Noam Chomsky'ye Göre Dilsel Yeterlilik Ve Performans Nedir
İnsan Dili Bilmekle Kullanmak Arasındaki Fark Nasıl Açıklanır
"İnsan bazen dili zihninde kusursuz taşır; fakat hayatın yorgunluğu, heyecanı ve dağınıklığı o dili dudaklarında yarım bırakabilir."
— Ersan Karavelioğlu
Noam Chomsky'ye göre dilsel yeterlilik ve performans ayrımı, modern dilbilimin en önemli kavramsal ayrımlarından biridir. Bu ayrım, insanın bir dili bilmesi ile o dili gerçek hayatta kullanması arasındaki farkı açıklar.
Chomsky'ye göre bir insan kendi ana dilinin kurallarını zihinsel olarak bilir. Hangi cümlenin doğru, hangisinin garip, hangi yapının mümkün, hangi yapının bozuk olduğunu çoğu zaman sezgisel biçimde ayırt eder. Fakat gerçek konuşma sırasında insan her zaman bu bilgiyi kusursuz biçimde kullanamaz. Çünkü konuşma; yorgunluk, dikkat dağınıklığı, heyecan, hafıza sınırlılığı, sosyal baskı, zaman darlığı ve duygusal durum gibi birçok etkene bağlıdır.
Bu nedenle bir kişinin konuşurken hata yapması, onun dili bilmediği anlamına gelmez. Bazen sorun dil bilgisinde değil; o bilginin gerçek anda kullanılışında ortaya çıkar.
Dilsel Yeterlilik Nedir
Dilsel yeterlilik, bir kişinin kendi dilinin kurallarına dair zihinsel bilgisidir. Bu bilgi çoğu zaman bilinçli değildir. Yani insan ana dilini konuşurken her kuralı tek tek düşünmez; fakat o kuralları kullanır.
Bir Türkçe konuşuru, Türkçede hangi cümlelerin doğal olduğunu sezebilir:
"Çocuk kitabı okudu."
Bu cümle doğal gelir.
"Kitabı çocuk okudu."
Bu da farklı vurgu taşısa da anlamlıdır.
"Okudu çocuk kitabı."
Bağlama göre şiirsel veya devrik olabilir.
Fakat:
"Çocuk okudu kitabı maviyle hızlı."
Bu cümle daha bozuk ve garip gelir.
İşte bu sezgi, dilsel yeterliliğin göstergesidir. Kişi çoğu zaman nedenini teknik olarak açıklayamaz; ama cümlenin doğal mı, bozuk mu, eksik mi olduğunu hisseder.
Dilsel yeterlilik, insan zihninde saklı olan dil bilgisi sistemidir.
Dilsel Performans Nedir
Dilsel performans, kişinin sahip olduğu dil bilgisini gerçek konuşma, yazma, dinleme veya okuma sırasında kullanmasıdır.
Performans, dilsel yeterliliğin hayata geçirilmiş halidir. Fakat gerçek hayat daima kusursuz değildir. İnsan konuşurken duraksar, kelime unutur, cümleyi yarım bırakır, yanlış başlar, sonra düzeltir.
Mesela biri şöyle diyebilir:
"Ben dün... yani aslında önce sana söyleyecektim ama... neyse, sonra düşündüm..."
Bu cümle dağınık olabilir. Fakat bu, kişinin Türkçe bilmediği anlamına gelmez. Bu sadece gerçek konuşma performansının doğal bir örneğidir.
Dilsel performansı etkileyen birçok unsur vardır:
Dikkat seviyesi
Hafıza gücü
Heyecan
Yorgunluk
Sosyal ortam
Konuşma hızı
Duygusal baskı
Karşıdaki kişinin tepkisi
Bu nedenle performans, zihindeki dil bilgisinin her zaman kusursuz yansıması değildir.
Chomsky Bu Ayrımı Neden Geliştirmiştir
Chomsky, dilbilimin yalnızca insanların gerçek hayatta söyledikleri eksik, hatalı veya dağınık cümleleri kaydetmekle yetinmemesi gerektiğini düşünür. Ona göre dilbilimin asıl görevi, bu konuşmaları mümkün kılan zihinsel dil sistemini açıklamaktır.
Gerçek konuşma çoğu zaman kusurludur. İnsanlar:
Cümleyi yarım bırakır.
Kelimeyi unutur.
Yanlış kelime seçer.
Kendini düzeltir.
Aynı şeyi tekrar eder.
Sesleri yutar.
Heyecanla karıştırır.
