En‘âm Suresi 53. Ayette “Böylece Onların Bir Kısmını Diğer Bir Kısmıyla İmtihan Ettik ki ‘Allah Aramızdan Şunlara mı Lütfu Layık Gördü?’ Desinler. Allah Şükredenleri Daha İyi Bilmez mi?” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 53. ayet, bir önceki ayetteki yoksul ve samimi müminleri dışlamama emrinin nedenini daha da derinleştirir.“En‘âm Suresi 53. ayet, insanın hakikati bazen mesajın kendisi üzerinden değil, mesajı kabul eden kişinin toplumsal konumu üzerinden yargıladığını gösterir. Kibir, insana ‘Hakikat bana değil de ona mı verildi?’ dedirtebilir.”
Ersan Karavelioğlu
Sorun yalnız sosyal sınıf değildir.
Asıl sorun:
kibir, seçkinlik duygusu ve ilahî lütfu kendi ölçülerimizle dağıtma eğilimidir.
Bazı insanlar şöyle düşünür:
“Allah bize değil de bunlara mı değer verdi?”
Bu soru aslında karşıdakini küçümserken insanın kendi içindeki kibri açığa çıkarır.
Ayetin sonunda ise ölçüyü Allah belirler:
“Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?”
Yani insanlar dış görünüşe bakar.
Allah ise kalpteki şükrü ve samimiyeti bilir.
“Onların Bir Kısmını Diğer Bir Kısmıyla İmtihan Ettik” Ne Demektir
İnsanların farklı şartlarda yaşaması da bir sınav olabilir.Biri zengin olur.
Biri fakir.
Biri tanınmış olur.
Biri görünmez.
Biri eğitimli olur.
Biri toplumda düşük statüde görülür.
Bu farklılıklar insanın iç dünyasını ortaya çıkarabilir.
Asıl soru şudur:
“Senden farklı olana nasıl davranıyorsun?”
İnsan Başka Bir İnsanla Nasıl İmtihan Olur
Onun varlığı senin kibirini ortaya çıkarabilir.Sabırsızlığını gösterebilir.
Merhametini sınayabilir.
Kıskançlığını açığa çıkarabilir.
Bir insan bazen hayatına sadece destek olmak için değil, senin karakterini görünür kılmak için de girebilir.
“Allah Aramızdan Bunlara mı Lütfu Layık Gördü?” Sözü Neyi Gösterir
Bu söz küçümsemeyi gösterir.Kişi şöyle düşünür:
“Ben daha zenginim.”
“Ben daha eğitimliyim.”
“Ben daha saygın bir aileden geliyorum.”
“Nasıl olur da Allah ona benden önce değer verir?”
İşte bu düşünce, insanın ilahî lütfu kendi sosyal ölçüleriyle değerlendirmesi demektir.
Kibir Hakikati Görmeye Nasıl Engel Olur
Çünkü kibir kişiye şunu dedirtir:“Doğruysa bile ben bunu ondan kabul etmem.”
Böylece mesele artık hakikat olmaktan çıkar.
Kimin söylediği önem kazanmaya başlar.
İnsan mesajı değil, mesajı taşıyan kişinin statüsünü yargılar.
Bu da hakikatin önüne ego koymaktır.
İnsan Neden Fakir Birinin Kendinden Daha Değerli Olabileceğini Kabul Etmekte Zorlanır
Çünkü dünya görünür ölçüler sunar.Para görünür.
Ev görünür.
Araba görünür.
Ünvan görünür.
Ama:
şükür,
samimiyet,
vicdan,
takva
çoğu zaman görünmez.
İnsan görünür olanı üstünlük ölçüsü sanınca yanılır.
Bu Ayet Zenginliği Kötülüyor mu
Hayır.Zenginlik tek başına kötü değildir.
Fakirlik de tek başına üstünlük değildir.
Asıl mesele kişinin elindeki imkân karşısındaki tavrıdır.
Zengin biri çok şükreden olabilir.
Fakir biri de kibirli olabilir.
Kur’an’ın ölçüsü ekonomik sınıf değil, ahlaki ve manevi durumdur.
“Allah Şükredenleri Daha İyi Bilmez mi?” Ne Anlama Gelir
Bu ifade insanların sınırlı değerlendirmesine karşı Allah’ın bilgisini öne çıkarır.Sen bir kişinin kıyafetini görürsün.
Allah kalbindeki şükrü bilir.
Sen sosyal statüsünü görürsün.
Allah samimiyetini bilir.
Sen konuşmasını değerlendirirsin.
Allah niyetini bilir.
Bu nedenle nihai manevi değer yargısı Allah’a aittir.
Şükür Burada Neden Özellikle Vurgulanıyor
Çünkü şükür insanın nimete nasıl baktığını gösterir.Şükreden kişi nimetin kendisine ait mutlak bir hak olmadığını bilir.
Kibirli kişi ise:
“Ben bunu hak ettim.”
diye düşünmeye daha yatkındır.
Şükür tevazu üretir.
Kibir ise üstünlük duygusu.
Bu nedenle şükür, sosyal sınıfın ötesinde çok derin bir ölçüdür.
İnsan Başkasının Nimetini Neden Kıskanır
Çünkü karşılaştırır.“Bende neden yok?”
“O neden seçildi?”
“Ben daha iyiydim.”
gibi düşünceler üretebilir.
Ama sürekli karşılaştırma, nimetin kendisini görmeyi engeller.
Şükür ise:
“Bende olanın değerini fark etmek”
demektir.
Manevi Kıskançlık Diye Bir Şey Olabilir mi
Evet.İnsan sadece para veya başarı kıskanmaz.
Başkalarının;
sevilmesini,
itibarını,
manevi saygınlığını,
insanların onlara güvenmesini
de kıskanabilir.
Bu kıskançlık bazen din diliyle bile örtülebilir.
Oysa ayet şunu hatırlatır:
Allah’ın lütfu senin dağıtım listen değildir.

