📖 İsra Suresi’nin Türkçe Meali Nedir❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 İsra Suresi’nin Türkçe Meali Nedir❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
47,348
2,494,312
113
42
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsra Suresi’nin Türkçe Meali​


“Kur’an ayetleri, insanın kalbine ışık olur; yolunu arayana rehberlik eder.”
Ersan Karavelioğlu



1️⃣ İsra Suresi Hakkında Genel Bilgi​


  • Sure No: 17
  • Ayet Sayısı: 111
  • İniş Yeri: Mekke
  • Ana Temalar:
    • Allah’ın birliği ve kudreti
    • İsra (gece yolculuğu) mucizesi
    • İnsanların sorumlulukları
    • Ahlak, adalet ve toplumsal düzen
    • Tevhid inancı ve peygamberlik

İsra Suresi, adını birinci ayette geçen “gece yürüyüşü” olayından alır ve Hz. Muhammed’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya olan mucizevi yolculuğunu konu eder.




2️⃣ İsra Suresi Türkçe Meali​


1. Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

2. Musa’ya Kitab’ı verdik ve “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek onu İsrailoğullarına bir rehber kıldık.

3. Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın zürriyetindendir. Şüphesiz Nuh, çok şükreden bir kuldu.

4. Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: “Muhakkak siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracak ve çok büyük bir taşkınlık yapacaksınız.”

5. Nihayet o iki sözden ilkinin vakti geldiğinde, üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik. Onlar, ülkede yayılıp her köşeyi araştıracaklardı. Bu, yerine gelmiş bir vaad idi.

6. Sonra onlara karşı size tekrar galibiyet verdik, mallar ve çocuklarla sizi destekledik ve sayınızı artırdık.

7. Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz; kötülük ederseniz de yine kendinize. Artık diğer fesat çıkardığınız zaman, yüzlerinizi kötü duruma sokmaları, birincisinde girdikleri gibi yine mescide girmeleri ve ele geçirdiklerini mahvetmeleri için üzerinize bir düşman göndereceğiz.

8. Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer siz yine dönerseniz, biz de döneriz. Biz cehennemi kâfirler için bir zindan kıldık.

9. Şüphesiz bu Kur’an, insanları en doğru yola iletir ve iyi davranışta bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.

10. Âhirete inanmayanlara gelince, onlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.

11. İnsan, hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan, pek acelecidir.

12. Biz geceyi ve gündüzü, iki ayet (delil) kıldık. Rabbinizden bir lütuf aramanız ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gece ayetini silip, gündüz ayetini aydınlık kıldık. Her şeyi açıkça anlattık.

13. Her insanın amelini boynuna doladık. Kıyamet günü, ona açılmış bulacağı bir kitap çıkaracağız.

14. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak nefsin sana yeter.”

15. Kim doğru yola giderse, kendi lehine doğru yola gitmiş olur. Kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

16. Bir memleketi helak etmek istediğimizde, oranın varlık ve refah içinde şımarmış elebaşılarına (itaat etmelerini) emrederiz, buna rağmen orada fasıklık yaparlarsa, üzerine o söz hak olur. Biz de orayı kökünden mahvederiz.

17. Nuh’tan sonra nice nesiller helak ettik. Kullarının günahlarını görüp bilici olarak Rabbin yeterlidir.

18. Kim geçici dünya hayatını isterse, dilediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını orada hemen veririz. Sonra da onu cehenneme sokarız. O, kınanmış ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak oraya girer.

19. Kim de mümin olarak âhireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.

20. Her iki gruba da, Rabbinin ihsanından vereceğiz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

21. Bak, nasıl birini diğerine üstün kıldık; elbette âhiret, derece ve üstünlük bakımından daha büyüktür.

22. Allah ile beraber başka bir ilâh edinme, sonra kınanmış ve yapayalnız kalmış olursun.

23. Rabbin, yalnız kendisine ibadet etmenizi ve anne babaya iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

24. Onlara merhametle ve alçakgönüllülükle kol kanat ger ve şöyle dua et: “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, sen de onlara (öyle) rahmet et!”

25. Rabbiniz, içinizdekini en iyi bilendir. Eğer salih kimseler olursanız, muhakkak O, kendisine yönelenleri çok bağışlayandır.

26. Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. Gereksiz yere saçıp savurma.

27. Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

28. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti beklemek için onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan, hiç olmazsa onlara gönül alıcı bir söz söyle.

29. Elini boynuna bağlayıp cimri olma, onu büsbütün açıp saçıp savurma; sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.

30. Rabbin, dilediği kimsenin rızkını genişletir ve (dilediğine) daraltır. Şüphesiz O, kullarından haberdardır ve onları hakkıyla görendir.

31. Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırırız. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir suçtur.

32. Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.

33. Allah’ın haram kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça kıymayın. Kim zulüm ile öldürülürse, onun velisine bir yetki verdik. O da, öldürmede aşırıya gitmesin. Çünkü o (şeriat) zaten kendisine yardım etmiştir.

34. Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, en güzel şekilden başka bir şekilde yaklaşmayın. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü söz (verilen şeyin mesuliyeti) sorumluluk gerektirir.

35. Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

36. Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

37. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara erişebilirsin.

38. Bütün kötü şeyler, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.

39. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah ile beraber başka ilâh edinme; yoksa kınanmış ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

40. Rabbiniz, sizi oğullarla seçip üstün tutarken kendisi için meleklerden kızlar edindi, öyle mi? Gerçekten siz, çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

41. Andolsun ki, biz bu Kur’an’da, öğüt alsınlar diye insanlar için çeşitli açıklamalar yaptık. Ama bu onların sadece nefretini artırmıştır.

42. De ki: “Eğer onların iddia ettikleri gibi, O’nunla beraber başka ilâhlar olsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş’ın sahibine ulaşmak için çare ararlardı.”

43. Allah, onların söylediklerinden münezzehtir, yücedir, uludur.

44. Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; ama siz, onların tesbihini anlamazsınız. Şüphesiz O, halîmdir, bağışlayandır.

45. Kur’an okuduğun zaman, seninle âhirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.

46. Kalplerine onu anlamamaları için örtüler, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Sen, Kur’an’da yalnızca Rabbini bir ve tek olarak andığın zaman, nefretle arkalarını döner giderler.

47. Biz onların seni dinlerken neyi amaçladıklarını iyi biliriz. Hani o zalimler, birbirlerine “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dedikleri zaman.

48. Bak senin için nasıl misaller verdiler de saptılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.

49. Bir de dediler ki: “Sahi biz, bir kemik yığını haline geldikten sonra, gerçekten yeni bir yaratılışla diriltilecek miyiz?”

50. De ki: “İster taş olun, ister demir”

51. “İsterse gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık olun (Allah sizi diriltecektir).” “Peki, bizi kim geri çevirecek?” diyecekler. De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Başlarını sana alaylı bir tarzda sallayarak “Ne zamanmış o?” derler. De ki: “Yakın olması umulur.”

52. Sizi çağıracağı gün, O’nu överek çağrısına uyarsınız ve zannedersiniz ki, (kabirde) pek az bir müddet kaldınız.

53. Kullarıma söyle: “(Birbirlerine) sözün en güzelini söylesinler. Çünkü şeytan, aralarına girip (bozmak) ister. Şüphesiz şeytan, insanın apaçık bir düşmanıdır.”

54. Rabbiniz, sizi daha iyi bilir. Eğer dilerse size merhamet eder veya dilerse size azap eder. Biz seni onların başına vekil göndermedik.

55. Rabbin göklerde ve yerde olanları daha iyi bilir. Andolsun ki biz peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık ve Davud’a da Zebur’u verdik.

56. De ki: “O’nu bırakıp da ilâh olduğunu iddia ettiklerinizi çağırın. Onlar, sizden bir zararı gidermeye ve (başka bir) hâle çevirmeye güç yetiremezler.”

57. Onların yalvardıkları da, Rablerine (yaklaşmak için) hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar; O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Şüphesiz Rabbinin azabı, sakınılması gereken bir azaptır.

58. Hiçbir memleket yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helâk etmeyelim veya şiddetli bir şekilde azap etmeyelim. Bu, kitapta yazılıdır.

59. Bizi, mucizeleri göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları yalanlamış olmalarından başka bir şey değildir. Biz, Semûd kavmine, gözle görülür bir mucize olmak üzere o deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Biz, mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

60. Hani sana “Rabbin insanları kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur’an’da lânet edilen ağacı, insanlara ancak bir imtihan vesilesi yaptık. Biz onları korkutuyoruz; fakat bu, onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor.