Eğer dilbilim yalnızca bu yüzeydeki konuşmalara bakarsa, insanın zihnindeki düzenli dil bilgisini tam olarak göremeyebilir.
Chomsky'nin ayrımı bu yüzden önemlidir. O, şunu söyler:
Bir insanın gerçek konuşma hataları, onun zihnindeki dil bilgisinin doğrudan aynası değildir.
Dilbilimci, performansın arkasındaki yeterliliği anlamaya çalışmalıdır. Yani dışarıdaki dağınık konuşmanın altında çalışan düzenli zihinsel sistemi araştırmalıdır.
Dili Bilmek İle Dili Kullanmak Arasındaki Fark Nedir
Dili bilmek, o dilin kurallarını zihinsel olarak taşıyabilmektir. Dili kullanmak ise bu bilgiyi gerçek bir durumda konuşmaya, yazıya veya anlamaya dönüştürmektir.
Bu iki şey her zaman aynı başarıyla gerçekleşmez.
Bir kişi Türkçeyi çok iyi bilir ama kalabalık önünde konuşurken heyecanlanabilir.
Bir kişi İngilizce gramerini bilir ama konuşurken kelime bulmakta zorlanabilir.
Bir çocuk dilin kurallarını sezebilir ama hızlı konuşurken hata yapabilir.
Bir yetişkin ana dilinde bile yorgunken cümlesini toparlayamayabilir.
Bu yüzden:
Dilsel yeterlilik, zihindeki bilgi düzeyidir.
Dilsel performans, bu bilginin gerçek kullanım düzeyidir.
Mesela bir piyanist notaları ve eseri çok iyi bilir. Bu onun yeterliliğidir. Fakat sahnede heyecanlanırsa yanlış tuşa basabilir. Bu performans hatasıdır. Aynı şekilde kişi dili bilir ama kullanırken hata yapabilir.
Bu ayrım, insanı daha adil anlamamızı sağlar: Her konuşma hatası, bilgi eksikliği değildir.
Dilsel Yeterlilik Neden Zihinsel Bir Sistemdir
Chomsky'ye göre dilsel yeterlilik, insan zihninde bulunan soyut bir sistemdir. Bu sistem, kişinin daha önce hiç duymadığı cümleleri kurabilmesini ve anlayabilmesini sağlar.
İnsan bir dilde yalnızca ezberlediği cümleleri söylemez. Daha önce hiç kurmadığı cümleleri de üretebilir.
Mesela:
"Sabahın gri ışığında, eski defterin arasından düşen küçük kâğıt, yıllardır unutulmuş bir duyguyu yeniden uyandırdı."
Bu cümleyi daha önce duymamış olabiliriz. Ama Türkçeyi bildiğimiz için anlayabiliriz. Bu, zihnimizde yalnızca cümle listesi değil, cümle üretme sistemi olduğunu gösterir.
Dilsel yeterlilik şunları içerir:
Ses bilgisi sezgisi
Kelime bilgisi
Cümle kurma kuralları
Anlam ilişkilerini çözme gücü
Dilbilgisel doğruluk sezgisi
Sonsuz cümle üretme kapasitesi
Bu sistem bilinçli olarak ezberlenmiş olmak zorunda değildir. İnsan çoğu zaman kendi ana dilinin kurallarını açıklayamaz; ama doğru biçimde kullanır.
Performans Neden Her Zaman Kusursuz Değildir
Performans gerçek hayatın içinde gerçekleştiği için kusursuz değildir. Zihin bir dili biliyor olabilir; fakat konuşma anında birçok dış ve iç etken devreye girer.
İnsan konuşurken aynı anda:
Ne söyleyeceğini düşünür.
Kelime seçer.
Cümle kurar.
Karşıdakinin yüz ifadesini izler.
Ses tonunu ayarlar.
Sosyal durumu değerlendirir.
Hafızasını kullanır.
Duygularını yönetir.
Bu kadar çok süreç aynı anda çalıştığında hata olması doğaldır.
Performans hataları şunlar olabilir:
Duraksama
Tekrar
Yanlış kelime seçimi
Cümleyi yarım bırakma
Sözcük unutma
Dil sürçmesi
Anlatım bozukluğu
Sesleri karıştırma
Bu hatalar, çoğu zaman kişinin dili bilmediğini değil; gerçek konuşmanın karmaşıklığını gösterir.
Chomsky'nin ayrımı, dil kullanımındaki bu insani kusurları zihinsel dil bilgisinden ayırmayı sağlar.
Ana Dil Konuşuru Kendi Dilini Nasıl Sezgisel Olarak Bilir
Ana dil konuşuru, kendi dilinin kurallarını çoğu zaman sezgisel olarak bilir. Yani kişi her zaman teknik dilbilgisi terimlerini bilmek zorunda değildir; fakat hangi ifadenin doğal olduğunu hisseder.
Mesela Türkçe konuşan biri şu iki cümle arasındaki farkı sezebilir:
"Ben eve gidiyorum."
"Ben gidiyorum eve."
İkisi de kullanılabilir ama vurgu ve doğallık bakımından farklıdır.
Yine şu cümle kulağa garip gelir:
"Eve ben gidiyor."
Kişi bu cümlenin neden bozuk olduğunu akademik olarak açıklamayabilir. Ama bozuk olduğunu hisseder.
Bu sezgi, dilsel yeterliliğin çok önemli bir parçasıdır. İnsan kendi ana dilinin gramerini çoğu zaman kitaplardan öğrenmez; onu doğal edinim sürecinde içselleştirir.
Bu yüzden ana dil bilgisi, yalnızca okulda öğrenilen dilbilgisi değildir. Daha derinde, zihnin doğal olarak kurduğu dilsel sezgi sistemidir.
Dilbilgisel Doğruluk İle Anlamlılık Aynı Şey midir
Chomsky'nin düşüncesinde dilbilgisel doğruluk ile anlamlılık aynı şey değildir. Bir cümle dilbilgisel olarak kurulmuş olabilir ama anlam açısından garip olabilir. Tersine, bazı gündelik ifadeler dilbilgisel olarak eksik olsa da bağlam içinde anlaşılabilir.
Mesela:
"Renksiz yeşil düşünceler öfkeyle uyur."
Bu cümle dilbilgisel olarak mümkün görünür. Kelimeler doğru türde yerleşmiştir. Fakat anlam açısından olağan değildir.
Buna karşılık gündelik konuşmada biri şöyle diyebilir:
"Ben şimdi... şey... market... sonra gelirim."
Bu cümle dilbilgisel olarak eksik ve dağınıktır. Fakat bağlam içinde anlaşılabilir.
Bu örnekler şunu gösterir:
Dilbilgisel yeterlilik, cümlenin yapısal mümkünlüğüyle ilgilidir.
Anlam ve iletişim, bağlam, niyet ve yorumla da ilgilidir.
Performans, gerçek hayatta bu düzeylerin karıştığı alandır.
Chomsky'nin ayrımı, dilin farklı katmanlarını birbirinden ayırarak daha dikkatli düşünmemizi sağlar.
Dil Sürçmeleri Performans Hatası mıdır
Evet, dil sürçmeleri çoğu zaman performans hatası olarak değerlendirilebilir. İnsan ne söylemek istediğini bilir; fakat konuşma anında sesler, kelimeler veya yapılar karışabilir.
Mesela biri şöyle diyebilir:
"Kapıyı aç" demek isterken "kapıyı saç" gibi bir sürçme yapabilir.
Ya da "çay koydum" demek isterken "çay koydum şey kahve" diye düzeltme yapabilir.
Bu tür hatalar, kişinin dil bilgisinin bozuk olduğunu göstermez. Daha çok konuşma üretiminin hızlı, canlı ve karmaşık bir süreç olduğunu gösterir.
Dil sürçmeleri şunlardan kaynaklanabilir:
Hızlı konuşma
Yorgunluk
Stres
Dikkat dağınıklığı
Benzer seslerin karışması
Benzer kelimelerin zihinde yakınlaşması
Chomsky'nin yeterlilik-performans ayrımı, bu tür hataları doğru yere koymamızı sağlar.
Kişinin zihnindeki dilsel yeterlilik sağlam olabilir; fakat performans sırasında geçici aksaklıklar yaşanabilir.

Hafıza Ve Dikkat Performansı Nasıl Etkiler
Dilsel performans, hafıza ve dikkatle çok yakından ilişkilidir. İnsan uzun bir cümle kurarken, cümlenin başını aklında tutmalı, ortasını düzenlemeli ve sonunu doğru bağlamalıdır.
Uzun cümlelerde hata yapmamızın nedenlerinden biri budur.
Mesela:
"Dün sana anlatmak istediğim ama sonra telefon çaldığı için yarım kalan ve aslında çok önemli olduğunu düşündüğüm mesele..."
Bu tür uzun yapılarda konuşan kişi cümlenin başını unutabilir veya sonunu toparlamakta zorlanabilir.
