef koymalıdır.

Sözünü tutmaya gayret etmelidir.

Fakat bütün bunları yaparken:

“Allah nasip ederse.”

bilincini taşımalıdır.

Bu bilinç tembellik üretmez.

Aksine insanın çalışmasını daha olgun hâle getirir.

Çünkü kişi sonuç gerçekleştiğinde kibirlenmez.

Gerçekleşmediğinde de her zaman tamamen yıkılmaz.

Elinden geleni yapmıştır.

Sonucun yalnız kendi iradesine bağlı olmadığını bilir.

İnşallah bilinci, insanın iradesini yok etmez; iradesini kulluk bilinci içine yerleştirir.

1️⃣9️⃣ Kehf Suresi 23. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Kehf Suresi'nin 23. ayeti yalnız günlük konuşmada “inşallah” demeyi hatırlatan kısa bir ayet değildir. İnsan hayatının en temel yanılgılarından birini düzeltir: Geleceği kendi mülkümüz sanmak.

İnsan plan yapmaya çok yatkındır.

Yarın.

Gelecek hafta.

Gelecek yıl.

Emeklilik.

Çocuğunun geleceği.

İşi.

Evi.

Yatırımları.

Seyahatleri.

Bunların tamamı için plan yapmak normaldir ve çoğu zaman gereklidir.

Fakat planlama gücümüz bizi farkında olmadan şu noktaya taşıyabilir:

“Ben planladıysam olacaktır.”

Kehf 23 tam burada durdurur.

Hayır.

Sen planladın.

Ama henüz yarın gelmedi.

Bu ayrım insanın bütün hayat anlayışını değiştirebilir.

Çünkü gelecek, üzerinde çalışabileceğimiz fakat sahibi olmadığımız bir alandır.

İnsan yarına yatırım yapabilir ama yarını satın alamaz.

Sağlığına dikkat edebilir ama sonsuz sağlık garantisi alamaz.

En iyi iş planını oluşturabilir ama bütün piyasa şartlarını yönetemez.

Çocuğunu çok güzel yetiştirebilir ama yetişkin olduğunda onun bütün tercihlerini kontrol edemez.

İşte insanın sınırı buradadır.

Bu sınırı kabul etmek yenilgi değildir.

Kulluktur.

Ayet bize insanın iki uç arasında dengede kalmasını öğretir.

Bir tarafta kaderi yanlış anlayıp hiçbir şey yapmamak vardır.

“Allah ne dilerse o olur, ben niye çalışayım?”

Bu doğru değildir.

Diğer tarafta ise:

“Ben çalışırsam sonuç kesin istediğim gibi olmak zorunda.”

düşüncesi vardır.

Bu da doğru değildir.

Doğru çizgi şudur:

Çalış, planla, tedbir al, sonra sonucu Allah'a bırak.

Bu çizgi Ashab-ı Kehf kıssasında zaten defalarca karşımıza çıkmıştır.

Gençler imanlarını korumak için mağaraya gitti.

Yani tedbir aldılar.

Şehre yalnız bir kişiyi gönderdiler.

Yani plan yaptılar.

Dikkatli davranmasını söylediler.

Yani risk değerlendirdiler.

Ama olayların sonucunu kontrol edemediler.

Sonunda insanlar onların varlığını öğrendi ve Allah onların hikâyesini çok daha büyük bir işarete dönüştürdü.

Şimdi Kehf 23 aynı ilkeyi doğrudan cümle hâline getiriyor:

Geleceği kesin sahiplenme.

Bu ilke özellikle başarıya çok önem veren modern insan için son derece değerlidir.

Günümüzde insanlara sürekli:

“İstersen her şeyi yapabilirsin.”

denilebiliyor.

Bu cümle motive edici olabilir fakat mutlak anlamda doğru değildir.

İnsan istediği her şeyi yapamaz.

Fiziksel sınırları vardır.

Zaman sınırı vardır.

Ekonomik şartları vardır.

Başka insanların özgür iradesi vardır.

Beklenmedik olaylar vardır.

