Nisâ Suresi 25. Ayette “İçinizden Hür Mümin Kadınlarla Evlenmeye Gücü Yetmeyenler, Sahip Olunan Mümin Kadınlardan Evlensin; Onlarla Sahiplerinin İzniyle Evlenin ve Mehirlerini Güzelce Verin” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 25, kendi tarihsel dünyasındaki kölelik düzenini anlatırken bile kadının imanını, nikâhını, mehrini ve hukukunu görünür kılar; insanın toplumsal statüsünün onun insanlık değerini belirlemediğini hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 25. ayeti, bir önceki ayette ele alınan evlilik, cinsellik, mehir ve tarihsel kölelik düzeni konularını devam ettirir.
Ayet, o dönemde özgür bir Müslüman kadınla evlenmenin ekonomik yükünü karşılayamayacak durumda bulunan erkeklerin, dönemin hukuk sistemi içerisinde bulunan mümin cariyelerle nikâh yoluyla evlenebilmesinden söz eder.
Ancak ayetin dili son derece dikkat çekicidir.
Cariyenin sadece toplumsal statüsünden söz edilmez; onun;
imanı,
nikâhı,
mehri,
iffeti
ve hukuki hakları da açık biçimde gündeme getirilir.
Bugün kölelik hukuken ortadan kaldırıldığı için ayetin bu kısmı doğrudan uygulanabilir bir kölelik düzeni oluşturmaz. Ayetin doğru anlaşılabilmesi için 7. yüzyılın toplumsal ve hukuki şartları mutlaka dikkate alınmalıdır.
“Hür Mümin Kadınlarla Evlenmeye Gücü Yetmeyenler” Ne Demektir
Ayet öncelikle ekonomik imkan meselesinden söz eder.
O dönemde evlilik;
mehir,
barınma,
geçim,
aile sorumlulukları
gibi mali yükümlülükler oluşturuyordu.
Bu nedenle herkes toplumda özgür statüde bulunan bir kadınla evlenmek için gereken ekonomik imkanlara sahip olmayabilirdi.
Kur’an böyle bir durumda evliliğin tamamen imkânsız hale gelmemesi için dönemin toplumsal yapısı içerisinde başka bir yol gösterir.
Ayette Neden Özellikle Ekonomik Güçten Söz Ediliyor
Çünkü Kur’an evliliği yalnızca romantik veya cinsel bir ilişki olarak görmez.
Evlilik aynı zamanda;
mehir,
nafaka,
barınma,
ekonomik sorumluluk
gerektirir.
Bu nedenle bir kişinin evlilik isteğinin yanında bu ilişkinin getirdiği sorumlulukları taşıma kapasitesi de dikkate alınır.
“Mümin Cariyeler” Kimlerdi
Ayetin indiği dönemde kölelik dünyanın çok geniş bölgelerinde bulunan yerleşik bir kurumdu.
Savaş,
borç,
ticaret
ve doğum
gibi çeşitli yollarla insanlar köle statüsüne düşebiliyordu.
Ayetin sözünü ettiği kadınlar da bu tarihsel sistem içerisinde bulunan fakat Müslüman olmuş kadınlardır.
Bugün bu statünün hukuki karşılığı yoktur.
Kur’an Cariyenin İmanını Neden Özellikle Belirtiyor
Bu son derece dikkat çekici bir ayrıntıdır.
Toplumsal statüsü düşük görülen bir kadının bile Kur’an tarafından öncelikle iman sahibi bir insan olarak görülmesi önemlidir.
Ayet hemen ardından:
“Allah sizin imanınızı daha iyi bilir.”
der.
Bu, insanların birbirlerini yalnızca toplumsal statüleri üzerinden değerlendirmemeleri gerektiğine dair güçlü bir hatırlatmadır.
“Allah İmanınızı Daha İyi Bilir” Ne Anlama Gelir
İnsanlar dış görünüşe ve toplumsal konuma göre sınıflandırma yapabilir.
Biri;
özgür,
zengin,
soylu
olabilir.
Bir başkası toplumun en alt tabakasında bulunabilir.
Fakat Kur’an insanın Allah katındaki gerçek değerini toplumsal sınıf üzerinden belirlemez.
Allah kişinin gerçek imanını ve iç dünyasını bilir.
“Hepiniz Birbirinizdensiniz” İfadesi Neden Çok Önemlidir
Ayetin en güçlü ifadelerinden biri budur:
“Ba‘dukum min ba‘d” — siz birbirinizdensiniz.
Özgür ile köle arasında toplumsal statü farkı bulunabilir.
Ama insanlık açısından biri başka bir tür değildir.
Aynı insanlık ailesinin üyeleridir.
Bu ifade, dönemin keskin sınıf ayrımları içerisinde oldukça güçlü bir eşitlik mesajı taşır.
Bu İfade Köle ile Özgür İnsanı Tamamen Eşit mi Yapıyordu
Hukuki statü açısından o dönemde hayır.
Kölelik kurumu varlığını sürdürüyordu ve iki grubun hukuki statüsü aynı değildi.
Ancak ayet, bu statü farkının insanın;
imanını,
ahlaki değerini,
insanlık niteliğini
ortadan kaldırmadığını açık biçimde hatırlatır.
Bu nedenle tarihsel hukuki eşitsizlik ile insani değer birbirinden ayrılmalıdır.
“Sahiplerinin İzniyle Onlarla Evlenin” Ne Demektir
Kölelik hukukunda cariyenin hukuki statüsü sahibinin otoritesiyle bağlantılıydı.
Bu nedenle nikâh için sahibinin izni aranıyordu.
Bu hüküm bugünün özgür birey anlayışından oldukça farklıdır.
Modern dünyada yetişkin bir insanın evliliği başka bir insanın “mülkiyet iznine” bağlı olamaz.
Bu nedenle hükmü tarihsel kölelik hukukunun bir parçası olarak anlamak gerekir.
Cariyeyle Nikâh Yapılması Neden Önemlidir
Ayet cariyeyle ilişkiyi burada açıkça nikâh çerçevesinde ele alır.
Yani söz konusu kadın;
sadece cinsel kullanım nesnesi,
geçici ilişki aracı
olarak sunulmaz.
Nikâh;
hak,
sorumluluk,
mehir
ve hukuki statü
doğurur.
Bu, ayetin önemli yönlerinden biridir.
“Mehirlerini Güzelce Verin” İfadesi Neden Tekrar Ediliyor
Nisâ Suresi’nde mehir konusu birçok kez tekrar edilir.
Burada dikkat çekici olan, köle statüsündeki bir kadınla evlilikte bile kadının mehir hakkının korunmasıdır.
Yani:
“Zaten cariye, ona mehir gerekmez.”
denilmez.
Kadının toplumsal statüsü onun ekonomik hakkını ortadan kaldırmaz.