Bu Ayet Seçilmişlik Duygusunu Nasıl Sorgular
İnsan kendisini ayrıcalıklı görebilir.Ailesi nedeniyle.
Milleti nedeniyle.
Sınıfı nedeniyle.
Bilgisi nedeniyle.
Ama ayet bunu sarsar.
Allah’ın lütfu insanın kendi kurduğu sosyal hiyerarşiye göre dağılmaz.
Bu nedenle:
“Ben kimim?”
sorusu,
“Ben nasıl yaşıyorum?”
sorusunun önüne geçmemelidir.

Sosyal Statü Manevi Değerin Ölçüsü Olabilir mi
Hayır.Bir insanın:
daha büyük evi,
daha yüksek maaşı,
daha prestijli işi
olabilir.
Bunlar dünyevi konumlardır.
Ama insanın Allah katındaki değerini doğrudan göstermez.
Manevi değer farklı ölçülerle ilgilidir:
samimiyet,
şükür,
adalet,
takva,
merhamet.

İnsan Hakikati Kimin Söylediğine Göre Değerlendirirse Ne Olur
Büyük bir hata yapabilir.Çünkü doğru söz bazen beklemediğin kişiden gelebilir.
Bir çocuk söyleyebilir.
Eğitimsiz sandığın biri söyleyebilir.
Rakibin söyleyebilir.
Senden daha düşük statüde gördüğün biri söyleyebilir.
Olgunluk şu soruyu sorabilmektir:
“Bunu kim söyledi?” değil, “Söylediği doğru mu?”

En‘âm 52 ve 53 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
En‘âm 52’de:Samimi biçimde Allah’a yönelenleri kovma
denmişti.
En‘âm 53’te ise bu insanların neden bazıları tarafından küçümsendiği açıklanır:
“Allah bunlara mı lütuf verdi?”
Yani dışlama davranışının arkasındaki temel hastalık görünür hâle gelir:
Kibir.

Allah İnsanları Birbirleriyle İmtihan Ediyorsa Bu Ne Öğretir
Şunu:Hayatındaki insanlar sadece sosyal çevren değildir.
Aynı zamanda ahlakının aynası olabilirler.
Zayıf karşısında nasıl davranıyorsun?
Senden farklı olana?
Sana muhtaç olana?
Senden daha başarılı olana?
İnsanın karakteri çoğu zaman başkalarıyla ilişkilerinde görünür.

Bu Ayet Dini Topluluklara Ne Söyler
Şunu:İnsanları sınıflandırırken dikkat edin.
“Bu kişi bizden değil.”
“Bu yeterince eğitimli değil.”
“Bu fakir.”
“Bu tanınmıyor.”
gibi ölçülerle manevi değer biçmeyin.
Allah’ın değer verdiğini, insanın sosyal ölçüleri küçümseyebilir.

Bu Ayet Şükür ile Tevazu Arasında Nasıl Bir Bağ Kurar
Şükreden insan şunu bilir:“Bende olanı tamamen kendim üretmedim.”
Bu düşünce kibri azaltır.
Çünkü insan;
ailesini,
doğduğu yeri,
zeka kapasitesini,
fırsatlarını,
karşısına çıkan insanları
tamamen kendisi seçmemiştir.
Şükür bu yüzden insanı daha mütevazı hâle getirebilir.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Bir insanı küçümserken, Allah katındaki yerini bilmediğini unutma.
Sosyal medya takipçisi az olabilir.
Parası olmayabilir.
Ünvanı olmayabilir.
Ama senden daha şükreden, daha merhametli, daha dürüst olabilir.
Bu yüzden dış görünüşe bakarak manevi hüküm vermek büyük bir yanılgıdır.

En‘âm Suresi 53. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 53. ayet, insanın içinde kolayca büyüyebilen çok ince bir kibri açığa çıkarır:“Neden o?”
Bir insan bunu yüksek sesle söylemeyebilir.
Ama içinden geçirebilir:
“Neden o seviliyor?”
“Neden ona fırsat verildi?”
“Neden o öne çıktı?”
“Neden Allah’ın nimeti onda?”
Bu soruların hepsi aynı yerden gelmez.
Bazen gerçekten adalet arayışı olabilir.
Ama bazen merkezinde şu gizli düşünce vardır:
“Ben ondan daha değerliyim.”
İşte ayet tam buraya dokunur.
İnsan kendisini ölçü kabul etmeye başladığında, Allah’ın lütfunu bile sorgulamaya başlayabilir.
Oysa sen herkesin hikâyesini bilmiyorsun.
Onun ne kadar sabrettiğini bilmiyorsun.
Kaç gece dua ettiğini bilmiyorsun.
Ne kadar şükrettiğini bilmiyorsun.
Kalbinde neler yaşadığını bilmiyorsun.
Ama Allah biliyor.
Bu yüzden:
“Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?”
sorusu insanın bütün üstünlük iddialarını sarsar.
Belki senden daha fakirdir ama daha şükredendir.
Belki senden daha az eğitimlidir ama hakikate karşı daha açıktır.
Belki toplumda görünmezdir ama Allah’a karşı daha samimidir.
İşte burada insanın görevi başkasının değerini ölçmek değil, kendi kalbini kontrol etmektir.
Şunu sormaktır:
Onun iyiliğine sevinebiliyor muyum?
Yoksa içimde:
“Neden ben değil?”
mi diyorum?
Bir başkasına verilen lütuf, bazen sana verilen en büyük sınav olabilir.
Çünkü onun nimeti, senin kalbindeki şükrü veya kıskançlığı ortaya çıkarır.
Ve belki En‘âm 53’ün bugün için en güçlü cümlesi şudur:
İnsan bazen fakirlikle değil, başkasına verilen nimetle imtihan edilir; gerçek tevazu, “Neden o?” diye öfkelenmek yerine Allah’ın lütfunu kendi sosyal ölçülerimizin üzerine çıkarmayı öğrenmektir.
“En‘âm Suresi 53. ayet, insanın başkasını küçümserken aslında kendi kibrini açığa çıkarabileceğini öğretir. Allah’ın lütfu servet, ünvan ve sosyal statü ölçülerimize bağlı değildir; O, kimin gerçekten şükrettiğini ve samimiyetle yöneldiğini bizden çok daha iyi bilir.”
Ersan Karavelioğlu