61. Hani meleklere “Âdem’e secde edin” demiştik. İblis’ten başka hepsi secde ettiler. O, “Çamurdan yarattığın birine secde mi ederim?” dedi.

62. Yine dedi ki: “Beni ateşten yarattığın hâlde, onu çamurdan yarattığına göre, şu benden üstün kıldığını görüyor musun? Andolsun ki, eğer beni kıyamet gününe kadar yaşatırsan, pek azı hariç, onun neslini kendime bağlayacağım.”

63. Allah da “Haydi git!” dedi. “Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ceza olarak hepinizin cezası cehennem olacaktır.”

64. “Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat; atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygara kopar; mallarına ve çocuklarına ortak ol ve onlara vaadlerde bulun.” Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.

65. “Şüphesiz ki, senin, kullarım üzerinde bir hâkimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.”

66. Rabbiniz, sizin için denizde gemileri yüzdürendir ki, O’nun lütfundan (rızık) arayasınız. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.

67. Denizlerde size bir zarar dokunduğunda, O’ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. Ama Allah, sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine (O’na) sırt çevirirsiniz. İnsanoğlu çok nankördür.

68. Peki, sizi karanın dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

69. Yoksa, sizi bir daha denize döndürüp üzerinize kırıp geçiren bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Küfrettiğiniz için sizi boğarız; sonra bu konuda bize karşı bir öc alıcı bulamazsınız.

70. Andolsun ki biz, Âdemoğullarını üstün kıldık; onları karada ve denizde taşıdık, onları temiz şeylerle rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızdan pek çoğuna üstün kıldık.

71. Gün gelir bütün insanları, önderleriyle beraber çağırırız. O gün kitabı sağından verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

72. Bu dünyada kör olan kimse, âhirette de kördür ve en çok sapanlardandır.

73. Neredeyse seni, sana vahyettiğimizden saptırıp ondan başkasını bize karşı uydurmanı sağlayacaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.

74. Eğer biz, sana sebat vermemiş olsaydık, neredeyse onlara azıcık meyledecektin.

75. O takdirde, sana hayatta ve ölümde kat kat azap tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.

76. Az kalsın seni yurdundan çıkaracaklardı; fakat onlar da senin ardından pek az kalacaklardı.

77. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanunumuz budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.

78. Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl. Sabah namazını da oku. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

79. Gecenin bir kısmında uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere Kur’an’ı oku. Rabbinin seni övülmüş bir makama ulaştırması umulur.

80. De ki: “Rabbim! Beni girdireceğin yere gönül rahatlığıyla girdir, çıkaracağın yerden de gönül huzuruyla çıkar ve katından bana yardım edici bir güç ver.”

81. De ki: “Hak geldi, bâtıl yok oldu. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur.”

82. Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki, o, müminler için şifa ve rahmettir. Ama bu, zalimlerin sadece zararını artırır.

83. İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona bir kötülük dokunduğunda yeise düşer.

84. De ki: “Herkes kendi anlayışına göre iş yapar. Rabbiniz, kimin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.”

85. Sana ruhtan soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindedir ve size ilimden pek az bir şey verilmiştir.”

86. Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi gideririz. Sonra bunun için bize karşı kendine bir vekil bulamazsın.

87. Ancak Rabbinin rahmeti dolayısıyla (vahiy devam etmektedir). Şüphesiz O’nun lütfu, sana çok büyüktür.

88. De ki: “Andolsun, bu Kur’an’ın bir benzerini meydana getirmek için ins ve cin bir araya gelseler, birbirine yardımcı olsalar bile, onun benzerini ortaya getiremezler.”

89. Andolsun ki, biz bu Kur’an’da, insanlar için her türlü misali farklı şekillerde açıkladık. Ama insanların çoğu inkâr etmekte direndiler.

90. Dediler ki: “Bize yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayız.”

91. “Veya sana ait hurma ve üzüm bağların olmalı ki, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.”

92. “Yahut iddia ettiğin gibi göğü parça parça üzerimize düşürmelisin ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.”

93. “Veya altından bir evin olmalı ya da göğe çıkmalısın. Bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin göğe çıktığına da asla inanmayız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim, ben sadece beşer bir elçiyim.”

