A‘râf Suresi 157. Ayette “Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de Yazılı Buldukları Ümmî Peygambere Uyanlar; O Peygamber Onlara İyiliği Emreder, Kötülükten Sakındırır, Temiz Şeyleri Helal, Pis Şeyleri Haram Kılar, Üzerlerindeki Ağır Yükleri ve Zincirleri Kaldırır. Ona İman Eden, Onu Destekleyen, Ona Yardım Eden ve Onunla Birlikte İndirilen Nura Uyanlar İşte Kurtuluşa Erenlerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakiki rehberlik insanı kendine bağlamaz; onu hakikate, iyiliğe ve özgürleşmeye çağırır. Bir yolun değeri, insanı ne kadar büyülediğiyle değil, onu ne kadar doğruya taşıdığıyla anlaşılır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 156. ayetinde Allah:
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.”
buyurmuş,
bu rahmetin:
Allah’tan sakınanlara,
zekâtı verenlere
ve:
ayetlere iman edenlere:
yazılacağını bildirmişti.
- ayet ise:
Hz. Muhammed’e uymakla:
devam ettirir.
Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:
“Onlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları elçiye, ümmî peygambere uyan kimselerdir. O onlara iyiliği emreder, kötülükten meneder; temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar; üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman eden, ona saygı gösterip destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte indirilen nura uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.”
Bu:
A‘râf Suresi'nin:
en yoğun anlam taşıyan ayetlerinden biridir.
Çünkü:
tek bir ayette:
peygamberlik, önceki vahiylerle ilişki, iyilik ve kötülük ölçüsü, helal-haram, dini kolaylaştırma, iman, destek, vahiy ve kurtuluş
birlikte anlatılır.
Ve ayetin merkezindeki soru:
şudur:
Bir peygamber insan hayatında ne yapar?
Kur’an’ın cevabı:
yalnız:
“Geleceği haber verir.”
değildir.
Peygamber:
insana:
doğru ile yanlışı ayıran bir hayat ölçüsü
getirir.
“Ümmî Peygambere Uyanlar” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet:Hz. Muhammed’i:
“en-nebiyyü’l-ümmî”
ifadesiyle:
tanımlar.
“Ümmî” kelimesi:
İslam geleneğinde çoğunlukla:
okuma-yazma eğitimi almamış,
kitabî eğitim görmemiş:
anlamında açıklanmıştır.
Bunun yanında:
kelimenin:
Ehl-i Kitap dışında kalan topluma mensup olmak
gibi:
anlam boyutları üzerinde de:
dil ve tefsir tartışmaları yapılmıştır.
Bu nedenle:
kelimeyi:
yalnız tek bir modern sözlük karşılığına:
indirgememek gerekir.
Ancak:
İslam geleneğindeki:
en yaygın anlayış:
Hz. Muhammed’in:
önceki kutsal metinleri:
bir öğretmenden okuyarak:
öğrenmiş olmadığıdır.
Hz. Muhammed’in “Ümmî” Olması Neden Önemlidir
Çünkü:Kur’an’ın mesajının:
Hz. Muhammed’in:
önceki kitaplardan:
kopyaladığı bir bilgi:
olarak açıklanamayacağı:
vurgulanır.
Kur’an’a göre:
vahyin kaynağı:
Hz. Muhammed’in:
kişisel eğitim birikimi değil,
Allah’tır.
Bu nedenle:
“ümmîlik”:
bilgisizlik övgüsü:
değildir.
Mesele:
vahyin:
kaynağının:
insani öğretimden bağımsız:
olduğunu göstermektir.
“Tevrat ve İncil’de Yazılı Buldukları” Ne Demektir
Kur’an:Hz. Muhammed’in:
niteliklerinin:
önceki vahiy geleneğinde:
yer aldığını:
bildirir.
Burada:
Tevrat
