📖 İnşikâk Suresi 20. Ayette “Öyleyse Onlara Ne Oluyor da İman Etmiyorlar” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Gökyüzündeki Değişimden İnsan Hayatındaki

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,316
2,724,953
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnşikâk Suresi 20. Ayette “Öyleyse Onlara Ne Oluyor da İman Etmiyorlar” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Gökyüzündeki Değişimden İnsan Hayatındaki Dönüşüme Kadar Bunca İşaret Anlatıldıktan Sonra Neden İman Sorusu Sorulur ❓


“İnşikâk, insanı yalnız korkutmaz; düşündürür. Gökyüzü değişir, gece toplar, ay tamamlanır, insan hâlden hâle geçer. Sonra tek bir soru gelir: Bütün bunları gördüğünüz hâlde neden hâlâ hakikate kapalı kalıyorsunuz?”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ ❓ İnşikâk Suresi 20. Ayette Ne Buyrulur ❓


İnşikâk Suresinin yirminci ayetinde anlam olarak:


“Öyleyse onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?”


buyrulur.


Bu, bilgi veren bir cümle değil:


sarsıcı bir sorudur.


Sure uzun uzun:


kıyameti,


hesabı,


amel defterini,


rahmeti,


cezayı,


şafağı,


geceyi,


ayı


ve insanın hâlden hâle geçişini


anlattıktan sonra:


okuyucunun karşısına doğrudan şu soruyu koyar:


“Bütün bunlardan sonra insan neden hâlâ iman etmiyor?”


2️⃣ 📜 “Femâ Lehum” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki:


“femâ lehum”


ifadesi:


“Onlara ne oluyor?”


“Ne hâlleri var?”


“Niçin böyle davranıyorlar?”


gibi anlamlar taşır.


Bu soru bilgi eksikliğini gidermek için sorulmaz.


Daha çok:


hayret, eleştiri ve uyarı


taşır.


Yani:


“Bu kadar işaretten sonra bu direnç neden?”


sorusu ortaya konur.


3️⃣ 🧠 Kur’an Burada İmansızlığı Sadece Bilgi Eksikliği Olarak mı Görüyor ❓


Hayır.


Kur’an’ın genel anlatısında iman meselesi:


yalnızca yeterince veri görmekle açıklanmaz.


İnsanın:


kibri,


alışkanlıkları,


çıkarları,


toplumsal bağlılıkları,


korkuları


ve dünyaya aşırı bağlanması


da etkili olabilir.


Bu nedenle:


hakikati görmek ile hakikate teslim olmak aynı şey değildir.


4️⃣ 👁️ İnsan Bir Delili Görüp Yine de İnanmayabilir mi ❓


Evet.


İnsan zihni yalnız verileri toplamaz.


Aynı zamanda:


yorumlar,


seçer,


ön kabuller geliştirir.


İki insan aynı olaya bakıp:


farklı sonuçlara ulaşabilir.


Bu yüzden Kur’an:


doğaya bakmayı


ve düşünmeyi


teşvik ederken,


insanın zihinsel ve ahlaki yönünü de hesaba katar.


5️⃣ 🌌 Önceki Ayetlerdeki Kozmik İşaretler Neden İman Sorusuna Bağlanır ❓


Çünkü:


şafak,


gece,


dolunay


ve insanın değişimi


bir ortak noktada birleşir:


hiçbir şey sabit değildir.


Bu değişim düzeni:


insanı yaratılış,


ölüm


ve yeniden diriliş


üzerine düşünmeye çağırır.


  1. ayet:

işaretleri gösterdikten sonra:


“Peki bütün bunlar sende ne uyandırıyor?”


diye sorar.


6️⃣ 🔄 19. Ayetteki “Hâlden Hâle Geçeceksiniz” İfadesi İman Sorusuna Nasıl Hazırlık Yapar ❓


  1. ayet:

insanın sürekli dönüşüm içinde olduğunu söyler.


  1. ayet:

“O hâlde neden iman etmiyorlar?”


der.


Burada güçlü bir bağlantı vardır:


İnsan:


doğduğunu biliyor.


Yaşlandığını görüyor.


Ölümü görüyor.


Değişimin kaçınılmaz olduğunu yaşıyor.


Buna rağmen:


nihai dönüş ihtimalini tamamen kapatması


sorgulanıyor.


7️⃣ ⚖️ İman Kur’an’da Körü Körüne Kabul mü Demektir ❓


Kur’an’ın kendi söylemi açısından:


hayır.


Sürekli:


düşünme,


akletme,


gözlemleme,


hatırlama


ve ders çıkarma


çağrıları vardır.


Dolayısıyla ideal iman:


düşüncenin yokluğu değil, düşünceyle birlikte yöneliş


olarak sunulur.