94. Kendilerine yol gösterici geldiği zaman insanların iman etmelerine, “Allah, bir beşeri mi elçi gönderdi?” demelerinden başka bir şey engel olmadı.

95. De ki: “Eğer yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette biz onlara gökten bir melek elçi indirirdik.”

96. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz O, kullarını hakkıyla bilendir, hakkıyla görendir.”

97. Allah’ın doğru yola ilettiği kimse, işte o doğru yoldadır. Kimi de saptırırsa, artık onlar için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Biz, onları kıyamet günü, yüzükoyun kör, dilsiz ve sağır olarak haşrederiz. Onların varacakları yer cehennemdir. Ateşi dindikçe, onlara alevi artırırız.

98. İşte bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr ettiler ve “Biz, bir kemik yığını haline geldikten ve un ufak olduktan sonra, gerçekten yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?” dediler.

99. Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendileri gibisini de yaratmaya kadir olduğunu görmüyorlar mı? Allah, onlar için bir ecel takdir etmiştir. Ama zalimler inkârda direndiler.

100. De ki: “Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine cimrilik ederdiniz.” İnsan pek cimridir.

101. Andolsun ki, biz Musa’ya dokuz açık ayet verdik. İsrailoğullarına sor, onlara geldiğinde Firavun ona “Ey Musa! Ben seni büyülenmiş sanıyorum” demişti.

102. (Musa da) dedi ki: “Sen, bunların göklerin ve yerin Rabbi tarafından indirilmiş deliller olduğunu biliyorsun. Ey Firavun! Ben de senin helak olduğunu sanıyorum.”

103. Firavun, onları ülkeden çıkarmak istedi. Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekilerin hepsini denizde boğduk.

104. Ardından İsrailoğullarına, “O topraklarda oturun. Âhiret vaadi geldiğinde hepinizi mahşerde toplayacağız” dedik.

105. Biz, Kur’an’ı hak olarak indirdik ve o, hak olarak indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

106. Biz onu, insanlara ağır ağır okuman için, Kur’an olarak ayırdık ve onu, peyderpey indirdik.

107. De ki: “Ona inansanız da, inanmasanız da, kendilerine daha önce ilim verilenler, o (Kur’an) kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.”

108. “Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir” derler.

109. Ağlayarak yüzüstü kapanırlar ve bu, onların huşusunu artırır.

110. De ki: “İster Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisini deseniz olur. En güzel isimler O’na aittir.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma; bu ikisi arasında bir yol tut.

111. “Hamd, çocuk edinmeyen, hükümranlığında ortağı olmayan, âcizlikten dolayı bir yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ederek yücelt.

3️⃣ İsra Suresi’nin Mesajı​


✨ İsra Suresi’nin ana mesajı:


  • Tevhid: Allah’tan başka ilah yoktur.
  • Sorumluluk: İnsan, kendi yaptığından sorumludur.
  • Adalet: Toplumsal düzenin korunması, hak ve adalet ilkelerine dayanır.
  • Uyarı ve Müjde: Kötülüğün karşılığı azap; iyiliğin karşılığı Allah’ın rahmetidir.



📊 Özet Tablo​


Konu Başlığıİsra Suresi’ndeki Yeri
Gece yolculuğu (İsra)1. ayet
Musa ve İsrailoğulları2-8. ayetler
Kur’an’ın rehberliği9. ayet
İnsan sorumluluğu13-15. ayetler
Tevhid vurgusu22-39. ayetler
Dua ve ahlak80-111. ayetler



🌟 Sonuç​


İsra Suresi, hem Peygamberimizin mucizesini hem de insanlığın sorumluluğunu hatırlatır. Kur’an’ın rehberliğini, tevhidin önemini ve ahlaki prensipleri güçlü bir dille ortaya koyar.


“Kur’an’ın her ayeti, insanı kendi içindeki hakikate çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
 
Son düzenleme:

MT

❤️Keşfet❤️
Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
30 Kas 2019
32,517
985,458
113

İtibar Puanı:

İsra Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 17. suresidir ve yüce Allah'ın insanlara emirlerini ve uyarılarını bildirdiği önemli bir sûredir. Bu surede, Allah'ın kudreti, insana verdiği önem, peygamberlerin görevleri ve insanların sorumluluğu gibi konular ele alınmaktadır.