ve:
İncil:
özellikle anılır.
İslam inancına göre:
bunların asli vahiyleri:
Allah tarafından:
Hz. Musa’ya
ve:
Hz. İsa’ya:
verilmiştir.
Ayet:
Ehl-i Kitap içindeki insanlara:
ellerindeki vahiy mirasını:
Hz. Muhammed’in peygamberliğiyle:
ilişkilendiren:
bir çağrı yapar.
Bugünkü Tevrat ve İncil’de Hz. Muhammed’in İsmi Açıkça Geçiyor mu
Bu konuda:dikkatli olmak gerekir.
Kur’an:
Hz. Muhammed’in:
niteliklerinin:
Tevrat ve İncil’de:
yazılı bulunduğunu:
bildirir.
Müslüman âlimler:
tarih boyunca:
bugünkü Kitab-ı Mukaddes içindeki:
çeşitli pasajları:
Hz. Muhammed’e:
işaret olarak:
yorumlamışlardır.
Yahudi ve Hristiyan yorum gelenekleri ise:
bu pasajları:
genellikle farklı biçimde:
açıklar.
Dolayısıyla:
belirli bir modern Kitab-ı Mukaddes pasajı için:
“Bunun Hz. Muhammed’i kastettiği tartışmasızdır.”
demek yerine:
Kur’an’ın kendi iddiası ile:
sonraki yorumları:
birbirinden ayırmak:
daha sağlıklıdır.
Kur’an Neden Önceki Vahiylerle Bağ Kuruyor
Çünkü:Kur’an kendisini:
tamamen kopuk,
tarihsiz:
bir mesaj olarak:
sunmaz.
Hz. Nûh,
Hz. İbrahim,
Hz. Musa,
Hz. Davud,
Hz. İsa
ve diğer peygamberlerle:
aynı tevhid geleneğinin:
devamında:
konumlandırır.
Yani:
Hz. Muhammed’in çağrısı:
Kur’an’a göre:
yeni bir Tanrı getirmek değil, aynı Allah’a kulluğu yeniden hatırlatmaktır.
“O Onlara İyiliği Emreder” Ne Anlama Gelir
Ayetin Arapçasındaki:ma‘rûf
kelimesi:
doğru,
iyi,
meşru,
ahlaken tanınan:
güzel davranışları:
ifade eder.
Peygamber:
yalnız:
yasak söyleyen:
bir figür değildir.
İyiliği:
aktif olarak:
teşvik eder.
Adalet,
dürüstlük,
merhamet,
emanete sadakat,
yardımlaşma,
hak gözetme:
gibi değerler:
bu geniş çerçevenin:
içinde düşünülebilir.
“Kötülükten Sakındırır” Ne Demektir
Buradaki:münker
insan fıtratının,
sağlıklı vicdanın
ve vahyin:
reddettiği:
kötü davranışları:
ifade eder.
Zulüm,
ihanet,
yalan,
haksızlık,
ahlaksızlık,
sömürü:
gibi fiiller:
bu alanın:
örnekleridir.
Peygamberlik:
yalnız:
“İyi olun.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
“İnsana ve topluma zarar veren kötülüğü normalleştirmeyin.”
çağrısıdır.
İyiliği Emretmek İnsanlara Zorla İyilik Yaptırmak mıdır
Hayır.İyiliği:
savunmak ile:
insanın vicdanını:
zorla ele geçirmek:
aynı şey değildir.
Kur’an’ın genel öğretisinde:
insanın:
sorumluluk taşıyan:
bir iradesi vardır.
İyilik:
öğretilir,
teşvik edilir,
örnek olunur.
Ama:
ahlaki değerin:
önemli taraflarından biri de:
insanın:
bilinçli tercihi
dir.
“Temiz Şeyleri Onlara Helal Kılar” Ne Anlama Gelir
Ayet:tayyibât
yani:
temiz,
iyi,
yararlı,
meşru şeylerden:
söz eder.
Buradaki temizlik:
yalnız:
fiziksel temizlik:
anlamına gelmez.
Ahlaki,
manevi
ve:
insan hayatına uygun:
iyi şeyler:
anlamı da taşır.
İslam:
insanın:
hayatın güzel nimetlerinden:
tamamen uzaklaşmasını:
istemeyen:
bir din anlayışı:
sunar.
“Pis Şeyleri Haram Kılar” Ne Demektir
Ayet:habâis
kelimesini:
kullanır.
Bu:
pis,
zararlı,
kötü,
iğrenç:
şeyler anlam alanına:
sahiptir.
Yani:
haram:
yalnız:
keyfî biçimde konmuş:
yasak:
olarak sunulmaz.
İnsan:
bedeni,
ahlakı,
toplumu
ve:
ruhu açısından:
bozucu şeylerden:
korunma boyutu da:
vardır.

Her Haramın Zararını İnsan Hemen Görebilir mi
Hayır.Bazı şeylerin:
zararı:
çok açıktır.
Bazıları:
uzun vadede:
ortaya çıkabilir.
Bazı hükümlerin:
bütün hikmetini:
insan:
tam olarak:
kavrayamayabilir.
Bu nedenle:
dini hükmün:
hikmetini araştırmak:
değerlidir.
Ama:
“Ben hikmetini tamamen anlamadım, öyleyse hükmün hiçbir anlamı yok.”
demek:
başka bir iddiadır.

“Üzerlerindeki Ağır Yükleri Kaldırır” Ne Anlama Gelir
Ayetin:çok dikkat çekici taraflarından biri:
budur.
Buradaki:
isr
ağır yük,
ağır sorumluluk,
bağlayıcı külfet:
anlamlarına:
gelebilir.
Kur’an:
Hz. Muhammed’in getirdiği:
şeriatın:
önceki toplumların karşılaştığı:
bazı ağır yükleri:
hafiflettiğini:
ifade eder.
Bu:
dinin:
insanı:
gereksiz yere:
ezmek için:
gönderilmediğini:
hatırlatır.

“Zincirlerini Kaldırır” İfadesi Gerçek Zincirlerden mi Söz Ediyor
Buradaki:ağlâl
kelimesi:
boyna geçirilen zincirler:
anlamına gelir.
Fakat:
ayet bağlamında:
mecazi olarak:
insanı:
ağırlaştıran,
hareket alanını:
daraltan,
dinî ve ahlaki:
yüklerden:
kurtuluşu:
ifade ettiği:
yaygın biçimde:
yorumlanır.
Yani:
Hz. Muhammed’in mesajı:
insanı:
gereksiz dinî ağırlıklardan ve yanlış bağlardan kurtaran bir rahmet
olarak sunulur.

Bu Ayet “Din Kolaydır, İstediğini Yapabilirsin” mi Demektedir
Hayır.Kolaylık:
sorumsuzluk:
değildir.
Aynı ayet:
iyiliği emretmekten,
kötülüğü yasaklamaktan,
helalden,
haramdan:
söz eder.
Dolayısıyla:
yüklerin kaldırılması, ahlaki sınırların kaldırılması anlamına gelmez.
Ama:
din adına:
Allah’ın yüklemediği:
gereksiz ağırlıkların:
insanların üzerine:
bindirilmemesi gerektiğini:
düşündürür.

“Ona İman Edenler, Onu Destekleyenler ve Ona Yardım Edenler” Ne Demektir
Hz. Muhammed’e:iman etmek:
onun:
Allah’ın elçisi:
olduğunu:
kabul etmektir.
Ama:
ayet:
imanı:
yalnız zihinsel:
bir onayla:
bırakmaz.
Ardından:
ona:
saygı gösterme,
destek olma
ve:
yardım etme:
gelir.
Yani:
iman, gerektiğinde davranışa dönüşür.

