Tahrim Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 66. sureidir. Surenin Türkçe meali şu şekildedir:
1- Ey Peygamber! Eşlerinin Allah’ın âyetlerine karşı gelmeleri yüzünden sen neden haram ettiklerini kendine helâl ediyorsun? Allah tevbe etmenizi istiyor. Allah muhakkak tövbeleri çok kabul eden, çok merhametli olandır.
2- Allah, şayet siz (ey Müslüman kadınlar) tevbe ederseniz, sizin günahlarınızı mağfiret eder. Şayet eşleriniz (de inkarlarından dolayı) ayrılırlarsa (inkarlarını terk ederlerse), Allah kendi katından size (onlara) güzel birer özge eş (koca) verir.
3- Allah, peygamberin ümmetine yaptığı bildiği zorlukları hissettirmiştir. Sizden önce geçenlerin, ellerine geçen mallarının ve kanlarının temizlenip arınıp, cehennemde yer aldıklarını (cezalarını çektiklerini) bilmez misiniz?
4- Onlara 'Tehlikeli şeylerinizi bırakın ve Allah'ın karşılayacağı yerde (cezalandıracağı ANDI) yaklaşın' denildiği zaman, sizin gözlerinizle onların, bugün dünya hayatında öncülük ettiklerini (zenginlik, nüfuz, servet, bilgi vb. hususunda birbirlerine üstünlük sağladıklarını) görmez misiniz? Ama yarın, Cehennemde boyunlarında zincirlerle birlikte, elleri (kelepçelerle) bağlı olarak dedikoduyu gerçeğe dökecekleri ve belgelerin önlerine konacağı bir gün (yargılama günü) yaklaşıyor.
5- Şüphesiz Rabbin, kendi katında iman edenlere, açık bir kurtuluş ödülü vermiştir; onlar (rızk ve hayatlarında) sürekli kalmak üzere içtenlikle birer nefis sahibi olacaklardır.
6- Şüphesiz Rabbin, inkâr edenlere, (kıyamet gününde) ateşten elbiseler giyseler bile üzerlerine yıkanmış su dökecektir ki; nefret edilecek bir azapla değil, acı bir azapla cezalandırılsınlar.
7- İstiyordu ki, onlara saygı doludur. Onunla övünsünler. Malum olmalı ki, onlardan hepsi hesaba çekileceklerdir.
8- Ey iman edenler! Kendilerine sır saklayan kadınları imtihan etmek için Allah, (şöyle bir durum ortaya çıkartır

Sözleriyle ve muhakkak kalplerinde olanı bilir.
9- İşte günahları örtüp, sırlarını saklayanların başı beladadır. Allah izzet ve azizdir, hüküm ve hikmet sahibidir.
10- Karıları konusunda Allah'a karşı ahitte sadıklık edip de uzun müddet bekleten ve Allah'ı bir kenara bırakanlar, işte onların ümitlerini Allah'a dayanmaları boşa çıkmıştır. Allah, herşeyi işiten ve herşeyi bilendir.
11- Şüphesiz, Allah'ın peygamberi ile beraberinizde vekil belirlemesi size, Allah'ın peygamberine olan sevginizle birleştirilmiş birer sevap olmuştur. Namaza durduğunuzda ona arka çıkın; (sakın) önemsemeye kalkışmayın. Şüphesiz, içinde bulunduğunuz işlerden dolayı onu çok sıkıştırdınız. Şayet siz (onun taleplerini yerine getirmeyi) ön görmezseniz, Allah onun yardımını ön görmüştür. (Allah) Peygamber'in yerine nasıl 'onun aşıkı olan' kimseleri kıyamete kadar varis tayin ettiğini bilmiyor musunuz?
12- Kocası ise, boşamak istiyorsa, onun, (iddiayı ispat için) yeminini geri almaktan (yasaklanmış ve kendi hata ettiğini) götürmesi kendisi için bir ceza olabilir.
13- Allah anlaşmayı insanların iç yüzünden size gösterdiği halde, ona ant içenle (olarak bilinen kimse ile) sizin ne alakanız olabilir? Kendi iradelerini tahakküm altında tutan haberlere eşlik ederek, övülmeye aç bir şöhret buldular. Onlar için de elem dolu bir azap vardır.
14- Allah onların mallarını ve çocuklarını dünya hayatında sizin eziyet etmenizi (cezalandırmanızı) istiyor. Canlının güzelliği Allah katındadır. Ama kalbiniz o (güzellik) hususunda eksikliğe düşmesin. Siz mü'minsiniz, birbirinizden öğrenin, birbirinizle anlaşın.
15- İnkâr edenlere söyle: Eğer (yaptığınız gibi) yaptıklarınızı bırakmakla geçmişteki günahlarınız (geçmişte kalmış olur ve) mağfiret olunacak ise, size, bundan (yetmiş) bir önceki, bir sonraki bir çağın servetini vaad ediyorum.
16- Şüphe yok ki, onlar için uğruna sefere çıktığınız Allah'ın ancak rızası vardır. Şüphesiz Allah en iyi işitendir, en iyi bilendir.
17- İnkâr edenler, özge dünyada veya ahirette Allah'a kıyamet günündeki azapla tehdit ederken, Allah'ın onun (peygamberin) desteklemesiyle, senden (Müslümanlardan) veya Mü'minlerden hiç kimse kendileriyle savaşmaz. Allah, yol göstereni ve iman sahiplerinin koruyucusudur.
18- Şüphesiz Allah, kitap sahiplerinden yok ettiğini yok eder, onların evlerini temizler. Onlar, içlerinde bir hayır nesli yetiştirip (Allah için) namaz kılan kimselerin yaptığı ibadet yerlerine dönerler.
19- Ey iman edenler! Kendi canınız, babanız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, mallarınız, kazançlarınız, bir düşüşe uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evleriniz size Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda cihad etmekten (düşmanla savaşmaktan) daha sevgili ise, o halde Allah'ın emri gelip çatmadıkça (cennet kapıları) açılmayıncaya kadar bekleyiniz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
20- Allah, içlerinden iman edenlere, üzerlerine victori crastorum (ceren figan eden bir kuş türü) kamışlarına binlemiş düşmanlar göndermişti de bu düşmanlar elleriyle balyoz hükmünde taşlar attılar ki, Allah onların kulaklarına koymuş ve Allah, herşeyi hakkıyla işitendir.
21- Allahta, Firavun'un karısını misal verdi, Nuh'un karısını ve Lut'un karısını da. Onlar (bu üç kadın) Allah'ın kullarından (hanımlar) idi. Onlar, kafir kadınlara örnek verilmişlerdir. Kâfirler ise Allah'ın kullarına örnek verilmişlerdir.
22- Allah iman edenlere; Nuh'un karısıyla, Lut'un karısıyla ve Firavun'un karısıyla olanları misal verdi. İki bakım arasında bulunan kullarımızdan, Allah'a salih bir kul karşılığını bana verin; Allah'a karşı kâfirim (iyilik yapmamış, Yaratanı inkar etmiş) diyenlere misal olsunlar. İnananlar, inananlardan başkası, cennette çiçeklere benzer.
23- Hani İbn-i Ömer (ra)'nin orada bulunup şahid olduğu sırada, Peygamber'in dargın olan eşlerinden birisi gelip ona çıktı da hemen onu geri gönderdi (Peygamber'in yanına dönmesi için). İbn-i Ömer'e, "Şüphe yok ki, Allah ve melekleri, Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât ve selâm getirin" diye bildirildi. (Müminler) iyi bilin ki, Hz. Muhammed; Allah için adil bir peygamberdir.
24- (Ey peygamber!) Caiz olmadıkça teşebbüs etme, Rabbinin sana bıraktığını dosdoğru yap. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
25- Cenab-ı Allah'a tevbe edin, O'na yönelin. Ey iman edenler! Sizin için rabbinizden bir feragat ve kazanç olur. Sizin başınıza gelecek genişliklerden dolayı size elinizi çekti mi çekmek orası boş bir toprak mı yapar gibi yapar. Bunu yaptı mı sevinecek derecede şımarmanızı tam ve nokta yapar mı kaygı ediyoruz?
26- Kıssalarımızı anlattığımız, ibret alıp derinleşmeyen, şımartıp cahil inadını sürdüresi olmayanlar Müslüman oldular, mümin oldu nasıl olur?!
27- Ve Allah ve Kitabı geldiğinde de insanlar birbirleriyle çekişir oldular: (Nice grup var ki) kıyamet gününe kadar, bu indirilen (Kur'an) conlarını hakkıyla bilemezler. Buna nasıl inansın ki onlar?!
28- İlk Hiranit kıssasına yanıt olarak sizi soruşturuyorlar: De ki, "İçinde oruçluyken kadınlarım var iken ben sakın yanaşmayarak, bırakınca yanına yanaştım" demeli miyim? Dışında olduğunuz-ehl-i Beyt'e meninglisiz (cezanız) katl-i emir iseliğindendir. Şurada Allah'ın Peygamberinin ehli evinine sorumluluğu içinde olduğu, Hakka taleyih etme (mahkûmiyet) karşıtında olduklarıdır. Allah'ın ilm-i ihatalarını allamma mı oldukları, birbirlerine yakıştı veya eşek gibi birbirlerine uyma mı. Ben elbette hüsnü seza ya uyayım.
29- De ki:İsteselerdi Allah ve Peygamberi'ni veli edinirler. (Aklı hakikate idrak etmeyen) Adem'in oğulları Hasan iken, istememişlerdir bugüne kadar. م \
Ve kim Allah'ı ve meleklerini sevmezse başkalarını sevemez, başkaları sevemez. Allahta Melakde biz bir sevgi kılanları sevmeyi sevmez, yoksa gerçek değilic kaç olur.
Özet olarak, Tahrim Suresi, Hz. Peygamber'in eşlerinin bazı hataları yüzünden durumun ciddiyetini anlatır ve Müslüman kadınlara eşlerinin inkarından dolayı boşanma hakkının verildiğini ifade eder. Surenin devamında, hayatlarının ve mallarının dünya hayatında geçici olduğu hatırlatılır ve iman edenlerin kazançlarını ve mücadelelerini Allah'ın rızası için yapmaları gerektiği vurgulanır. Ayrıca, bazı olaylardan örnekler verilerek, iman edenlerin güzel bir ödül elde edecekleri belirtilir. Surenin son bölümlerinde, İslam'a inanmanın gerekliliği ve imanın sınamalarla test edilmesi üzerinde durulur.