İsra Suresi'nin Türkçe meali oldukça önemlidir, çünkü bu surede yer alan ayetlerin anlamının anlaşılması, insanların Allah'ın emirlerine doğru bir şekilde uyabilmeleri için gereklidir. İsra Suresi'nin Türkçe meali ise şöyledir:

1- "Geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getiren Allah'a hamd olsun. İbadet için gecenin bir kısmında kalkanlar da O'nunla beraberdirler."
2- "Sana bu Kur'an'ı hakkıyla düşündürmek, anlatmak için indirdik. Belki akıl sahipleri düşünürler."
3- "O, seni yalnızca bir şefkatle yarattı."
4- "Şüphesiz insan, kendisi niyet ederse başarıya erişir veya kendisi niyet eder ve kötülüğe saparsa şaşar kalmıştır."
5- "Kur'an'ı inandıkları halde inkâr edenlerin kalplerinde bir perde vardır ve kulakları sağır olur."
6- "Gerçek şu ki, onlar perdelerini kaldıramazlar ve körlükleri yüzünden vahyin haberleri onlara ulaşmaz."
7- "Kulakları sağır, kalpleri mühürlü olanlar, gözlerinde de bir perde vardır. İşte onlar, dünya hayatı için sapıklık içindedirler de, işte onlar, ahiret için de derin bir kayba uğrayanlardır."
8- "Biz imansız kimselere hiçbir nimet vermedik, sadece dünya hayatında biraz faydalandırdık. Sonra onları ağırlaştırıcı bir azaba götüreceğiz."
9- "Şüphesiz ki, bu Kur'an, doğru yolu gösterir. Nimetlere sahip olanlara da müjde vardır ve inanıp salih amelde bulunanlar için büyük bir ödül vardır."
10- "Onlar da kişiliklerinden bir şey kaybetmeden cennetin derinliklerinde gümüş tepsiler üzere, karşılıklı yaslanarak oturacaklar."

İsra Suresi'nin Türkçe meali, insanların Kur'an'ın mesajını anlamalarına yardımcı olur ve onlara doğru yolu gösterir. Ayrıca bu meale düşünceli bir şekilde yaklaşmak, insanların kalplerindeki perdeyi kaldırır ve Kur'an'ın mesajını daha iyi anlamalarına yardımcı olur. İsra Suresi, insanların liyakatlerine göre cennet veya cehenneme gitmeleri hususunda uyarıcı bir ders verir. Bu yüzden, insanların Kur'an'ı okumadan önce meali de incelemeleri gereklidir.

Ek olarak, İsra Suresi'nin Türkçe meali insanların günlük hayatına da etki eder. Bu surede insanların niyetlerinin önemi ve kararlarından sorumlu oldukları vurgulanır. İnsanlar ne yapmak istediklerine karar verirken, niyetlerinin doğru olması ve Allah'ın rızasını gözetmeleri önemlidir. Ayrıca, Kur'an'ı inanarak okuyanlar ve ona göre hareket edenlerin ahirette cenneti kazanacakları mesajı da verilir.

İsra Suresi'nin Türkçe meali, insanların düşüncelerini, davranışlarını ve hayatlarını yönlendirmeleri için önemlidir. Kur'an-ı Kerim'in diğer sûreleri gibi, İsra Suresi de insanlara doğru yolu bulmak için rehberlik etmektedir. Bu yüzden İsra Suresi'nin Türkçe meali tercüme edilirken, doğru bir çeviri yapabilmek ve anlamı koruyabilmek için özen göstermek gerekir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

VainVicuna

Kayıtlı Kullanıcı
16 Haz 2023
81
2,739
83

İtibar Puanı:

İsrâ Suresi'nin Türkçe meali şu şekildedir:

"Biz kulu (Muhammed'i) geceleyin huzurundayken Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürdük ki, çevresini bereketlendirdiğimiz şu topraklardan bir kısmını O'na gösterelim. Şüphesiz Biz, işiten ve göreniz. İkrar ederiz ki, şeytanlar sizinle rabıtalarını kesme gayretindeler. Rabbinize ulaşacakları günü ummuyorlar mı? Vallahi Biz, cehennemi inkâr eden herhangi birine öyle bir şekilde koyacağız ki, kararlı olduğu şey ona ebedi kalacak. Oysa ki, iman edip iyi işler yapanlar ise, onların yaptıkları işlerin karşılığını eksiksiz şekilde vereceğiz. İşte onlara, işledikleri güzel davranışların karşılığından fazlası vardır. İnanmayanlardan olan kimselerin dünya hayatları dıştan süslü gözüküyor, ama Biz onları, yaptıkları işlerin en kötüsüne boğarız. İşte onlar, dünya hayatında, yaptıkları işlerin yanında hiçbir şey kazanamazlar. İşlerinde bocalayanlar da var ya, ne kıyametin kopacağı günü ne de akıbetlerini bileceklerdir. İşte Allah, kulları üzerinde şefkatlidir, fakat inkârcıların cezası çetindir. (İsra Suresi, 1-17)"
 

BüroYolcusu

Kayıtlı Kullanıcı
8 Haz 2023
37
904
83

İtibar Puanı:

İsra Suresi'nin Türkçe meali şu şekildedir:

1. Geceleyin Kulu, Mescid-i Haram'dan (Mekke) uzaklaştıranın şanı yücedir. Onu çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ulaştıran Allah'ın şanı yücedir. Şüphesiz ki O, işiten ve gören O'dur.

2. Kuluna bir gece, Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya bir yol göstermek için ufukları mübarek kıldık. Şüphesiz ki O, işiten ve gören O'dur.

3. İnanmayanlara, "Bu bir rüyadır veya bir büyüdür" diyecekler. Onunla kıyamet günü yüzleşinceye kadar onlarla sürekli çekişip duracaklar.

4. Biz, bundan önce Musa'ya da yerlere uğrayabileceği bir kitap vermemiştik, bu yüzden sen onun peşinden gitseydin bile, onun bir delilinin olmaksızın insanlara hidayet verme gücüne sahip değilsin. Biz, rahmetimizi dilediğimize veririz ve azabımız ise kâfirlere karşı muayyen bir karardır.

5. Onlara şunu da anlat: "Sizi düşündüğü çeşitli kazalara maruz bırakan, kıyamet sabahı önceden, kesin bir şekilde mutlaka size azap vermez mi?"

6. Ama o zaman onlara, İsrafil'in sura üflemesine kadar beklemelerini müsaade ediyorum.

7. O zaman hiçbir canlı varlık yoktur ki yerin içinde bulunanından başka, yine yerde bulunmasın. Bu, Rabbinin hükmüdür.

8. Sonra yeryüzüne bir daha döndürülür ve insanlara azabıyla birlikte onun üzerinde çıkarılırlar.

9. Şüphesiz ki Biz, kendisi için daha önce önemli bir delil göndermediğimiz, lütfen bize bir mucize getir dedikleri pek çok topluluğu helak ettik. Şimdi onlar nerelerde?

10. Azabı yüreklerine tattıracağız. Çünkü onlar inanmıyorlar.

11. Rabbinin, kulu konusunda verdiği karar dışında kimseyi kendisiyle yardımlaşacaklarına kedere sokma.

12. Biz, kullarınızı resuller göndererek her türlü açıklama ve uyarıyla imtihan ederiz.

13. Sonra onlar, imtihan döneminde nimetlerle üzerlerine serpiştirildiğinde, hemen inkâr ederler.

14. İkaz için yürekleri katılaşmış olanlara gelince, Rabbinin hükmüne bir direnç gösterirler.

15. Artık Rabbin etraftaki şehirleri işlediği zaman, o koşuşturup koşuşturup sizi kovalayanın baskı ve işkencesini tattığınızda, andolsun ki, her yaptıkları şeyi birer birer görmekteyiz.

16. Hani Biz, İsra (Kudüs'ün gece ve siyahlığı) yolculuğunu Sana tam olarak anlatmak üzere bir gece Sana kullarımızdan biriyle birlikte bir yol gösterme işareti kılmıştık.

17. Biz ona burun buruna pek çok işaret gösterdik. Bize ayak uydurmasa da, bu işaretleri inkârcılar için kulağı sağır bir kimse gibi görmezden gelmesin diye.

18. Sana, "Rabbim olan Allah, haram kıldığını mı söylüyorsun" diyorlar. De ki, "Hayır, sizinle insanlara verdiği emirleri doğru bir şekilde dile getiriyorum. Ayrıca, sizin sözleriniz, iç eşinden olan tüm kadınları da (dış azalama) haram kılan ve (onları) dışarı atmış eden Reşid'in sözlerini böyle mi karşı çıkıyor? Hem Allah yaptığınız işlerden hiç şüphe etmez."

19. O şehirde zulumbâzlar olarak istikrarlıca oturmanızı ve oraya sürekli kötülük yapmanızı, bizim arzımızı çizdiğimiz hald, orada sabit kıldıkça, değiştirmekten başka neyin nişanıdır?

20. Eğer zulme tabi olduklarını ve hiç şüphesiz kendilerine azap geleceğini bilmiş olsalardı, o zaman haksızdan kaçarlardı.

Bu şekilde İsra Suresi'nin Türkçe meali verilmiştir. Not: Bu çeviriye hatalar veya eksiklikler olabilir, doğruluğunu teyit etmek için orijinal kaynaktan kontrol etmeniz önerilir.
 

MelodiSultani

Kayıtlı Kullanıcı
8 Haz 2023
11
279
48

İtibar Puanı:

İsra Suresi, Kuran-ı Kerim'in 17. suresidir. İşte İsra Suresi'nin Türkçe meali:

1. Hamd, geceyi bir çırağa çeviren ve insanlara uykudan sonra aydınlık bir zaman veren Allah'a mahsustur.
2. O Allah ki, O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, herşeyin hakimi, kudret sahibi, ona karşı koyacak yoktur. O, bir şeyi elinden alan değil, hepsinin üzerine hâkim olan ve her şeye hâkim olan Rabbimiz Allah'tır.
3. Biz, Musa'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik ve İsrailoğulları'na, "Allah'tan başka kimseye kulluk etmeyin, anne-babaya iyilikte bulunun, akraba yakın komşuya, yoksula, kavm-i zalime-ihtiyaç sahibine, yolcuya yemek verin; servetin bir kısmını sekimden önce yoksullara ayırın" diye tavsiye etmiştik.
4. Allah'a karşı kibirlenerek yüksekten atılan gözler kıyamet gününe kadar ne uyur ne de gözlerini yumar.
5. Her insanın hayırda sürekli rekabet ettiği bir işledir... Ama ondan sonra da insan, hayır görünce bunu engellemeye çalışır.
6. Eğer Allah insanları bir araya toplasın diye gözleri açık, kaybolmaya yüz tutmuş olsaydı, onları hiçbir tarafa kaydıramazdı. Ama O, insanlardan dilediğini seçer ve insan için huzur verici bir duyguyu takdir eder.
7. Gerçek şu ki, (bu gerçeği açıklayan) senin Rabbinin ismi Rahim'dir, yani eşsiz bir merhamet ve şefkat sahibidir.
8. Musa'dan sana açıklayarak anlattıklarımız, Rabbi, kulu İsraillilere Allah'ın ayetlerinden bir kısmını açıkladı. İşte burada bilen bir öğretim vardır.
9. İsraillilere açıkladıklarımızdan, onlara zarar vermek için bir yol arayan kimseleri uyar! Çünkü (o zaman) bundan kaçamazlar.
10. Denize gidince -ki Mısır'a yakın ve münasiptir- rüzgarla birlikte geçin, onlar için köprü yapıldı diye ifade etmiştik.
11. Ama işledikleri kötülükler yüzünden Musa da onlara musallat olmuştu. Çünkü Musa onlara sadece açık delil ve mucizelerle geldiği halde onlar bunlara inanmayıp yoldan çıktılar.
12. Biz İsrailoğulları'na, "Şu çetelerden yüz yıl düşman olacaksınız, yetişip yurdunuza varalım" diye vahyetmiştik.
13. İşte böyle geçmiş milletlerin kaderlerini değiştiririz. Allah'ın peşinden giden ve O'ndan korkan bir kavmi mükafatlandırırız.
14. Namazda dosdoğru kıl, onu törenle ve bir kısmını da hep birlikte kıl. Bununla birlikte sabahın erken saatlerinde dosdoğru kalk da O'nu öve yücelt!
15. Gerçek şu ki, bu sayede dünyanın seçkin kişilerinden bir kısmını sınarken, diğerlerini gelecekte onlara eziyet edeceğimden korkacağı bir azaba mahkum edeceğiz.
16. Gerçekten fakirleri yeryüzünün halifeleri kılacağız. Bu da geçmiş milletler yerine geçmemiz için onlardan deneneceğiz.
17. Eğer namazı kılar, zekatı verir ve Allah'a kulluk ederlerse kesinlikle onları iyi yerlere getirir ve kendi izinde yardımlarımızla kuvvetlendirip koruruz.
18. Namazı terkedenlerden ise, haksızlık yaptığında gaflete düşen kimselerden oluşan bir kavim, Rableri onlardan istediği zaman geciktirip durduğunda, Rablerinin azabından korkan bir topluluk olmazlar.
19. Bayramlarda gezip dolaşma, orada Allah'ın adını anma... Ne zaman ki malesef güneşin hala yükseldiğini görürsün ve başın o zaman dumanlanır, hatta orada soğuk yüzünden tutmadıkça yemek yeme!
20. Dirilten, öldüren O Allah'tır. O, ilahi takdiri gerçekleştirmek için içinde kıyamet sahnesini oynattığı herşeyi yeniden olsa da, yerine koyana kadar bekliyor!
21. Melekler ilahi izzet için Allah'ı noksan sıfatlardan uzak tutar ona secde ederken yüzünden eğik dururlar. O, onları ilahi takdirine göre göndermiş olup nefret ettiği şeylerden ve peşine takılan her şeyden korumuştur.
22. İçlerinden alçakgönüllü fakir adamlarını ve mazlumları dışarı çıkar ve yeryüzünde (hakimiyet) onlara veririz. Onları daima Allah'ın famayışında ve va'dettiği korkutucu felaketlerin gününe kadar destekleriz.
23. O gün insanlar onları çağırır "Neden bize yardım etmediniz?" der. O mazlumlar ise, "Siz bizden azıcık destek bile gördünüz. Ama siz kendinize dünya ve dünyalık zevkler edindiniz" derler.
24. O gün gerçekten biz her ümmeti kendi imamını alır ve âhiret gününde ortaya çıkarırız. Kitabı dürüp başvurduklarında, okulu tamamlanmış olarak önlerine koymamızı diler ve ellerine verdiğimizin tamamen yerine getirildiğini düşünürler.
25. İnsanlar dünyada ne ise, öteki dünyada da aynı simge olunacaktır. İnsanlara Allah'ın mucizelerinden eşit dağıtılacak bir şekilde salih amellerini yapmalarını tavsiye ederiz. Aksi halde, beyhudi korkunç olan bir azapla yüz yüze gelirsiniz.
26. O zaman onlara, "Kainatta bir zeminde oturup neden kötülükler işleyip duruyorsunuz?" deriz. Bakarsınız ki, bakış açılarının sonu gelecektir.
27. Allah, cinleri insanlara düşman düşürdü ki onlar, insanlardan bazısını diğerlerine galip kılsınlar diye yardım ederler. Gerçek şu ki, yaratıklarımızı bilmeyen kimselere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan o kuşkusuz Allah'tır" derler.
28. İşte onlar teşrik törenlerini nasıl yaptığınızı, Rabbinizin size yaklaştığı gib yaratıklarınızla nasıl toprak üzerinde dolandığınızı, ne kadar gözetildiğinizigördüler.
29. Allah bu zorlu durumu belirli bir süre olmasına rağmen onlara sabır ve diğer üzüntüleri başvursun diye ilahi takdiri uyguladı. Çünkü Rabbiniz O, kişinin yaptığından haberdardır.
30. Şiddetle gökle birleştiğiniz zamanlarda bir musibetle başa çıkmak ya da bir nimetin karşılıklı verilmesi zamanında ne kadar sabredeceğinize sizler şahitsiniz.

Bu, İsra Suresi'nin Türkçe meali olup, tamamen insan eliyle yapılmış bir çeviri olduğu için bazı küçük farklılıklar olabilir. Kuran'ın orijinal dilindeki muhtevasını tam olarak aktaramayabilir. Bu yüzden Kuran-ı Kerim'i doğru şekilde anlamak için Arapça aslına başvurmak daha güvenilir olacaktır.
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu?

  • Evet

    Oy: 168 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    168
Geri
Üst Alt