Peygambere Yardım Etmek Bugün Nasıl Anlaşılabilir
Hz. Muhammed’in:dünyevi hayatı:
sona ermiştir.
Bugün:
ona yardım:
onun:
adalet,
merhamet,
tevhid,
dürüstlük
ve:
insan onuruna:
dayanan mesajını:
samimiyetle:
yaşamak
ve:
doğru biçimde:
aktarmak şeklinde:
düşünülebilir.
Peygamber sevgisini:
yalnız sözle:
ifade edip:
onun ahlakını:
hayattan çıkarmak:
eksik kalır.

“Onunla Birlikte İndirilen Nura Uyanlar” İfadesindeki Nur Nedir
Buradaki:nur
yaygın biçimde:
Kur’an
ve:
Hz. Muhammed’e verilen:
vahiy:
olarak açıklanmıştır.
Çünkü:
nur:
karanlıkta:
yolu gösterir.
Kur’an da:
hak ile batılı:
ayırt eden:
bir rehber olarak:
sunulur.
Bu nedenle:
vahiy, insanın ahlaki ve manevi yolunu aydınlatan nurdur.

A‘râf Suresi 156. ve 157. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.”
buyurmuş
ve:
rahmetini:
takva,
zekât
ve:
ayetlere imanla:
ilişkilendirmişti.
- ayette:
Hz. Muhammed’e:
uymakla:
devam eder.
Yani:
Allah’ın rahmeti:
soyut bir:
teselli cümlesi:
olarak bırakılmaz.
İnsana:
bir yol:
gösterilir:
Peygambere iman et.
İyiliği benimse.
Kötülükten:
uzaklaş.
Temiz olana:
yönel.
Vahyin:
nurunu:
takip et.
Böylece:
rahmet, hayat biçimine dönüşür.

Sonuç: A‘râf Suresi 157. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 157. ayet:Hz. Muhammed’in:
peygamberliğinin:
yalnız:
“Bir peygamber geldi.”
cümlesinden:
çok daha geniş:
bir anlam taşıdığını:
gösterir.
Ayet:
peygamberi:
işlevleri üzerinden:
tanıtır.
O:
iyiliği:
emreder.
Kötülükten:
sakındırır.
Temiz olanı:
helal:
kılar.
Kötü ve pis olanı:
haram:
kılar.
İnsanların:
üzerindeki:
ağır yükleri:
hafifletir.
Zincirlerini:
kaldırır.
Ve:
Allah’ın nuruna:
çağırır.
Bu:
çok önemli bir:
peygamberlik:
portresidir.
Peygamber:
insanı:
kendisine:
esir etmek için:
gelmez.
İnsanı:
Allah’a:
kul olmaya:
çağırır.
Ve:
Allah’a gerçek kulluk:
insanı:
yaratılmışların:
mutlak kulluğundan:
özgürleştirir.
Para:
ilah değildir.
Makam:
ilah değildir.
Devlet:
ilah değildir.
Toplumun:
alkışı:
ilah değildir.
Bir insan:
ilah değildir.
Bir gelenek:
ilah değildir.
Hatta:
insanın:
kendi arzusu bile:
ilahlaştırılmamalıdır.
İşte:
tevhid:
bütün bu:
sahte mutlaklıkların:
karşısına:
Allah’tan başka ilah yoktur
cümlesini:
koyar.
Ayetin:
“ağır yükleri ve zincirleri kaldırır”
ifadesi:
bu açıdan:
çok derindir.
Çünkü:
insan:
yalnız fiziksel:
zincirlerle:
bağlanmaz.
Korku:
zincir olabilir.
Batıl inanç:
zincir olabilir.
İnsanların:
ne diyeceği:
zincir olabilir.
Yanlış gelenek:
zincir olabilir.
Kendi:
egosu:
zincir olabilir.
Peygamberin:
getirdiği tevhid:
insana:
şunu söyler:
“Mutlak otoriteyi yalnız Allah’a ver.”
Bu:
insana:
çok büyük bir:
iç özgürlük:
kazandırabilir.
Ayetin:
iyilik ve kötülük:
ölçüsü de:
çok önemlidir.
Din:
yalnız:
ritüeller:
değildir.
Bir insan:
ibadet ediyor olabilir.
Ama:
yalan söylüyorsa,
haksızlık yapıyorsa,
insanları eziyorsa,
emanete:
ihanet ediyorsa,
ahlaki açıdan:
çok önemli:
bir eksiklik vardır.
Çünkü:
peygamberin görevi:
ayet içinde:
açık biçimde:
iyiliği emretmek ve kötülüğü engellemek
olarak:
anlatılır.
Bu:
imanın:
ahlaktan:
koparılamayacağını:
gösterir.
Ayetin:
helal ve haram:
boyutu da:
hayata:
bütüncül:
bakmayı:
öğretir.
İnsan:
her istediği şeyi:
sırf istediği için:
iyi sanmamalıdır.
Her zevk:
yararlı değildir.
Her kazanç:
temiz değildir.
Her özgürlük:
insanı:
iyileştirmez.
Bazen:
insanın:
kendine:
“Hayır.”
diyebilmesi:
özgürlüğün:
bir parçasıdır.
Çünkü:
arzularının:
her emrine:
itaat eden insan:
gerçekten:
özgür müdür?
Ayet:
aynı zamanda:
dini:
gereksiz ağırlıklarla:
zorlaştırma tehlikesine:
karşı da:
çok güçlü:
bir uyarı:
taşır.
Peygamber:
ağır yükleri:
kaldırıyorsa,
insanın:
kendi yorumlarını:
Allah’ın emri:
gibi sunup:
başkalarının üzerine:
taşınamayacak yükler:
koyması:
düşündürülmesi gereken:
bir meseledir.
Din:
ciddidir.
Ama:
ciddiyet:
insanı:
boğmak değildir.
Sorumluluk:
vardır.
Ama:
Allah’ın koymadığı:
yükleri:
Allah adına:
üretmek:
başka bir şeydir.
Ayetin:
sonunda:
çok önemli bir:
sıralama vardır:
Ona iman edenler.
Onu destekleyenler.
Ona yardım edenler.
Onunla birlikte indirilen nura uyanlar.
Ve ardından:
“İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Yani:
kurtuluş:
yalnız:
bir ismi:
bilmekle:
değil,
hakikate:
uyum göstermekle:
ilişkilendirilir.
Peygamberi:
sevdiğini:
söylemek:
değerlidir.
Ama:
onun:
iyiliğe çağırdığı yerde:
kötülüğü:
seçiyorsan,
adalete çağırdığı yerde:
haksızlığı:
savunuyorsan,
merhamete çağırdığı yerde:
acımasızlaşıyorsan,
sevgi iddiasının:
hayatta:
karşılığı:
eksik kalabilir.
Belki de A‘râf 157’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Peygambere bağlılığımız yalnız onun adını yüceltmekten mi ibaret, yoksa onun getirdiği iyilik, adalet, merhamet ve vahiy ölçüsünü hayatımızda gerçekten takip ediyor muyuz?
Çünkü:
bir rehbere:
gerçekten inanmak:
yalnız:
onu övmek değildir.
Gösterdiği yolda yürümektir.
Ve ayetin:
sonundaki:
“nur”
belki de:
bütün bu mesajı:
tek kelimede:
toplar.
İnsan:
karanlıkta:
ışığı:
yalnız seyretmez.
Onunla yolunu bulur.
Vahiy de:
insanın elinde:
yalnız okunacak:
bir metin:
olarak kalmamalıdır.
Hayatın içinde:
yol gösteren bir nur
hâline:
gelmelidir.
“Peygamberi gerçekten sevmek, yalnız onun adını yüceltmek değil; onun gösterdiği iyiliği, adaleti, merhameti ve vahyin nurunu hayatına taşımaktır. Işığın değeri ona bakmakta değil, onunla yolunu bulmaktadır.”
Ersan Karavelioğlu