İnsanın elinden gelmeyen şeyler vardır.

Bu gerçeği kabul etmek insanı umutsuz yapmak zorunda değildir.

Tam tersine daha gerçekçi kılar.

Doğru cümle:

“Elimden gelenin en iyisini yapabilirim.”

olabilir.

Bu çok güçlüdür.

Çünkü gerçekten bizim alanımız budur.

Emek.

Hazırlık.

Disiplin.

Dürüstlük.

Sabır.

Bunlar bize aittir.

Sonucun tamamı ise bize ait değildir.

Bu ayrım insanı başarısızlık karşısında da daha sağlıklı tutabilir.

Bir öğrenci çok çalışmış olabilir ama istediği sınav sonucunu alamayabilir.

Bu durumda:

“Demek ki hiçbir işe yaramıyorum.”

sonucuna varması gerekmez.

Çalışmasının kalitesini değerlendirebilir.

Eksiklerini görebilir.

Yeni plan yapabilir.

Fakat bir sonuç onun bütün değerini belirlemez.

Aynı şekilde bir iş insanı çok iyi hazırlanıp ekonomik şartların değişmesi nedeniyle zarar edebilir.

Burada yine analiz gerekir.

Hata varsa düzeltilir.

Ama insan kendisini dünyanın bütün sonuçlarından sorumlu tutmamalıdır.

Sorumlu olduğumuz şey çabamızın ahlakı ve makullüğüdür; bütün evrenin sonucu değil.

Kehf 23 bu nedenle yalnız teolojik değil, psikolojik olarak da güçlü bir dengedir.

İnsan kontrol edemediği her şeyden kendisini sorumlu tutmayı bırakabilir.

Bu özellikle anne-babalar için çok önemlidir.

Bir anne veya baba çocuğu için elinden geleni yapabilir.

Eğitim verir.

Sevgi gösterir.

Sınır koyar.

Dua eder.

Ama çocuğun hayatının bütün geleceğini kontrol edemez.

Bir noktadan sonra çocuk kendi tercihlerini yapacaktır.

Eğer anne-baba:

“Onun bütün geleceği benim kontrolümde olmalı.”

derse hem kendisini hem çocuğunu tüketebilir.

Kehf 23'ün tevazusu burada da önemlidir:

Görevini yap, fakat başkasının geleceğini kendi mülkün sanma.

Aynı ilke ilişkiler için de geçerlidir.

İnsan sevdiği kişiye:

“Biz sonsuza kadar mutlaka böyle kalacağız.”

diyebilir.

Bu duygusal olarak güzel bir temennidir.

Ama gerçek hayatta insanın yapabileceği daha dürüst şey şudur:

Bugün sevgiyi, sadakati ve emeği korumak.

Geleceğe ulaşmanın yolu bugünkü davranışlardan geçer.

İnsan yarının sevgisini bugün garanti edemez.

Ama bugün saygılı olabilir.

Bugün dürüst olabilir.

Bugün sadık olabilir.

Bugün ilgisini gösterebilir.

Kehf 23 insanı geleceğin garantilerini konuşmaktan çok bugünün sorumluluklarını yaşamaya yöneltir.

Ayet ölüm gerçeğini de sessizce hatırlatır.

“Yarın yapacağım.”

deriz.

Ama yarına ulaşıp ulaşacağımızı bilmiyoruz.

Bu düşünce karamsar olmak için değil, ertelemeyi azaltmak için kullanılmalıdır.

Bir insan anne-babasını aramak istiyorsa:

“Bir ara ararım.”

diye sürekli ertelememeli.

Kırdığı birinden özür dilemesi gerekiyorsa:

“Bir gün söylerim.”

dememeli.

Bir borcu ödeyebilecek durumdaysa gereksiz yere bekletmemeli.

Allah'a yönelmek istiyorsa:

“Yaşlanınca ibadet ederim.”

diye geleceği garanti görmemelidir.

Çünkü Kehf 23 bize son derece yalın bir gerçek öğretir:

Yarın henüz senin değildir.

Bu gerçek bugünü daha değerli yapar.

