En‘âm Suresi 58. Ayette “De ki: Acele İstediğiniz Azap Benim Elimde Olsaydı, Benimle Sizin Aranızdaki İş Çoktan Bitirilmiş Olurdu. Allah Zalimleri En İyi Bilendir” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 58. ayet, bir önceki ayetteki “Hüküm yalnız Allah’ındır” ilkesini daha da somutlaştırır.“En‘âm Suresi 58. ayet, peygamberin ilahî hükmü kendi öfkesiyle uygulayan bir güç sahibi olmadığını gösterir. İnsan acele eder; fakat hükmün zamanı, kapsamı ve adaleti Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu
Muhataplar azabı küçümseyerek veya meydan okuyarak acele istemektedirler.
Peygamber ise şöyle der:
“Eğer bu benim elimde olsaydı, mesele çoktan bitmiş olurdu.”
Bu ifade iki önemli şeyi gösterir.
Birincisi:
Peygamber azabın sahibi değildir.
İkincisi:
İlahî hüküm insanın öfkesine göre verilmez.
Ayetin sonunda:
“Allah zalimleri en iyi bilendir.”
buyurulması da bunun nedenini açıklar.
Çünkü nihai hüküm verebilmek için yalnız davranışı değil;
niyeti,
şartları,
sorumluluğu,
bilgiyi,
ısrarı
da bilmek gerekir.
Bunu kusursuz biçimde bilen yalnız Allah’tır.
“Acele İstediğiniz Şey Benim Elimde Olsaydı” Ne Demektir
Buradaki “acele istediğiniz şey”, bağlamda ilahî azap veya hükmün hemen gerçekleşmesidir.Muhataplar adeta şöyle demektedir:
“Madem doğru söylüyorsun, azabı şimdi getir.”
Peygamberin cevabı nettir:
“Bu benim yetkimde değil.”
Bu, peygamber ile Allah arasındaki sınırı yeniden çizer.
Peygamber Neden Azabı Kendi İsteğiyle Getiremez
Çünkü peygamber elçidir.İlah değildir.
Görevi:
vahyi bildirmek,
uyarmak,
müjdelemek,
örnek olmaktır.
Ama:
cezanın zamanını,
biçimini,
kime nasıl uygulanacağını
belirleyen Allah’tır.
Bu, tevhidin temel sonuçlarından biridir.
“Mesele Çoktan Bitirilmiş Olurdu” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade, insanın sabırsız tabiatına da işaret eder.Eğer mutlak hüküm insanın elinde olsaydı, öfke veya baskı anında sonucu hemen vermek isteyebilirdi.
Ama ilahî hüküm;
aceleye,
öfkeye,
kişisel intikama
dayanmaz.
Bu yüzden gecikme, güçsüzlük değil; hikmetin parçası olabilir.
Bu Ayet Peygamberin Öfkelenebileceğini mi Gösterir
Dolaylı olarak insan oluşunu hatırlatır.Peygamber de karşı çıkışlardan, hakaretlerden ve inkârdan etkilenebilir.
Ama hüküm yetkisi ona verilmemiştir.
Bu son derece önemlidir.
Çünkü dinî otorite ile cezalandırma arzusu birbirinden ayrılır.
İlahi Hükmün Gecikmesi Neden Önemlidir
Çünkü gecikme:tövbe fırsatı olabilir,
dönüş imkânı olabilir,
insanın kendi tavrını açıkça ortaya koyması için zaman olabilir.
Eğer her hata anında kesin sonuç doğursaydı, insanın irade ve dönüş alanı çok daha farklı olurdu.
Bu nedenle gecikme bazen rahmet boyutu da taşıyabilir.
Sonucun Gecikmesi Yanlışın Onaylandığı Anlamına Gelir mi
Hayır.Bu ayetin en önemli derslerinden biri budur.
Bir kişi yanlış yapar.
Hiçbir şey olmaz.
Sonra tekrar yapar.
Yine sonuç görmez.
Ve şöyle düşünebilir:
“Demek ki yaptığım yanlış değil.”
Bu büyük bir yanılgıdır.
Gecikme, onay değildir.
İnsan Neden Adaletin Hemen Gerçekleşmesini İster
Çünkü haksızlık dayanılmazdır.Mazlum:
“Ne zaman bitecek?”
diye sorar.
Öfkeli kişi:
“Şimdi karşılığını görsün.”
der.
Bu duygular anlaşılabilir.
Ama ilahî adalet, yalnızca anlık insan duygusuna göre işlemez.
Ayet, insanı sabır ile adalet arzusu arasında dengeye çağırır.
“Allah Zalimleri En İyi Bilendir” Ne Demektir
İnsan dışarıdaki davranışı görür.Allah ise bütün tabloyu bilir.
Kim ne biliyordu?
Hangi niyetle yaptı?
Ne kadar ısrar etti?
Ne kadar uyarıldı?
Hangi şartlar içindeydi?
Nihai hesap için bu ayrıntıların tamamı önemlidir.
Bu yüzden mutlak hüküm Allah’a aittir.
İnsan Kimin Zalim Olduğunu Hiç Söyleyemez mi
Somut davranışlar hakkında konuşabilir.Haksızlık varsa:
“Bu davranış zulümdür.”
denebilir.
Birinin hakkı yenmişse bu açıkça eleştirilebilir.
Ama kişinin Allah katındaki nihai hükmünü kesin biçimde bildiğimizi söylemek başka bir şeydir.
Ayet insanı bu noktada tevazuya çağırır.
Adalet ile İntikam Arasındaki Fark Nedir
İntikam çoğu zaman:öfke,
yaralanmış ego,
karşılık verme arzusu
ile hareket eder.
Adalet ise:
ölçü,
delil,
orantı,
hak
ister.
Bu ayet, ilahî hükmün insanın anlık intikam duygusundan farklı olduğunu güçlü biçimde düşündürür.