Bu bir yeterlilik eksikliği değildir. Kişi dili biliyor olabilir. Fakat performans sırasında çalışan bellek zorlanır.
Dikkat de önemlidir. İnsan dikkati dağınıkken yanlış kelime seçebilir, ekleri karıştırabilir veya cümleyi yarıda bırakabilir.
Bu yüzden Chomsky'nin ayrımı şunu gösterir:
Dil bilgisi zihinde düzenli olabilir; fakat gerçek konuşma zihinsel kaynakların sınırlarına bağlıdır.
Konuşmak, yalnızca gramer kullanmak değil; aynı zamanda dikkat, hafıza ve zaman yönetimi gerektiren canlı bir eylemdir.

Sosyal Ortam Performansı Nasıl Değiştirir
İnsanın dili kullanma biçimi sosyal ortama göre değişir. Kişi evde çok rahat konuşabilir, fakat resmi bir toplantıda daha dikkatli, daha yavaş veya daha gergin olabilir. Kalabalık önünde konuşurken normalde yapmadığı hatalar yapabilir.
Bu durum dilsel performansın sosyal koşullardan etkilendiğini gösterir.
Performansı etkileyen sosyal unsurlar şunlardır:
Kalabalık karşısında konuşmak
Otorite figürüyle konuşmak
Resmi ortamda bulunmak
Eleştirilme korkusu
Yanlış anlaşılma endişesi
İkinci dilde konuşma baskısı
Duygusal yakınlık veya mesafe
Bir kişi dili çok iyi bildiği halde, baskı altında performansı düşebilir. Mesela sınavda bildiği kelimeyi unutabilir. Toplantıda cümlesini karıştırabilir. Sevdiği biriyle konuşurken heyecandan dili dolanabilir.
Bu nedenle performans, sadece dil bilgisine değil; insanın içinde bulunduğu sosyal atmosfere de bağlıdır.

İkinci Dil Öğreniminde Yeterlilik Ve Performans Nasıl Görülür
İkinci dil öğreniminde yeterlilik ve performans ayrımı çok belirgin hale gelir. Bir kişi İngilizce gramerini biliyor olabilir; fakat konuşma sırasında hızlı cevap vermekte zorlanabilir. Bu durumda dilsel bilgi ile gerçek kullanım arasında mesafe oluşur.
Mesela kişi şunu zihninde bilir:
Geçmiş zaman için fiilin ikinci hali kullanılır.
Soru cümlesinde yardımcı fiil gerekir.
Kelime sırası önemlidir.
Fakat konuşurken heyecanlanınca cümleyi karıştırabilir.
Bu yüzden ikinci dil öğrenenlerde sık görülen durumlar şunlardır:
Yazıda iyi olup konuşmada zorlanmak
Gramer bilip akıcı kullanamamak
Kelime bilip anlık hatırlayamamak
Duyduğunu anlayıp cevap verememek
Kuralı bilip hızlı konuşmada uygulayamamak
Bu ayrım, dil öğrenen kişilere de moral verir. Çünkü performans eksikliği, her zaman bilgisizlik anlamına gelmez. Bazen bilgi vardır; fakat otomatikleşmemiştir.
Dili akıcı kullanmak, yeterliliğin performansa güçlü biçimde dönüşmesidir.

Yazılı Dil Ve Sözlü Dil Performansı Aynı mıdır
Hayır, yazılı dil performansı ile sözlü dil performansı aynı değildir. Yazı, insana düşünme, düzeltme, silme ve yeniden kurma imkânı verir. Konuşma ise anlık gerçekleşir.
Bu yüzden bir kişi yazıda çok güçlü olabilir ama konuşmada zorlanabilir. Ya da konuşmada çok akıcı olup yazıda daha düzensiz olabilir.
Yazılı performansın özellikleri:
Düşünme süresi vardır.
Düzeltme imkânı vardır.
Cümleler daha planlı kurulabilir.
Dil daha kontrollü kullanılabilir.
Sözlü performansın özellikleri:
Anlıktır.
Duraksama olabilir.
Ses tonu ve beden dili devrededir.
Hata düzeltme konuşma içinde yapılır.
Sosyal baskı daha güçlü olabilir.
Bu nedenle dilsel yeterlilik, yazı ve konuşmada farklı performans biçimleriyle ortaya çıkabilir.
Chomsky'nin ayrımı, bu farkı anlamamıza yardım eder. Aynı zihinsel dil bilgisi, farklı kullanım ortamlarında farklı başarı düzeyleriyle görünebilir.

Çocuk Dilinde Yeterlilik Ve Performans Nasıl Anlaşılır
Çocuk dilinde yeterlilik ve performans ayrımı özel bir önem taşır. Çocuk bazen bir yapıyı anlamış olabilir ama onu doğru telaffuz edemeyebilir. Ya da bir cümle yapısını sezmiş olabilir ama hafızası ve motor becerileri henüz tam gelişmediği için eksik kullanabilir.
Mesela çocuk bazı sesleri çıkaramayabilir. Bu, o sesleri hiç ayırt edemediği anlamına gelmeyebilir. Bazen üretim becerisi algıdan daha geç gelişir.
Çocuklarda performansı etkileyen unsurlar şunlardır:
Telaffuz becerisinin gelişimi
Hafıza kapasitesi
Dikkat süresi
Duygusal güven
Sosyal ortam
Motor gelişim
Kelime dağarcığının genişliği
Çocuk bir şeyi anlayabilir ama söyleyemeyebilir. Söyleyebilir ama eksik kurabilir. Kuralı sezebilir ama aşırı genelleyerek hata yapabilir.
Bu nedenle çocuk dili değerlendirilirken, görünen performansın altında gelişmekte olan bir yeterlilik bulunduğu unutulmamalıdır.
Çocuğun dili, tamamlanmış bir sistem değil; kurulmakta olan canlı bir mimaridir.

Chomsky'nin Ayrımı Dilbilim Araştırmalarını Nasıl Değiştirdi
Chomsky'nin yeterlilik ve performans ayrımı, dilbilim araştırmalarında büyük bir dönüşüm yaratmıştır. Çünkü bu ayrım, dilbilimin odağını yalnızca gerçek konuşma örneklerinden alıp zihinsel dil bilgisine yöneltmiştir.
Bu değişim şu sonuçları doğurmuştur:
Dil, davranıştan çok zihinsel sistem olarak incelenmeye başlanmıştır.
Ana dil konuşurlarının sezgileri önem kazanmıştır.
Dilbilgisel doğruluk yargıları araştırma konusu olmuştur.
Cümle üretme kapasitesi merkeze alınmıştır.
Performans hataları ile dil bilgisi ayrıştırılmıştır.
Bu yaklaşım, dilbilimi daha soyut ve kuramsal hale getirmiştir. Bazı eleştirmenler bu soyutluğu fazla bulsa da Chomsky'nin katkısı çok büyüktür.
Çünkü o, dışarıda duyulan konuşmanın arkasında çalışan görünmez sistemi araştırmaya çağırmıştır.
Bu ayrım sayesinde dilbilim şu soruyu daha güçlü sormaya başlamıştır:
İnsan zihninde dili mümkün kılan bilgi nasıl örgütlenmiştir

Bu Ayrıma Yöneltilen Eleştiriler Nelerdir
Chomsky'nin yeterlilik ve performans ayrımı çok etkili olsa da eleştirilmiştir. Özellikle işlevsel, kullanım temelli ve sosyodilbilimsel yaklaşımlar bu ayrımın gerçek dil kullanımını fazla geri plana ittiğini savunmuştur.
Başlıca eleştiriler şunlardır:
Gerçek dil kullanımını ikincil görmesi eleştirilmiştir.
Toplumsal bağlamı yeterince merkeze almaması tartışılmıştır.
Anlam, amaç ve iletişimsel durumun önemini sınırlı ele aldığı söylenmiştir.
Dilsel yeterliliğin sosyal yeterlilikten ayrı düşünülemeyeceği savunulmuştur.
İnsanların dili yalnızca gramer olarak değil, kültürel ve ilişkisel biçimde bildiği vurgulanmıştır.
Bu eleştiriler önemlidir. Çünkü dili bilmek sadece gramer bilmek değildir. İnsan aynı zamanda neyi, kime, ne zaman, hangi üslupla söyleyeceğini de bilmek zorundadır.
Yani bazı düşünürlere göre dilsel yeterlilik daha geniş düşünülmelidir:
Gramer bilgisi
Anlam bilgisi
Bağlam bilgisi
Toplumsal uygunluk
Üslup seçimi
İletişim stratejisi
Bu eleştiriler Chomsky'nin ayrımını tamamen ortadan kaldırmaz; fakat onu daha geniş bir çerçevede düşünmemizi sağlar.

İletişimsel Yeterlilik Bu Ayrımı Nasıl Genişletir
Chomsky'nin dilsel yeterlilik kavramına karşılık, bazı dilbilimciler iletişimsel yeterlilik kavramını geliştirmiştir. Bu kavram, dili bilmenin yalnızca gramer bilmek olmadığını; dili sosyal bağlamda uygun biçimde kullanmayı da içerdiğini savunur.
Mesela bir kişi gramer olarak doğru cümle kurabilir. Fakat o cümleyi yanlış zamanda, yanlış kişiye, yanlış üslupla söylerse iletişim başarısız olabilir.
Örnek:
Bir arkadaşına rahat bir dille konuşmak doğaldır.
Bir mahkemede aynı üslup uygunsuz olabilir.
Bir çocuğa anlatırken sadeleşmek gerekir.
Bir akademik metinde daha teknik dil kullanılabilir.
İletişimsel yeterlilik şunları içerir:
Gramer bilgisi
Sosyal bağlam bilgisi
Üslup seçimi
Nezaket kuralları
Kültürel kodlar
Karşıdaki kişiye göre dil ayarlama
Bu yaklaşım, Chomsky'nin ayrımını genişletir. Çünkü dili bilmek yalnızca doğru cümle kurmak değil; doğru cümleyi doğru bağlamda kullanabilmektir.

Yeterlilik Ve Performans Yapay Zekâ Açısından Nasıl Düşünülebilir
Yeterlilik ve performans ayrımı, yapay zekâ ve dil modelleri açısından da ilginçtir. İnsanlarda yeterlilik, zihinsel dil bilgisi olarak düşünülürken; performans bu bilginin gerçek kullanımda ortaya çıkmasıdır.
Yapay zekâ sistemlerinde ise durum farklıdır. Bir model çok iyi metin üretebilir, fakat bu onun insan gibi zihinsel dil yeterliliğine sahip olduğu anlamına gelir mi
Yapay zekâ açısından şu ayrımlar düşünülebilir:
Metin üretme başarısı
Dilsel örüntüleri yakalama gücü
Bağlamı sürdürebilme kapasitesi
Anlamı gerçekten kavrayıp kavramama sorusu
Hata yaptığında bunun bilgi eksikliği mi, işlem sınırlılığı mı olduğu
İnsanlarda performans hatası çoğu zaman yorgunluk, dikkat veya hafıza sınırlılığıyla ilgilidir. Yapay sistemlerde ise hata; veri, model yapısı, bağlam penceresi veya istatistiksel tahminle ilgili olabilir.
Chomsky'nin ayrımı burada bize şunu düşündürür:
Dil üretmek ile dili insan zihni gibi bilmek aynı şey midir
Bu soru, yapay zekâ çağında daha da önem kazanmıştır.

Son Söz
İnsan Dili Bilmekle Kullanmak Arasında Neden Fark Vardır
Noam Chomsky'nin dilsel yeterlilik ve performans ayrımı, insan dilinin iki farklı yüzünü görmemizi sağlar. Bir yüzü zihindedir: düzenli, kurallı, derin ve üretici. Diğer yüzü hayattadır: anlık, kırılgan, sosyal, duygusal ve bazen dağınık.
İnsan bir dili bilebilir; fakat her zaman kusursuz kullanamayabilir.
İnsan doğru cümleyi sezebilir; fakat heyecandan yanlış kurabilir.
İnsan kelimeyi tanıyabilir; fakat anlık olarak hatırlayamayabilir.
İnsan zihninde anlamı taşıyabilir; fakat dilinde yarım bırakabilir.
Bu ayrım bize insan konuşmasının ne kadar derin ve ne kadar insani olduğunu gösterir.
Dilsel yeterlilik, zihnin görünmeyen düzenidir.
Performans ise o düzenin hayatın karmaşası içindeki görünür denemesidir.
Chomsky'nin büyük dersi şudur:
Bir insanın dili kullanırken yaptığı her hata, onun dili bilmediğini göstermez; bazen yalnızca insan olmanın doğal sınırlarını gösterir.
Bu yüzden dil, hem zihinsel bir sistem hem de canlı bir eylemdir. Zihinde kusursuza yakın duran yapı, hayatta nefes alırken, heyecanlanırken, yorulurken, severken, korkarken ve konuşurken insani bir titreşim kazanır.
"Dilsel yeterlilik zihnin içindeki düzenli saraydır; performans ise o sarayın kapısından çıkan sözün hayatın rüzgârında aldığı gerçek biçimdir."
— Ersan Karavelioğlu