Fakat bu:


her insanın aynı delilleri ikna edici bulacağı


anlamına gelmez.


8️⃣ 🧭 İman İle Teslimiyet Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


İman:


sadece:


“Bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorum.”


demek değildir.


Dinî anlamda:


hayatı etkileyen bir kabul


boyutu taşır.


Eğer Allah,


hesap


ve ahiret


gerçekse,


bu inanç:


ahlaki seçimleri de etkilemelidir.


Bu nedenle Kur’an açısından iman:


zihinsel kabul ile varoluşsal yönelişi


birleştirir.


9️⃣ 🪞 İnsan Hakikatin Hayatını Değiştireceğini Düşündüğü İçin Ondan Kaçabilir mi ❓


Bu mümkün bir psikolojik durumdur.


Bazen insan:


bir şeyin doğru olabileceğini kabul etmek istemez.


Çünkü kabul ederse:


alışkanlığını değiştirmesi gerekebilir.


Bir hakkı geri vermesi gerekebilir.


Kibrinden vazgeçmesi gerekebilir.


Hayat düzenini sorgulaması gerekebilir.


Bu nedenle hakikat arayışı:


yalnızca zekâ meselesi değil,


karakter cesareti


de olabilir.


🔟 💰 Çıkarlar İnancı Etkileyebilir mi ❓


Evet.


İnsan:


mevki,


servet,


güç,


itibar


ve sosyal çevresini


kaybetmek istemeyebilir.


Yeni bir hakikati kabul etmek:


bunlardan bazılarını tehdit ediyorsa,


insan psikolojik direnç gösterebilir.


Kur’an’ın birçok anlatısında:


hakikate karşı çıkanların yalnız bilgi değil,


çıkar çatışması


da yaşadığı görülür.


1️⃣1️⃣ 👥 Toplumun İnancı Bireyin İnancını Nasıl Etkiler ❓


Çok güçlü biçimde.


İnsan:


ait olduğu grubun düşüncelerinden


etkilenir.


Bir fikir çevresinde herkes:


“Bu saçmadır.”


diyorsa,


bireyin onu bağımsız değerlendirmesi zorlaşabilir.


Tersi de geçerlidir.


Bu nedenle gerçek düşünsel özgürlük:


kalabalığın fikriyle kendi kanaatini ayırabilmeyi


gerektirir.


1️⃣2️⃣ 🧠 İnanmak İstemek İle Gerçeği Aramak Arasında Fark Var mıdır ❓


Evet.


İnsan bazen:


istediği sonuca ulaşmak için delil toplar.


Buna:


doğrulama eğilimi


denilebilir.


Hakikati aramak ise:


kendi düşüncesinin yanlış olabileceğini


kabul etmeyi gerektirir.


Bu hem inanan


hem inanmayan


herkes için geçerlidir.


Gerçek entelektüel dürüstlük:


“Ben yanılıyor olabilir miyim?”


sorusunu sorabilmektir.


1️⃣3️⃣ 🌱 İman Bir Anda mı Oluşur Yoksa Süreç midir ❓


İkisi de mümkün olabilir.


Bazı insanlar:


çok güçlü bir tecrübeyle


ani dönüş yaşayabilir.


Bazılarında iman:


uzun sorgulamalar,


okumalar,


şüpheler


ve düşünceler


sonucunda gelişir.


İnşikâk’ın önce gökyüzünü,


sonra insanı,


sonra hesabı


düşündürmesi de:


imanı düşünsel bir yolculuğun sonucu olarak


sunabilecek bir yapı taşır.


1️⃣4️⃣ ⚠️ Şüphe İmanın Düşmanı mıdır ❓


Her şüphe aynı değildir.


Samimi soru:


hakikati aramanın parçası olabilir.


İnsan:


anlamadığı şeyi sorabilir.


İtiraz edebilir.


Araştırabilir.


Sorun:


sorunun kendisi değil,


cevabı hiç duymak istemeyecek biçimde kapanmak


olabilir.


Düşünsel dürüstlük:


hem inançta


hem şüphede


gereklidir.


1️⃣5️⃣ 🌍 Bu Ayet İnançsız İnsanları Küçümsemek İçin Kullanılabilir mi ❓


Hayır.


Ayetin amacı:


hakaret etmek değildir.


Kur’an kendi teolojik perspektifinden:


iman etmeme hâlini sorgular.


Ancak bugünkü dünyada insanlarla konuşurken:


her kişinin:


farklı tecrübesi,


bilgisi,


şüphesi,


geçmişi


ve gerekçeleri


olabileceği kabul edilmelidir.


İnanç tartışması:


saygıyı ortadan kaldırmamalıdır.


1️⃣6️⃣ 🤲 İman Zorla Oluşturulabilir mi ❓


Gerçek anlamda hayır.


Bir insana:


bir cümleyi söylettirebilirsiniz.


Ama içten inanmasını:


zorla sağlayamazsınız.


İman:


ikna,


anlam,


güven


ve içsel kabul


gerektirir.


Bu nedenle dinî inancın değeri:


özgür yönelişle


ilişkilidir.


1️⃣7️⃣ 🔍 “Bu Kadar İşaret Varken Neden İnanmıyorlar?” Sorusu Bilimsel Delil İddiası mıdır ❓


Ayetin mesajını:


“Doğadaki şu olay bilimsel olarak Allah’ı ispatlıyor.”


şeklinde basitleştirmek doğru olmaz.


Şafak,


gece


ve ay


doğal olaylardır.


Kur’an onları:


tefekkür nesnesine dönüştürür.


Yani burada daha çok:


felsefi ve varoluşsal düşünme


çağrısı vardır.


İşareti görmek ile ondan metafizik sonuç çıkarmak:


aynı şey değildir.


1️⃣8️⃣ 🧩 İnşikâk’ın Başından 20. Ayete Kadar Nasıl Bir Akıl Yürütme Oluşur ❓


Sure başta:


gökyüzünün yarılmasını


ve yeryüzünün değişimini


anlatır.


Sonra:


insanın Rabbine doğru yürüyüşünü.


Ardından:


amel defterlerini,


kolay hesabı,


kötü hesabı


ve insanın dünya psikolojisini.


Sonra tekrar:


şafak,


gece,


dolunay


ve değişim.


Ve nihayet:


“Öyleyse neden iman etmiyorlar?”


Bu yapı:


kozmik dünya,


ahlaki hayat


ve nihai hesap


arasında:


tek bir bütünlük


kurar.


1️⃣9️⃣ ✨ İnşikâk Suresi 20. Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


İnşikâk Suresinin yirminci ayeti:


“Öyleyse onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?”


diye sorar.


Bu soru ilk bakışta:


çok basit görünebilir.


Ama aslında insan düşüncesinin en eski sorularından birine dokunur:


İnsan neden ikna olmaz?


Cevap her zaman:


“Çünkü yeterince bilgi yok.”


değildir.


Bazen bilgi vardır.


Ama insan:


sonucunu kabul etmek istemez.


Bazen delil vardır.


Ama eski düşünceyi bırakmak zordur.


Bazen soru:


akıldan çok:


hayat tarzına


dokunur.


Çünkü bir hakikati kabul etmek:


bazen insanın bütün yaşamını yeniden değerlendirmesini gerektirir.


İnşikâk bu sorudan önce:


insanın hiçbir hâlinin kalıcı olmadığını göstermişti.


Şafak geçiyor.


Gece geliyor.


Ay değişiyor.


İnsan büyüyor.


İnsan yaşlanıyor.


İnsan ölüyor.


Ve Kur’an:


bu değişimin ölümden sonra da devam ettiğini


iddia ediyor.


Sonra:


“Bütün bunları düşündükten sonra neden iman etmiyorsunuz?”


diye soruyor.


Fakat bu soru yalnız inanmayanlara yöneltilmiş gibi okunmamalıdır.


İnanan insan da kendisine şu soruyu sorabilir:


“Eğer gerçekten inanıyorsam, neden hayatım bunu göstermiyor?”


Çünkü iman sadece:


dille söylenen bir cümle


olursa,


ahlaki hayatla arasındaki bağ kopabilir.


Bir insan:


hesaba inandığını söyleyip


haksızlık yapıyorsa,


Allah’ın gördüğünü söyleyip


gizli yerde kötülük yapıyorsa,


ahirete inandığını söyleyip


yalnız dünya için yaşıyorsa,


  1. ayetin sorusu bir şekilde ona da döner:

“İnandığını söylüyorsun; peki bu inanç sende neyi değiştirdi?”


İşte ayetin büyüklüğü burada ortaya çıkar.


İman:


sadece:


“Doğru mu, yanlış mı?”


sorusu değildir.


Aynı zamanda:


“Bu doğruysa ben nasıl yaşamalıyım?”


sorusudur.


Ve belki İnşikâk 20’nin en derin mesajı şudur:


Hakikat yalnız zihinde kabul edilen bir fikir değil, hayatın yönünü değiştiren bir karşılaşma olmalıdır. Çünkü insanın neye inandığını en sonunda yalnız sözleri değil, seçimleri de gösterir.


“İnşikâk’ın ‘Neden iman etmiyorlar?’ sorusu yalnız inkâra değil, yüzeysel inanca da ayna tutar. Hakikati kabul etmek, onu yalnız düşüncede doğru bulmak değil; hayatın yönünü onun ışığında yeniden kurmaya cesaret etmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt