En‘âm Suresi 88. Ayette “İşte Bu, Allah’ın Hidayetidir; Kullarından Dilediğini Onunla Doğru Yola İletir. Eğer Onlar Allah’a Ortak Koşsalardı, Yapmakta Oldukları Bütün Ameller Boşa Giderdi” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 88. ayet, önceki ayetlerde uzun uzun sayılan peygamberler zincirinin ardından gelir.“En‘âm Suresi 88. ayet, peygamberlerin büyüklüğünün yalnız kendi çabalarından değil, Allah’ın hidayetiyle yön bulmalarından kaynaklandığını hatırlatır. Aynı zamanda tevhidin, bütün iyiliklerin üzerine oturduğu temel olduğunu vurgular.”
Ersan Karavelioğlu
İbrahim.
İshak.
Yakub.
Nuh.
Davud.
Süleyman.
Eyyub.
Yusuf.
Musa.
Harun.
Zekeriyyâ.
Yahyâ.
Îsâ.
İlyâs.
İsmail.
Elyesa.
Yunus.
Lût.
Ve daha başka seçilmiş kimseler...
Şimdi Kur’an bütün bu isimlerin üzerinde ortak bir gerçeği ilan eder:
“İşte bu, Allah’ın hidayetidir.”
Yani peygamberlerin büyüklüğünün merkezinde yalnız kişisel kabiliyetleri değil, Allah’ın onları doğru yola yöneltmesi vardır.
Ardından çok çarpıcı bir uyarı gelir:
“Eğer onlar şirk koşsalardı, yaptıkları bütün ameller boşa giderdi.”
Bu ifade, tevhidin Kur’an’daki merkezi yerini son derece güçlü biçimde ortaya koyar.
“İşte Bu, Allah’ın Hidayetidir” Ne Demektir
Önceki ayetlerde anlatılan bütün peygamberlik çizgisi Allah’ın hidayeti olarak tanımlanır.Demek ki hidayet sadece:
doğruyu bilmek,
bir bilgi edinmek
değildir.
Hidayet aynı zamanda:
doğruyu tanımak,
ona yönelmek,
onda sebat etmek
ve hayatını ona göre kurmaktır.
Hidayet Sadece Peygamberlere mi Verilir
Hayır.Ayet:
“Kullarından dilediğini onunla doğru yola iletir.”
der.
Peygamberler bunun en yüksek örneklerindendir.
Ama Kur’an’ın genel anlatısında hidayet bütün insanlara açık bir çağrıdır.
İnsan vahyi dinler, düşünür, tercih yapar ve yönelir.
“Allah Dilediğini Hidayete Erdirmesi” İnsan İradesini Yok Eder mi
Kur’an’ın genel bütünlüğünde hidayet ile insan sorumluluğu birlikte ele alınır.Allah yol gösterir.
İnsan da o çağrıya cevap verir.
Dolayısıyla hidayeti yalnızca insanın kendi başarısı gibi görmek eksik olduğu gibi, insanın hiçbir iradesi yokmuş gibi düşünmek de eksik olur.
İlahî rehberlik ile insan tercihi birlikte düşünülmelidir.
Peygamberler Neden Hidayetin Örneği Olarak Sunuluyor
Çünkü onların hayatlarında hidayetin farklı biçimleri görülür.Birinde sabır.
Birinde adalet.
Birinde mücadele.
Birinde teslimiyet.
Birinde tövbe.
Ama bütün bu farklı hayatlarda ortak merkez aynıdır:
Allah’a yöneliş.
Hidayet Neden İnsan İçin Büyük Bir Nimet Sayılır
Çünkü insanın yalnız güce veya imkâna değil, doğru yönü bilmeye ihtiyacı vardır.Çok zeki biri yanlış yöne gidebilir.
Çok zengin biri ne için yaşadığını kaybedebilir.
Çok güçlü biri ahlaken çökebilir.
Bu yüzden insanın en büyük ihtiyaçlarından biri:
istikamet
olabilir.
“Eğer Onlar Şirk Koşsalardı” İfadesi Neden Peygamberler İçin Kullanılıyor
Bu ifade şartlı bir anlatımdır.Amaç peygamberlerin gerçekten şirk koştuğunu söylemek değildir.
Tam tersine tevhidin önemini vurgulamaktır.
Anlam şu yöndedir:
Peygamberler gibi büyük kişiler için bile tevhid vazgeçilmez temel ise, başka hiç kimse bu temel olmadan kendisini güvende göremez.
Bu İfade Peygamberlerin Değerini mi Azaltıyor
Hayır.Tam tersine onların büyüklüğünün kaynağını doğru yere koyuyor.
Peygamberler bağımsız ilahî güç sahibi değildir.
Onlar Allah’ın:
seçtiği,
hidayete erdirdiği,
görevlendirdiği
kullardır.
Bu, peygamberleri ilahlaştırmanın önüne de güçlü bir sınır koyar.
“Amelleri Boşa Giderdi” Ne Demektir
Kur’an bağlamında şirk, iman temelini yıkan bir durum olarak sunulur.Dolayısıyla kişinin yaptığı iyi işlerin ahiret açısından nihai karşılığını etkileyen temel bir mesele hâline gelir.
Ayet, özellikle tevhid ile amel arasındaki bağı vurgular.
Yani doğru davranış önemlidir; fakat Kur’an’ın iman sisteminde bu davranışların merkezinde Allah’a bağlılık vardır.
Her Günah Amelleri Boşa Çıkarır mı
Hayır.Her günah şirk değildir.
Kur’an’da:
tövbe,
bağışlanma,
ıslah,
rahmet
kapıları sıkça vurgulanır.
Bu ayetteki sert uyarı özellikle şirk bağlamındadır.
Her hata için:
“Bütün amellerin boşa gitti.”
demek doğru değildir.
Şirk Neden Ameller Üzerinde Bu Kadar Temel Bir Etkiye Sahiptir
Çünkü tevhid, Kur’an’daki bütün kulluk sisteminin merkezidir.Bir insan ibadetin nihai yönünü Allah’tan başka bir yere taşıdığında, dinin temel yönelişi değişmiş olur.
Bu yüzden mesele sadece tek bir davranış değil, bütün yapının merkezinin değişmesidir.