Mehir Kime Aittir
Ayette mehir kadınlara verilmesi gereken bir hak olarak belirtilir.
Bu nedenle nikâhın ekonomik boyutu doğrudan kadının hakkıyla ilişkilidir.
Evlilik kurulurken kadının maddi hakkı yok sayılamaz.
Bu ilke, özgür kadın için olduğu gibi bu ayette tarihsel olarak köle statüsündeki kadın için de vurgulanır.

“İffetli Olmaları” Ne Anlama Gelir
Ayet kadınların muhsanât, yani iffetli bir evlilik ilişkisi içinde olmalarından söz eder.
Buradaki amaç;
evlilik dışı rastgele ilişkiden,
sömürüden,
gizli cinsel bağlardan
uzak durulmasıdır.
Kur’an yine cinselliği sadece arzu üzerinden değil, sorumluluk ve sınırlar üzerinden düzenler.

“Zina Etmeyen ve Gizli Dost Tutmayan” Ne Demektir
Ayet iki ayrı ilişki biçimine dikkat çeker.
Biri açık biçimde evlilik dışı cinsel ilişki.
Diğeri ise gizli sevgili veya gizli cinsel partner ilişkisi olarak yorumlanan durumdur.
Kur’an evliliğin dışındaki gizli ilişki modelini de ideal olarak sunmaz.
İlişkinin açık, sorumluluk taşıyan ve hukuki çerçevede olması istenir.

Cariyeler Evlenince Statüleri Değişiyor muydu
Nikâh onların kölelik statüsünü otomatik olarak tamamen sona erdirmiyordu.
Ancak evlilik onlara yeni hukuki haklar getiriyordu.
Bu durum modern insan için doğal olarak sorunlu görünür çünkü bugün evlilik ile bir insanın başka bir insanın mülkiyetinde olması birbiriyle bağdaşmaz.
Tam da bu nedenle ayetin tarihsel hukuk bağlamından koparılmaması gerekir.