İnşallah bilinci burada çok daha derin bir anlam kazanır.

İnşallah yalnız:

“Umarım olur.”

demek değildir.

Allah'ın dilemesini kabul etmek, aynı zamanda insanın kendi varlığının da Allah'ın nimeti olduğunu kabul etmektir.

Yarın bir işi yapabilmek için önce hayatta olmamız gerekir.

Sağlığımızın belirli ölçüde devam etmesi gerekir.

Aklımızın çalışması gerekir.

İmkân bulmamız gerekir.

Sayısız şart gerekir.

Bunların çoğu bizim doğrudan kontrolümüzde değildir.

Dolayısıyla:

“Allah dilerse.”

demek insanın varlığındaki bağımlılığı hatırlamasıdır.

Bu bağımlılık insanın onurunu küçültmez.

İnsan zaten yaratılmış bir varlıktır.

Onur, kendimizi Allah'tan bağımsız sanmakta değil, kul olduğumuzu bilerek özgür irademizi doğru kullanmakta bulunur.

Kehf 23 iş hayatında da çok önemli bir dürüstlük ilkesi sunar.

Bir proje için:

“Kesin yüzde yüz başarılı olacak.”

demek çoğu zaman gerçeği aşabilir.

İnsan güçlü tahmin yapabilir.

Veriye dayanabilir.

Ama gelecek risk içerir.

Bu nedenle dürüst iş anlayışı:

“Başarı ihtimalimiz çok yüksek.”

diyebilir.

Ama garanti olmayan şeyi garanti gibi satmamalıdır.

Aynı şey yatırımda.

Ticarette.

Teknolojide.

Bütün alanlarda geçerlidir.

Geleceğe ilişkin kesinlik satmak yerine riskleri dürüstçe anlatmak, Kehf 23'ün bilgi ve gelecek tevazusuyla son derece uyumludur.

Ayet aynı zamanda insanın kendi karakteri hakkında mutlak ifadeler kullanmasına karşı da düşünmeye çağırabilir.

“Ben asla böyle yapmam.”

“Ben hiçbir zaman hata yapmam.”

“Ben kesinlikle değişmem.”

Bu tür cümlelerde insan dikkatli olmalıdır.

Hepimiz imtihan içindeyiz.

Bugün güçlü olduğumuz bir konuda yarın zorlanabiliriz.

Bu nedenle başkalarının hatasına bakarken:

“Ben olsam asla yapmazdım.”

diye kibirlenmek yerine:

“Allah beni korusun.”

demek daha mütevazı olabilir.

Bu, yanlış davranışı normalleştirmek değildir.

Kendi nefsimizin de zayıflığa açık olduğunu bilmektir.

İnsan kendisine bile gelecek adına mutlak garanti veremez.

Kehf 23'ün modern planlama kültürüne verdiği en güzel denge budur:

Plan yap.

Hedef koy.

Takvim oluştur.

Disiplinli ol.

Ama bütün bunların üzerinde:

“Allah dilerse.”

bilincini taşı.

Bu yaklaşım insanı pasifleştirmez.

Tam tersine daha olgun biçimde aktif kılar.

Çünkü kişi ne sonuç geldiğinde haddini aşar ne de her aksilikte hayatının bittiğini düşünür.

Başarı geldiğinde:

“Elhamdülillah.”

der.

Plan değiştiğinde yeniden düşünür.

Kapı kapanırsa başka meşru kapıları arar.

İşte tevekkülün hareketli biçimi budur.

Kehf 23 ayrıca bize plan ile dua arasındaki ilişkiyi de öğretir.

İnsan yalnız plan yapıp Allah'ı unutmaz.

Yalnız dua edip planı da bırakmaz.

İkisini birlikte taşır.

Bir sınava hazırlanır.

Çalışır.

Program yapar.

Sonra dua eder.

Bir ameliyata girecekse doktorunu araştırır.

Gerekli tetkikleri yaptırır.

Sonra Allah'tan şifa ister.

Bir iş kuracaksa maliyet hesabı yapar.

Riskleri değerlendirir.