İyi Bir İnsan Olmak Tek Başına Yeterli Değil midir
Kur’an’ın iman öğretisinde ahlak ile tevhid birbirinden koparılmaz.İyilik son derece önemlidir.
Adalet önemlidir.
Merhamet önemlidir.
Fakat insanın Allah ile ilişkisi de temel kabul edilir.
Kur’an’ın dünya görüşü:
iman + salih amel
bütünlüğünü öne çıkarır.

Bu Ayet İyiliklerin Değerini Küçümsüyor mu
Hayır.Önceki ayetlerde peygamberler özellikle:
salih,
muhsin,
hidayete ermiş
kişiler olarak övülmüştü.
Demek ki iyilik değerlidir.
Ayetin amacı iyiliği değersizleştirmek değil, iyiliğin nihai teolojik temelini hatırlatmaktır.

Peygamberlerin Bile Allah’a Muhtaç Olması Ne Öğretir
Çok güçlü bir tevazu öğretir.Peygamber bile:
hidayeti kendinden bilmez.
Allah’a muhtaçtır.
O hâlde sıradan insanın:
“Ben artık yanılmam.”
“Ben kesin doğruyum.”
şeklinde bir kibir geliştirmesi çok daha anlamsızdır.

Hidayet Sahibi Olmak Kibir Sebebi Olabilir mi
Olmamalıdır.Eğer insan doğruyu gördüğünü düşünüyorsa, bunun sonucu:
şükür,
tevazu,
merhamet
olmalıdır.
Başkalarını küçümsemek değil.
Çünkü ayet açıkça:
“Bu Allah’ın hidayetidir.”
diyor.
Yani hidayet, övünme malzemesi değil emanettir.

En‘âm 87 ve 88 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
- ayette:
soylardan,
kardeşlerden
bazılarının seçildiği ve doğru yola iletildiği anlatılmıştı.
- ayette ise bütün bu seçimin kaynağı açıklanır:
Böylece soyun kendisi değil, hidayet esas hâle gelir.