“Evlendikten Sonra Fuhuş Yaparlarsa Hür Kadınların Cezasının Yarısı” Ne Demektir
Ayetin daha zor bölümlerinden biri budur.
Nikâh sonrasında cariyenin açık bir cinsel suç işlemesi halinde özgür kadın için öngörülen cezanın yarısının uygulanmasından söz edilir.
Klasik hukuk bunu, köle statüsündeki kişinin hukuki ve toplumsal sorumluluk şartlarının özgür kişiden farklı olmasıyla açıklamıştır.
Bu hüküm de köleliğin mevcut olduğu tarihsel hukuk sistemine aittir.

Bir Cezanın Yarısı Nasıl Uygulanabilir
Bu soru klasik tefsirde önemli sonuçlara yol açmıştır.
Nur Suresi 2. ayette zina için yüz değnek cezası belirtilmiştir ve bunun yarısı elli olarak uygulanabilir.
Buna karşılık taşlama gibi bölünemeyecek bir cezanın yarısı mümkün değildir.
Klasik hukukçular bu ifadeyi zina cezalarının yapısını tartışırken önemli delillerden biri olarak değerlendirmişlerdir.
Bu konu tarihsel İslam ceza hukukunun karmaşık meselelerinden biridir.

“Bu, İçinizden Sıkıntıya Düşmekten Korkanlar İçindir” Ne Demektir
Ayet, cariyeyle evlenme yolunu özellikle evlenemediği takdirde cinsel veya ahlaki açıdan zor duruma düşmekten korkan kişi için bir kolaylık olarak sunar.
Yani hüküm sınırsız biçimde teşvik edilen bir seçenek gibi anlatılmaz.
Belirli bir toplumsal ve ekonomik zorunluluk bağlamında verilen ruhsat niteliği ağır basar.

“Sabretmeniz Sizin İçin Daha Hayırlıdır” Neden Söylenmiştir
Bu ifade ayetin çok önemli bölümlerinden biridir.
Kur’an söz konusu tarihsel evlilik yoluna izin verdikten sonra:
“Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır.”
der.
Yani ekonomik imkânsızlık içinde bulunan kişinin mutlaka bu yola başvurması emredilmez.
İzin vardır fakat sabır ayrıca daha hayırlı bir seçenek olarak belirtilir.
Bu, hükmün zorunluluk değil kolaylık olduğunu gösterir.

Nisâ Suresi 25. Ayetin Bugüne Verdiği En Büyük Mesaj Nedir
Nisâ 25 modern okuyucu açısından tarihsel bağlamı dikkate alınmadan anlaşılması zor ayetlerden biridir.
Çünkü ayet, köleliğin gerçek bir toplumsal kurum olarak var olduğu bir dünyaya hitap eder.
Bugün kölelik kaldırılmıştır.
Bir insanın başka bir insanı mülk edinmesi hukuken ve ahlaken kabul edilmez.
Bu nedenle ayetin tarihsel kölelik hükümlerini bugünün dünyasında yeniden cariyelik oluşturmanın gerekçesi gibi kullanmak doğru değildir.
Fakat ayetin kendi tarihsel dünyası içerisinde dikkat çekici ilkeleri vardır:
Toplumun en alt statüsündeki kadın bile iman sahibi bir insandır.
Onun nikâhı vardır.
Mehir hakkı vardır.
İffeti ve onuru vardır.
Ve en önemlisi Kur’an özgürlerle köleler arasındaki sınıfsal duvarın ortasında çok güçlü bir cümle söyler:
“Siz birbirinizdensiniz.”
Bu cümle, insanın gerçek değerinin;
servetinden,
özgür veya köle statüsünden,
toplumsal sınıfından
daha derinde olduğunu hatırlatır.
Belki de Nisâ 25’in tarihsel ayrıntılarının ötesine geçen en güçlü mesajı budur:
İnsanların toplumdaki statüleri farklı olabilir; fakat hiç kimse başka bir insanlık türüne ait değildir.
“İnsanları özgür, köle, zengin veya yoksul diye sınıflandıran toplumlar değişebilir; fakat ‘siz birbirinizdensiniz’ sözü bütün sınıfların altında ortak bir insanlık bulunduğunu hatırlatmaya devam eder.”
Ersan Karavelioğlu