Sonra Allah'tan bereket ister.

Dua planın alternatifi değil; planın Rabbine bağlandığı yerdir.

Bu yaklaşım Ashab-ı Kehf'in bütün kıssasında zaten vardır.

Gençler:

“Rabbimiz bize rahmet ver.”

diye dua etmiş ama mağaraya gitmeyi de ihmal etmemişlerdir.

Kehf 23 bu ruhu geleceğe yönelik konuşmalarımıza taşır.

Ayet aynı zamanda başarının bir nimet olduğunu da hatırlatır.

Bir insan:

“Ben kendi emeğimle yaptım.”

diyebilir.

Elbette emeği vardır.

Bunu inkâr etmek gerekmez.

Fakat o emeği verebilecek sağlığı kim verdi?

Aklı?

Zamanı?

Karşısına çıkan imkânları?

Bu sorular insanın emeğini değersizleştirmez.

Emeğini şükür içinde anlamlandırır.

Mümin:

“Çalıştım ve başardım.”

diyebilir.

Ama devamını da bilir:

“Buna imkân veren Rabbime şükürler olsun.”

İşte Kehf 23 insanın başarısını kibirden şükre taşıyan bu manevi zemini kurmaktadır.

Ayetin en derin mesajlarından biri belki de insanın gelecekle ilişkisinde umut ile teslimiyet arasında denge kurmasıdır.

İnsan geleceği planlarken umutlu olmalıdır.

Sürekli:

“Nasıl olsa hiçbir şey olmayacak.”

diye karamsarlığa düşmemelidir.

Ama:

“Her şey kesin benim istediğim gibi olmak zorunda.”

diye de hayatla savaşmamalıdır.

Sağlıklı cümle şudur:

“Elimden geleni yapacağım, güzel sonuç umacağım ve Allah'ın takdirine güveneceğim.”

Bu cümlede çalışma vardır.

Umut vardır.

Tevekkül vardır.

Ve en önemlisi insanın sınırını kabul eden bir huzur vardır.

Kehf Suresi'nin 23. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Plan yaparken Allah'ı unutuyor muyum? Geleceğe hükmedebileceğimi mi sanıyorum? “İnşallah” sözünü gerçek bir niyetle mi kullanıyorum, yoksa sorumluluktan kaçmak için mi? Planım bozulduğunda tamamen yıkılıyor muyum? Yarını garanti görüp bugünün önemli iyiliklerini sürekli erteliyor muyum?

Bu sorular ayetin yalnız günlük dilde gelecekle ilgili bir cümleyi düzeltmediğini; irade, planlama, tevekkül, kibir, kaygı, sorumluluk, zaman ve kulluk hakkında son derece kapsamlı bir hayat rehberi sunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Kehf 23 bize şunu öğretmektedir: Yarın için plan yap, hedef koy ve elinden geleni yap; fakat yarını kendine ait kesin bir mülk gibi görme. Sözünü tutmaya çalış, ancak her şeyin senin kontrolünde olmadığını unutma. Geleceği planla ama kalbini geleceğin sahibine bağla.

Çünkü insanın elinde bugünkü niyeti vardır.

Bugünkü emeği vardır.

Bugünkü tercihi vardır.

Ama yarının tamamı yoktur.

Ve belki ayetin bize öğrettiği en sade fakat en büyük cümle şudur:

Sen yarın için karar verebilirsin; fakat yarının sahibi değilsin.

⠀

🌿 Son Söz​

“Geleceği planlamak aklın, geleceği kesin olarak kendimizin sanmamak ise imanın gereğidir. Yarın için çalışalım, sözümüzü tutmaya gayret edelim ve hedeflerimizi küçültmeyelim; fakat bütün bunları ‘Ben istersem mutlaka olur’ kibrinden koruyalım. Çünkü bizim payımıza düşen niyet, emek ve tedbirdir; yarını bize ulaştıracak olan ise Allah’tır. Bugünü doğru yaşa, yarını planla ve geleceğin sahibinin sen olmadığını hiçbir zaman unutma.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt