Nisâ Suresi 32. Ayette “Allah’ın Kiminizi Kiminizden Üstün Kıldığı Şeyleri Temenni Etmeyin; Erkeklere Kazandıklarından Bir Pay, Kadınlara da Kazandıklarından Bir Pay Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 32, insanın değerini başkasının sahip olduklarına bakarak ölçmemesini öğretir. Kıyasın yerine emeği, kıskançlığın yerine ise Allah’ın lütfundan istemeyi koyar.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 32. ayeti, insan psikolojisinin çok temel bir yönüne dokunur:
Başkalarının sahip olduğu şeyleri istemek ve kendimizi onlarla kıyaslamak.
Ayet, Allah’ın insanlar arasında farklı imkanlar, yetenekler ve paylar yaratmış olabileceğini hatırlatırken, bunun kıskançlığa ve haksız rekabete dönüşmemesini ister.
Ardından hem erkekler hem kadınlar için çok önemli bir ilke söylenir:
“Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.”
Bu nedenle ayetin merkezinde;
kıyas, kıskançlık, emek, kazanç, kadın ve erkeğin ekonomik kişiliği ve Allah’ın lütfu yer alır.
“Allah’ın Kiminizi Kiminizden Üstün Kıldığı Şeyleri Temenni Etmeyin” Ne Demektir
Buradaki ifade, insanların birbirlerinin sahip olduklarına göz dikmemesi gerektiğini anlatır.
Bir insan;
başkasının servetini,
güzelliğini,
konumunu,
yeteneğini,
ailesini
kıskanabilir.
Ayet bu tür kıyasların insanın iç dünyasını bozmasına karşı uyarır.
Ayet Başkasının Başarısını İstemeyi mi Yasaklıyor
Hayır.
Bir başkasının güzel özelliğini görüp:
“Ben de çalışıp böyle bir başarı elde etmek istiyorum.”
demek başka şeydir.
“Onun elindekiler yok olsun da bana gelsin.”
şeklindeki kıskançlık ise başka şeydir.
Ayetin eleştirdiği temel yön, haset ve haksız kıyas duygusudur.
Kıskançlık Neden Tehlikelidir
Çünkü insan sürekli başkasının hayatına bakarsa kendi sahip olduklarını göremez.
Bir süre sonra;
şükür azalabilir,
huzursuzluk artabilir,
rekabet düşmanlığa dönüşebilir.
Kişi artık kendi yolunu değil, başkasının hayatını yaşamaya çalışır.
Bu da insanın iç dengesini bozabilir.
“Allah Kiminizi Kiminizden Üstün Kıldı” İfadesi İnsanların Değer Olarak Eşit Olmadığı Anlamına mı Gelir
Hayır.
Buradaki farklılık;
mal,
yetenek,
imkan,
sorumluluk,
hayat şartları
gibi alanlarda olabilir.
Bir insanın daha zengin olması onun Allah katında daha değerli olduğu anlamına gelmez.
Dünyevi imkan ile insani veya ahlaki değer aynı şey değildir.
İnsanlar Neden Farklı İmkanlara Sahiptir
Hayat herkes için aynı şartlarda başlamaz.
Bir insan;
zengin bir ailede doğabilir,
diğeri yoksul olabilir.
Biri fiziksel olarak güçlü olabilir.
Diğeri başka bir alanda yetenekli olabilir.
Kur’an bu farklılıkların varlığını kabul eder fakat bunları kibir veya aşağılanma nedeni haline getirmemeyi öğretir.
“Erkeklere Kazandıklarından Bir Pay Vardır” Ne Anlama Gelir
Ayet burada erkeğin emeğinin ve kazancının karşılığını tanır.
İnsan yaptığı işin, emeğin ve sorumluluğun sonucunda bir pay elde edebilir.
Ancak hemen ardından kadınlar da aynı yapının içine alınır:
“Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.”
Bu paralellik son derece önemlidir.
“Kadınlara da Kazandıklarından Bir Pay Vardır” Neden Önemlidir
Çünkü ayet kadını ekonomik bakımdan bağımsız bir özne olarak görür.
Kadının;
çalışması,
kazanması,
mal edinmesi
hukuki ve ahlaki açıdan mümkündür.
Kazandığı şey otomatik olarak;
kocasının,
babasının,
erkek kardeşinin
malı haline gelmez.
Kadının da kendi ekonomik kişiliği vardır.
Bu Ayet Kadının Çalışabileceğini mi Gösterir
Ayet doğrudan modern anlamda çalışma hayatının ayrıntılarını düzenlemez.
Fakat kadınların “kazandıklarından bir payı” bulunduğunu açık biçimde ifade etmesi, kadının ekonomik kazanç ve mülkiyet hakkına sahip olduğunun önemli göstergelerinden biridir.
İslam tarihinde de kadınların;
ticaret,
üretim,
mülkiyet
alanlarında faaliyet gösterdiği örnekler bulunmaktadır.
Kadının Kazancı Kocasına mı Aittir
Klasik İslam hukukunda kadının kendi kazancı ve malı kendisine aittir.
Evlilik kadının ekonomik kişiliğini ortadan kaldırmaz.
Kadın isterse ailesine katkıda bulunabilir.
Fakat bu katkı ile malının otomatik olarak kocasına ait olması aynı şey değildir.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Ayet Erkek ve Kadının Her Alanda Aynı Olduğunu mu Söyler
Ayet burada kadın ve erkeğin her konuda aynı görev ve şartlara sahip olduğunu söylemez.
Fakat ikisinin de;
emeği,
kazancı,
hakkı
olduğunu açık biçimde ortaya koyar.
Bu nedenle ayet, kadın veya erkeğin emeğini değersizleştirmeye karşı güçlü bir temel sunar.

“Kazanç” Sadece Para Anlamına mı Gelir
Hayır.
Ayetteki “kesb” kavramı geniş anlamlıdır.
Maddi kazanç yanında insanın;
yaptığı işler,
ahlaki davranışları,
sorumlulukları,
hayatındaki çabaları
da bu kavramla ilişkilendirilebilir.
Bu nedenle ifade yalnızca maaş veya ticari gelirle sınırlı değildir.

İnsan Başkasının Payını Neden İstememelidir
Çünkü başkasının hayatının tamamını bilmeyiz.
Birinin sahip olduğu avantajı görürüz ama bununla birlikte taşıdığı;
sorumluluğu,
zorluğu,
bedeli
görmeyebiliriz.
Sadece görünen sonuca bakmak insanı yanlış kıyaslara sürükleyebilir.
Ayet bu yüzden insanı başkasının payından çok kendi sorumluluğuna yöneltir.

Ayet Çalışmayı mı Teşvik Ediyor
Dolaylı olarak evet.
Başkalarının sahip olduklarına göz dikmek yerine insanın kendi emeğine ve kazancına yönelmesi teşvik edilir.
Bu yaklaşım:
“Onun malı neden onda?”
sorusundan
“Ben ne yapabilirim?”
sorusuna geçiştir.
Bu da kıskançlığın yerine üretkenliği koyar.

“Allah’ın Lütfundan İsteyin” Ne Anlama Gelir
Ayet kıskançlığı yasakladıktan sonra insanı boşlukta bırakmaz.
Şöyle bir yol gösterir:
Başkasının elindekine göz dikmek yerine Allah’ın lütfundan isteyin.
Bu;
dua etmek,
çalışmak,
fırsat aramak,
helal yoldan çabalamak
ile birlikte düşünülebilir.
Yani insanın yönü başkasının kaybı değil, kendi hayrının artması olmalıdır.

Allah’tan İstemek Çalışmamak Anlamına mı Gelir
Hayır.
Dua ile emek birbirinin alternatifi değildir.
İnsan;
Allah’tan ister,
aynı zamanda çalışır.
Bir öğrenci başarı ister ama ders de çalışır.
Bir insan rızık ister ama imkan bulduğunda emek verir.
Kur’an’ın genel anlayışında tevekkül, eylemsiz beklemek değildir.

Sosyal Medya Çağında Bu Ayetin Mesajı Neden Daha da Önemlidir
Bugün insanlar sürekli başkalarının;
evini,
arabalarını,
tatillerini,
başarılarını,
görünüşlerini
görebiliyor.
Fakat çoğu zaman görülen şey hayatın tamamı değil, seçilmiş birkaç güzel andır.
Bu durum sürekli kıyas duygusu oluşturabilir.
Nisâ 32’nin:
“Başkasına verilen şeye göz dikmeyin.”
mesajı modern insan için bu nedenle oldukça günceldir.

Kıyas Her Zaman Kötü müdür
Hayır.
Kıyas insanı geliştirebilir.
Bir başarılı kişiye bakıp:
“Ben de daha disiplinli olabilirim.”
demek yararlı olabilir.
Fakat kıyas;
özdeğeri yok ediyor,
nefreti artırıyor,
başkasının başarısızlığını istemeye dönüştürüyorsa
zararlı hale gelir.
Ayetin çizdiği sınır burada önem kazanır.

Nisâ 31 ile Nisâ 32 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Nisâ 31’de insanın büyük günahlardan kaçınması ve küçük kusurlarının bağışlanması anlatılmıştı.
Nisâ 32 ise insanın iç dünyasındaki başka bir tehlikeye yönelir:
Kıskançlık ve karşılaştırma.
Çünkü günah yalnızca açık bir fiille başlamaz.
Bazen insanın içinde;
haset,
hırs,
başkasının payına göz dikme
ile başlayabilir.
Kur’an böylece davranış kadar niyet ve iç dünyayı da eğitmeye çalışır.

Nisâ Suresi 32. Ayetin Bugüne Verdiği En Büyük Mesaj Nedir
Nisâ 32 insanın kendisini başkalarının hayatıyla ölçmemesi gerektiğini öğretir.
Bir başkasının;
parası,
güzelliği,
kariyeri,
ailesi,
yeteneği
sende olmayabilir.
Ama sen de onun sahip olmadığı imkanlara sahip olabilirsin.
Hayat tek bir ölçü cetveliyle değerlendirilmez.
Ayet bu nedenle insanı başkasının payını istemekten kendi emeğine yöneltir:
Erkeğin kazandığından payı vardır.
Kadının kazandığından payı vardır.
Ve ardından daha güzel bir yön gösterir:
Allah’ın lütfundan isteyin.
Yani;
başkasının elindekinin yok olmasını dileme.
Kendi yolunun açılmasını iste.
Başkasının başarısı seni küçültmez.
Bir başkasına verilen nimet, senin değerinden eksiltmez.
Belki de Nisâ 32’nin en güçlü mesajı şudur:
Kendi hayatını başkasının payıyla değil, kendi emeğin, kendi yolun ve kendi imkanlarınla değerlendir.
“Başkasının ışığı senin ışığını azaltmaz. Haset, ‘onda olmasın’ der; umut ise ‘bana da hayırlısını ver’ der. Nisâ 32 insanı kıyasın yorgunluğundan kendi emeğinin ve kendi duasının yoluna çağırır.”
Ersan Karavelioğlu