Soy, Makam veya Peygambere Yakınlık Kurtuluş Garantisi midir
Hayır.Ayetin mantığı buna güçlü biçimde karşı çıkar.
Peygamberlere yakın olmak bile tevhid ve doğru yönelişin yerine geçmez.
Kişinin kendi:
imanı,
ahlakı,
sorumluluğu
vardır.
Bu, dinî ayrıcalık düşüncesine karşı önemli bir ilkedir.

Bu Ayet Günümüz İnsanına Başarı Hakkında Ne Söyler
Şunu:Başarını tamamen kendine mal etme.
Zekân varsa şükret.
İmkânın varsa şükret.
Doğru bir rehberlik bulduysan şükret.
İnsan bazen:
“Her şeyi ben yaptım.”
diye düşünür.
Ayet ise görünmeyen nimetleri hatırlatır.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Doğru yolda olmayı kendine ait bir üstünlük belgesi hâline getirme.
Hidayet seni kibirli yapıyorsa, onun ruhunu anlamakta sorun olabilir.
Gerçek hidayet:
daha fazla sorumluluk,
daha fazla şükür,
daha fazla tevazu
üretmelidir.

En‘âm Suresi 88. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 88. ayet, önceki ayetlerde sayılan bütün büyük peygamberlere bakmamızı ister.İbrahim.
Musa.
Îsâ.
Davud.
Süleyman.
Yusuf.
Ve diğerleri.
İnsan bu isimleri görünce onların büyüklüğüne odaklanabilir.
Ama ayet hemen dikkati başka bir yere çeker:
“İşte bu, Allah’ın hidayetidir.”
Yani merkez peygamberlerin şöhreti değildir.
Merkez:
Allah’ın rehberliğidir.
Bu, insanın başarı anlayışını da tamamen değiştirebilir.
Çünkü insan çoğu zaman elde ettiği sonucu yalnız kendi yeteneğine bağlar.
“Ben başardım.”
“Ben gördüm.”
“Ben çözdüm.”
Ama hayatımızda ne kadar çok şey bize verilmiştir?
Doğduğumuz şartlar.
Karşılaştığımız insanlar.
Öğrendiğimiz bilgiler.
Bazen tam zamanında duyduğumuz bir cümle.
Bazen yaptığımız bir hatanın bizi uyandırması.
Bazen karşımıza çıkan bir fırsat.
İnsan bütün bunların üzerinde tam kontrol sahibi değildir.
Bu nedenle hidayet insana:
başarıdan önce şükrü
öğretir.
Ayetin ikinci yarısı ise son derece ciddi bir ölçü koyar:
“Eğer onlar Allah’a ortak koşsalardı, yaptıkları boşa giderdi.”
Bu ifade peygamberlerin değerini azaltmaz.
Tam tersine:
Hiç kimsenin Allah’ın üzerinde bir konuma sahip olmadığını gösterir.
İbrahim de kuldur.
Musa da.
Îsâ da.
Süleyman da.
Bütün büyüklüklerine rağmen onların merkezinde Allah vardır.
Bu nedenle tevhid, İslam düşüncesinde sadece bir inanç maddesi değil, bütün yapıyı taşıyan ana eksendir.
İnsan iyilik yapar.
Adaletli olur.
Merhamet eder.
Üretir.
Ama bütün bunların yanında kalbinin nihai yönünü de sorgular:
“Ben kimin için yaşıyorum?”
Ve belki En‘âm 88’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:
İnsanın yaptığı iyilikler ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir insan Allah’tan bağımsız bir manevi büyüklüğe sahip değildir; hidayet bir üstünlük madalyası değil, Allah’tan gelen ve şükürle korunması gereken bir emanettir.
“En‘âm Suresi 88. ayet, bütün peygamberlerin ortak kaynağının Allah’ın hidayeti olduğunu ve tevhidin bütün manevi yapının temeli sayıldığını öğretir. Gerçek hidayet insanı büyüklük vehmine değil, Allah karşısında daha derin bir şükür ve tevazuya götürmelidir.”
Ersan Karavelioğlu