Bu Ayet Dini Güç Sahiplerine Ne Söyler
Şunu:Kendini Allah’ın yerine koyma.
Bir kişi dini temsil ettiğini düşünse bile;
nihai hüküm verme,
insanların kaderine karar verme,
Allah adına keyfî cezalandırma
yetkisine sahip değildir.
Peygamberin bile sınırının olduğu yerde, diğer insanların sınırı çok daha açıktır.

İnsan Neden Başkasının Hemen Cezalandırılmasını İster
Bazen adalet duygusundan.Bazen öfkeden.
Bazen de kendi haklılığının hemen kanıtlanmasını istemesinden.
İnsan şöyle düşünebilir:
“O şimdi cezalanırsa benim haklı olduğum ortaya çıkar.”
Ama bu düşünce bazen adalet arzusuyla ego arzusunu birbirine karıştırabilir.

İlahi Adalet Neden İnsan Mahkemesinden Farklıdır
İnsan mahkemesi sınırlı bilgiye dayanır.Delil eksik olabilir.
Tanık yanılabilir.
Hakim hata yapabilir.
Allah ise Kur’an açısından:
gizliyi,
açığı,
niyeti,
gerçeği
tam olarak bilir.
Bu nedenle nihai adalet kusursuz bilgiye dayanır.

En‘âm 57 ve 58 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
En‘âm 57’de:“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
denmişti.
En‘âm 58’de ise bunun pratik sonucu açıklanır:
“Eğer hüküm benim elimde olsaydı mesele çoktan bitmişti.”
Yani:
Peygamber tebliğ eder.
Allah hükmeder.
Bu sınır çok nettir.

Bu Ayet Sabır Hakkında Ne Öğretir
Sabır, haksızlığı onaylamak değildir.Sabır:
doğru olanı yapmaya devam etmek,
öfkeyle ölçüyü bozmamak,
sonucu zorla kendi istediğin ana çekmeye çalışmamak
demektir.
Bu nedenle sabır, pasiflik değil kontrollü ahlaki direnç olabilir.

Haksızlık Karşısında “Allah’a Bırakmak” Ne Demektir
Bu ifade yanlış anlaşılmamalıdır.Allah’a bırakmak:
hukuki hakkını aramamak,
zulme sessiz kalmak,
tedbir almamak
demek değildir.
İnsan hakkını arayabilir.
Ama nihai hüküm ve hesap konusunda Allah’ın bilgisini ve adaletini kabul eder.

Bu Ayet İnsan İlişkilerine Nasıl Uygulanabilir
Birisi seni incittiğinde hemen:“Onun hayatı mahvolsun.”
diye düşünmek yerine durabilirsin.
Hakkını koru.
Sınır koy.
Gerekirse hukuk yoluna git.
Ama kendi öfkeni adaletin tek ölçüsü hâline getirme.
Çünkü insan öfkeliyken orantıyı kaybedebilir.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Adalet istemek doğrudur; ama adaleti kendi öfkenle özdeşleştirme.
Her geciken sonuç haksızlık değildir.
Her hızlı ceza da adalet değildir.
Bazen gerçek adalet;
bilgi,
zaman,
ölçü
ister.
İnsan kendi sınırını bilmelidir.

En‘âm Suresi 58. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 58. ayet, güç ile adalet arasındaki çok önemli farkı gösterir.İnsan güç sahibi olduğunda en büyük sınavlarından biri şudur:
Hemen cezalandırmak.
Çünkü güç insana:
“İstersem şimdi yaparım.”
duygusu verebilir.
Ama yapabiliyor olmak, yapmanın doğru olduğu anlamına gelmez.
Peygamber bile:
“Bu benim elimde değil.”
der.
Bu cümle başlı başına büyük bir ahlaki derstir.
Çünkü modern insan da bazen yetkisini mutlaklaştırabilir.
Bir yönetici çalışanına.
Bir ebeveyn çocuğuna.
Bir öğretmen öğrencisine.
Bir güçlü, zayıfa.
“Ben karar veririm.”
diyebilir.
Ama gerçek adalet sadece güç kullanmak değildir.
Önce:
bilmek,
dinlemek,
ölçmek,
orantıyı korumak
gerekir.
Ayetin sonunda:
“Allah zalimleri en iyi bilendir.”
denmesi tam da bu yüzden önemlidir.
İnsan davranışın bir bölümünü görür.
Allah bütününü bilir.
Bu bilinç, insanın adalet talebini azaltmamalıdır.
Tam tersine onu daha dikkatli yapmalıdır.
Çünkü adaleti savunurken zalime dönüşmek de mümkündür.
Bir yanlışın karşılığını verirken yeni bir yanlış üretilebilir.
Bu yüzden en zor ahlaki başarı bazen şudur:
Haklıyken bile ölçüyü kaybetmemek.
Ve belki En‘âm 58’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:
Gerçek adalet, sonucu hemen görmek istemek değil; öfkenin hızına teslim olmadan hakkı koruyabilmektir. İnsan cezayı aceleyle ister, fakat kusursuz hüküm için yalnız güç değil, kusursuz bilgi de gerekir.
“En‘âm Suresi 58. ayet, peygamberin bile ilahî hükmü kendi elinde görmediğini hatırlatır. Hakkı savunmak insanın sorumluluğudur; fakat nihai hüküm, bütün ayrıntıları ve bütün kalpleri bilen Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu